Esas No
E. 2020/1767
Karar No
K. 2023/1148
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1767

KARAR NO: 2023/1148

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/11/2019

NUMARASI: 2017/928 Esas - 2019/1012 Karar

DAVA: Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/11/2023

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan 01/09/2009 tarihli Otobüs İç Temizliği Hizmet Alım Sözleşmesi sonrası adı geçen firmaya davalı ... A.Ş. Fındıkzade Şubesi'nden 18/06/2010 tarih ve ... referans numaralı 1.070.000,00-TL bedelli teminat mektubu verildiğini ve mektubun şubece teyit edildiği, bu teyit ile banka ile müvekkili kuruluş arasında garanti sözleşmesinin kurulduğu ve hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başladığını, sözleşmenin uygulanmasından 2012 yılına kadar yüklenici firmanın sözleşmeye Sayıştay sorgusu neticesinde tespit edilen aykırı fiilleri nedeni ile dava konusu mektubun nakde çevrilerek bedelinin ödenmesi için 28/12/2012 tarih ve ... sayılı yazı ile davalı bankadan istenildiğini, banka tarafından talebin reddedildiğini, bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğu ve Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/354 sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, davalı Anadolubank tarafından gönderilen 09/01/2013 tarih ve 68 numaralı yazıda söz konusu mektup aslının 08/02/2012 tarihinde bankaya iade edildiği ve kayıtlardan çıkışının yapıldığının söylendiği, bankalarına 3. Kişilerce ibraz edildiği belirtilen ve EGO'ya verilmiş bulunan teminat mektubu ile yüklenici tarafından sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi halinde ilk talepte ödeme kaydı ile teminat altına alındığını, teminat mektubu verilmesi ile banka ile ... arasında yüklenici ile olan temel sözleşmeden ayrı olarak garanti sözleşmesi kurulduğu, garanti sözleşmesi ile bankanın davacı kuruluşa ilk ödeme talebinde 1.070.000,00-TL'nin ödenmesinin taahhüt edildiğini, tahsil amacı ile gönderilen teminat mektubunun sahte veya gerçek olmasının garanti sözleşmesinin kurulması açısından bir önemi bulunmadığını, garanti sözleşmesinde yasalara göre herhangi bir şekil şartının söz konusu olmadığını, bankanın yüklenici lehine teminat iradesi ile müvekkili kuruluşa kabul iradesinin varlığının garanti sözleşmesinin kuruluşu için yeterli olduğunu, teminat mektubu metninin garanti sözleşmelerinde bir şekil şartı olmadığını, teminat mektubu aslının davacı kuruluşun haricinde 3. Kişi tarafından bankaya verilmiş olmasının bankanın garanti sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, garanti sözleşmesinin taraflarının banka ve müvekkili kuruluş olduğunu, müvekkili kuruluşun sözleşmeyi sonlandırma iradesi olmaması halinde sözleşmenin sona ermesi veya banka sorumluluğunun ortadan kalkmasının hukuken mümkün olmadığını, bankanın basiretli ve özenli davranarak kuruluş dışında 3. kişilerce iade edildiğinde sorumluluğun sonlandırılması adına muhatapla ibralaşması gerektiğini belirterek banka teminat mektubundan doğan 1.070.000,00-TL alacağın 28/12/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu teminat ve kefalet mektubunun müvekkili bankanın kredili müşterisi ... Tic. Ltd. Şti. tarafından bankaya teslim edildiğini, müvekkili bankanın Fındıkzade Şubesi ile .... Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanmış bulunan genel kredi sözleşmesine istinaden Ankara Büyük Şehir Belediye Başkanlığı ... İşletmesi Daire Başkanlığı'na hitaben 18/06/2010 tarih ve ... numaralı 1.070.000,00-TL'lik teminat ve kefalet mektubu tanzim edilerek şirket yetkililerine verildiğini, söz konusu mektup aslının 08/02/2012 tarihinde ... A.Ş. Merter Şubesi'ne mektup konusu işin bittiğinden bahisle iade edildiğini, mektup aslının iade edilmiş olması ve o tarihe kadar teminat mektubu ile ilgili tazmin talebinin olmaması sebebi ile müvekkili bankanın kayıtlarından çıkışının yapıldığını, 28/12/2012 tarihinde muhatap Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından müvekkili bankanın Ankara Şubesi'ne hitaben yazılan yazı ile söz konusu mektubun tazmin edilerek bedelinin ilgili hesaplara gönderilmesinin istenildiğini, banka kayıtlarında teminat mektubu kayıtlarında teminat mektubu aslının iade edildiği ve risk çıkışının yapıldığı tespit edilerek bu nedenle tazmin talebinin yerine getirilemeyeceğinin bildirildiğini ve mektubun teyit yazısı gönderilerek tazmin talebinin yinelendiğini, yapılan incelemede tazmini istenilen ve müvekkili bankanın Ankara Şubesi'ne ibraz edilen teminat mektubunun sahte olduğunu, mektup üzerindeki hologram ile banka adına atılan imzaların sahte olduğunun anlaşıldığını ve tazminin mümkün olmadığının beyan edildiğini, müvekkili bankaya sahte mektup ibraz edilerek nakte dönüştürülmek istendiğini, ... Genel Müdürlüğü elinde teminat mektubu aslının bulunmadığı halde teminat mektubunun tazmininin talep edilmiş olduğunu, tazmini talep edilen mektup üzerinde inceleme yapılması halinde mektubun sahte olarak düzenlendiğinin ortaya çıkacağını, söz konusu teminat mektubu ile ilgili olarak gerek davacının gerekse bankanın suç duyurusunda bulunduğunu, davacı tarafın suç duyurusunda bulunmakla bu hususları kabul ettiğiüni açıkça ikrar ettiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Sahtecilik Ve Dolandırıcılık Bürosu'nun 2013/16764 numaralı dosyasından yapılan soruşturma sonucunda aralarında ... çalışanlarının da bulunduğu şüpheliler ve dava dışı .. Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilileri hakkında sahte teminat mektubu tanzim ederek müvekkili bankayı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı ... Genel Müdürlüğü Bütçe ve Mali İşler Daire Başkanlığı'nı dolandırdıkları iddiası ile Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/354 esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve davanın sonucunun davayı doğrudan etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Bankaların özen yükümlülüğü ve sorumluluklarına ilişkin bu teorik açıklamalardan sonra somut olaya geri döndüğümüzde açıklandığı üzere dava, banka teminat mektubuna dayalı alacak talebine ilişkin olup, teminat mektupları hukukî nitelik itibari ile garanti sözleşmesi niteliğindedir. Sözleşmenin tarafları ise banka ile lehine garanti verilen kişidir. 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi başkasının fiilini taahhüdü düzenlemekte olup, yeni 6098 sayılı TBK'nun 128. maddesinde bu kurum başkasının fiilini üstlenme başlığı altında düzenlenmiştir.

