6. Hukuk Dairesi
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görülmekte olan davada ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunu, davanın miktarı itibariyle ancak yazılı kanıtlarla yapılması gerektiğini, ancak dosya kapsamında yazılı herhangi bir delilin ortaya konulmadığını, davacı aleyhinde yapılan icra takibinin icra dosyasında imzaya itiraz edilmeden kesinleştiğini, müvekkili firmanın Konya başta olmak üzere un ürettiğini ve sattığını, davacının ve ailesinin de ...'da fırıncılık yaptığını, bu sebeple ticari olarak tanıştıklarını, aralarında yoğun ve cirolu un alım satımı olduğunu, davacının unların parasını ödememesi üzerine müvekkili firmanın yasal işlemleri başlattığını, bu arada davacının ve ailesinin üzerindeki tüm malvarlıklarını yakın akraba ve tanıdıklarına kaçırdığını, buna istinaden tasarrufun iptali davaları açıldığını, davacının süreci uzatmak üzerine iş bu davaları açtığını, bir senette iki imza bulunması halinde ikinci imzanın şahsi sonuç doğuracağını, şirket kaşesi yanında iki imza bulunması halinde, imzalardan birinin şirketi temsilen şirket adına, diğerinin şahıs adına aval olarak atıldığının kabulünün yerleşik Yargıtay uygulamasına da uygun olduğunu, protestodan önce düzenleyen kısmında şirket kaşesi ve iki imza bulunması durumunda, icra takibine kaşe altına imza sahibinin ismi yazılarak icraya konu edilmesi durumunda takibin iptal edilmeyeceğini, avalin geçerliliğinin asıl borcun varlığına ve geçerliliğine yalnız şekli anlamda bağlı olduğunu, aval için zaman sınırlaması olmadığını, vade tarihinden sonra da protesto tarihinden sonra da verilebileceğini, davacı tarafın senet üzerinde davacı ...'nın isminin olmadığını ileri sürerek bu senetlerden borçlu olmadığını gerekçe gösterdiğini, davacı tarafın senet üzerindeki imzasının kendisine ait olduğunu zımnen kabul ettiğini, ancak bu senetten dolayı borç olmadığını ileri sürdüğünü, bu hususun hem çelişkili hem de iyi niyetli olmadığını belirterek; davanın usul ve esastan ayrı ayrı reddini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacı vekilinin müvekkilinin imzasına herhangi bir itirazının olmadığı, öte yandan az yukarıda ifade edilen TTK 701 ve 702. Madde hükümleri gereğince bononun ön yüzüne keşidecinin imzası haricinde bir imza olması halinde bunun aval olarak değerlendirilmesi gerekeceği, bu nedenle davacının söz konusu bonolardan sebep avalist olarak sorumluluğunun olduğu, öte yandan ödememe protestosunun bono ya da poliçelerde keşideci dışındaki sorumlulara başvurabilmek için getirilmiş bir düzenleme olduğu, davacıya bu protestonun çekilmemesinin başvuru bakımından herhangi bir olumsuzluk teşkil etmediği, TTK 680.m. hükmüne göre açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının hamile karşı ileriye sürülemeyeceği..." gerekçesiyle davanın reddine, şartlar oluşmadığından davalı lehine tazminat takdirine yer olmadığına, şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın