Esas No
E. 2020/2039
Karar No
K. 2023/2072
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2039

KARAR NO: 2023/2072

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01/03/2019

NUMARASI: 2014/962 E. - 2019/181 K

DAVANIN KONUSU: Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tazminat

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'nin 2008 yılında müvekkili davacı ... Teknolojileri Ltd.Şti.'ni kurduğunu ve ..., ... firmaları için gerçekleştirilen portal yazılım, ... için gerçekleştirilen lojistik yazlım, ... için gerçekleştirilen entegrasyon danışmanlığı, ... için satın alma yazılımı gibi muhtelif yazılım işleri gerçekleştirdiğini, davacının alanında ülke çapında başarılı bir yazılım müellifi olduğunu, bu doğrultuda kariyer geliştiren müvekkili şirket yetkilisinin Nato projelerinde görev almaya başladığı, davalı ...'nın davalı ... San Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, davalı şirket eliyle müvekkili şirketin haklarını ve itibarını ihlal eden davalı ...’nın tüm fiillerden sorumlu olduğunu, haksız fiile dayalı olarak kendisine dava ikame edildiğini, müvekkili ile davalı ...'nın tanışıklığının ... San Ve Tic. Ltd. Şti.'nde ortak oldukları 2010 yılına uzandığını, ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle açılan şirketin feshi davası sonrasında tarafların 04.03.2011 tarihli sulh sözleşmesi ve ibraname imzalayarak ayrıldıklarını, davalıların sulh sözleşmesinin imzalanmasından 20 gün içinde müvekkili ... ve müvekkili şirket aleyhine maksatlı olarak haksız rekabet etmeye yönelik karalama ve hakarete başladığını, takipsizlikle sonuçlanan suç duyurusunda bulunduklarını, yine ihtarnameler düzenleyerek asılsız suç duyuruları ile müvekkilinin ticari ilişkisinin olduğu şirketleri de hiç ilişkisi yok iken zor durumda bıraktığını, şikayet dilekçesindeki isnatlarını ispatlayamadığını, bu nedenle 31.10.2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalı şirket ve davalı şirket yöneticisi davalı ...’nın savcılık soruşturmasına konu ettikleri asılsız iddialarının bir ticari hamle olarak tasarlayıp, planlayıp, uygulatacak bilinçte hareket ettiğini, davalıların vekilleri eliyle müvekkili şirket ve yetkilisi hakkında dolandırıcılık, hırsızlık 5846 sayılı Kanuna muhalefet başta olmak üzere birçok isnatları, iftiraları ve hakaretleri haiz dilekçeleri kaleme aldığını, imzaladığını ve mercilere ibraz ettiğini, ticari sahada faaliyet gösteren çok sayıda gerçek ve tüzel kişilere duyurusu ile ilişkilendirerek ihtarnameler tanzim ve tebliğ ettiğini, haksız fiil teşkil eden uygulamaları ile müvekkillerin ilişkisi bulunan ancak davalılarla ilişkisi bulunmayan şirketlere özellikle seçilerek bu iddialarının yöneltildiğini, davalıların bu ihtarname ve şikayetlerinin hiçbir şekilde ispatlanamadığı ve ispatlanamayacağı haksız ve yalan beyanlarına dayandığını, bu eylemlerinin kötüleme, gerçeğe aykırı bilgi vermek, iş yaşantısının koşullarına uymamak niteliğinde olduğunu, görüldüğü, müvekkili şirket ve yöneticisinin yazılım konusunda hırsızlık ve dolandırıcılık gibi aslı olmayan iddialar ile karşı karşıya bırakmak bu iddiaları içeren ihtarnameleri, piyasadaki ilgili ilgisiz birçok şirkete noter kanalı ile göndermek şeklinde eylemlerinin kasıtlı olduğunu, aynı zamanda müvekkili şirketin ve yöneticisinin tüm kariyerini bitirecek saldırılar olduğunu, asılsız iftiralarını kamuya yayma amacı ile hareket eden davalıların girişimlerinin doğuracağı zararlar ve yaratabileceği itibar kayıplarının kestirilemez ve belirsiz olduğunu, davacı şirketin 2011 yılı ilk 4 aylık dönemde ortalama 60.000 – 70.000 TL ciro elde ederken piyasada dolaşan ihtarnameler, savcılık şikayet ve soruşturmalar ile Mayıs ayında: 25.397 TL, Haziran ayında 35.000 TL gibi düşük ciro elde edildiğini, davacının olumsuz imajı düzeltebilmek için çok çaba sarf edildiğini, davalılar tarafından gerçekleştirilen haksız fiiller öncesindeki cirolarına ulaşılamadığını, davacı şirket ile ticari ilişkisi bulunan ... Tic. Ltd. Şti.'nin mesnetsiz ihtarnamelere muhatap tutulduğunu, Yargıtay kararlarında davalı şirket ve yöneticilerinin şikayetlerine dayanak gösterdikleri vakıaları ispatlayamadıkları takdirde haksız rekabet fiilinin vuku bulduğunun kabul edildiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, haksız rekabet nedeniyle oluşan mevcut zararın ve gelecekteki zararın tazmini için fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 120.000 TL maddi, 60.000 TL manevi tazminatın müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Nato güvenlik belgesi almaya hak kazanmış müvekkili şirket yöneticisi hakkında “dolandırıcılık ve hırsızlık” ve 5846 sayılı Kanuna muhalefet ve benzeri ihlal, haksız fiil teşkil eden beyanları ve bunları üçüncü kişilere duyurmuş olmasından dolayı fazlaya ilişkin dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL maddi, 18.0000 TL manevi tazminata hükmedilerek davacıya verilmesine, hükmün ülke çapında yayın yapan ve karar tarihinde tirajı en yüksek gazetelerden birinde birer ay arayla 2 kere yayınlanmasına ve giderinin davalılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.

Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacı firmanın tarafı olmadığı dava dosyalarını delil olarak sunulmasının tuhaf ve hukuki değerden yoksun olduğunu, ... Ltd. Şti.'nin ortaklık yapısı içerisinde ..., ..., ..., ... ve ... bulunmaktayken Kadıköy ... Noterliğinin 16.04.2010 tarih, ... sayı ile onaylı esas mukavele ile 20.04.2010 tarihinde kurulduğunu, davalı şirketin hissedarı olan ... ile dava dışı ... ve ... hisselerinin tamamını 04.03.2011 tarihinde ...’ya devrettiğini, müvekkili firmanın ana sözleşmesinin 3.maddesi gereğince şirket faaliyetlerinin ticari sır olarak kalacağının açık olduğunu, bu sebeple, her bir çalışanı ile gizlilik ve rekabet etmeme sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket ortaklarının da “Ticari Sır” niteliği taşıması muhtemel bilgi, belge, veri, yazılım, örnek, teknik bilgi, araştırma stratejisi, know-how ile şirket faaliyetleri arasında hazırlanan tüm analiz ve projelerin şirket faaliyetleri sırasında elde edilen müşteri portföyüne dair bilgi ve kayıtların şirket bünyesinde muhafaza edilmesi için “gizlilik ve rekabet etmeme sözleşmesi” imza edildiğini, ortaklardan ... ve ... dışındakilerin sözlü davete rağmen, bu sözleşmeyi imza etmekten imtina ettiğini, müvekkilinin üzerinde çalıştığı ve ticari sır niteliğindeki yazılım programının kopyalanması ve izinsiz kullanılmasının önlenmesi için İTÜ’ye müracaat edildiğini, ''Ulusal Yazılım Ve Sertifikasyon Veri Tabanı'na yüklenmesinin talep edildiğini, önce “...” ismiyle ... numaralı Proje Klasörüne kayıt sertifikasyonu ve orijin eşlik denetimi temin edildiğini, bilahare de “PMU M Piyasa Yöneti Sistemi” adıyla son haliyle tescil edildiğini, hukuki ve cezai koruma altında olduğunu, taraflar arasında imzalanan 04.03.2011 tarihli sulh sözleşmesinin 2.maddesine göre ... Ltd. Şti. tarafından üretilen PMUM Piyasa Yönetim Sistemi isimli yazılımın ve bundan sonra üretilen ileri versiyonlarının da ... Ltd. Şti.'ne aidiyetini koşulsuz olarak kabul edip imzaları ile onayladıklarını, ... Ltd. Şti. adına yapılan müracaat ile İstanbul C. Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü, savcı ve hakim kararı ile bir kısım arama ve el koyma kararları alındığını, bilirkişi incelemeleri yapıldığını, ihtilafın hukuki nitelik arz ettiği gerekçesiyle takipsilik kararı verildiğini, adli mercilerce yapılan işlem ve alınan kararların müvekkili firmaya mal edilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, davalı ...ya husumet düşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; Haksız fiil ve haksız rekabet fiillerine dayalı olarak tecavüzün tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.Davacı vekili delil ve belgelerini ibraz etmiş, davada; Sulh Sözleşmesi, İbraname, Hisse devir sözleşmesi, Şikayet Dilekçesi, İstanbul 3.Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesinin 2011/251 Esas Sayılı dosyası, tanık, bilirkişi incelemesi vs. delillerine dayanmıştır.Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre davacının, davalı borçludan alacaklı olup olmadığı hususunda bilirkişiden rapor alınmış, 31/08/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Dava dosyası kapsamı belgeler, taraf beyanları, dosyaya sunulan deliller davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan ve detayları yukarıda ilgili bölümlerde verilen inceleme ve tespitler birlikte değerlendirildiğinde; Davalının, kendi programının korunması amacıyla açtığı davalar, yaptığı şikayetler ise kanunun kendisine tanıdığı haklar kapsamında bulunmaktadır. Bu nedenle davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi itibari ile davalının davacı şirkete ve diğer şirketlere gönderdiği 23.03.2011 tarihli ihtarnameler nedeni ile bir haksız rekabet fiilini oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

2.Öte yandan ihtarın yapıldığı 23.03.2011 ile davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi arasında davalıların fiili ile davacı şirketin aktifinde meydana gelen bir zararın varlığı tespit edilemediği, 01/06/2016 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: Kök rapora yapılan itirazlar ve dosyaya giren yeni belgeler yeniden incelenmiş ve yapılan değerlendirme sonucunda, kök raporda varılan sonuçları değiştirecek bir eksikliğe rastlanmadığı, 05/07/2018 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle: Tarafların 01.06.2016 tarihli Ek Rapora yönelik beyan ve taleplerin gerek Kök Raporda gerekse 01.06.2016 tarihli Ek Raporda detaylı ve gerekçeli olarak değerlendirilmiş olduğu, Kök ve Ek Raporda varılan sonuçları değiştirecek bir eksikliğe rastlanmadığı tespit ve rapor edilmiştir. Dosyaya getirtilen yanlara ait tüm deliller, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere; davacı, eski ortak olduğu şirket ve o şirketin müdürü olan kişinin gerçeğe aykırı kötülemesi ile haksız rekabet yapıldığını tespitini, haksız rekabetin önlenmesini ve maddi manevi tazminatın verilmesini talep ettiği, davalı ise olayda bir haksız rekabet fiilinin bulunmadığını, davalı şirketin kanunların kendisine verdiği yetkileri kullanarak ticari sır niteliğindeki bilgileri kullanmak için gerekli müracaatları yaptıklarını ileri sürdüğü, olayın 2011 yılında meydana geldiği, davanın ise 21.02.2012 tarihinde açıldığı. Bu nedenle 6103 sayılı Uygulama Kanununa göre davanın 6762 sayılı TTK’nın haksız rekabete ilişkin hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, davacı şirketin ortağı olan ...’nin davalılardan ... ile birlikte 16.04.2010 tarihinde kurulan davalı ... Paz. San. Tic. Lmt. Şti.’nin kurucu ortağı oldukları, aralarında çıkan anlaşmazlık üzerine İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesinde 2011/41 E. Sayısına kayıtlı dava ile şirketin feshi talepli dava açtıkları, dava derdest iken aralarında yaptıkları sulh sözleşmesi ile davayı takipsiz bıraktıkları, Sulh sözleşmesinin 1.Maddesinde “... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından tasarlanan ve hazırlanan UYSB (Ulusal Yazılım ve Sertifikasyon Merkezi/İstanbul Teknik Üniversitesi) 17.02.2011 tarih ve ... dilekçe numarası ile kaydedilen “PMUM Piyasa Yönetim Sistemi” adlı yazılım ve yazılımın bundan sonra üretilen ileri versiyonları ... Sanayi Limited Şirketinin malıdır. Taraflar bu yazılımın ... Şirketine aidiyetini koşulsuz ve gayrikabili rücu kabul ve beyan ederler”. Şeklinde belirledikten sonra, açılan davanın takipsiz bırakılması, bu davanın davacısı olan şirketin ortaklarından ...’nin ... Enerjideki paylarının davalı ...ya devrine karar verdikleri, davalı ... Enerjinin, eski kurucu ortağı ...’nin de ortak olduğu Davacı ... Teknolojileri Ltd. Şti.’nin, ... Enerji şirketinin üretip 17.02.2011 tarihinde İTÜ UYSM tescil ettirdiği PMUM Piyasa Yön. Sis., programa benzer bir programı ... adıyla 13.04.2011 tarihinde Kültür Bakanlığına, 24.04.2011 tarihinde de İTÜ UYSS tescil ettirdiği, davalı şirketin, davacı şirketin yazılımını yaptığı yeni programdan haberi olduğu, bu programın kendi yazılımının kopyası şüphesi taşıdığı, bu nedenle 23.03.2011 tarihinde, Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla, şirket ortakları, ..., ..., ...’e, yine şirket eski çalışanları ..., ... ve ...’a, davalı ... şirketinin eski ortaklarının kurucusu ve yöneticisi oldukları ... Limited Şirketi, ... Tic. Ltd. Şti, ile davacı ... Teknolojileri Ltd. Şti.’ne, eski çalışanlarının çalıştığı ... Tic. Ltd. Şti’ne, hem davalı ... Şirketi ile hem de ... Tic. Ltd. Şti. ile çözüm ortaklığı anlaşması olan ve ticari faaliyetlerini bu çerçevede sürdüren ... Tic. AŞ’ye, eski ortaklarının uzun bir süredir işbirliği yaptığı ... Toptan Satış AŞ ve ... AŞ’ye, ... Satış Dış Ticaret AŞ, ... Toptan Satış ihracat ve ithalat AŞ’ne, ihtar çektiği ve bu ihtarda şirketleri tarafından üretilen ve tescil edilen PMUM Piyasa Yönetim Sistemi isimli yazılımın hukuki ve cezai olarak koruma altında bulunduğu, 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu muhatapların ticari sır ve bahsi geçen veriyi şirketin bilgisi ve rızası dışında kopyaladığı, kullandığı, diğer muhatapların ise şirketlerine ait sırdan elde edilen kopyaları kullandığı, sattığı bu yolla ticari kazanç elde ettiği, bu nedenle müvekkillerine ait ticari sır niteliğindeki verilerinin/eserlerinin izinsiz olarak kopyalanmasına, bulundurulmasına, çoğaltılmasına, satışa arz edilmesine, kullanılmasına, depolanmasına, değiştirilmesine, yayınlanmasınaaracılık edilmesine son verilmesi ihtar edilmiştir. davalı şirket yine Beyoğlu Noterliğinden 16 Eylül 2011 tarihinde, ... Satış ve İth. İhracat AŞ ile ... Tic. AŞ benzer içerikte ihtarname gönderildiği, davalı şirketin 26.05.2011 tarihinde şirket eski ortakları ..., ..., ... hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek anılan bilgisayar programı ile ilgili olarak, dolandırıcılık, haksız rekabet, FSEK’e muhalefet bilişim sistemine girmek suçalarını işlendiğinden bahisle, şikayete dilekçesi verdikleri, savcılığın 2011/72813 Soruşturma, 2011/51993 karar sayılı ve 31.10.2011 tarihli soruşturmaya yer olmadığına dair kararında “ müştekinin çalındığını iddia ettiği “PMUM Piyasa Yönetim Sistemi” isimli programla , işlevsel olarak benzer özellikleri taşıyan ... adlı programın sahibinin, şüphelilerden ...’a ait ... Ticaret Limited Şirketi olarak gözüktüğü, bu haliyle müşteki ve şüpheliler arasındaki anlaşmazlığın soruşturmaya konu bilgisayar programının mülkiyeti konusundaki ihtilaftan kaynaklandığı