1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, ...İli, ... ilçesi, ...köyü çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazı 25 yılı aşkın süreden beri kullandığını, imar ve ihya işleminin tamamlandığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu belirterek, davanın reddini istemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemecenin 16.09.2014 tarihli ve 2013/146 Esas, 2014/145 Karar sayılı kararıyla; 02.05.2014 tarihli krokide (A) harfi ile gösterilen 6.448, 80 metrekarelik ve (E)harfi ile gösterilen 868,84 metrekarelik kısımların arsa vasfı ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.01.2016 tarihli ve 2015/19547 Esas, 2016/111 Karar sayılı kararıyla; çekişme konusu taşınmazla ilgili zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 26.06.2018 tarihli, 2016/68 Esas, 2018/168 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın 1980 yılından itibaren davacının tasarrufunda bulunduğu ve davacının taşınmazın tespit dışı bırakıldığı 1972 yılından itibaren dava tarihine kadar 20 yıllık süre içerisinde davasız ve fasılasız, ekonomik amaca uygun olarak ve malik sıfatıyla zilyetliğini sürdürdüğü, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, davacı adına kadastro çalışma alanı içerisinde senetsizden tescil edilen taşınmaz bulunmadığı, bu hali ile olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisabının mümkün olan yerlerden olduğu gerekçesiyle 20.04.2018 havale tarihli rapor ve krokide kırmızı renk ile işaretli (A) harfi ile gösterilen 6.448,80 metrekarelik ve yeşil renk ile işaretli (E) harfi ile gösterilen 868,84 metrekarelik alanın yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle arsa vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.03.2021 tarihli ve 2018/4478 Esas, 2021/2851 Karar sayılı kararıyla; hükme esas alınan ve bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına, bilirkişi raporunda (E) harfi ile gösterilen taşınmaz yönünden ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü ve 17 nci maddesindeki şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemecenin 11.01.2022 tarihli ve 2021/207 Esas, 2022/11 Karar sayılı kararıyla; fen bilirkişine ait raporda kırmızı renk (A) harfi ile gösterilen 6.448,80 metrekarelik alan yönünden daha önce verilen kararın onandığı, onama sonrasında karar düzeltme yoluna başvurulmadığından ilgili hükmün kesinleştiği gerekçesiyle (A) harfi ile işaretli alan yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, teknik raporda (E) harfi ile gösterilen kısım yönünden davacının iddiasını ispatlayamadığı, 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinde aranan imar-ihya şartının gerçekleşmediği, ekonomik amaca uygun kullanım durumunun olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verildiğini, davacının dava konusu 6.448,20 metrekarelik alanın etrafını sahiplenme amacıyla çevirerek üzerine yapı inşa ettiğini, yapı ve üzerindeki ağaçlar dikkate alındığında en az 20 yıllık sürenin geçtiğini, davanın tamamı yönünden kabul kararı verilmesi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı ... Medeni Kanunu’nun 713/1 inci, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Kanun'un uygulanacağı davalar yönünden 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 189,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.10.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın