Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

ANTALYA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/670 Esas
KARAR NO: 2023/825
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/02/2020
KARAR TARİHİ: 14/12/2023

Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Alacaklısı ..., borçluları ... Ltd. Şti., kefili ... Ltd. Şti. olan, ... tanzim, ... ödeme tarihli ....-TL'lik, nakden kayıtlı bono düzenlendiğini, senetlerin verilmesinin nedeninin ... tarihli ... ile ... vekili Av. ... arasındaki protokol olduğunu, bu protokolden de görüleceği üzere, ... ... kardeşi olan ... ile yeğeni ...'in aleyhlerine başlatılan Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyadaki borçlarından kurtulmaları için ...'in şahsi olarak ve ... ... Ltd. Şti., ... yetkilisi olarak işbu bonoları düzenleyip ...’a verdiğini, özü itibariyle senette nakden yazmasına rağmen nakit para verilmediğini, senedin kefalet amaçlı verildiğini, ticari bir ilişkinin olmadığını, nakden verilen bir bedel olmadığından bononun bedelsiz olduğunun kabulü gerektiğini, bonolar üzerinde düzenleme tarihlerinin olmadığını, sonradan eklendiğini, kefalet amacıyla düzenlenen protokol tarihi olan, ... tarihinde ...'in evli olduğunu, evli olan bir kişinin üçüncü kişinin borcuna kefil olabilmesi içen eşin rızası gerektiğini, böyle bir rızanın bulunmadığını, şirket genel kurulunda da, kefaletle ilgili hiçbir karar da alınmadığını, bu nedenle Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasındaki icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti ile takibin iptaline, kötü niyetli icra takibi yapan karşı tarafın %20’dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle, davacının, aleyhine başlatılan icra takibinde itiraz etmediğini, icra dosyasında, davacı borçlu şirket yetkilisi olarak ve kendi adına da asaleten ...'in, dosya borcunu kabul ettiğini, ... tarihli haciz tutanağında ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bir kısım ödemeler yaptığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, Keza menfi tespit davası İİK.nun 72. Maddesi gereğince 1 yıllık süreye tabi olup, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, mücerrettik (soyutluk) ilkesi gereği, kambiyo senetlerinde senette yer alan hak ile bu hakkın oluşmasına neden olan temel borç ilişkisi arasında herhangi bir bağlılık olmadığını, temel ilişkiye istinaden ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, dava dilekçesinde ... keşide tarihli protokolden bahsetmekteyse de taraflar arasında böyle bir protokol bulunmadığını, taraflar arasında akdedilen protokolün ... tarihli olduğunu, bu protokol incelendiğinde, protokolde adı geçen senedin ödeme amacı ile verildiğinin açık olduğunu, ...' in kardeşi ... ve yeğeni ...'in Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyalardaki ...'a olan borçlarından dolayı, ... şahsi olarak ve ... Ltd.Şti. ile ... Ltd.Şti. adına yetkilisi olarak 5 adet senet verildiğini,

TBK.nun 133. maddesi uyarınca kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, “ifa uğruna” verildiğinin kabulü gerektiğini, imzaların istiklali kuralı göz önünde bulundurulduğunda davacının dava dışı diğer borçlulara ilişkin defilerinin dinlenmeyeceğini, davacı vekilinin dava dilekçesinin neredeyse tamamında müvekkilinin diğer borçlulara kefil olduklarından bahsetmiş ise de 6102 Sayılı Yasa kapsamında taraflar arasındaki asıl ilişkinin; gerek doktrin görüşünde gerekse Yargıtay içtihatlarında "aval" olarak kabul edildiğini, davacının, kefillik hükümlerine dayanması ve eşin rızası koşulunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, aksi kabul dahi edilse dahi imzaların istiklali kuralı gereğince ...'e ait kişisel definin davacı tarafça ileri sürülemeyeceğini, ispat külfetinin yer değiştirmeyeceğini, davacının senet tanzimine ilişkin yetkili temsilci bakımından bir itirazı olmadığını, şirket Genel Kurul kararı aramanın T.T.K. hükümleri karşısında gereği olmadığının kabulü gerektiğini belirterek davanın reddine, haksız itirazı nedeniyle alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE :

Mahkememizce yapılan yargılama sonucu ... Karar sayılı ilam ile davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Antalya BAM ... Sayılı ilam ile istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, iş bu kararı temyiz yolu ile inceleyen Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... Karar sayılı ilamı ile; "Dava, bonoya istinaden başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. ... tarihli protokolde belirtildiği üzere yakınlarının lehtar ...'a olan borçlarından dolayı şahsi olarak ve diğer keşideci ... ... Ltd. Şti. adına şirket yetkilisi olarak dava konusu bonoyu düzenlemiş, ayrıca yine ... Ltd. Şti. yetkilisi olarak da aval vermiştir. Burada şirket temsilcisinin hem aval veren hem de keşideci olarak bonoda yer alması halinde aval işleminin batıl olup olmadığının tartışılması gerekir. 6102 sayılı Kanun'un 629 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Aynı Kanun'un anonim şirketlere ilişkin 371 nci maddesi uyarınca; şirketi temsile yetkili kişiler, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin temsilciye karşı rücu hakkı saklıdır. Temsilcilerin üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir. Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyi niyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi, tescil ve ilan edilmek koşuluyla, bir temsilcinin temsil yetkisi sadece merkezin veya bir şubenin işleri yönünden bölgesel olarak veya birlikte temsil yetkisi kullanılması yönünden sınırlandırılabilir. Kısıtlama yapılmış olsa bile bu karar iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Şirketi temsilen yapılan iş ve işlemler her halükarda geçerli olup, iç ilişkide temsil yetkisinin sınırlandırılmış olması üçüncü kişilerin şirkete müracaat etmelerine engel değildir. Bu bağlamda, limited şirketi temsile yetkili olanlar şirketi üçüncü kişilere karşı borçlandırabilirler. Ancak, 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı ve 629 uncu maddeleri gereğince müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü bulunmakta olup özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır. Bir başka deyişle, işlem için temsil edilenin yetki vermediğinin ve bu işlemin kural olarak temsil edileni bağlamayacağının kabulü gerekir. Bunun istisnası temsil edilenin temsilciye açıkça kendisiyle işlem yapma izni vermesi veya yapılan işleme sonradan icazet vermesi halidir ki, bu hallerde işlem geçerli olur. Somut olayda, davaya konu ... TL bedelli bononun alacaklısının davalı ..., borçlularının ... ve ... ... Ltd. Şti., aval verenin ise davacı şirket olduğu ve ...'in hem keşide eden borçlu hem keşide eden ... ... Ltd. Şti.'nin yetkilisi, hem de davacı şirketi temsilen aval veren sıfatıyla bonoyu imzalayarak davalı ...'a verdiği, senedin tanzim tarihi itibarıyla ...'in davacı şirketi münferiden temsil yetkisine sahip olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Bu durumda, dava dışı temsilci ...'in dava konusu bonoyu, şirket yetkilisi olduğu dönemde keşide ettiği ve davacı şirket adına attığı aval imzasının müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmadığı, aval için kendisine verilmiş açık bir iznin veya icazetin varlığının iddia ve ispat edilmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, aval işlemi davacı şirket açısından bağlayıcı olmadığından, batıl, geçersiz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına," gerekçeleriyle mahkememiz kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın yukarıdaki esasa kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.

Uyuşmazlık; dava ve icra takibine konu (... Tanzim Tarihli, ... Vade Tarihli, ... TL bedelli) bononun ticari ilişki nedeniyle değil, kefalet amacıyla verildiğini, bonoda nakden kaydı olmasına rağmen nakit alış verişi olmadığı, eşin de rızası bulunmaması nedeniyle bedelsiz ve geçersiz olan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin,

İİK.nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır.

Davacı Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; ... tarihinde, davalı alacaklı ... tarafından, ....-TL asıl alacak, 934,25.-TL işlemiş faiz, 240,00.-TL Komisyon olmak üzere toplam ....-TL üzerinden davacı borçlu ile dava dışı ... ile ... ... Ltd. Şti. aleyhine icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında görülen iş bu davanın, bonoya istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu anlaşılmıştır.

Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, istinaf ilamı, bozma ilamı, icra dosyası ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda davaya konu ...-TL bedelli bononun alacaklısının davalı ..., borçlularının ... ve ... ... Ltd. Şti., aval verenin ise davacı şirket olduğu ve ...'in hem keşide eden borçlu hem keşide eden ... ... Ltd. Şti 'nin yetkilisi hem de davacı şirketi temsilen aval veren sıfatıyla bonoyu imzalayarak davalı ...'a verdiği, senedin tanzim tarihi itibariyle ...'in davacı şirketi münferiden temsil yetkisine sahip olduğu, bu durumda dava dışı temsilci ...'in dava konusu bonoyu şirket yetkilisi olduğu dönemde keşide ettiği ve davacı şirket adına attığı aval imzasının müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmadığı, aval için kendisine verilmiş açık bir iznin veya icazetin varlığının iddia ve ispat edilmediği anlaşılmakla aval işlemi davacı şirket açısından bağlayıcı olmadığından, geçersiz olduğundan davanın kabulüne, yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1.Davanın KABULÜ ile;

Davacı şirketin Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı takibine konu ... tanzim ... ödeme tarihli ...-TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine,

Davacı tarafın kötü niyet tazminat talebinin reddine,

2.Alınması gerekli 5.464,8‬0-TL harçtan peşin alınan 1.366,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.098,6‬0-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan 54,40-TL ilk masraf, 548‬,00-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere 602,4‬‬0-TL yargılama gideri ile peşin alınan 1.366,20-TL toplamı 1.968,6‬0-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı,

HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça, okunup, usulen anlatıldı. 14/12/2023 Katip ... (E-İmzalıdır) Hakim ... (E-İmzalıdır)

Karar Etiketleri
14.12.2023 REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Kanun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu HMK md.345