8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2022/5114 E. , 2023/3047 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosun itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2018 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, tapuda davacılar adına paylı olarak adına kayıtlı bulunan eski 601 parsel ... ve 15.485,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 191 ada 23 ... parsel olarak ve 14.755,75 metrekare yüzölçümüyle tespit edilmiştir.
2.İtirazı kadastro komisyonu tarafından red edilen davacı ... ile diğer malik ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında adlarına tapuda kayıtlı eski 601 parsel ... taşınmazlarının yüzölçümünün eksildiğini öne sürerek mevcut eski çap ve yüzölçümü ile tescili istemiyle dava açmıştır. II. CEVAP
1.Davalı Kadastro Müdürlüğü ve Hazine vekili cevap dilekçesinde; yapılan yenileme çalışmaları ile ilk tesis kadastrosu sırasında yapılan teknik hataların belirlenerek giderildiğini, yapılan çalışmanın hukuka uygun olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
2.Yargılama sırasında davaya dahil edilen davalı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
3.Yargılama sırasında davaya dahil edilen davalı Alanaya Belediye Başkanlığı vekili cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların keşif günü göstermiş oldukları taşınmazda kısmen bulunan kadim duvar kalıntılarının uygulama kadastrosuyla uyumlu olduğunun fen bilirkişi tarafından tespit edildiği, taş duvar kalıntıları dışında sabit ve kadim bir sınır tespit edilemediği, bilirkişi raporuyla da belirlendiği üzere A alanı dşındaki azalmanın ilk tesis kadastrosu esnasında kullanılan ölçü tekniği ile teknolojisinin ve alan hesaplama yönteminin teknik yönden yetersiz oluşundan kaynaklandığını, bilirkişi raporunda A ile gösterilen ve paftasında yol olan 554,67-m2 alan yönünden davacıların davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet nedeniyle reddine, dahili davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile, 191 ada 23 parselin uygulama kadastrosu komisyon tutanağının iptaline, dava konusu taşınmaza sınır, paftasında yol olarak gösterilen 02.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda ''A'' ile gösterilen 554,67 m2 nin ayrılarak 191 ada 23 parsele eklenmesi suretiyle 15.310,42 m2 olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ...
vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 22/A maddesi kapsamında yapılacak çalışmalarda mülkiyet, vasıf değişikliği, intikal, harici taksim ve ifrazlar ve benzeri çalışmaların yapılmayacağını, evvelce yapılan kadastroya kapsam ve içerik yönünden birşey katılmayacağını, zemindeki sınırların ve belirsiz olan sınırların belirlenmesinin, tanımlarının yapılmasının arazisinde işaretlenip ölçülerek yeniden haritalanmasının temel prensip olduğunu, yapılan 22/A çalışmaları sonucunda özel mülkiyet kazanımına yol açacak uygulamalar yapmanın madde amacına aykırılık teşkil ettiğini, bu itibarla özel mülkiyete konu olmayacak nitelikte olan yerlerin davacı adına tespit ve tesciline karar verilmesin kararının haksız ve hukuka aykırı hale getirdiğini açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1988 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucunda kabule karar verilen A bölümünün davacılara ait eski 601 yeni 191 ada 23 parsel sınırları içinde kaldığı, ancak uygulama kadastrosu sırasında davacılar tarafından verilmiş bir muvafakat de bulunmamasına rağmen bu kısmın yol olarak bırakıldığı, mahkemece uygulama kadastro paftasının tesis kadastro paftasına uygun hale getirilerek yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ...
vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı ...
vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uygulama kadastrosunun usulüne uygun yapılıp yapılmadığı hususuna ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100... Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun'un 22/2-a maddesi
3.Değerlendirme
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığının tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.
Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 23.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında temyize konu (A) alanının tesis paftası ile uygulama sınırı arasında kalan bölüm olduğu belirtilmiş ve yalnızca 2009 tarihli ortofoto üzerinde tesis ve uygulama sınırları çakıştırılarak gösterilmek suretiyle düzenlenen işbu raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu söylenemez.
Tesis kadastrosunun yapıldığı 1988 tarihi itibariyle davacı taşınmazının sınırında bulunan ve davacı taşınmazı ile sınır oluşturan bu yolun nereden geçtiği, 1988 tarihinden bilirkişi raporunda esas alınan ortofotonun düzenlendiği 2009 tarihine kadar yolun güzergah değiştirip değiştirmediği, yolda genişleme olup olmadığının üzerinde durulmamış, diğer bir anlatımla; davacı taşınmazının tesis tarihi itibariyle sınırının belirlenmesi amacıyla tesis tarihine en yakın hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları, ortofoto haritaları üzerinde çakıştırma yapılmak suretiyle yolun konumunun ve davacı taşınmazının yol ile olan sınırının belirlenmesi gerektiği düşünülmemiş, raporun son sayfasının son paragrafında "Yol tarafından 22/a uygulama ekiplerince oluşturulan hattın doğru uygulandığı hava fotoğraflarında yaptığım incelemede anlaşılmıştır" ibaresi bulunmakta olup bu beyan üzerinde dahi durulmamış, bilirkişi tarafından haricen yapılan bu incelemenin rapor içeriğinde de haritalar üzerinde çakıştırma yapılarak göstermesi yönünde ek rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerektiği gözden kaçılırılmıştır.
Hâl böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra, harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmak suretiyle, tesis kadastrosu sırasında zeminde sabit sınırın bulunup bulunmadığı; sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı; tesis sırasında zeminde var olan yolun tam olarak nereden geçtiği, genişliğinin ne kadar olduğu, zamanla güzergah değiştirip değiştirmediği, eğer tesis paftasından ayrılıp uygulama kadastrosu oluşturulan paftaya değer verilecek ise tesis kadastrosu paftasına neden üstünlük sağlanmadığı hususlarını açıklar mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak düzenlenen rapora dayalı olarak yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğundan, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.