11. Hukuk Dairesi         2022/3121 E.  ,  2023/5429 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/44 Esas, 2021/1440 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2016/772 E., 2019/746 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 26.09.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı Hür Narenciye Ltd. Şti.'nin limon alım satımı konusunda anlaştığını, davalıların birlikte hareket ederek aslında davalı ...'e ait olan limon bahçesini sanki davalı şirketin limon bahçesi gibi göstererek hile ile müvekkilini limon alım satımı anlaşması hususunda ikna ettiklerini, davalı şirkete iki adet çek verdiğini ancak limonların teslim edilmediğini, müvekkilinin 1095701 numaralı 23.12.2016 tarihli 150.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çekin davalı şirket ile müvekkili arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilinin alacağına karşılık ciro edilerek müvekkiline teslim edildiğini, mücerretlik ilkesi gereği bu çekin neden diğer davalıdan alındığının açıklanmak zorunda olunmadığını, davacı ve davalı şirket arasındaki bedelsizlik iddiasının şahsi defi olduğunu, müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, diğer çekin ödendiğini, bunun da davacı ile davalı şirketin edimlerini yerine getirdiğini gösterdiğini savunarak davanın reddini, davacının tazminata mahkum edilmesini istemiştir.

2.Davalı Hür Narenciye Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davalı ...'in, Kerem'e ait bahçedeki limonların satışı konusunda kabala olarak anlaştıklarını, müvekkilinin de Kerem'den aldığı bahçenin ürünlerini davacıya kabala sattığını, davacının bahçenin müvekkiline satılıp satılmadığını araştırdığını ve ikna olunca da dava konusu çekleri keşide edip müvekkiline teslim ettiğini, müvekkilinin de bu çekleri sürekli olarak ilişkide olduğu davalı ...'e ciro ettiğini, müvekkilinin Kerem'den satın aldığı bahçeyi sözleşme gereği davacı şirkete teslim ettiğini ve bu surette edimini yerine getirdiğini, davacının keşide ettiği çeklerden ilkini ödediğini, ikincisini ödememek için bu davayı açtığını, diğer davalı tarafından müvekkili hakkında takip başlatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen çek ile dava dışı çekin davacı tarafından davalı Hür Narenciye Tarım Şirketine limon ürünü karşılığında verildiği, davalı şirket tarafından çekin verildiği diğer davalıya ait bahçeden çek karşılığı limon ürününün davacıya teslim edilmediği, diğer davalı ...'in bahçe sahibi olması nedeniyle çek karşılığı limon ürününü teslim edilmediğini bilebilecek durumda olduğu, dinlenen tanıklardan Şükrü tarafından davacının limonlarının bir kısmını kestiği, kalan kısmını ise don vurduktan sonra kesmediğini belirttiği, davacının dava konusu çekten dolayı çekin lehtarı olan davalı şirkete borçlu olmadığının ispat edildiği, bu kapsamda çekin ciro edildiği, diğer davalının iyi niyetli olup olmadığının tanık dahil her türlü delille ispat edilebileceği, dava konusu çek hamili olan diğer davalının çekin bedelsiz kaldığını bilebilecek durumda olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin bahçesini kabala olarak davalı şirkete sattığını, satım bedelinin peşin olarak verilmesini veya güvenli müşteri çeki verilmesini istediğini, davalı şirket sahibi...'ün ürünleri davacı şirkete sattığını beyan edip davacı şirkete ait çekleri getirdiğini, müvekkilinin davacı ve davalı şirket arasındaki ilişkinin ayrıntılarını bilemeyeceğini, tanıkların ve raporların kendisinin haklılığını ortaya koyduğunu, defterde aksi bir durum olmadığını, müvekkili aleyhine yapılan suç duyurusunun da takipsizlikle sonuçlandığını ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Hür Narenciye Tarım San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıdan çeklerin alındığını ve bahçenin de davacıya teslim edildiğini, davacının anlaşma sonrası dava konusu bahçeden 200.000,00 TL'lik limon toplayarak teslim aldığını, bilirkişi raporunda bunun 144.080,80 TL olduğu bildirilmiş ise de kilogramının belli olduğunu, bu nedenle eksik teslim yapıldığına yönelik belirlemenin son derece hatalı olduğunu, 200.000,00 TL'lik limonun toplandığını, müvekkilinin davacının diğer kısmı toplayıp toplamadığını takip etmediğini, müvekkilinin bahçeyi davacıya teslim ederek edimini yerine getirdiğini, davacının kendi kusuru ve inisiyatifi ile bahçeden eksik limon toplayarak teslim aldığını, müvekkilinin diğer davalıdan kabala olarak satın aldığı bahçedeki ürünü yine davacı şirkete kabala olarak sattığını, tanık beyanları ve ürünün davacı işçileri tarafından kesilmesinin bu durumu ortaya koyduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti davasında ispat yükünün davacıda olduğu, somut olayda hem davacı hem de davalı şirketin dava konusu çek ile dava konusu edilmeyen diğer çekin taraflar arasındaki limon alım satımı kapsamında davacı tarafından keşide edilip davalı şirkete verildiğini kabul ettikleri, çekin veriliş sebebi taraflarca açıklandığından ve temel ilişki taraflarca kabul edildiğinden davalı şirketin satımın kabala olduğunu ya da çek bedeli kadar limonu davacıya teslim ettiğini ispatlamak zorunda olduğunu, her ne kadar davalı şirket, limon bahçesini kabala olarak davacıya sattığını iddia etmekte ise de davacı ile davalı arasındaki satımın kabala satım olduğuna ilişkin bir sözleşme sunulmadığı, davacı tarafça satımın kabala olduğunun kabul edilmediği, bizzat davalı şirket tarafından davacı şirket hakkında düzenlenen 04.11.2016 tarihli satım faturasının da iddiasının aksi yönünde olduğu, faturanın 184.070 kg limon karşılığı 144.080,80 TL tutar için düzenlendiği, davalı şirketin dayandığı delillerle satımın kabala olduğunu ispat edemediği, ki çek tutarı olan 300.000,00 TL miktarında limonun da davacıya teslim ettiğini ispat edemediği, dava konusu çekin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davalı şirket aleyhinde açılan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu; bedelsizlik savunmasının borçlu ile alacaklı arasındaki temel borç ilişkisinden doğan ve şahsi def’i niteliğinde olduğu ve kambiyo senetlerinin, mücerret, ihdasî ve kamu güvenine mazhar olmaları nedeniyle, sadece temel borç ilişkisinin karşı tarafına, yani lehtara yöneltilebileceği, çeki ciroyla devralan hamillere karşı da bu def’inin ileri sürülebilmesi için hamilin çeki devralırken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olduğunun ispatlanmasının gerektiği, davaya konu olayda bahçe sahibi olan davalı ...'in bahçesindeki limonları davalı şirkete sattığı, davalılar arasındaki satım türünün davacı tarafça dosyaya sunulan 17.09.2016 tarihli sözleşme örneğinden, tanık anlatımlarından ve tarafların beyanından kabala satım olduğu, limon bahçesinin kabala olarak satılmasından sonra davalı ...'in bahçesindeki limonlar üzerinde bir tasarruf hakkının bulunmadığı, davalı şirketin kabala olarak aldığı limon bahçesindeki ürünü daha sonra davacıya sattığı, davacının ticari ilişkisinin davalı şirketle olduğu, aksinin yani davalıların birlikte hareket ederek davacıyı zarara uğrattıklarının ispat edilemediği, davalı ...'nun çeki kötü niyetli olarak iktisap ettiğinin de ispatlanamadığı, kabala satım sonrası bahçesindeki limonlar üzerinde tasarruf hakkı bulunmayan davalı ...'nun salt bahçe sahibi olması ve bu nedenle limonların teslim edilip edilmediğini bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle kötü niyetli olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davacının davalı ...'ya yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına,yeniden hüküm kurulmasına, davacının davalı ... aleyhinde açtığı davanın reddine, davacının davalı şirket aleyhinde açtığı davanın kabulü ile dava konusu çekten dolayı davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine, davacının tazminat talebinin koşulları gerçekleşmediğinden reddine, dava değeri olan 150.000,00 TL'nin %20'si olan 30.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'ya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin aracı komisyoncu olduğunu, ortada davalılar arasında ve davalı şirket ile müvekkil şirket arasında olmak üzere iki farklı sözleşme bulunmadığını, aralarında yüksek miktarda alışveriş mevcut olan davalıların birbirlerinin içinde bulundukları durumu bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı ...'in davaya konu çekin limonlar için verildiğini ve bahçe sahibi olması nedeni ile limonların ağacın başında kaldığını bilmesi nedeni ile iyi niyetli olmadığını, tanık beyanlarının müvekkilini doğruladığını, davalı ... lehine tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 nci maddesi.

2.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 200 ve devamı maddeleri.

3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 72 nci maddesi.

3.Değerlendirme

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tediyesi amacıyla verilir. 6098 sayılı Kanun'un 207 nci maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Bir başka deyişle, aslolan peşin satış olup mal ve semenin aynı anda verildiği konusunda yasal karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir.

3.Taraflar arasındaki sözleşme limon alım satımına ilişkin olup davacı davalıya verdiği çek karşılığı kendisine limon teslimi yapılmadığını ve çekin bedelsiz kaldığını, davalı ise taraflar arasındaki satışın kabala (dalında satış) olduğunu ve bahçenin davacıya teslimi ile kendisinin edim yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunmuştur. Davacı, yukarıda açıklanan karinenin aksini iddia etmiş olmakla kendisine mal teslim edilmediğini, çek nedeniyle borçlu olmadığını 6100 sayılı Kanun'un 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispat etmek zorundadır.

4.Her ne kadar davacı taraf, davalının savunmasının aksine satışın kabala olmadığını iddia etmiş ise de bizzat davacı tanıkları tarafından da beyan edildiği üzere tarafların kabala (dalında satış) olarak kararlaştırıldığı, ürün hasadının davacı tarafça yapıldığı, kabala usulde yapılan satışlarda hasılat sonucu tahmin edilen mahsulden fazla ve daha az ürün çıkması halinde tarafların birbirlerinden herhangi bir talepte bulunamayacakları, sözleşmenin taraflarının aldıkları riskin sonuçlarına katlanmaları gerektiğinin kabulü gerekir.

5.Bu açıklamalara göre, davacının çekin mevcut bir borcun ödenmesi için verildiğine ilişkin yasal karinenin aksini ispat edemediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı şirkete iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
28.09.2023 BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6098 sayılı Kanun 6100 sayılı Kanun