Uyuşmazlığın çözümünün yasal düzenleme çerçevesinde bankacılık uygulamalarına göre yapılması gerekmektedir. Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2010 tarih 2008/8999-2010/451 E.K. sayılı ilâmı 19 Hukuk Dairesi'nin 18/09/2017, 2016/10368-2017/5920 E.K. sayılı ilâmı da nazara alınmak sureti ile banka uygulamalarında aslı bankaya ibraz edilen teminat mektubunun çıkışı için muhatabından teminat mektubunun çıkışının yapılması için teyit alınması uygulamasının bulunmadığı, teminat mektubu aslının bankaya teslim edildiğinde başkaca bir işleme gerek olmaksızın teminat mektubunun kayıtlardan çıkışının yapılması gerektiği, bankanın teminat mektubunun aslının ne sebeple ele geçirildiğinin araştırma yükümlülüğünün olmadığı kabul edilmiştir. Buna göre somut olayda teminat mektubu aslı kendisine teslim edilen bankanın da o tarihe kadar teminat mektubu ile ilgili tazmin talebinin olmaması sebebi ile banka kayıtlarından teminat mektubunun çıkışını yaptığı, bilahare sahte teminat mektubu ile tazmin talebinde bulunan davacı idarenin talebini reddetmekte haklı olduğu, her ne kadar davacı 18/06/2010 tarihli teyit yazısı nedeni ile davalı bankanın kendisine karşı sorumluluğunun devam ettiğini öne sürmüş ise de anılan teyit yazısının düzenlendiği tarihte henüz mektubun bankaya iade edilmemiş olduğu ve davacıya yüklenici firma tarafından anılan mektubun aslının mı yoksa sahtesinin mi teslim edildiğinin ise davalı banka tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasının ispatlanamadığı, davacının zararından sorumlu tutulamayacağı, davacının iş bu davada haksız olduğu kanısına varılmakla tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ek bilirkişi kurulu raporunda ve 17/08/2018 tarihli kök bilirkişi raporunda yapılan değerlendirmelere ilişkin yapılan sözlü ve yazılı itirazlarına değinilmediğini, kök bilirkişi raporunda varılan sonuç ve kanaatin aynen tekrar edildiğini, raporda "davacının kusurlu olduğu" yönünde yapılan müvekkili kuruluşa yönelik kusur değerlendirmesine katılmadıklarını, bilirkişi heyetinin taraflar arasında garanti sözleşmesi ilişkisi olduğunu kabul ettiğini, garanti sözleşmesi ilişkisi ile davalı bankanın müvekkili kuruluşun riskini üstlendiğini, dolayısıyla riskin gerçekleşmesi halinde garanti edilen meblağın davalı banka tarafından ödeneceğinin bilirkişi heyetinin yine kabulünde olduğunu, davalı tarafın sözleşmenin kurulmadığı, teminat mektubu verilmediği, teminat mektubunun teyidine yönelik bir itirazının da bulunmadığını, dolayısıyla garanti sözleşmesinin kurulup kurulmadığı hususunun uyuşmazlık dışı olduğunu, garanti sözleşmelerinde teminat mektubunun ispat aracı olmakla birlikte dosyada davalı tarafın sözleşmenin bulunmadığına veya garanti tutarına bir itirazı olmadığından bu hususlarda ispat külfetlerinin de bulunmadığını, bilirkişi heyetinin teminat mektubunun teyidinin teminat mektubu aslının ibraz edilerek alınmasının daha doğru olacağına ilişkin görüşünün yerinde olmadığını, teminat mektubunun davalı bankanın İstanbul şubesine verildiğini, müvekkili kuruluşunun merkezi ve görev yeri Ankara olduğundan teminat mektubunun aslının İstanbul'a götürülerek ibraz edilmesi ve teyit alınmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, fiiliyatta uygulanması istenebilecek makul bir durumda olmadığını, teminat mektubunun ispata yönelik olması nedeniyle müvekkili kuruluşu ile davalı arasında garanti sözleşmesinin derdest iken risk gerçekleşmiş olduğundan davalı bankanın sözleşme gereği garanti ettiği tutardan sorumlu olduğunu, davalı bankanın edimini yerine getirmesine engel olacak müvekkili kuruluşun herhangi bir kusurunun da bulunmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın kendisine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, herhangi bir araştırma yapma yükümlülüğünün müvekkili bankaya yüklenemeyeceğini, mektubun aslında ... Tic. Ltd. Şti.'nin eline ne şekilde geçtiğini dahi ispat edemeyen davacı tarafın iddialarının yasal dayanağının da bulunmadığını, yapılan incelemede tazmini istenen ve müvekkilinin bankaya ibraz edilen teminat mektubunun sahte olduğunu, mektup üzerindeki hologram ile banka adına atılan imzaların sahte olduğunun tespit edildiğini, müvekkili bankaya ibraz edilen teminat mektubu incelendiğinde Kültür Bakanlığı Hologram'ının yapıştırıldığı, sonradan teminat mektubuna eklendiğini, imzaların renkli fotokopisi ile elde edildiği dikkatli bir bakışta hemen anlaşılacağını, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.

