2. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 1. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında şikâyetçi ...'e yönelik mala zarar verme ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde; Şikâyetçi ...'e ait işyerinin giriş kapısının zorlanarak açılması, yazar kasanın kilit göbeğinin patlatılması ve ofis kısmına açılan kapı pervazının kırılması ile katılan ...'e ait işyerinin kapı kilit göbeğinin kırılması, pencere korkuluklarının kesilmesi ve çelik kasa kilidinin patlatılması şeklindeki eylemlerin; 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunu oluşturduğu, bu şuç için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık zamanaşımının, 30.04.2011 ve 01.05.2011 olan suç tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunduğu anlaşıldığından; Anamur 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2015/11 Esas, 2016/121 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz istekleri yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar ..., ... ve ... hakkında şikâyetçi ...'e yönelik mala zarar verme ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik mala zarar verme suçlarından açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 2. Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik tehdit suçu ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında şikâyetçi ...'e yönelik hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde; A) Katılanlar ... ve ...'in aşamalardaki anlatımlarına göre; olay günü gece vakti ... Market adlı işyerinde şüpheli şahıslar olduğunu fark eden katılanların iş yeri kapısının yarı açık vaziyette olduğunu gördükleri, bu esnada içeriden dışarı doğru beyaz bir bidon atıldığı, katılanların ne olduğunu anlayamayıp geri çekildikleri sırada içeriden iki kişinin hızlıca çıkıp kaçmaya başladıkları, uzun boylu olanın peşlerinden koşmakta olan katılan ...'e hitaben "Yaklaşmayın sıkarım" diye bağırıp elini beline doğru götürdüğü ve her iki sanığın da olay yerinden uzaklaştıkları somut olayda; eylemlerin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 148. ve devamı maddelerinde düzenlenen yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına dair delilleri değerlendirme ve takdir yetkisinin ağır ceza mahkemesine ait olması nedeniyle sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında katılanlar ... ve ...'e yönelik hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve tehdit suçları bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla, yazılı şekilde hüküm kurulması, B) a)Yürütülen bir suç soruşturması veya kovuşturması dolayısıyla telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri 5271 sayılı Kanun'un 135. maddesinde düzenlenmiş olup; anılan madde uyarınca; suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, suç tarihi itibariyle hakim veya gecikmesinde sakınca olan halde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Aynı maddenin 8. fıkrasında, dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak, bu fıkrada katalog şeklinde sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabileceği belirtilmiş, 9. fıkrada ise, maddede belirtilen usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükme bağlanmıştır. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan, ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek şekildeki “Tesadüfen elde edilen deliller” 5271 sayılı Kanun'un 135/8. maddesinde düzenlenen katalog kapsamındaki suçlara ilişkin ise, soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılabilmektedir. Buna karşın aynı Kanun'un 138/2. maddesinin açıklığı karşısında katalog kapsamında yer almayan suçlara ilişkin kayıtların delil olarak kullanılması mümkün değildir. Kanunda, kişiler arasında telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi yalnızca belirli ağırlıktaki suç tipleri bakımından meşru kabul edilmiş, bunlar dışındaki suçlar yönünden ise özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğinin korunmasına ilişkin yarar üstün tutulmuştur. Bu açıklamalar dışında incelenen dosyada; Sanıklar ..., ... ve ... hakkında Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.11.2015 tarihli ve 2011/626 Esas, 2015/734 Karar sayılı dosyasındaki iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması kararının uygulanması ile içlerinde sanıkların da bulunduğu birden çok şüphelinin telefon görüşmelerinin tespit edildiği, sanıklar hakkında bahsi geçen yargılama sonucunda suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan beraat kararı verildiği ve bu kararların kesinleştiği, mahkemece aslı ya da onaylı örneği dosya arasına alınmayan bahsi geçen görüşmelerin delil olarak kabul edildiği ve sanıklar hakkında şikâyetçiye yönelik hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından mahkûmiyet kararı verildiği belirlenmiş ise de; suç tarihi itibariyle hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının 5271 sayılı Kanun'un 135/8. maddesi kapsamında bulunmaması nedeniyle anılan dinleme kayıtlarının aynı Kanun'un 138/2. maddesi gereğince bu suçların delili olarak kullanılamayacağı, dosya kapsamında parmak izi, kamera kaydı veya tanık beyanı gibi somut bir delilin mevcut olmadığı ve sanıkların da tüm aşamalarda üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerinin anlaşılması karşısında; sanıklar ..., ... ve ...'ın şikâyetçi ...'e yönelik hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçları bakımından atılı suçları işlediklerine dair savunmalarının aksini gösteren, cezalandırılmalarına yeterli, her türlü kuşkudan uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıtların neler olduğu karar yerinde denetime olanak sağlayacak şekilde açıklanmadan yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmesi, b) Kabule göre de; aa) Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan ilamın infaz edildiği tarihten suç tarihine kadar 5237 sayılı Kanun'un 58/2-b. maddesinde öngörülen 3 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi, bb) Adli sicil kayıtlarına göre; sanık ... hakkında verilmiş olan Mersin 3. Sulh Ceza Mahkemesinin, 31.12.2003 tarihli ve 2001/156 Esas, 2003/1585 Karar sayılı ilamına konu 3 yıl 4 ay; sanık ... hakkında verilmiş olan Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.10.2001 tarihli ve 2001/313 Esas, 2001/1115 Karar sayılı ilamına konu 4 yıl 1 gün hapis cezalarının daha ağır olması sebebiyle tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, cc) İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun gerekçeli karar başlığında konut dokunulmazlığının ihlâli olarak hatalı yazılması hukuka aykırı bulunmuştur. Katılanlar ... ve ...'e yönelik hırsızlık ve tehdit suçları bakımından başkaca yönleri incelenmeyen Anamur 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2016 tarihli ve 2015/11 Esas, 2016/121 Karar sayılı kararına yönelik sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii ile sanıklar ... ve ...'ın temyiz istekleri açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri bakımından sanıklar ... ile ...'ın kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın