6. Hukuk Dairesi

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesine göre zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, dava konusu olayda adli yargının mı idari yargının mı görevli olduğu, adli yargı görevli ise davanın ticari dava olup olmadığı ve buna bağlı olarak adli yargı içerisindeki mahkemelerin hangisinin görevli olduğu hususlarında toplanmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; .... plaka sayılı aracın davacı ...... tarafından ..... numaralı "Kara Araçları Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi" kapsamında ....-..... tarihleri arasındaki dönem için sigortalandığı, .... tarihinde çok taraflı trafik kazasında hasarlanan sigortalı araç için, davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalıya ödeme yaptığı, davacının bu ödeme nedeniyle kazanın meydana geldiği yolun yapımından ve bakımından sorumlu olduğunu iddia ettiği davalı ...... rücuen tazmininin istendiği anlaşılmaktadır. (i) 6100 Sayılı HMK m. 114(1)-b hükmü uyarınca yargı yolu bakımından yapılan değerlendirmede: 2918 sayılı KTK'nın 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; ancak aksine bir hüküm yoksa karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerde de bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş; Kanunun 4. maddesinde, Karayolu Trafik Güvenliği Kurulunun görev ve yetkileri, Kanunun 5 ila 12 maddelerinde; İçişleri Bakanlığının, Trafik zabıtası ve genel zabıtanın, Karayolları Genel Müdürlüğünün, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığının, Belediye trafik birimlerinin, İl ve ilçe trafik komisyonlarının bu Kanunla ilgili görev ve yetkileri sayılmış; bu kapsamda, Kanunun “Karayolu trafik güvenliği” başlıklı 13. maddesinde, karayolunun yapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşların, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir. 2918 sayılı KTK'nın 19/01/2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesi ise; “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” şeklindedir. Yasama belgeleri ile anılan düzenlemenin gerekçesine bakıldığında, 2918 sayılı Kanun’un uygulanması gereken sorumluluk davalarında bir karmaşanın söz konusu olduğu, bu karmaşanın adli yargı yerlerinin görevli olduğu belirlenmek suretiyle giderilmek istendiği anlaşılmaktadır. Bahse konu düzenleme, Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi önüne taşınmış, Anayasa’nın 2, 125 ve 155. maddeleri bağlamında inceleme yapan Mahkeme, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek ve aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu gerekçeleriyle düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bulmayarak iptal istemini reddetmiştir (Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarihli ve 2013/68-165 E-K sayılı kararı). Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 158. maddesi uyarınca adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesi de önüne gelen benzer uyuşmazlıklarda Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararına atıf yaparak benzer sonuca ulaşmıştır. Uyuşmazlık Mahkemesince, 2918 sayılı Kanun'un 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesinin yukarıda işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanun'un, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Bkz. örnek olarak Uyuşmazlık Mahkemesinin 31/01/2022 tarihli ve 2022/10 E., 2022/56 K. sayılı;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap