3. Hukuk Dairesi 2022/8085 E. , 2023/3070 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ve dahili davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve dahili davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı asıl ..., dahili davacı ...ve vekilleri Av. ... ile davalı vekili Av. ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24 üncü maddesinin birinci fıkrası ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince görüşmenin bırakıldığı 02.11.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; tarafların uzun yıllar öncesine dayanan arkadaşlıkları bulunduğunu, birikimlerini değerlendirmek üzere işin uzmanı davacı ...'ye tevdi ettiklerini, Yatırım ... A.Ş.nin ... şubesinde bulunan ... numaralı hesapta taraflara ait paraların 58.871,85 TL oluncaya kadar biriktirildiğini, bu miktara ulaşınca yine aynı şubede davalı adına açılan 44526 numaralı hesaba tarafların ortak rızası ile geçirildiğini, hesabın daha fazla faiz ve olanak sağlaması için bir kişi adına açılmış olduğunu, buna karşılık davalı tarafından davacı ...'ya ...
1.Noterliğinin 03.07.2000 tarihli vekaletname ile para çekme gibi hususlarda yetki verildiğini, adına yatırılan hesaptaki paranın 682.305,00 TL'ye ulaşması üzerine davalının 11.06.2008 tarihinde davacıların haberleri olmadan parayı çektiğini 30.10.2008 tarihinde öğrendiklerini, bunun üzerine görüştükleri davalı tarafından paranın bir yıllık vadeli hesaba yatırıldığı bildirilerek vade sonu olan 11.06.2009 tarihinde paylaşma önerisi getirildiğini, bunu kabul ettiklerini, vade bitiminde aramalarına ve 13.08.2009 tarihinde ihtarname göndermelerine rağmen ise sonuç alamadıklarını ileri sürerek; davacıların payı olan 325.605,00 TL'nin 11.06.2008 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; söz konusu paranın davalıya ait olup davacı hesabından davalı hesabına aktarıldığını, işin uzmanı olan davacıların yatırım konusunda işlem yapmak üzere davalı tarafından vekaletname ile yetkilendirildiğini, aralarındaki dostluk ilişkisine dayanılarak bazı boş kağıtların ve vekaletnamenin imzalandığını, davalının bekar ve yalnız biri olduğunu, davacı ... tarafından aranarak "Senin paraya ihtiyacın mı var, çoluk cocuğun mu var, bak biz çocuk okutuyoruz, bu parayı bize versen ne olacak?" şeklinde şaka yollu sözler sarfedildiğini, bunun üzerine Yatırım ... A.Ş.ye giderek kendisine ait olan paranın tamamını çektiğini, bu tarihe kadar davacılar tarafından çeşitli miktarlarda hesaptan çekilen paranın toplam 193.190,83 TL olduğunu, bu konuda ayrıca dava açacaklarını, talebin haksız olduğunu, davacıların bir hakkının olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı yanın mirasçılarının isticvap edildiği, beyanları doğrultusunda ilgili evrakların yazılı delil başlangıcı sayılamayacağı, yine davalıların murisinin dinlendiği celsede de davalı asılın evraklar yönünden yazılı delil başlangıcı sayılabilecek şekilde bir beyanda bulunmadığı gözetilerek tanık dinlenmesine yer olmadığı, davacı yanın yemin teklifini kabul eden davalı mirasçıların yemini eda ettiği, tarafların öncesinden arkadaş olduğu, davacı ... adına açılan yatırım hesabında paranın biriktirildiği ve sonrasında 1998 yılında 58.871,85 TL'nin davalı adına aynı şirket nezdinde açılan hesaba transfer edildiği, paranın 2008 yılına kadar bu hesapta işlem gördüğü, davalı adına açılan hesapta işlem yapmak üzere davacı ...'ya vekaletname verildiği ve vekaletnamenin bankaya ibraz edilip bununla işlem yapıldığı, çeşitli tarihlerde para çekilerek toplam 175.598,00 TL paranın davacılar tarafından hesaptan alındığı, öncesinde davacı ... hesabındaki paranın davalı adına tek başına açılan hesaba yatırıldığı, paranın gönderilmesine ilişkin herhangi bir açıklama olmadığı, paranın ortak para olduğuna dair yazılı bir delil sunulmadığı, kaldı ki hesapta işlem yapmak üzere davacı tarafça vekaletname alındığı ve bu vekaletname ile işlem yapıldığı, yatırım uzmanının davacı taraf olduğu, ortak hesap açılmasına engel bir durumun bulunmadığı, bu durumda hesabın ve hesaptaki paranın sahibi davalı olup, uzman olan davacılarca hesapta işlem yapmak ve parayı değerlendirmek üzere vekaleten işlem yapıldığı, paranın güven ilişkisinin bozulması nedeniyle davalı tarafından anılan hesaptan çekilerek başka bir hesaba gönderildiği, parada davacıların hak sahibi ve ortak olduklarına dair iddianın ispatına yarar yasal herhangi bir delil olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili; Mahkemenin davanın hukuki nitelemesinde hataya düştüğünü, dava dosyasına sunulan deliller, alacağın varlığına ilişkin teknik rapor ve hukuki mütaalaya rağmen meselenin sadece adi havale olarak değerlendirildiğini, dava konusu paranın geçmişini ve yaşadığı yatırım sürecini gösteren, dosya kapsamında ve Mahkeme kasasında bulunan resmi nitelikteki kayıt ve belgeler ile bu belgeler çerçevesinde oluşturulan ve tam bir mutabakat halindeki, dava konusu paranın gün gün, kuruş kuruş takip edildiği adi yazılı belgelerin yeterince incelenmediğini, taraflar arasında 37 yıllık güvene dayalı bir dostluk ve bir dönem ... arkadaşlığı bulunduğunu, davacılardan Bedii'nin ... konusunda uzman olduğunu, davalının tek yakını olan abisinin parası hakkında bilgi edinmesini istemediğinden bu durumun gizli kalmasını talep ettiğini, hesap kayden davalı adına görünse de tümünün hisselerinin bulunduğunu, davalının sadece hesapları izlediğini, başkaca katkısının olmadığını, davacı ...'nın davalı tarafından verilen geniş yetkiler içeren vekaletname bulunmasına rağmen hesapla ilgili olarak sınırlı işlemler yaptığını, davalının hesabı boşalttığı tarihe kadar da taraflar arasında herhangi bir niza çıkmadığını, Mahkemenin davanın kanıtlanamadığına ilişkin gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu, hesabın başlangıçta vergiden muaf olabilmesi için kod numarası ile açıldığını, yasal zorunluluk sebebiyle kişiselleştirildiğini, davacı ... tarafından davalı adına açılan hesaba virman yapıldığını ve bu hesaba sadece davacı hesabından para aktarımı yapılmış olup, sonrasında para yatırma işlemi yapılmadığını, hesabın vekaletname ve davalının kabulü doğrultusunda yıllarca davacı tarafça yönetildiğini, bilirkişi raporu ile de bu hususun tesbit edildiğini, yazılı delil başlangıcı niteliğinde belgeler bulunmasına rağmen tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, Mahkeme kasasına alınan mali kayıtların hiç incelenmediğini, ibraz edilen belgelerin ... şirketi kayıtları ile bire bir uyumlu olduğunu ve davada hisselerinden fazlasını istemediklerini, davanın ispatlanmış olduğunu ileri sürerek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın iddiasının taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu yönünde olduğu, davalının bir ortaklık bulunduğunu kabul etmediği ve davacının hesabına virman yaptığını beyan ettiği paranın esasen borç ödemesi olduğunu savunduğu, müşterek hesap şeklinde bir hesap sözkonusu olmayıp hesabın sadece davalı adına kayıtlı şahsi hesap niteliğinde olduğu, davacı tarafın esasen bu hesabın ortak olduğunu, hesaptaki parada kendilerinin de hissesinin bulunuğunu ileri sürdüğünü, taraflar arasında yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi yapılmadığını, kural olarak adi ortaklık ilişkisinin geçerliliğinin herhangi bir şekle bağlı olmadığı ancak ihtilaf çıktığında adi ortaklık ilişkisinin varlığını ispat yükünün iddia edene düşeceği, bu iddiayı ileri süren tarafın adi ortaklık ilişkisi bir sözleşme olduğundan iddiasını kesin delil ile ispat etmesi gerektiği, bu yazılı delilin, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olması gerektiği, açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun varlığına delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa sözleşmenin tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceği, Mahkemece belirtilen gerekçelerle kaldırma kararına uygun yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesinde, maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf dilekçelerindeki sebepleri tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, adi ortaklıktan kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi gereğince herkes iddiasını ispatla yükümlüdür.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesi; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir.
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 555 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelik olarak bir ödeme vasıtasıdır.Yani havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) ileri süren havaleyi yapan kişi, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
4.Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşme olup, adi ortaklık ilişkisi mutlaka sözleşme temeline dayanır. Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir.
5.Her ne kadar adi ortaklık ilişkisi herhangi bir şekle bağlı değilse de, bu kural geçerlilik şekli bakımından söz konusu olup, ihtilaf çıktığında adi ortaklık sözleşmesinin varlığını ispat yükü, adi ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer.
3.Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine ve kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı tarafça her ne kadar davalı hesabındaki paranın ortak olduğu iddia edilmişse de, ortak olduğu iddia edilen paranın davalı hesabına gönderilmesine dair herhangi bir açıklama yazılmadığı, yukarıda yer verilen hukuk kuralları gereği havale bir borç ödeme vasıtası olup, mevcut borcun ödenmesi amacıyla yapıldığına dair yasal karinenin mevcut olduğu, davalı tarafın dava konusu paranın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, davacı tarafın ise paranın ortak para oldğunu yasal delillerle ispatlayamadığı, dosya kapsamında paranın ortak para olduğuna dair delil başlangıcı bulunmadığı, bu durumda davanın tanıkla ispatının da mümkün olmadığı, davacı tarafça davalı tarafa teklif edilen yeminin davalı mirasçılarınca kabul edilerek eda edildiği anlaşılmakla, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacı taraftan alınıp davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.