anlaşılmakla” kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,davacı şirketin ortağı, davalı şirketin eski ortağı ..., İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi vererek ...nın hakkında, hakaret ve suç uydurma suçunu işlediğini ileri sürmüştür. Anılan savcılık, 29.11.2012 tarih ve 2012/23961 soruşturma No, 2012/61923 karar nolu kararı ile “şikayete bağlı suçlarda altı aylık şikayet süresinin geçmiş bulunması, suç uydurmada ise şikayet hakkının kötüye kullanıldığına ilişkin delil olmaması” nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği,davalı ... LTD. Şti., 23.12.2011 tarihinde İstanbul 3 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, ... limited Şirketleri aleyhine ... ismiyle piyasaya sürülen orijinal adı PMUM olan yazılımla ilgili olarak tecavüz davası açtığı, anılan İstanbul 3 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/251 Esas sayılı dosyasına sunulan 16.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda: “… davalı/karşı davacı yanın iddiası, davacı karşı davalı yanın kötüleme suretiyle haksız rekabette bulunduğudur. Dosya münderecaatı incelendiğinde davacı/karşı davalı firmanın karşı davacı olmayan davalılara ve dava dışı bazı şirketlere ihtarname keşide ederek, soyax isimli programın kullanılmaması konusunda ihtarname gönderildiği tespit edilmiştir ki ihtarname gönderilen bu firmalar da esasen davalı/karşı davacı firmanın müşterisi konumundadır. Bu bakımdan davacı/karşı davacı firmanın çekmiş olduğu bu ihtarnamelerle keşide tarihlerinde esasen bir eser hakkına tecavüzün bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmediği, sadece davacı yanın iddialarına dayandığı da dikkate alındığında, dava/karşı davacının müşterilerini taciz etmiştir. Bu bakımdan davalı/karşı davacı aleyhine haksız rekabette bulunmuştur. davacı/karşı davalı yanın da bu eylemlerine sadece kendi iddialarına dayanarak girişmesi kusurlu olduğunu da ortaya koymaktadır. Öte yandan davacı/karşı davalı yanın haksız rekabet teşkil eden bu eylemleri dolayısıyla zarar gördüğünü de ortaya koyması gerekmektedir. Bu bakımdan davacı/karşı davalı yanın eylemleri dolayısıyla davacı şirketin müşterilerini kısmen/tamamen kaybedip kaybetmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir…” sonucuna ulaştığı, bu haksız rekabet davasının açılmasından çok sonra, davalı ... şirketi tarafından ... Limited Şirketinin müşterisi olan ... AŞ Kadıköy ... Noterliğinden 18.01.2013 tarihinde, yine ... AŞ 24.01.2013 tarihinde gönderdiği ihtarda “kendi şirketlerine ait olan PMUM piyasa Yönetimi Sistemi isimli yazılımın çalındığını ve çalındıktan sonra ... adıyla kopyalanıp çoğaltıldığını, bu çalınmış ve kopya ürünün hukuki ve cezai sorumluluk gerektirdiği ileri sürerek ihlalin durdurulmasının istendiği, ... Limited Şirketinin davalı ... hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında şikayette bulunduğu, dilekçede programın çalındığına ve kopyalandığına ilişkin hiçbir tespit bulunmayan ... isimli programın gayri meşru, suç mahsulü gibi gösterilip, kötüleyerek haksız rekabette bulundukları ileri sürülmüştür. Savcılık anılan kişiler hakkında İstanbul 34. Sulh Crza Mahkemesinde 2013/581 Esas sayılı davayı açtığı, dosya kapsamında davalı ... Paz. Ve San. Tic. Ltd. Şti.’nin, davacı ... Teknolojileri Ltd. Şti.’ne ve diğer şirketlere gönderdiği 23.03.2011 tarihli ihtarnamenin içeriği incelendiğinde, ihtarnamede 17.02.2011 tarihinde tescil edilerek koruma altına alınan PMUM isimli programın kullanılmaması, kopyalanmaması ihtarının yapıldığı, bu tarihte tescil edilmiş ... isimli başka bir programın olmadığı ve o programdan söz edilmediği anlaşılmaktadır. Zira ... isimli programın ... adıyla 13.04.2011 tarihinde Kültür Bakanlığına, 24.04.2011 tarihinde de İTÜ UYSS tescil ettirdiği anlaşıldığı, ETTK m. 57/1 başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemenin bir haksız rekabet hali olduğunu hüküm altına almıştır. Yargıtay’da verdiği kararlarında bir kişinin rakibinin ticari itibarını bozmak ve onun müşterileri üzerinde olumsuz etkide bulunmak amacıyla sözde suçlamalarda bulunarak dava açmasını haksız rekabet saydığı, somut uyuşmazlıkta ihtarın gönderildiği 23.03.2011 tarihinde davalının 17.02.2011 de tescil ettirdiği bilgisayara programını korumak için ihtarlar yaptığı tespit edilmiştir. Diğer yandan davalının, kendi programının korunması amacıyla açtığı davalar, yaptığı şikayetler ise kanunun kendisine tanıdığı haklar kapsamında bulunmaktadır. Bu nedenle davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi itibari ile davalıların, davacı şirkete ve diğer şirketlere gönderdiği ihtarnameler nedeni ile bir haksız rekabet fiilini oluşmadığı, öte yandan ihtarın yapıldığı 23.03.2011 ile davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi arasında davalıların fiili ile meydana gelen bir zararın varlığı tespit edilemediği, davalının, kendi programının korunması amacıyla açtığı davalar, yaptığı şikayetler ise kanunun kendisine tanıdığı haklar kapsamında olduğu, bu nedenle davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi itibari ile davalının davacı şirkete ve diğer şirketlere gönderdiği 23.03.2011 tarihli ihtarnameler nedeni ile bir haksız rekabet fiilini oluşmadığı, Öte yandan ihtarın yapıldığı 23.03.2011 ile davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi arasında davalıların fiili ile davacı şirketin aktifinde meydana gelen bir zararın varlığı tespit edilemediği,tespit ve rapor edildiği anlaşılmakla, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; soyut hukuk normunun somut olaya uygulanmaması yönünden yerel mahkeme kararının isabetsiz olduğunu,

TTK'nın 54./2 maddesinin "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. " şeklindeki genel düzenlemesi ile haksız rekabet kavramının genel tanımını yaptığını, 55.maddesi kapsamında ise belli başlı haksız rekabet ihlallerini sınırlayıcı olmamak üzere düzenleme altına aldığını, 55.maddesinin a-1 bendinin "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, " şeklinde olduğunu, somut olayda davalı şirket ve davalı yöneticisi tarafından sistematik şekilde icra olunan fiillerin müvekkili şirket ile müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı ve dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki davranışlar ve ticari uygulamalar kapsamında olduğunu, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, haksız rekabet kavramının kanuni tanımına uyduğunu, davalı şirketin ve yetkilisinin eyleminin müvekkili şirketin faaliyetlerini ve ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek şeklinde tanımlanan eylemi ile örtüştüğünü, davaya konu ihtarnameler ile muhatap kalan bir gerçek veya tüzel kişi müvekkili şirketin ticaretini yürüttüğü yazılımın (iş mahsulünün) hırsızlık veya dolandırıcılık yolu ile ele geçirildiğini, kopya yazılım olduğu zannına kapılabileceğini, bu bağlamda davalının eyleminin yukarıda değinilen 54.ve 55.maddesindeki düzenlemeler ile örtüşen bir nitelik taşıdığını, nitekim benzer içerikli ihtarnamelere yönelik diğer muhataplardan dava dışı ... Limited Şirketinin şikayetçi müdahil olduğu İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/45 Esas, 2015/7 Karar sayılı ilamı ile fiilinin haksız rekabet olduğu saptanıp mahkumiyet hükmü tesis edildiğini, bu ceza mahkemesi ilamındaki gerekçenin eldeki dava yönünden de birebir geçerli olduğunu, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğunu, haksız eylemin müvekkil şirketin itibarına esaslı şekilde zarar verdiğini, müşteri ilişkilerinde sarsıntı yarattığını, bu şekilde cirosunda eksilmeye neden olduğunu, davalı yanın davaya konu edilen eylem ve eylemlerinin salt kendi haklarını korumak için yapıldığını kabul etmeye elverişli zemin bulunmadığını, davalı tarafça tanzim edilen ihtarnamelerde, suç duyurularında ve hukuk davalarında gösterdiği muhatapların göz önüne alınması gerektiğini, davalının iddia ettiği olaylarla ilişkilendirmediği ve hiç açıklama getirmeksizin ünvanına yer verdiği şirketleri muhatap gösterdiğini, davalının ihtarnamelerinde ve suç duyurusunda müvekkili şirket ile ticari ilişkisi olan ... Tic. Ltd.Şti.'ni muhatap gösterdiğini, ancak adı geçen şirketin ileri sürdüğü olaylar ile ilişkisine dar bir açıklama yapmadığını, ... San. Ve Tic. Ltd.Şti.'nin yalnızca müvekkil şirket ile bir ticari ilişkisi olduğu için davalı yanca muhatap gösterildiğini, bu halde davalı yanın eyleminin kendi yazılımını korumak için hakları içerisinde bir eylemde bulunduğunun söylenemeyeceğini, kötü niyetli saiklerle yapıldığı açık olan haksız dava ve haksız şikayetin kendi başına haksız rekabet teşkil edeceğinin tartışmasız olduğunu, bilirkişinin hukuki nitelendirme yapmasının usule aykırı olduğunu, buna rağmen bilirkişilerin davada haksız rekabetin olup olmadığını hususi olarak tartıştığını ve haksız rekabetin söz konusu olmadığı yönünde görüş bildirdiğini, davalı yetkilinin müşteki olarak alınan ifade tutanağı kapsamında sonradan ispatsız olduğu anlaşılmış olan anlatımlarının bilirkişilerce irdelenmesi gerektiğini, bu yönüyle raporun eksik olduğunu, davalı yanın haksız eylemlerinin gerçekleştiği 2011 dönemini müteakip davacı şirketin cirosundaki düşüşlerin dönemsel olarak örtüşecek şekilde olduğunu, dönemsel olarak ciro kaybının net olduğunu, bilirkişilerin hesaplama yapmaları gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 56. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalı şirket ve yetkilisinin müvekkili şirket hakkında savcılığa şikayette bulunduğunu, ancak bu şikayet sonucu kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini, yine müvekkiline ve başka bir takım şirketlere ihtarnameler gönderdiğini, bu şikayet dilekçesinde ve ihtarname içeriklerinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, müvekkilini kötülediğini, bu durumun haksız rekabet ve haksız eylem teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesi, ilanı ile maddi-manevi tazminat isteminde bulunmuş; davalı vekili, müvekkilinin ticari sırları korumak için kanunlar çerçevesinde başvurularda bulunduğunu savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Haksız rekabet, dava konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 TTK'nın 56 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olarak tanımlanmış, anılan Yasanın 57.maddesinde haksız rekabet teşkil eden hüsnüniyet kaidelerine aykırılık teşkil eden eylemler sayılmıştır.Davacı taraf, davalıların gönderdiği ihtarname ile şikayet dilekçeleri kapsamındaki isnatlarının ve bu yollara başvurmasının haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Davalıların, kendilerinin üretip 17.02.2011 tarihinde İTÜ UYSM tescil ettirdiği PMUM Piyasa Yönetim Sistemi programına benzer bir program olan ... adıyla 13.04.2011 tarihinde Kültür Bakanlığına, 24.04.2011 tarihinde de İTÜ UYSS tescil ettirilen programın, kendilerinin yazılımının kopyası şüphesi taşıdığını belirterek, 23.03.2011 tarihinde, Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla, şirket ortakları, ..., ..., ..., yine şirket eski çalışanları ..., ... ve ...’a, davalı şirketin eski ortaklarının kurucusu ve yöneticisi oldukları ... Limited Şirketi, ... Tic. Ltd. Şti.ile davacı ... Teknolojileri Ltd. Şti.'ne, eski çalışanlarının çalıştığı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne, hem davalı şirket ile ile hem de ... San ve Tic. Ltd. Şti. ile çözüm ortaklığı anlaşması olan ve ticari faaliyetlerini bu çerçevede sürdüren ... San ve Tic. AŞ’ye, eski ortaklarının uzun bir süredir işbirliği yaptığı ... Satış AŞ ve ... Holding AŞ’ye, ... Satış Dış Ticaret AŞ, ... İhracat ve İthalat AŞ’ye ihtarname gönderdiği, bu ihtarnamelerde, muhataplar tarafından üretilen ve tescil edilen PMUM Piyasa Yönetim Sistemi isimli yazılımın hukuki ve cezai olarak koruma altında bulunduğu, 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu muhatapların ticari sır ve bahsi geçen veriyi şirketin bilgisi ve rızası dışında kopyaladığı, kullandığı, diğer muhatapların ise şirketlerine ait sırdan elde edilen kopyaları kullandığı, sattığı bu yolla ticari kazanç elde ettiği, bu nedenle kendilerine ait ticari sır niteliğindeki verilerinin/eserlerinin izinsiz olarak kopyalanmasına, bulundurulmasına, çoğaltılmasına, satışa arz edilmesine, kullanılmasına, depolanmasına, değiştirilmesine, yayınlanmasına aracılık edilmesine son verilmesinin talep edildiği görülmektedir. Yine davalılarca, 26.05.2011 tarihli şikayet dilekçesi ile davalının eski ortakları ..., ..., ... hakkında dolandırıcılık, haksız rekabet ve FSEK'e muhalefet suçları nedeniyle şikayetçi olunmuş, 31.10.20111 tarihinde hukuki ihtilaf olması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Gerek hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında gerekse de mahkeme gerekçesinde değinildiği üzere, davalı şirketin, kendisinin üretip 17.02.2011 tarihinde İTÜ UYSM tescil ettirdiği PMUM Piyasa Yönetim Sistemi adlı bilgisayar programının korunmasına yönelik olarak ihtarnameler düzenlediği, şikayet yoluna başvurduğu, bu yolların kendisine Yasalar tarafından tanınan haklar olduğu nazara alındığında, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı vekili, İstanbul Anadolu 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/45 Esas, 2015/7 Karar sayılı ilamının nazara alınmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de söz konusu davanın katılanının ... Ltd. Şti. olduğu, eldeki davanın davacısı olmadığı, konusu eylemlerin tarihinin de 2013 yılına ait olduğu anlaşıldığından söz konusu kararın nazara alınmamasının hatalı olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe hükme esas alınır. Mahkemece sunulu deliller ile konusunda uzmanın da bulunduğu bilirkişi heyetinden tarafların itirazlarını karşılar şekilde rapor alarak ve sunulan deliller değerlendirilip, gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin eksik ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğu yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 215,45 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20.12.2023 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.

KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ceza Hukuku - Cinsel Suçlar 6103 sayılı Uygulama Kanunu 6762 sayılı TTK’nın haksız rekabete ilişkin hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, davacı şirketin ortağı olan ...’nin davalılardan ... ile birlikte 16.04.2010 tarihinde kurulan davalı ... Paz. San. Tic. Lmt. Şti.’nin kurucu ortağı oldukları, aralarında çıkan anlaşmazlık üzerine İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesinde 2011/41 E. Sayısına kayıtlı dava ile şirketin feshi talepli dava açtıkları, dava derdest iken aralarında yaptıkları sulh sözleşmesi ile davayı takipsiz bıraktıkları, Sulh sözleşmesinin 1.Maddesinde “... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından tasarlanan ve hazırlanan UYSB (Ulusal Yazılım ve Sertifikasyon Merkezi/İstanbul Teknik Üniversitesi) 17.02.2011 tarih ve ... dilekçe numarası ile kaydedilen “PMUM Piyasa Yönetim Sistemi” adlı yazılım ve yazılımın bundan sonra üretilen ileri versiyonları ... Sanayi Limited Şirketinin malıdır. Taraflar bu yazılımın ... Şirketine aidiyetini koşulsuz ve gayrikabili rücu kabul ve beyan ederler”. Şeklinde belirledikten sonra, açılan davanın takipsiz bırakılması, bu davanın davacısı olan şirketin ortaklarından ...’nin ... Enerjideki paylarının davalı ...ya devrine karar verdikleri, davalı ... Enerjinin, eski kurucu ortağı ...’nin de ortak olduğu Davacı ... Teknolojileri Ltd. Şti.’nin, ... Enerji şirketinin üretip 17.02.2011 tarihinde İTÜ UYSM tescil ettirdiği PMUM Piyasa Yön. Sis., programa benzer bir programı ... adıyla 13.04.2011 tarihinde Kültür Bakanlığına, 24.04.2011 tarihinde de İTÜ UYSS tescil ettirdiği, davalı şirketin, davacı şirketin yazılımını yaptığı yeni programdan haberi olduğu, bu programın kendi yazılımının kopyası şüphesi taşıdığı, bu nedenle 23.03.2011 tarihinde, Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla, şirket ortakları, ..., ..., ...’e, yine şirket eski çalışanları ..., ... ve ...’a, davalı ... şirketinin eski ortaklarının kurucusu ve yöneticisi oldukları ... Limited Şirketi, ... Tic. Ltd. Şti, ile davacı ... Teknolojileri Ltd. Şti.’ne, eski çalışanlarının çalıştığı ... Tic. Ltd. Şti’ne, hem davalı ... Şirketi ile hem de ... Tic. Ltd. Şti. ile çözüm ortaklığı anlaşması olan ve ticari faaliyetlerini bu çerçevede sürdüren ... Tic. AŞ’ye, eski ortaklarının uzun bir süredir işbirliği yaptığı ... Toptan Satış AŞ ve ... AŞ’ye, ... Satış Dış Ticaret AŞ, ... Toptan Satış ihracat ve ithalat AŞ’ne, ihtar çektiği ve bu ihtarda şirketleri tarafından üretilen ve tescil edilen PMUM Piyasa Yönetim Sistemi isimli yazılımın hukuki ve cezai olarak koruma altında bulunduğu, 1, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu muhatapların ticari sır ve bahsi geçen veriyi şirketin bilgisi ve rızası dışında kopyaladığı, kullandığı, diğer muhatapların ise şirketlerine ait sırdan elde edilen kopyaları kullandığı, sattığı bu yolla ticari kazanç elde ettiği, bu nedenle müvekkillerine ait ticari sır niteliğindeki verilerinin/eserlerinin izinsiz olarak kopyalanmasına, bulundurulmasına, çoğaltılmasına, satışa arz edilmesine, kullanılmasına, depolanmasına, değiştirilmesine, yayınlanmasınaaracılık edilmesine son verilmesi ihtar edilmiştir. davalı şirket yine Beyoğlu Noterliğinden 16 Eylül 2011 tarihinde, ... Satış ve İth. İhracat AŞ ile ... Tic. AŞ benzer içerikte ihtarname gönderildiği, davalı şirketin 26.05.2011 tarihinde şirket eski ortakları ..., ..., ... hakkında Şişli Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek anılan bilgisayar programı ile ilgili olarak, dolandırıcılık, haksız rekabet, FSEK’e muhalefet bilişim sistemine girmek suçalarını işlendiğinden bahisle, şikayete dilekçesi verdikleri, savcılığın 2011/72813 Soruşturma, 2011/51993 karar sayılı ve 31.10.2011 tarihli soruşturmaya yer olmadığına dair kararında “ müştekinin çalındığını iddia ettiği “PMUM Piyasa Yönetim Sistemi” isimli programla , işlevsel olarak benzer özellikleri taşıyan ... adlı programın sahibinin, şüphelilerden ...’a ait ... Ticaret Limited Şirketi olarak gözüktüğü, bu haliyle müşteki ve şüpheliler arasındaki anlaşmazlığın soruşturmaya konu bilgisayar programının mülkiyeti konusundaki ihtilaftan kaynaklandığı anlaşılmakla” kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,davacı şirketin ortağı, davalı şirketin eski ortağı ..., İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi vererek ...nın hakkında, hakaret ve suç uydurma suçunu işlediğini ileri sürmüştür. Anılan savcılık, 29.11.2012 tarih ve 2012/23961 soruşturma No, 2012/61923 karar nolu kararı ile “şikayete bağlı suçlarda altı aylık şikayet süresinin geçmiş bulunması, suç uydurmada ise şikayet hakkının kötüye kullanıldığına ilişkin delil olmaması” nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği,davalı ... LTD. Şti., 23.12.2011 tarihinde İstanbul 3 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, ... limited Şirketleri aleyhine ... ismiyle piyasaya sürülen orijinal adı PMUM olan yazılımla ilgili olarak tecavüz davası açtığı, anılan İstanbul 3 Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/251 Esas sayılı dosyasına sunulan 16.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda: “… davalı/karşı davacı yanın iddiası, davacı karşı davalı yanın kötüleme suretiyle haksız rekabette bulunduğudur. Dosya münderecaatı incelendiğinde davacı/karşı davalı firmanın karşı davacı olmayan davalılara ve dava dışı bazı şirketlere ihtarname keşide ederek, soyax isimli programın kullanılmaması konusunda ihtarname gönderildiği tespit edilmiştir ki ihtarname gönderilen bu firmalar da esasen davalı/karşı davacı firmanın müşterisi konumundadır. Bu bakımdan davacı/karşı davacı firmanın çekmiş olduğu bu ihtarnamelerle keşide tarihlerinde esasen bir eser hakkına tecavüzün bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmediği, sadece davacı yanın iddialarına dayandığı da dikkate alındığında, dava/karşı davacının müşterilerini taciz etmiştir. Bu bakımdan davalı/karşı davacı aleyhine haksız rekabette bulunmuştur. davacı/karşı davalı yanın da bu eylemlerine sadece kendi iddialarına dayanarak girişmesi kusurlu olduğunu da ortaya koymaktadır. Öte yandan davacı/karşı davalı yanın haksız rekabet teşkil eden bu eylemleri dolayısıyla zarar gördüğünü de ortaya koyması gerekmektedir. Bu bakımdan davacı/karşı davalı yanın eylemleri dolayısıyla davacı şirketin müşterilerini kısmen/tamamen kaybedip kaybetmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir…” sonucuna ulaştığı, bu haksız rekabet davasının açılmasından çok sonra, davalı ... şirketi tarafından ... Limited Şirketinin müşterisi olan ... AŞ Kadıköy ... Noterliğinden 18.01.2013 tarihinde, yine ... AŞ 24.01.2013 tarihinde gönderdiği ihtarda “kendi şirketlerine ait olan PMUM piyasa Yönetimi Sistemi isimli yazılımın çalındığını ve çalındıktan sonra ... adıyla kopyalanıp çoğaltıldığını, bu çalınmış ve kopya ürünün hukuki ve cezai sorumluluk gerektirdiği ileri sürerek ihlalin durdurulmasının istendiği, ... Limited Şirketinin davalı ... hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığında şikayette bulunduğu, dilekçede programın çalındığına ve kopyalandığına ilişkin hiçbir tespit bulunmayan ... isimli programın gayri meşru, suç mahsulü gibi gösterilip, kötüleyerek haksız rekabette bulundukları ileri sürülmüştür. Savcılık anılan kişiler hakkında İstanbul 34. Sulh Crza Mahkemesinde 2013/581 Esas sayılı davayı açtığı, dosya kapsamında davalı ... Paz. Ve San. Tic. Ltd. Şti.’nin, davacı ... Teknolojileri Ltd. Şti.’ne ve diğer şirketlere gönderdiği 23.03.2011 tarihli ihtarnamenin içeriği incelendiğinde, ihtarnamede 17.02.2011 tarihinde tescil edilerek koruma altına alınan PMUM isimli programın kullanılmaması, kopyalanmaması ihtarının yapıldığı, bu tarihte tescil edilmiş ... isimli başka bir programın olmadığı ve o programdan söz edilmediği anlaşılmaktadır. Zira ... isimli programın ... adıyla 13.04.2011 tarihinde Kültür Bakanlığına, 24.04.2011 tarihinde de İTÜ UYSS tescil ettirdiği anlaşıldığı, ETTK m. 57/1 başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemenin bir haksız rekabet hali olduğunu hüküm altına almıştır. Yargıtay’da verdiği kararlarında bir kişinin rakibinin ticari itibarını bozmak ve onun müşterileri üzerinde olumsuz etkide bulunmak amacıyla sözde suçlamalarda bulunarak dava açmasını haksız rekabet saydığı, somut uyuşmazlıkta ihtarın gönderildiği 23.03.2011 tarihinde davalının 17.02.2011 de tescil ettirdiği bilgisayara programını korumak için ihtarlar yaptığı tespit edilmiştir. Diğer yandan davalının, kendi programının korunması amacıyla açtığı davalar, yaptığı şikayetler ise Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 HMK md.282 HMK md.355 TTK md.54 HMK md.361 K5846 md.3 K6103 md.1 TTK md.56
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog