9. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Bozma öncesi dinlendiği 13.03.2012 günlü duruşmada on dört yaşında olan mağdurenin, reşit olduktan sonraki yargılama sırasında kendisine usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmasına rağmen davaya katılma iradesini ortaya koymadığı anlaşıldığından, mağdurenin annesi ile babasının velayete bağlı katılma sıfatlarının sona erdiği, dolayısıyla mağdureye velayeten, kendileri adına asaleten tayin ettikleri vekilin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı gözetilerek vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. Katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yönünden, sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kastamonu 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2013 Tarihli ve 2012/87 Esas, 2013/443 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Kastamonu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2013 tarihli ve 2012/87 Esas, 2013/443 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay Kapatılan 14.Ceza Dairesinin 16.03.2020 tarihli ve 2016/3297 Esas, 2020/2007 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçuna yönelik hükümden sonra yapılan 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla bu suç ile bağlantılı şekilde işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuyla ilgili davaya bakma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2021/298 Esas, 2022/680 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında a) Çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.02.2023 tarihli ve 9-2023/8618 sayılı, hükmün kendisini vekille temsil ettiren mağdure lehine hüküm tarihi itibarıyla Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 10.250 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile mağdureye verilmesi şeklindeki ibarenin eklenmesi suretiyle düzeltilerek onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın atılı suçlardan indirim nedenleri uygulanmaksızın alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması ve lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Çocuğun cinsel istismarı suçunun unsurlarının oluşmadığına, soyut mağdure beyanlarına dayanılarak istismar eyleminin birden fazla defa işlendiği kabulünün hukuka aykırı olduğuna, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yönelen bir kastının bulunmadığına, aksi bir kanaat oluşacaksa da 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin beşinci fıkrasının uygulama koşullarının oluşmadığına, sanığın mağdurenin yaşını on yedi olarak bildiğine, mağdurenin yanıltıcı beyanda bulunarak sanığı hataya düşürdüğüne, fiziksel olarak da büyük göründüğüne, sanığın hata hükümlerinden faydalanması gerektiğine, mağdurenin suç tarihindeki fotoğraflarının dosya arasına alınması istenmesine rağmen talebin yerine getirilmediğine, mağdurenin beyanı dahi alınmadan eksik araştırma ile hükümler kurulduğuna, bozma öncesi görevsiz mahkeme tarafından yapılan işlemlerin 5271 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereğince hükümsüz olduğuna, kararın kaldırılarak sanığın beraatine hükmedilmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkeme; "Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 02/02/1998 doğumlu ve olay tarihinde 13 yaşında olan katılan ... ile 1992 doğumlu olan ve suç tarihinde 19 yaşını ikmal eden sanık ...'ın 2011 yılı Ağustos ayı içerisinde katılan ...'nin Zonguldak ilinde babaannesinin yanında kaldığı sırada tanıştıkları ve taraflar arasında duygusal boyutta birlikteliğin başladığı, katılan ile sanık arasında devam eden telefon görüşmeleri sonucunda sanık ...'un askere gidecek olmasından dolayı söz kesmeleri gerektiğini belirterek sanık ...'un katılanın ailesi birlikte yaşadığı Antalya iline gittiği, burada katılan ile sanık ...'un otobüse binerek önce Ankara iline ardından Kastamonu iline geldikleri, sanık ... ile katılan ...'nin ... ... ... ve ... ...'ın bilgisi ve rızaları dahilinde onlara ait olan ... Mahallesi ... Sitesi No:7/1 sayılı adrese gittikleri, bu ikamette katılan ile sanığın kaldığı sırada katılanın babası olan ...'ın sanık ...'u cep telefonu ile aradığı ve telefonda sanık ...'a hitaben " kızım daha 13 yaşında, ben şikayetçi olmasam dahi kamu senden şikayetçi olacaktır" şeklinde sözler söylediği ve sanık ...'un yaşadığı korku altında telefonu kapattığı, katılan ile sanığın geceyi sanığın halası olan ... ...'ın evinde geçirdikten sonra ertesi gün katılan ile sanığın polis tarafından aranması üzerine sanık ... ...'ın beyanı ve yardımı sonucunda katılan ile sanık ...'un ... ...'nin ikametinde kalmak üzere ... Mahallesi ... Caddesi No:47/c sayılı ikamete gittikleri, bu ikamette katılan ... ile sanık ...'un yaklaşık 3-4 gün kadar kaldıktan sonra 15/09/2011 tarihinde usulüne uygun verilen arama kararının icrası sırasında polis görevlilerinin ikamete geldikleri, yapılan arama işlemi sonucunda katılan ... ile sanık ...'un ikametin balkon kısmında bulunarak Polis Merkezi Amirliğine getirildikleri ve böylece temadi eden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sona erdiği, yine katılan ...'ın olay tarihinde 13 yaşında olduğunun sanık ... tarafından katılanın babası ile yaptığı telefon konuşması sonucunda bilgi sahibi olduğu, ayrıca katılan ...'nin 13 yaşında bulunmasından dolayı rızai ehliyetinin mevcut olmadığı, dolayısıyla kendisi adına irade açıklama hürriyeti bulunmayan ruh sağlığı yönünden katılan ...'ın Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 07/12/2011 tarihli raporda meydana gelen olaylar ile ilgili katılanın beden ve ruh sağlığının bozulmadığı yönünde karara ulaşıldığı, yine katılan ile sanık ...'un kaçmalarından itibaren birkaç kez öpüştükleri, sanık ...'un eyleminin aynı zamanda cinsel istismar suçunu da oluşturduğu..." şeklindeki kabulüyle sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar vermiştir. IV. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Bozma öncesi dinlendiği 13.03.2012 günlü duruşmada on dört yaşında olan mağdurenin, reşit olduktan sonraki yargılama sırasında kendisine usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılmasına rağmen davaya katılma iradesini ortaya koymadığı anlaşıldığından, mağdurenin annesi ile babasının velayete bağlı katılma sıfatlarının sona erdiği, dolayısıyla mağdureye velayeten, kendileri adına asaleten tayin ettikleri vekilin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı gözetilerek vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Temyiz ret sebebine göre Tebliğname'de düzeltilerek onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. B. Katılan Bakanlık Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanığın, bir suç işleme kararının icrası kapsamında iki farklı tarihte on üç yaşındaki mağdure ile öpüşmesi şeklindeki eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı sarkıntılık düzeyinde kalması ve Mahkemece sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi sebebiyle nihai ceza miktarının değişmediği, bu nedenle kanun değişikliğinin lehe veya aleyhe sonuç doğurmaması karşısında, Mahkemece açık bir şekilde kanun karşılaştırması yapılmaksızın 6545 sayılı Kanun değişikliği öncesi yürürlükte bulunan çocuğun cinsel istismarı suçunun lehe olduğu değerlendirilerek hüküm kurulmasının bozmayı gerektiren sonuca etkili bir hata olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle Mahkemece kurulan hükümlerde, hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2021/298 Esas, 2022/680 Karar sayılı kararırına yönelik mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılan Bakanlık Vekili ile Sanık Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.11.2022 tarihli ve 2021/298 Esas, 2022/680 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın