22. Hukuk Dairesi
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/702 - 2023/1745 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/11/2020
ESAS-KARAR NO : 2018/146 E - 2020/490 K
DAVALI
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili,müvekkiline ait mühimmat fabrikası müdürlüğü zırh delici mühimmat atış testlerinde kullanmak üzere 8 adet çelik zırh levhanın temini için davalı ile 11.01.2016 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme konusu malzemenin davalı tarafından 31.05.2016 tarihinde teslim edildiğini, 20.10.2016 tarihinde gerçekleştirilen test atışlarında çelik levhalarda derin çatlaklar oluştuğu ve parçalara ayrıldığını, tedarik edilen malzemenin şartnamede istenen özelliklere uygun olmadığını, söz konusu problemin davalı firmaya 23.11.2016 tarihli yazı ile bildirildiğini, çelik levhaların garanti kapsamında yenisi ile değiştirilmesinin istendiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 17.3 maddesinde; istenen vasıf ve teklif edilen niteliğe uymayan malların sevk edilmemiş sayılacağı bedelsiz olarak yenisi ile üç ay içinde değiştirileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 39.1 maddesinde de benzer düzenleme yapıldığı, sözleşmenin 41.maddesinde ise 2 yıllık garanti süresi öngörüldüğü, müvekkili tarafından davalıya yapılan yazılı bildirimden itibaren 3 aylık süre dolmasına rağmen davalının ürünleri değiştirmediği, en son 25.04.2017 tarihli yazı ile sözleşme bedeli 258.800 USD+ KDV'lik tutarın 05.05.2017 mesai saati bitimine kadar geri ödenmesinin ihtar edildiği, ihtara olumlu yanıt alınamadığı, bu nedenle sözleşmenin 28.09.2017 tarihli makam oluru ile feshedilerek kesin teminatın irat kaydedildiğini belirterek sözleşme bedel olan 258.800 USD + KDV karşılığı 972.855,08 TL +KDV ve damga bedeli olan 5.535,53 TL olmak üzere toplam 978.390,61TL' nin temerrüt tarihi olan 06.05.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacı ile aralarında 11.01.2016 tarihli sözleşme yapıldığı sözleşme konusu malzemeyi davacıya teslim edildiği bu hususun davacının da kabulünde olduğu teslimatın 31.05.2016 tarihinde yapıldığı davacı tarafça test satışlarının 20.10.2016 tarihinde yapıldığının belirtildiği, test atışlarının müvekkilinin yokluğunda yapıldığını, test atışları sonucu düzenlenen raporda malzemenin MIL-A-12560 gerekliliklerini karşılamadığının belirtildiğini, sözleşmede muayene ve kabul işlemlerinin teknik şartnamede belirtilen yöntemlere uygun olarak yapılacağının belirtildiğini, teknik şartnamede ise malzemenin MIL-A-12560-H MR - INT AMENDMENT 4 standardının sınıf-3 gerekliliklerini karşılayacağının belirtildiğini, test atış raporunda belirtilen (MIL-A-12560) standardı ile şartnamede belirtilen (MIL-A-12560-H MR - INT AMENDMENT 4) standardının aynı şeyler olmadığını, dilekçe ekinde teknik şartnamede öngörülen spesifaksyon örneği sunulduğunu, davacının yaptığı testin dayanağı bu belge ise testin belgedeki tüm uyarılar ve bilgiler doğrultusunda yapılması gerektiğini, oysa davacının yaptığı spesifikasyonun dahi doğru metin olmadığını, öncelikle davacının testin teknik şartnameye uygun yapıldığını kanıtlaması gerektiğini, öte yandan davacının talep ettiği tutarın hatalı olduğunu, sözleşmeye göre sözleşme bedelinin malın teslim tarihindeki kur üzerinden TL olarak ödeneceğini, bu kapsamda müvekkiline ödenen tutarın KDV dahil 904.333,64 TL olduğunu son olarak malzemenin halen davacı elinde olup iadesi veya var ise hurda değerinin sözleşme bedelinden düşülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece, belirtilen gerekçelerle sözleşme bedeli 258.800 USD+KDV ise de dava dilekçesinde alacağın TL olarak talep edildiği, dava dilekçesinde 972.855,0 TL olarak belirtilen tutarın hangi tarihteki kur dikkate alınarak hesaplandığı bilinmemekle birlikte, alacağa 06.05.2017 temerrüt tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının talep edildiği, avans faizi Türk Lirasına uygulanacak bir faiz türü olup dava dilekçesindeki faiz başlangıç tarihi dikkate alındığında sözleşme bedelinin 06.05.2017 tarihindeki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, 06.05.2017 tarih itibariyle tespit edilen kur (3.571 TL) üzerinden davacıya iadesi gereken sözleşme bedelinin (258.800 USD x 3,571 TL)= 924.174,80 TL+ KDV olduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin 7.1.3 maddesinde "ihale kararına ait %05,69 oranındaki damga vergisi (karar pulu bedeli) idarece karşılanacaktır" denildiği, İdare tarafından karşılanmış olan (258.800 USD x %05,69)=1.472,57 USD tutarındaki damga vergisi bedelinin sözleşmenin feshinin doğal sonucu olarak davalıdan tahsili gerekeceği, bir üst paragrafta yapılan açıklama doğrultusunda davacıya ödenmesi gereken tutar (1.472,57 USD x 3,571 TL)=5.258,55 TL olarak hesaplandığı, davacı vekili her ne kadar tutara KDV ilavesini talep etmiş ise de devletçe tahsil edilen vergilerin KDV'den muaf olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu talebinin yerinde görülmediği, dava dilekçesinde tahsil edilecek tutarlara 06.05.2017 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasını istediği, öncelikle damga vergisi bedeline yönelik davacı tarafından keşide edilmiş her hangi bir temerrüt ihtarı bulunmadığından bu tutara yönelik dava öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı, sözleşme bedeline yönelik faiz talebine gelince; davacı tarafından keşide edilen 25.04.2017 tarihli yazıda 258.800 USD sözleşme bedelinin en geç 05.05.2017 tarihine kadar ödenmesi ihtar edilmiş ise de davalının süre uzatım talepleri kabil edilerek en son 25.08.2017 tarihli yazı ile davalıya 05.09.2017 günü mesai saati bitimine kadar süre verilmiş olup bu bildirim uyarınca temerrüdün 06.09.2017 tarihi itibariyle gerçekleştiği anlaşılmakla alacağa bu tarihten itibaren avans faizi uygulanmasına karar verildiği, öte yandan her ne kadar bilirkişi raporunda; davacının elindeki sözleşme konusu malzemenin yenisi ile değiştirilmesine yönelik taleplerin davalı tarafından karşılanmadığı, sözleşme konusu malzemenin davacının elinde kalmasının davalının ihmalkar davranışından kaynaklandığı belirtilerek hurda değerinin sözleşme bedelinden mahsubunun gerekmediği belirtilmiş ise de;
TBK 125. maddesi hükmü uyarınca feshin doğal koşulu olarak davacının da elindeki malzemeyi davalıya iade etmesi gerektiği belirtilerek; "Davanın KISMEN KABULÜNE, 924.174,80 TL + KDV sözleşme bedeli, 5.258,55 TL damga vergisi bedelinin davalıdan tahsiline, alacağın 924.174,80 TL'sine 06/09/2017, kalanına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, Davacının elinde bulundurduğu sözleşme konusu malzemelerin mevcut haliyle davalıya iadesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir. İstinaf kanun yoluna davacı vekili tarafından başvurulmuştur.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR HMK'nin 297.maddesine uygun karar verilip verilmediği hususu uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava,alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Bilindiği üzere HMK'nin 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir.
HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur.
Ne var ki Mahkemece verilen kısa kararda ve hüküm fıkrasında " Davanın Kısmen Kabulüne, 924.174,80 TL + KDV sözleşme bedeli, 5.258,55 TL damga vergisi bedelinin davalıdan tahsiline, alacağın 924.174,80TL'sine 06/09/2017, kalanına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davacının elinde bulundurduğu sözleşme konusu malzemelerin mevcut haliyle davalıya iadesine, fazlaya ilişkin istemin reddine," şeklinde karar verilmişse de hükümde KDV tutarının ne olduğu açıkça yazılmamıştır. Hüküm bu hali ile infaza elverişli değildir.
Açıklanan nedenle mahkemece davacı talepleri hakkında HMK'nin 297.maddesinde belirtildiği şekilde hüküm kurulması gerektiğinden bu durum HMK'nin 355.maddesi gereğince resen göz önünde bulundurulması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/146Esas, 2020/490Karar ve 11/11/2020 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2.HMK.'nin 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
3.İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davacı tarafa İADESİNE,
4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6.Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 18/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."