2. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Suça sürüklenen çocuk hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 29.10.2015 tarihli ve 2015/40536 Esas numaralı iddianame ile; "suça sürüklenen çocuğun yaşı büyük ... ve 5 yaşlarında olan ...'ın kızı B.T. ile birlikte şikâyetçinin alışveriş yaptığı ve ayakkabı denediği sırada bıraktığı çantasını suça sürüklenen çocuğun yönlendirmesi üzerine B.T.'nin çantayı alması ile suça sürüklenen çocuğun B.T.'nin yanına giderek elinden tutup dışarı çıkardığı, arkalarından da ...'in çıktığı, şikayetçi tarafından çantanın alındığının kısa bir süre sonra fark edilmesi üzerine mağaza çalışanı tanık M.K. tarafından suça sürüklenen çocuk ve B.T.'nin yakalanarak, çantanın şikâyetçiye teslim edildiği" iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37/1 maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 142/2-h, 35 ve 31/3 maddeleri gereğince hırsızlık suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. İstanbul 4. Çocuk Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli ve 2015/697 Esas, 2016/536 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 35., 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça sürüklenen çocuğun temyiz istemi, "hırsızlık suçunu işlemediğine" ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Suça sürüklenen çocuğun gündüz vakti yaşı büyük ... ve ...'ın 5 yaşındaki kızı B.T. ile birlikte şikâyetçinin alışveriş yaptığı ve ayakkabı denediği sırada bıraktığı çantasını suça sürüklenen çocuğun yönlendirmesi üzerine...'in aldığı, daha sonra suça sürüklenen çocuğun B.T.'nin yanına giderek elinden tutup dışarı çıkardığı, arkalarından da ...'in çıktığı, şikayetçi tarafından çantanın alındığının kısa bir süre sonra fark edilmesi üzerine mağaza çalışanı tanık M.K. tarafından suça sürüklenen çocuk ve B.T.'nin yakalanarak, çantanın şikâyetçiye teslim edildiği iddiasıyla açılan davada Yerel Mahkeme de oluşu bu şekilde kabul ederek suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan cezalandırılmasına karar vermiştir. 2. Suça sürüklenen çocuk aşamalarda üzerine atılı suçlamayı inkâr etmiş, şikâyetçinin soruşturma aşamasında ifadesinin alındığı tespit edilmiştir. Tanık M.K.'nin iddiayı doğrulayan beyanı, 13.10.2015 tarihli CD İzleme Tutanağı ve yakalamaya ilişkin kolluk tutanağı dava dosyasında mevcuttur. IV. GEREKÇE Olaya ilişkin CD İzleme Tutanağı, kolluk tutanakları, suça sürüklenen çocuğun savunması ve tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun sübut bulduğu anlaşılmakla, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçun vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlemediğine yönelik temyiz sebebi reddedilmiş ve hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20. ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 4. Çocuk Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli ve 2015/697 Esas, 2016/536 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuğun temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın