İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap
Karar Etiketleri
19.01.2024 REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, durdurulması, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin davacıya ait markanın işletme adı olarak kullanılmasının markaya tecavüz oluşturmayacağına dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; dava açıldığı tarihte yürürlükte olan SMK’nun 29/1-a ve 7/3-e maddesi uyarınca markanın ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Davacının "..." markası 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tescillidir. Davalının da 43. sınıf kapsamında kalan kafe-lokanta niteliğindeki işletmesinde aynı markayı işletme adı olarak kullandığı tespit edilmiş olup, bu kullanımın davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğine dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; ilk derece Mahkemesince davanın marka hükümsüzlüğü davası olmadığı, markaya tecavüz davası olduğu, markaya tecavüzün devam ettiği gerekçesiyle Dairemizin bu hususun araştırılması yönündeki kararına rağmen davalının zamanaşımı itirazı konusunda inceleme yapılmamıştır. Davanın çözümünde hukuki niteleme hakime ait olup, davalının cevap ve istinaf dilekçelerinde zamanaşımı itirazı olarak dile getirdiği itiraz, aslında davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığına ilişkindir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi markalar yönünden açılacak davalarda da söz konusudur. Gerçekten aynı veya benzer bir markanın başka bir kişi tarafından aynı mal ve hizmetlerde kullanılması hâlinde önceki hak sahibinin dava açarak bu markanın kullanılmasının durdurulmasını talep etmesi mümkündür. Ancak bu hakkın kullanılması imkanının önceki hak sahibine sınırlandırılmaksızın tanınması bazı hallerde haksız sonuçlar doğurabilmektedir. Zira iyi niyetli olarak markayı kullanmaya başlamış olan tacirin, para ve emek sarf ederek bu marka altında yatırımlar yapması, ancak önceki hak sahibinin bu durumdan haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kaldıktan sonra dava açması "dava hakkının kötüye kullanılması" olarak nitelendirilmelidir. Keza sonraki marka kullanımının bilinmesi veya devam eden tecavüze karşı uzun süre sessiz kalındıktan sonra dava açılması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilecektir.Tescilli marka sahibi, haklı bir sebep olmaksızın hakkını uzun süre kullanmayarak bundan sonra da kullanmayacağı yönünde bir kanaat oluşturmuşsa artık bu hakkını kullanamaması gerekir. Bu nedenle önceki hak sahibinin, TMK’nin 2. maddesi gereğince belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, markasını daha sonra iyi niyetli olarak tescil ettiren kişiye karşı dava açma hakkını veya devam eden eylemli kullanımını men etme hakkını kaybettiği kabul edilmelidir.Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu HMK md.353/1 K6100 md.1 K6769 md.355 HMK md.355 TTK md.54/2 TBK md.50 HMK md.177/1 HMK md.353 HMK md.181 K6100 md.2 TTK md.56 K6769 md.26/6