4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1080
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/05/2019
NUMARASI: 2016/1285 Esas - 2019/612 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili idare sorumluluğunda bulunan Pendik ilçesi, ... mah. ...daki ... mm'lik DF içme suyu terfi hattına 14/04/2011 tarihinde davalı tarafından kontrolsüz yapılan istinat duvarı temel kazısı çalışması neticesinde hasar verildiğini, hasarın 6.539,15 TL + 1.377,96 EURO bedelle müvekkili idare tarafından onarıldığını, habar bedelinin ödenmesi için davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen bir ödeme yapılmadığını ifade ederek 6.539,15 TL + 1.377 EURO hasar bedelinin hasar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... Projesinde 14/04/2011 tarihinde gerçekleşen taprak kayması neticesinde borularının hasar gördüğünü, olayın kontrolsüz yapılan istinat duvarı kazısı sırasında olmadığı, davacı borularının müvekkilinin özel mülkiyeti ve çalışma sahasında ya da hemen sınırında olduğunu, bu boruların geçtiği yer sebebi ile davacının hatalı olduğunu, davacının gönderidği ihtarnameyi almadıklarını, temerrüdün meydana gelmediğini, zararın fahiş olduğunu, hasar talebinin hem TL hem de döviz cinsinden talebin usule aykırı olduğunu, kaza tarihi itibari ile hasarın TL'ye çevrilerek talepte bulunulması gerektiğini ifade ederek, davanın reddini ve zamanaşımı def'inde bulundukları beyan ve talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve davalı vekilinin süresi içerisinde sunduğu zamanaşımı itirazı değerlendirildiğinde; davacı tarafça aynı hasara ilişkin aynı davalıya yönelik Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/676 E. Sayılı dava dosyası ile 27.07.2011 tarihinde dava açıldığı, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/676 E. 2012/574 K. Sayılı dosyası ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davanın açılmamış sayılması ile Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/676 E. Sayılı dava dosyasının zamanaşımını kesici etkisinin ortadan kalktığı ve davanın açılmamış sayılması ile davacı tarafça hiç dava açılmamış gibi düşünülmesi gerekeceğinin kabulü ile; 14.04.2011 tarihli eylem sebebiyle mahkememizde 17.11.2016 tarihinde dava açıldığı ve davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığı sabit olduğundan davalı tarafın zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/4-3013 E. 2018/47 K. Sayılı emsal Kararı gereğince zamanaşımı sebebiyle red davanın esasına ilişkin olup nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 2560 sayılı ... Kanunu'nun 1. maddesi 5. fıkrasına göre “..., İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı, müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş” olduğunu, Aynı kanunun 3. maddesi ile organların; Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetçiler, Genel Müdürlük olarak belirlendiğini, 11. maddesinde de Genel Müdürün görevlerinin sayıldığını, buna göre ...'yi yargı mercilerinde ve üçüncü kişilere karşı genel müdür ya da yetkisini devrettiği birim veya kişi tarafından temsil edebildiğini, kamu tüzel kişisi olan müvekkili idare ... adına 2560 sayılı kanunla genel müdür ve onun yetki vereceği kişiler görevli ve yetkili kılındığını, Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere müvekkil idare tüzel kişiliği haiz olması sebebiyle sadece genel müdür ve onun yetkili kılacağı kişilerin fiili ve faili öğrenme tarihi zamanaşımının başlangıç tarihi olacağını, Borçlar Kanununda sayılı borçların zamanaşımı süresinin ancak ve ancak Genel Müdürlük Makamının onay verdiği tarihten itibaren başlamış olacağını, iş bu davanın ikamesi için müvekkil ... bünyesinde kurulu müşavirlik avukatlarına yetki ve görev yükleyen “Genel Müdürlük Olur” yazısınnı tarihi 19/07/2011 tarihli olduğunu, davanın ise 17/11/2016 tarihinde açıldığını, 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu’nun haksız eylemlerde zamanaşımına ilişkin düzenlenen 72.maddesine göre zamanaşımı nihai süresinin on yıl olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız fiil sebebiyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Davaya konu haksız eylemler 14/04/2011 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı ...'nin teknik personeli tarafından, davaya konu eylemler tutanağa bağlanarak hasar giderilmiştir. Hasar bedelinin ödenmesi içinde davalıya 03/06/2011 tarihinde yazı ile bildirimde bulunulmuştur.Dava, haksız eylem sebebiyle uğranılan zararın giderilmesi isteminden ibarettir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince; haksız eylemden doğan zararın tazminine ilişkin davalar, zarar görenin zararı ve zarar vereni öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde haksız eylem tarihinden itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5/1 Maddesinde;" Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zaman aşımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda ön görülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda ön görülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü süre veya zaman aşımı süresi dolmuş olur." hükmü düzenlenmiştir. Buna göre, davaya konu haksız eylemlerin meydana geldiği ve öğrenildiği 14/04/2011 tarihi ile davanın açıldığı 17/11/2016 tarihi arasında bir yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Davacı ..., tüzel kişi tacir sıfatını haizdir. Bu sebeple basiretli davranarak, olay günü haberdar olduğu zararı sebebiyle, zarar veren hakkında 818 sayılı BK.'nun 60. maddesinde belirtilen bir yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açması gerekir. Tacir olanlar için dava açma konusunda emir vermeye yetkili makamın olur tarihinin zamanaşımı süresinin başlangıcı için esas alınması doğru değildir. Zira tacirler, işletmeleri ile ilgili zararların takibinde gerekli özeni göstermek durumundadırlar. Şu durumda davanın zamanaşımından reddine karar verilmesinde bin isabetsizlik bulunmamaktadır (Aynı doğrultuda Yargıtay 4.HD'nin 2016/7016 E.-2016/8907 K. Sayılı ilamı). Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.