11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2022/2679 E. , 2023/6417 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki Türk patent Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018/59748 sayılı "bebeyatmaz+şekil" ibareli marka tescil başvurusunun 20 ve 35. sınıflarda yer alan bir kısım mal ve hizmetler yönünden reddedildiğini, YİDK'na yaptığı itirazın da kabul görmediğini, Türk Dil Kurumu'nun güncel sözlüğünde dahi yer almayan bir ibarenin ayırt edici nitelikte görülmemesinin hatalı olduğunu, ürünün müvekkilince bulunup markalaştırıldığını, ibarenin davacıdan önce kullanılmadığını, markadaki şekil unsurunun da özgün bir görünüm taşıdığını, bir markanın başvuru tarihinden önce kullanılması ve başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından kullanım sonucu ayırt edicilik kazanması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c), (d) bentlerine göre reddedilemeyeceğini, ürünün tasarım tescilinin müvekkili adına sağlandığını ileri sürerek Türkpatent YİDK'nun 2018-M-10515 sayılı kararının iptalini, marka tescil müracaatının tamamen kabulünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuruya konu ibarenin bebeklerin devrilmeden oturmalarını sağlayan bir bebek koltuğu olduğunu, tanımlayıcı nitelik taşıdığı, ayırt ediciliğinin bulunmadığını, mal ve hizmetin cinsini çeşidini bildirdiğini, şekil unsurunun ayırt edicilik sağlamadığını, kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığının ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2016 ve 2017 yıllarına ait 5 adet fatura ve 2016/00658 sayılı Tasarım Tescil Belgesi sunduğu, söz konusu faturalarda bebek oturağı ürünü satıldığı, tasarım tescil belgesindeki görsellerden de söz konusu tescilin bebek oturma koltuğu ürününe ait olduğu, davacının başvuru tarihinden önce Türkiye’de uzun süre “bebeyatmaz” markasını ayırt edicilik kazanacak şekilde münhasıran kullandığına ilişkin belge sunmadığı, dava konusu “bebeyatmaz” markasının başvuru tarihi itibariyle redde konu mallar/hizmetler üzerinde Türkiye’de uzun süre kullanıldığını ya da tanıtıldığını gösterir herhangi bir belge bulunmadığından, davacının 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasından kaynaklanan hakka sahip olmadığı, ibarenin uyuşmazlığa konu ürün ve hizmetler yönünden ayırt edici nitelik taşımadığı, tanımlayıcı mahiyette olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince oluşturulan markanın ayırt edici nitelik taşıdığını, işaretin davacıdan önce kullanılmadığını, müvekkilinin kullanımla ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bebe yatmaz ürününün, yeni doğan bebeklerin ilk oturma alışkanlıklarını kazandırmak için geliştirilmiş özel bir ürün olduğu, halk arasında bebek destek minderi olarak bilinen bu ürünün, bebeklerin devrilmesini engellediği, ticaret hayatında farklı markalar altında satışa sunulduğu, bu haliyle dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan 20. sınıf mallarla, bu malların satışına özgü 35. sınıf perakendecilik hizmetleri yönünden ayırt edici olmadığı gibi tanımlayıcı nitelikte bulunduğu, söz konusu ibareye, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının ve ek rapor taleplerinin yok sayıldığını, ibarenin müvekkilince bulunduğunu, ilk defa davacı tarafından kullanıldığını, tasarımın da müvekkili adına tescil edildiğini, farklı firmaların ibareyi sonradan kullandıklarını, Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararında belirtildiğine göre bebek destek minderi olarak bilinen ürün için bebeyatmaz ibaresinin tanımlayıcı kabul edilemeyeceğini, işaretin ayırt edicilik taşıdığını, tanımlayıcı olmadığını, tasarım tescilinde dahi ürünün bebek oturma koltuğu olarak tanımlandığını, kelimelerin alışılmışın dışında bir araya getirildiğini, günlük konuşma dilinde kullanılmadığını, şekil unsurunun da özgün bir görünüm taşıdığını, bu yönde bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin kullanımla ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Türkpatent YİDK kararı iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası.
