4. Ceza Dairesi 2023/13817 E. , 2023/24164 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
İmar kirliliğine neden olma suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.01.2022 tarihli ve 2019/160210 soruşturma, 2022/7711 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 23.09.2022 tarihli ve 2022/240 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 gün ve 2023/85327 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2 inci maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, şüphelilerin sorumlu denetim elemanları, yapı müteahhidi ve şantiye şefi olduğu inşaatta asma kat imalatlarının hatalı olduğunun tespiti üzerine ilgili yerlerin yıkılarak yeniden yapıldığının ve söz konusu işlemler bittikten sonra inşaat hakkında belediyeye müracaat ederek iskan alındığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Somut olayda, şüphelilerden ...'ın şirket ortağı ve sorumlu denetim elemanı, ..., ... ve ...'in sorumlu yapı denetim elemanı, ...'nin ise yapı müteahhidi ve şantiye şefi olduğu ... ili, ... ilçesi, 14678 ada 3 no.lu parseli üzerindeki ... YİBF no.lu yapıda İl Yapı Denetim Komisyonu tarafından yapılan inceleme neticesinde tespit edilerek belediyeye bildirilen aykırılıklar sebebiyle imar kirliliğine neden olma suçundan şüpheliler hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, şüphelilerin sorumlu denetim elemanları, yapı müteahhidi ve şantiye şefi olduğu inşaatta asma kat imalatlarının hatalı olduğunun tespiti üzerine ilgili yerlerin yıkılarak yeniden yapıldığının ve söz konusu işlemler bittikten sonra inşaat hakkında belediyeye müracaat ederek iskan alındığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüphelilerin ifadelerinde söz ettikleri ... Belediyesi tarafından verildiği söylenen 21/12/2018 tarihli ve 341 sayılı yapı kullanım izin belgesinin dosya arasına alınarak buna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 5271 sayılı
Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise; (3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerin sorumlu denetim elemanı, şantiye şefi ve yapı müteahhidi olduğu suça konu inşatta, projeye aykırı olarak yapılan imalatların yıkılarak yeniden yapıldığı ve belediyeye müracaat ederek iskan alındığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüphelilerin ifadelerinde söz ettikleri 21.12.2018 tarihli 341 sayılı Yapı Kullanım İzin Belgesi dosyaya kazandırılmadan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ve bu karara yapılan itirazın reddedilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Ankara 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 23.09.2022 tarihli ve 2022/240 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.11.2023 tarihinde karar verildi.