Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2021/3748
Karar No
K. 2022/3702
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3748 E.  ,  2022/3702 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2021/3748
Karar No: 2022/3702
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Kurulu
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/04/2021 tarih ve E:2016/57948, K:2021/1047 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ile 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/04/2021 tarih ve E:2016/57948, K:2021/1047 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile ilgili Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;

Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 9 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile; davacı ve eşinin ayrı ayrı müdafiler yerine ortak müdafiler tarafından savunmalarının yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1. ve 5271 sayılı CMK’nın 152. maddelerine aykırı davranıldığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,

ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu", "ByLock Tespit Tutanağı", "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ile Ceza Mahkemesi kararındaki tespitlerin incelenmesinden; davacı tarafından ... GSM numarasından ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği, davacının "..." ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,

Davacı hakkındaki tanık beyanları ile davacının beyanı yönünden, örgüt toplantılarına katıldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, örgüt evlerine ev abiliği yaptığına, örgüte mensup kişilerle sohbet toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının kendi beyanı ve bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği,

Davacının Karabük seçim sorumlusu olduğuna dair sosyal medya paylaşımı yönünden, hizmet belgesinin incelenmesinden 2014 yılı HSK üye seçimi döneminde Karabük'te Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı anlaşılan davacının, örgütün Karabük seçim sorumlusu olarak belirlenmesinin, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,

Yurt dışı dil eğitimi yönünden, FETÖ'nün Adalet Bakanlığında ve HSK'da etkin olduğu dönemde 2012-2013 yılları arasında (12 ay) yurt dışına dil eğitimine gönderildiğine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, 667 sayılı KHK ile hakim-savcıların meslekten çıkarılmalarına ilişkin olarak, sadece yetkili kurulda değişiklik yapıldığı halde, HSK tarafından, kanunlarda ve 667 sayılı KHK'da düzenlenmeyen bir yöntemle, herhangi bir idari soruşturma yapılmadan, savunma alınmadan, yasal yükümlülüklere uyulmadan görevinden ihraç edildiği; ihraç edildiğinde, hakkında adli ve idari bir idari soruşturmanın bulunmadığı, Daire tarafından verilen kararda dayanılan ceza yargılamasında mahkumiyete gerekçe yapılan hususların tamamının, ihraç edilmesi sonrasında ortaya çıkan hususlar olup, hukuken de bu hususların hiçbir gerçekliği ve geçerliliği bulunmadığı; ByLock verilerinin bulunduğu iddia edilen sabit diskin hiçbir ceza yargılamasında paylaşılmadığı; verilerin hukuka uygun şekilde ele geçirilmediği, hukuken geçerli bir delil olmadığı, hangi sebeplerle bu programı kullarımış olmanın örgüt üyeliğinin kabulü için yeterli olacağının ortaya konulmadığı; kesinleşmemiş ceza mahkemesi kararına dayanılmasının, masumiyet karinesi ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlali niteliğinde bulunduğu; tanıkların aynı zamanda sanık olduğu ve verdikleri beyanlar ile ceza yargılamalarından mümkün olan en az cezayı almayı hedefledikleri, bu kişilerin tamamının, tutuklanmasından sonra ifade veren kişiler olduğu; yasal bir hakkın kullanımından ibaret olan YARSAV üyeliği ve yurt dışı dil eğitimine katılmış olmasının, aleyhine değerlendirilmesi ve terör örgütü üyeliğine delil sayılmasının her türlü temel insani hakkı ihlal ettiği; ihraç kararında kendisine ilişkin hiçbir değerlendirme ve bireyselleştirmenin bulunmadığı, bu hususların yapılan yargılama ile yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği; görevini tarafsızlıkla yapmadığı, talimatla hareket ettiği yönünden herhangi bir tespitin bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Öte yandan, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edilen ve hükme esas alınmayan, davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 9 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının, ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile bozulduğu belirtilmişse de; temyiz aşamasında UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının yeniden yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 9 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.

Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/04/2021 tarih ve E:2016/57948, K:2021/1047 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,

4.Kesin olarak, 19/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.