3.Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, Türtpatent YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. 6769 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. Marka tescil başvurusuna ve davaya konu marka da "bebeyatmaz+ şekil" ibaresinden oluşmaktadır. İşarette farklı renklerde harfler, özgün karakterler ve m harfi şekil öğesiyle kullanılmıştır. İki kelimenin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. İşaret bütün halde incelendiğinde marka algısının oluştuğu anlaşılmaktadır. Halk arasında bebek destek minderi olarak bilinen ürün ve dava konusu mal ve hizmetler için anılan markanın 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca marka tescili için mutlak ret nedenleri arasında sayılamayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ
Dava, marka tescili için yapılan başvurunun nihai olarak kısmen reddine ilişkin YİDK kararının iptali ve reddedilen kısımlar yönünden de tescilin sağlanması talebine ilişkin olup çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, marka olarak tescili istenen işaretin tescili istenen mal ve/veya hizmetlerin tamamı yönünden marka tescilinde mutlak ret nedenlerini düzenleyen Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) madde (m) 5 kapsamında ki mutlak ret nedenlerinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Marka olabilecek işaretler SMK m. 4 hükmü ile düzenlenmiştir. Bu hükme göre, bir teşebbüsün mal ve/veya hizmetlerini, başka teşebbüslerin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt edilmesini ve sahibine sağlanan korumanın konusunun da açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayacak şekilde sicilde gösterilebilir olma şartına sahip her türlü işaret marka olabilir. Bu hükümle öngörülen ayırt edicilik soyut ayırt edicilik olup bu ayırt ediciliğe sahip olmayan işaretler hiçbir mal ve/veya hizmet içim marka olarak tescil edilmesi mümkün olmayan işaretlerdir. Diğer bir ifade ile soyut ayırt ediciliği bulunmayan işaretler, her hangi bir yırt ediciliğe sahip olmayan işaretlerdir. Böyle işaretler kullanma ile de ayırt edicilik kazanamayacak işaretlerdir. Örneğin insan kulağının duymadığı sesler, bir paragraf yazı, bir şiirin bir veya iki dörtlüğü ve nokta işareti böyle işaretlerdendir. Bu bağlamda, bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için öncelikle bu hükümde belirtilen soyut ayırt ediciliğinin bulunmasına bağlıdır. Bununla birlikte soyut ayırt ediciliğe sahip işaretlerin tüm mal ve/veya hizmetlerde marka olarak tescil edilmeleri ise mümkün değildir. Diğer bir ifade ile soyut ayırt ediciliği olan bir işaretin marka olarak tescili için tescil kapsamında ki mal ve/veya hizmetler yönünden de somut ayırt ediciliğinin bulunması gerekmektedir. Somut ayırt edicilikten kasıt, tescili talep edilen mal ve hizmetleri, diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilme olarak nitelendirmektir. Yani soyut ayırt ediciliğe sahip bir işaretin tescili istenen mal ve hizmetler yönünden marka olarak tescilinin sağlanabilmesi için SMK m. 5/1- (c ), (d), (e) ve (f) bükümleri kapsamında jenerik veya tasvir (tanımlayıcı) edici olmamasını da gerektirmektedir. Meğerki, SMK m. 5/2 hükmü uyarınca kullanma yolu ile o mal ve hizmetler yönünden ayırt edicilik kazanmış olsun. Bu bakımdan, işaretin soyut ayırt ediciliğinin değerlendirilmesi tescile konu mallardan bağımsız olarak yapılmasını gerektirmekte iken, somut ayırt ediciliğinin değerlendirilmesi tescil başvurusu kapsamında ki mal ve/veya hizmetlere dayalı olarak yapılmasını gerektirmektedir (ayrıntılı bilgi için bkz. YASAMAN/YASAMAN, SMK Şerhi, Cilt: I, Seçkin, Ankara, 2021, s. 106- 110 vd. ; Uğur ÇOLAK, Türk Marka Hukuku, 5. Bası, Onikilevha, İstanbul, 2023, s.28 vd.). Önemle belirtmek gerekirse bir işaretin marka olarak tescil edilebilmesi için hem soyut ayırt ediciliğinin bulunması, hem de somut ayırt ediciliğinin bulunması şarttır. O nedenle sadece soyut ayırt ediciliğin bulunması marka tescilinde yeterli değildir. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir (bkz. Yargıtay 11. HD, T. 03.10.2022, S. 2021/2353-6565; T. 05.04.222, S. 2020/7798-2823 ve T. 23.09.2019, S. 2018/4375-5704).
Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince, marka olarak tescili istenen işaret “bebeyatmaz + şekil” (markada ki şekil bebek şekli) olup SMK m. 4 kapsamında soyut ayırt ediciliği bulunan ve dolayısıyla marka olabilecek işaretlerden olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Ancak tescili istenen mal ve/veya hizmetlerin tamamı yönünden somut ayırt ediciliği bulunmadığı gibi kullanma ile de ayırt edicilik kazanmadığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifade ile dava konusu işaretin marka olarak tescil ettirilmek istendiği bebek oturma koltuğu, bebekler için ana kucakları, parmaklıklı oyun parkları, bebek beşikleri, yürüteçler vs. gibi mal ve hizmetler yönünden somut ayırt ediciliği bulunmamaktadır. O nedenle anılan mal ve hizmetler yönünden marka tescilinde mutlak ret nedeni söz konusudur. Nitekim hem TÜRKPATENT, hem ilk derece mahkemesi ve hem de BAM hukuk dairesi işaretin tasvir edici olduğu mal ve/veya hizmetler yönünden somut ayır ediciliğinin bulunmadığı gibi, kullanma ile de ayırt edici nitelik kazanmadığı tespit ederek dosya kapsamına uygun karar vermiştir. Hal böyle olunca temyiz konusu kararın ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun BOZMA yönünde ki görüşüne katılmamaktayım