12. Ceza Dairesi 2012/33338 E. , 2013/25178 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal etme, Hakaret
Hüküm : 1- Hakaret suçundan; 5237 sayılı TCK'nın 125/1-4, 62/1, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet.
2.Özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçundan; 5237 sayılı TCK'nın 134/2, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet. Özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Özel hayat kavramı; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bir olay ya da bilginin, özel hayat kavramı kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunulan fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, bir süre duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu katılan tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak, katılanla beraber oldukları dönemde onun bilgisi dahilinde çekilmiş ve birlikteliklerini gösteren 22 adet fotoğrafı katılan adına kurduğu ve herkesin ulaşabileceği internet sitesinde yayınladığı ve fotoğrafların altına ileri derecede müstehcen içerikli ve hakaret teşkil eden yazılar ekleyerek bunları yayması şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkla aralarındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tutan katılanın, özel yaşam alanı kapsamındaki fotoğraflarını, onun rızası dışında, internet ortamında yayması şeklinde gerçekleşen sanığın eyleminde özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun; sanık tarafından bu fotoğrafların altında, müstehcen içerikli yazılar yazılması şeklinde gelişen eylemde de hakaret suçunun yasal unsurlarının oluştuğunun kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, sanığın ağır işitme kaybı rahatsızlığı olup, kollukta ve mahkemede verdiği ifadelerin tutanağa yanlış geçirildiğine, savunma hakkının kısıtlandığına, eksik inceleme yapıldığına, sanığın atılı suçları işlemediğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1.Sanığın TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,
TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak biçimde hükümler kurulması kanuna aykırı,
2.Hükümlerden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.