6. Hukuk Dairesi 2022/2474 E. , 2023/3246 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, davalı kurumun ihale ettiği ''3 adet yolcu gemisi imalatı/alımı işi''ne ilişkin olarak 15/12/2008 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme gereği davacı tarafından imal edilecek olan ABB Aspendos isimli geminin 14/07/2009 tarihinde, ABB.Temessos isimli geminin 14/08/2009 tarihinde ve ABB.Olimpos isimli geminin 23/12/2009 tarihinde sözleşmeye uygun ve eksiksiz olarak imal edilerek davalıya teslim edildiğini, teslim alma işinin Denetim Muayene Kabul Komisyonunca gerekli muayene ve denetimler yapılarak gerçekleştiğini, birinci yolcu gemisine ilişkin 1.046.300,00 TL alacağın 1.007.063,75 TL'sinin 15/08/2009 tarihinde, ikinci yolcu gemisine ilişkin 1.046.300,00 TL alacağın 1.007.063,75 TL'sinin 15/09/2009 tarihinde ve üçüncü yolcu gemisine ilişkin 1.046.300,00 TL alacağın 1.007.063,75 TL'sinin 24/01/2010 tarihinde muaccel hale geldiğini, kesin hesap kesintisi olan 94.167,00 TL'nin ise 10/02/2010 tarihi itibariyle muacceliyet kazandığını, borçlarını sözleşmenin 36. maddesinin 4. bendinde tayin edilen tarihlerde ödemeyen davalının temerrüde düştüğünü, akabinde gerçekleşen ödeme talepleri sonrası 03/08/2009 tarihinde 200.000,00 TL, 07/08/2009 tarihinde 5.000,00 TL, 06/11/2009 tarihinde 150.000,00 TL, 13/01/2010 tarihinde 200.000,00 TL ve 15/01/2010 tarihinde 100.000,00 TL olmak üzere toplam 655.000,00 TL ödeme yaptığını, bakiye alacağın ödenmemesi üzerine Antalya 15. Noterliği'nin 10/02/2010 tarih ve 02996 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiklerini, davalı bu aşamadan sonra 31/03/2010 tarihinde 100.000,00 TL, 20/05/2010 tarihinde 40.000,00 TL, 03/06/2010 tarihinde 15.000,00 TL, 07/06/2010 tarihinde 35.000,00 TL ve Antalya 9. İcra Müdürlüğünün 2010/16087 Esas sayılı dosyasına 06/07/2010 tarihinde 750.000,00 TL ödeme yapmak suretiyle toplam 940.000,00 TL daha ödemede bulunduğunu, böylelikle 07/07/2010 tarihi itibariyle davalıdan alınan toplam ödemenin 1.595.000,00 TL'ye ulaştığını, kalan alacağın tüm ihbar ve ihtarlara rağmen ödenmemesi üzerine Antalya 10. İcra Müdürlüğünün 2010/18019 Esas sayılı dosyasından 203.400,00 TL'lik nakit kesin teminat tutarı hariç olmak üzere 1.659.523,00 TL asıl alacak için takibe geçildiğini, ödeme emriyle talep edilen tutarın 1.659.523,00 TL olmasının sebebinin BK'nın 84. maddesi uyarınca, mütemerrit borçlu tarafından yapılan ödemelerin öncelikle işlemiş faizlerden mahsup edilerek takip hesabının yapılması olduğunu, davalı tarafın bu takibe kısmi itirazda bulunduğunu ve Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/464 Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını, yargılama sonucu itirazın kısmen iptal edildiğini ve iptal edilen kısım için takibe devam edildiğini, söz konusu mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini, söz konusu davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu, eldeki davanın konusu olan nakit kesin teminatın iade şartlarının kendilerince yerine getirildiğini, ancak yazılı talepte bulunulmuş olmasına rağmen davalının 203.400,00 TL'lik kesin nakit teminatı davacıya iade etmediğini, bu sebeple iade koşulları gerçekleşen nakit kesin teminatın iadesi istemiyle işbu davayı açmak durumunda kaldıklarını bildirmiş ve taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca verilen ve halen davalının uhdesinde bulunan 203.400,00 TL kesin nakit teminatın 07/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediğini, davanın görevsiz yargı yerinde açıldığını, öncelikle görev yönünden reddini, kesin teminatın alınmasındaki amacın, yüklenici tarafından taahhüdün sözleşme şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesin sağlamak olduğunu, bu bağlamda taahhüdün sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak amacıyla sözleşmesinin yapılmasından önce ihale üzerinde kalan istekliden ihale bedeli üzerinden İhale Kanunun 43. maddesi gereğince belirtilen oranda kesin teminat alınması gerektiğini, davacının tüm şartları yerine getirdikten sonra böyle bir talepte bulunması gerektiğini, belediyenin davacıya herhangi bir şekilde borcu bulunmadığını, davacının davasının hukuki bir dayanağının bulunmadığını, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2018 tarihli 2016/33 Esas, 2018/25 Karar sayılı kararıyla; sözleşmenin ''Teminata İlişkin Hükümler'' başlıklı 12.maddesinin ''Kesin Teminat ve Ek Teminatın Geri Verilmesi'' konulu 4. bendi ''İşin,sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı idarece tespit edildikten sonra, kesin teminat ve varsa ek teminatların; sosyal güvenlik kuruluşlarından alınan ilişkisiz belgesinin idareye verilmesinin ardından yarısı, garantis süresi dolduktan sonra kalanı, yükleniceye iade edilir.'' şeklinde düzenlendiği, sözleşmenin 41. maddesinin 1. bendinde garanti süresinin malların kabulünden sonra asgari 2 yıl olarak kararlaştırıldığı, davalı ... tarafından 10/02/2010 tarihinde Geçici Kabul Tutanağı ve 11/05/2011 tarihinde kesin kabulün yapıldığı, Antalya SGK İl Müdürlüğünün 17/11/2011 tarihli ''Teminat iadesi'' konulu davalı belediyeye cevabi yazısında ise, teminatın iadesinde bir sakıncanın olmadığı belirtildiği, davacıya ait davalı idare uhdesinde bulunan kesin teminatın iade edilmemesinin haklı bir nedene dayanmadığı için davacıya iadesi gerekeceği, teminatın iadesi için gerekli şartların oluştuğu anlaşılmakla açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 12.01.2018 tarihli 2016/33 Esas, 2018/25 karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 11.12.2018 tarihli 2018/3161 Esas, 2018/4959 Karar sayılı ilamında; Mahkemece hukukçu bilirkişi incelemesi yaptırılarak bu bilirkişinin düzenlediği 22.05.2017 tarihli rapor hükme esas alınarak karar verildiği, hukukçunun bilirkişi olarak seçilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğu, taraflar arasında 15.12.2008 tarihli “3 Adet Yolcu Gemisi İmalatı/Alımı İşi”ne ilişkin sözleşme düzenlendiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, 15.12.2008 tarihli sözleşmenin ''Teminata İlişkin Hükümler'' başlıklı 12. maddesinin ''Kesin Teminat ve Ek Teminatın Geri Verilmesi'' konulu 4. bendi ''İşin, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı idarece tespit edildikten sonra, kesin teminat ve varsa ek teminatların; sosyal güvenlik kuruluşlarından alınan ilişkisiz belgesinin idareye verilmesinin ardından yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı, yükleniciye iade edilir.'' şeklinde düzenlendiği, sözleşmenin 41. maddesinin 1. bendinde garanti süresinin malların kabulünden sonra asgari 2 yıl olarak kararlaştırıldığı, bu hükümler de nazara alınarak sonuca gidilmesi gerektiği, öte yandan Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/464 Esas, 2012/359 Karar sayılı dosyasında bakiye iş bedelinin tahsili yönünden itirazın iptâli davası açıldığı, mahkemece verilen kısmen kabul kararından sonra Dairemizce hükmün bozulduğu, daha sonra mahkemece 24.03.2015 gün, 2013/543 Esas, 2015/261 Karar sayılı ilam ile davanın reddine karar verildiği ve hükmün Dairemizce onanarak kesinleştiği anlaşıldığından temlik alan Akbank’a yapılan ödemeler ve Dairemizce onanan dosyadaki bilirkişi raporlarının da göz önüne alınarak HMK 266. maddesine uygun seçilecek, içerisinde kesin hesap uzmanı inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişinin de bulunduğu heyetten alınacak rapor ile sonuca gidilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; işin Geçici Kabulünün 10.02.2010 tarihinde, Kesin Kabulünün ise 11.05.2011 tarihinde yapıldığı, sözleşmenin 12.4 maddesinde; Kesin Teminat ve Ek teminatın geri verilmesi hususlarında anlaşmış bulunmaktadır. Buna göre; "İşin sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı idarece tespit edildikten sonra, kesin teminat ve varsa ek teminatların; sosyal Güvenlik kuruluşlarından alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı yükleniciye iade edilir." dendiği, davacının bu madde gereği; 17.11.2011 tarih B.13.2.SGK.04.07.10.01-1060742.007 sayılı yazı ile Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden alınan "teminatın iadesinin kurumca bir sakıncasının olmadığı'na ilişkin" yazıyı ve aynı tarihte T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan borcu yoktur yazısını alarak edimini yerine getirdiği ve kesin teminat tutarının ilk yarısını isteme hakkı doğduğu, Denetim Muayene Kabul Komisyonu tutanaklarına göre, davalı ... Başkanlığının uygunluğunun kabul edildiği, akabinde 10.02.2010 tarihinde imzalanan geçici kabul ile yapılan işin sözleşme ve şartnameye uygun olduğu, geçici kabule engel olacak eksikliğin ve arızaların bulunmadığı komisyonca imza altına alındığı, Geçici Kabul tarihi olan 10.02.2010 tarihinden itibaren 2 yıl garanti süresinin dolduğu 10.02.2012 tarihinde ise Kesin Teminat tutarının 2. yarısını alma hakkı doğduğu, sonuç olarak; davacı şirket tarafından nakit olarak davalı ... uhdesinde bırakılan 203.400,00-TL tutarındaki teminat bedelinin yasal düzenlemeler ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yukarıda yazılı hükümleri gereğince 17/11/2011 tarihinde yarısı, 10/02/2012 tarihinde ise kalan yarısı serbest kaldığı, davacı şirkete ödenebilir hale geldiği ancak davalı belediyece iade şartları oluşan bu teminat bedelinin davacıya ödenmediği, dolayısıyla davacıya ait olup davalı idare uhdesinde bulunan kesin teminatın iade edilmemesinin haklı bir nedene dayanmadığı, teminatın iadesi için gerekli şartların oluştuğu anlaşıldığından davanın kabulüne, 203.400,00-TL'nin 07/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Bozma ilamında dava konusu hususun aralarında hesap uzmanı, inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişinin olduğu bir bilirkişi heyetinden alınacak rapor doğrultusunda aydınlığa kavuşturulması gerektiği hüküm altına alınmasına rağmen mahkemece aksi yönde hareket edildiği, tarihi ve sayfa numarası olmayan ve sadece bir mali müşavirin imzaladığı bir bilirkişi raporu hükme esas olarak alındığı, bahse konu bilirkişi raporunun iş bu dosya kapsamında dikkate alınmasının hukuken mümkün olmadığını, hükme esas bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından mahkemenin yapması gereken hukuki değerlendirilmelere girilerek, mahkemenin belirlemesi gereken faiz türü ile faizin başlangıç tarihinin bilirkişi tarafından belirlendiğini,
2.Davalının Akbank T.A.Ş.'den aldığı teminat mektubunu iade ettiği, davacı şirketin yükümlülükleri kapsamında davalı tarafından sözleşme kapsamındaki cari borcundan teminat tutarı kadar kısmı (203.400 TL) kendi içinde (cari hesaptan) borçtan düşerek diğer mali borçlar hesabına tutarak (virmanlayarak) kesin teminatı bloke altına aldığını, yani davacının iddia ettiği gibi nakit bir teminat söz konusu olmadığını, verilmediğini, bu nedenlerle davacının teminatlardan kaynaklı nakit bir alacağının bulunmadığını, davacının, idarenin itirazını iptaline konu ettiği ve icra takibinde talep ettiği alacağının hesaplanması ile sözleşme kapsamında tüm edimlerin davalı tarafından yerine getirildiğine yönelik hükmün Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2015/5867 Esas - 2016/2739 Karar sayılı ilamı ile onanmasına, karar düzeltme isteğinin de Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/4197 Esas, 2017/1091 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, her ne kadar hesaplamada teminat mektubu dikkate alınmamış olarak hesaplamalar yapılmış olsa da davalının muhasebe işlem fişlerine göre nakit bir işlemden kaynaklı borcunun bulunmadığını, bu nedenle davacının sözleşme kapsamında herhangi bir nakit teminat alacağının olmadığını, 13.02.2021 tarihli rapordan da açıkça anlaşılacağı üzere, davacının 15.12.2008 tarihli sözleşme kapsamında nakit teminat alacağının bulunmadığı ve teminatların soyut olması nedeniyle 2013/543 sayılı dosya ile tüm sözleşme alacaklarının alınmış olarak kabul edileceğinin sabit olduğunu,
3.Mahkemece, İdare tarafından temlik alacaklısı Akbank T.A.Ş.'ye ne miktarda ödeme yapıldığının araştırılmadığını,