GEREKÇE

Dava; muhatabı olunan banka teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa incelemesine konu uyuşmazlık temelde; davalı bankaca muhatap davacıya verilmek üzere düzenlenen banka teminat mektubu aslının sözleşme süresi içinde bankaya iade edilmiş olması nedeniyle banka sorumluluğunun sona erip ermediği noktasındadır.Dava dışı ... Ltd.Şti. ile davacı arasında otobüs iç temizliği hizmet alım sözleşmesi bulunduğu, ihale alıcısını 4734 sayılı kanun ve 4735 sayılı kanun ile ihale dökümanı sözleşme hükümlerini yerine getirmek üzere vermek zorunda olduğu kesin teminat mektubunun davalı bankaca düzenlendiği, mektubun 1.070.000,00 TL bedelli ve 31/12/2012 tarihine kadar süreli olduğu, mektubun muhatap ...'ya verilmek üzere ... Ltd.Şti. çalışanlarından ...'ya teslim edildiği, teminat mektubunun .... Fındıkzade Şubesi'nce 18/06/2010 tarihinde düzenlendiği ve 18/06/2010 tarihinde teyit yazısının aynı şube tarafından muhataba hitaben yazılmış olduğu, Teminat mektubu aslının kimliği kayıt altına alınmayan/kimlik tespiti gerekmeyen kişi yada kişilerce 08/02/2010 tarihinde davalı bankanın Merter Şubesine iade edildiği ve banka kayıtlarından çıkışının yapıldığı, davacı tarafça davalıya yazılan 28/12/2012 tarihli yazı ile teminat mektubunun nakde çevrilerek bildirdikleri banka hesabına yatırılması talep edildiği, bankaca verilen 31/12/2012 tarihli cevapta teminat mektubunun kayıtlarda bulunmadığı, imza ve hologram ile diğer unsurlarının orjinal olmadığı gerekçesi ile tazminat talebinin reddedildiği, davacı tarafça 04/01/2013 tarihli bankaya hitaben yazılan yazı ile bu sefer bankaca verilen teyit yazısı eklenerek bedelin ödenmesi tekrar talep edildiği, davalı bankaca teminat mektubunun sahte olduğu gerekçesi ile talebin reddine karar verildiği görülmektedir. Davacı ve davalının şikayeti üzerine ... Ltd.Şti.. Ortak ve çalışanları ..., hakkında "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik," suçlarından yargılıma yürütüldüğünü, sanıkların delil yetersizliğinden beraatlerine karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/32310 E. 2021/3358 K sayılı ilamı ile eksik delillerin toplanarak hüküm kurulması gerekçesi ile kararın bozulduğu anlaşılmaktadır.

Davalı taraf teminat mektubu aslının bankaya iade edilmiş olması nedeniyle sorumluluklarının bulunmadığını savunurken davacı taraf, bankanın teminat mektubu hakkında teyit yazısı düzenlediğini, mektup sahte olsa bile bu yazı nedeniyle sorumlu olduklarını, mektubun iadesi aşamasına muhatap ile bağlantı kurmaları gerektiğini, bankanın bu hususta ihmali bulunduğunu belirterek mektup bedelinin ödenmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Hukukumuzda banka teminat mektupları konusunda açık bir düzenleme bulunmamakta, 6098 sayılı TBK’nun 128. maddesinde düzenlenen Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme kapsamında bir tür Garanti Sözleşmesi olarak değerlendirilmektedir. Garanti veren banka, muhatabın ödeme talebi halinde ancak kendisine ait olan def’ileri ileri sürebilir. Teminat mektubunun zaman aşımına uğraması, sahte olması gibi veya teminatın ödenmemesi hususunda mahkemece verilen bir tedbir kararının bulunması halinde ödemekten kaçınabilir. Bu durumların söz konusu olmaması halinde ise, banka ancak ödeme talebinin hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğuna dair elinde likit delil bulunması halinde ödeme talebini reddedebilir. Likit delil ile kastedilen ise, bankanın yorumunu eklemeden ödeme talebinin dürüstlük kuralına aykırılığını ortaya koyan delildir. Banka ödeme talebini aldığında durumu derhal lehtara bildirmelidir ki, lehtar talebin haksızlığına ilişkin kendi elindeki likit delilleri bankaya ibraz edebilsin. “İlk talepte ödeme” kaydını havi teminat mektuplarında ise risk banka üzerinde değil lehtar üzerinde olduğundan ödeme talebi halinde esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın ödeme yapılması gerekir. Teminat mektubunun, garanti sözleşmesi niteliğinde bulunduğu ve kıymetli evrak niteliğinde olmadığı açıktır. Bankalar tanzim ettiği teminat mektupları dolayısıyla müşteri lehtardan komisyon almaktadırlar. Ayrıca, kendilerine yapılan tazmin talepleri sonucu yaptığı ödemeleri ispat ve lehtara rücu etmek için teminat mektubu aslını ibraz etmelidirler. Genel bankacılık uygulamasına göre, teminat mektubunun aslının iadesi, taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiği ve dolayısıyla teminatın sona erdirilebileceği anlamına gelmektedir. Bu bakımından, banka tazmin istemini yerine getirirken mektup aslını almak, gerçekliği ile imzaların doğruluğunu kontrol etmek zorundadır. Somut olayda davacı taraf tazmin talebini bankaca düzenlenen gerçek teminat mektubunu ibraz ederek istememiş, sahte teminat mektubu ile ödeme talebinde bulunmuştur. Eldeki uyumazlıkta teminat mektubunun davalı bankaya aslının iade edilmesinde ve muhatap davacıya sahte teminat mektubu teslim edilmesi yada muhatap elindeyken mektubun sahtesi ile değiştirilmesi olayı nedeniyle yürütülen ceza davasında davalı banka çalışanlarının sanık olarak bulunmadıkları belirlenmiştir. Bu durumda davacı muhatabın bankaca düzenlenen teminat mektubunu ibraz edemediği, bu durumun haklı nedenini kanıtlayamadığı, davalının teminat mektubu ile aynı tarihte düzenlediği teyit yazısını tazmin sorumluluğunu doğurmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. ( Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/8999 e. 2010/451 K.) Ayrıca bankanın kendisine sunulan teminat mektubunun aslının ne sebeple ele geçirildiğini araştırma yükümlülüğü de yoktur. (Emsal Yargıtay 19 HD. 2016/10368 e. 2017/5920 K, Yargıtay 11. H.D. 2021/5608 E., 2022/7506 k.) bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL istinaf peşin harcının alınması gereken 269,85 TL karar harcından mahsubu ile eksik olan 215,45‬ TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın,

HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.02/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog