T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1904

KARAR NO: 2023/1842

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 20/10/2017 (Dava) - 16/06/2020 (Karar)

NUMARASI : 2017/1176 Esas - 2020/280 Karar

DAVA: Tazminat
BAM KARAR TARİHİ: 28/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 28/11/2023

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2020 tarih ve 2017/1176 Esas - 2020/280 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/12/2010 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... palakıl aracın Kahta istikametinden Adıyaman istikametine seyri esnasında yolun yağışlı ve görüş mesafesinin kısıtlı olması sebebiyle karşı şeritte bulunan köprü inşaatı duvarına çarpışması neticesinde ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini meydana gelen trafik kazasında ... 'un eks olduğunu ileri sürerek, poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere şimdilik 200 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıya başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak olan yasal faizi ile tahsili ile müvekkiline dava vekalet ücreti bakımından davacıların birlikte dava açmalarını objektif dava birleşmesi niteliğinde başka bir deyişle ihtiyari dava arkadaşı konumunda olmaları nedeni ile her bir davacı müvekkil için ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı tarafça süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince; "...davacıların desteğinin öldüğü kazada, kusur oranlarının ne olduğu, davacıların varsa destek tazminat alacaklarının ne olduğu, taraflar arasında kesin hüküm olup olmadığı " şeklinde belirlenmiştir. Sigorta tahkim komisyonunun 26/09/2014 tarih, 2014/2929-55 E.ve 2014/3194 K. Sayılı kararı incelendiğinde mahkememiz nezdinde açılmış bulunan davadaki taleplerle aynı nitelikte olduğu ve taraflarının aynı olduğu sigorta tahkim komisyonu tarafından verilen kararın kesinleştiği ve mahkememiz huzurunda açılan dava açısından kesin hüküm niteliği taşıdığı..." gerekçesiyle davanın daha önceden kesin hükme bağlanmış olması sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 30/12/2010 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Kahta istikametinden Adıyaman istikametine seyri esnasında yolun yağışlı ve görüş mesafesinin kısıtlı olması nedeniyle karşı şeritte bulunan köprü inşaatı duvarına çarpması neticesinde ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin desteği ...'un hayatını kaybettiğini, müvekkilleri ... ve ...'un davalıdan istemiş olduğu tazminatın, destekten yoksun kalma tazminatı olduğunu ve ölen kişinin ardında bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bu bakımdan yoksun kalmaları nedeni bu davayı açtıklarını, söz konusu kaza ile ilgili 09/05/2014 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu kararının herhangi bir hukuki temele dayandırılmadan verildiğini ve kadarın hatalı olduğunu, Tahkim Komisyonu tarafından davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olup olmadığına bakılmaksızın kesin hüküm verildiğini, ancak söz konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak esasa girilerek bilirkişi inceleme yapılması halinde davanın değerinin ortaya çıkacağını, kararın kesin karar olarak verilmesinden dolayı Üst Kurula başvuru yapılmadığını, ancak temyiz yoluna başvurulduğunu, temyiz başvurusunun hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğini, yerel mahkeme tarafından hatalı hakem kurulu kararının kesin hüküm olarak kabul edilerek verilen karar sonucunda davacı müvekkilinin hak kaybına uğradığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece; dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

Davacılar vefat edenin anne ve babası olup destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişlerdir. Davalı ise cevabında, davacıların aynı olay ile ilgili aynı taleple hakem heyetine başvurduklarını, başvurunun reddine karar verildiğini, bu kararın temyiz edilerek onanması sebebiyle kesin hüküm itirazında bulunmuşlardır. Mahkemece sigorta tahkim komisyonu kararı ile davadaki taleplerin ve tarafların aynı olduğu ve tahkim kararının kesinleştiği gerekçesiyle kesin hüküm sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

Dosyada yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 26/09/2014 tarih ve 2014-E-2929-55, K-2014-3194 sayılı kararının yapılan incelemesinde; başvurucuların davacılarımız, başvuru sebebinin dava konumuz ile aynı olay sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talebi olduğu, başvurunun zamanaşımı sebebiyle kesin olmak suretiyle reddolunduğu, kararın 15/10/2014 tarihli yazı ile İstanbul Anadolu Adliyesi Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimliğine gönderildiği, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/72 D.İş ve 20/10/2014 tarihli kararı ile hakem dosyasının mahkeme arşivinde saklanmasına karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyon kararının temyiz edildiği, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/353 E. - 2017/6212 K. ve 31/05/2017 tarihli kararı ile söz konusu kararın temyize tabi olmadığı ancak komisyon nezdinde itiraza tabi olduğu, komisyona müracaat etmeden davacıların doğrudan temyize başvurmalarında hukuki yararlarının bulunmaması sebebiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Davacılar bu kez 11/09/2017 tarihli dilekçe ile kanun yolunda yanılma olduğu gerekçesiyle dosyanın hakem komisyonu başkanlığına gönderilmesi için İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesine başvurmuş, mahkemece 2014/72 D.İş ve 19/09/2017 tarihli karar ile başvuru süresinin dolduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. 5684 sayılı yasanın 30/12. Maddesine göre, Beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları kesindir. Beş bin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebilir....İtiraz talebi münhasıran bu talepleri incelemek üzere Komisyon tarafından teşkil edilen hakem heyetlerince incelenir. İtiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verilir. Beşbin Türk Lirası ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararları bu madde uyarınca süresinde itiraz başvurusunda bulunulmaması hâlinde kesinleşir. Bu uyuşmazlıklar hakkında bu madde uyarınca yapılan itiraz üzerine verilen karar kesindir. Kırk bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlar için temyize gidilebilir.

Öncelikle Yargıtay'ın temyiz incelemesine dair kararı işin esasına ilişkin verilmiş bir karar değildir. Mahkemece bu durumda yapılması gereken iş, davaya konu tahkim dosyasına ait bütün evraklar getirtilip tahkim kararın davacılara tebliğ tarihi ve davacıların bu karara karşı Yargıtay'a yaptıkları temyiz başvuru tarihine göre davacıların temyiz başvurusunun kanun yolunda yanılma olarak Komisyon'a süresi içerisinde yapılmış bir itiraz başvurusu olarak kabul edilip edilemeyeceği tartışıldıktan sonra gerekirse işin esasına girilerek yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır.

Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacılar vekilinin istinaf itirazlarının ESASTAN KABULÜNE; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/06/2020 tarih ve 2017/1176 Esas - 2020/280 Karar kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.İSTİNAF AŞAMASINDA; davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,

4.İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,

5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6.Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/11/2023

Karar Etiketleri
28.11.2023 KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 K5684 md.30/12 K6100 md.6 HMK md.353 HMK md.362/1