4.Davacının bahse konu alacak ile ilgili temerrüt faizi talep edebilmesi için 818 sayılı yasanın 101/1. Maddesi gereğince alacağın istenilebilir olması yeterli olmayıp, davacı tarafça usulüne uygun bir ihtarda bulunulması gerektiğini, mahkemece bu hususla ile ilgili de herhangi bir değerlendirme yapılmadığını,
5.Mahkemece davalı tarafın talep ettiği alacak miktarına ticari avans faiz üzerinden faiz işletildiğini, ancak sözleşmenin ticari bir niteliği bulunmadığını, sözleşmenin, belediye adına kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla düzenlendiğini, yasal faiz dışında başka bir faiz oranı dikkate alınarak karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında açıkça belirlenmiş bir kesin vadeden ya da davacı/alacaklının belediyemizi bahse konu alacak ile ilgili temerrüde düşüren usulüne uygun bir ihtardan ya da söz konusu alacak ile ilgili faiz oranının ve başlangıç tarihinin belirlendiği bir sözleşmeden bahsedilemeyeceğini,
6.Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatlar yükleniciye iade edileceğini, belediyenin davacıya herhangi bir şekilde borcu bulunmadığını, davacının davasının hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca nakdi kesin teminatın iadesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci maddesi, 437 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355-370
3.Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 427. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan üç adet yolcu gemisi imalâtı/alımı işi uyarınca verilen ve halen davalının uhdesinde bulunan 203.400,00 TL tutarındaki kesin nakit teminatın 07.07.2012 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.
3.Dava konusu sözleşmenin 12.4 maddesinde; "İşin sözleşme ve ihale dökümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı idarece tespit edildikten sonra, kesin teminat ve varsa ek teminatların; sosyal güvenlik kuruluşlarından alınan ilişiksiz belgesinin idareye verilmesinin ardından yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı yükleniciye iade edilir", 41.1. maddesinde ise; "Yüklenici tarafından teslim edilecek malların garanti süresi kabulünden sonra asgari 2 yıldır" denmektedir.
4.Dava konusu gemi imalatı işinde 10.02.2010 tarihinde Geçici Kabul Tutanağı, 11.05.2021 tarihinde Kesin Kabul Tutanağı düzenlenmiştir. 17.11.2011 tarihli B.13.2.SGK.04.07.10.01 -1060742.007 sayılı Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün "teminatın iadesinin kurumca bir sakıncasının olmadığına ilişkin" yazısı ve aynı tarihli T.C. Gelir İdaresi Başkanlığının "borcu yoktur" yazısı dosyaya sunulmuştur.
5.27/06/2012 tarihli yazı ile davacı yüklenici, davalı iş sahibinden 10 gün içerisinde 203.400,00 TL kesin teminatın ödenmesini istemiştir.
6.Diğer taraftan, davacı yüklenici, 15.12.2008 tarihli “3 Adet Yolcu Gemisi İmalatı/Alımı İşi”ne ilişkin sözleşme uyarınca davacı şirket tarafından imal edilen gemilerin davalı idareye teslim edildiğini, ancak iş bedelinin bir kısmının halen alınamadığını belirterek iş bedelinin 203.400,00 TL kesin teminat bedeli hariç olmak üzere tahsili için icra takibi başlatmış, davalı iş sahibi tarafından kısmi olarak takibe itiraz edilmiştir. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/543 Esas sayılı dosyasında takibe yapılan kısmi itirazın iptali için dava açılmıştır. Mahkemece yapılan ödemeler incelenerek 24/03/2015 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma ilamında işaret edildiği üzere belirtilen itirazın iptali davasında tespit edilen iş sahibinin yaptığı ödemeler incelenmiş ancak kesin teminat bedeli 203.400,00 TL'ye dair yapılmış bir ödemeye bu dosya tetkikinde de rastlanmamıştır.
7.Bu durumda, teminatın iadesi için gerekli şartların oluştuğu, ihtarname gönderilmek suretiyle temerrüde de düşürüldüğü, sözleşme gereği davalı idareye verilen 203.400.00 TL kesin nakit teminatını isteme hakkının doğmuş olmasına karşın davalı idarece gereğinin ifa edilmediği anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükümde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
8.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının taraflara yükletilmesine, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.