10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemesince dava şartı yokluğundan dolayı davanın usulden reddine dair karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Kapatılan 21. Hukuk Dairesince hükmün "muhtara yapılan tebligat usulüne uygun olmadığı gibi, davacıya çıkartılan muhtırada gider avansını oluşturan tebligat gibi gider gerektiren işlemlerin kalem kalem açıklanmadığı, her kalemin miktarının ayrı ayrı gösterilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararı sonrası yapılan yargılamadan sonra Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... Batı 4. İş Mahkemesi tarafından verilen karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 6100 sayılı HMK'nun 373/4 maddesi; ''Yargıtay'ın bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.'' hükmünü, Geçici 3/2 maddesi; "Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar Bölge Adliye Mahkemelerine gönderilemez.'' hükmünü içermektedir. Yukarıda açıklanan Kanun maddelerinin düzenleniş amacı, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara karşı Yargıtay'a yapılmakta olan temyiz Kanun yoluna başvurulmasını ve karar kesinleşinceye kadar iki dereceli Kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılmasını sağlamaktadır. Diğer bir anlatımla, Yargıtay'ın verdiği onama ve bozma kararları üzerine verilen kararların tekrar Yargıtay denetiminden geçmesi, başka bir deyişle Yargıtay kararının istinaf yolu ile denetlenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta, Yargıtay Kapatılan 21. Hukuk Dairesinin 13.07.2017 tarih 2016/14589 Esas, 2017/6014 Karar sayılı ilamı ile "muhtara yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığının, davacıya çıkartılan muhtırada gider avansını oluşturan tebligat gibi gider gerektiren işlemlerin kalem kalem açıklanmadığının, her kalemin miktarının ayrı ayrı gösterilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle" bozulmuş, mahkemece anılan karar sonrası esasa ilişkin yargılama yapılıp karar verilmiştir. Aleyhine kanun yoluna gidilen kararla ilgili, daha önce Yargıtay’ın dosyayı incelemeye görevli dairesince, esas yönüyle herhangi bir denetim söz konusu değildir. Bu itibarla, Mahkemenin esas yönünden verdiği ve daha önce Yargıtay görevli dairesinin denetiminden geçmeyen kararın kanun yolu denetimi ''İstinaf'' olup, görevli merciinin Bölge Adliye Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmektedir.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap