İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın
Karar Etiketleri
19.01.2024
REDDİNE
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ticaret Hukuku
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, durdurulması, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin davacıya ait markanın işletme adı olarak kullanılmasının markaya tecavüz oluşturmayacağına dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; dava açıldığı tarihte yürürlükte olan SMK’nun 29/1-a ve 7/3-e maddesi uyarınca markanın ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Davacının "..." markası 43. sınıfta yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri için tescillidir. Davalının da 43. sınıf kapsamında kalan kafe-lokanta niteliğindeki işletmesinde aynı markayı işletme adı olarak kullandığı tespit edilmiş olup, bu kullanımın davacının marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı vekilinin zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğine dair istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; ilk derece Mahkemesince davanın marka hükümsüzlüğü davası olmadığı, markaya tecavüz davası olduğu, markaya tecavüzün devam ettiği gerekçesiyle Dairemizin bu hususun araştırılması yönündeki kararına rağmen davalının zamanaşımı itirazı konusunda inceleme yapılmamıştır. Davanın çözümünde hukuki niteleme hakime ait olup, davalının cevap ve istinaf dilekçelerinde zamanaşımı itirazı olarak dile getirdiği itiraz, aslında davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığına ilişkindir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi markalar yönünden açılacak davalarda da söz konusudur. Gerçekten aynı veya benzer bir markanın başka bir kişi tarafından aynı mal ve hizmetlerde kullanılması hâlinde önceki hak sahibinin dava açarak bu markanın kullanılmasının durdurulmasını talep etmesi mümkündür. Ancak bu hakkın kullanılması imkanının önceki hak sahibine sınırlandırılmaksızın tanınması bazı hallerde haksız sonuçlar doğurabilmektedir. Zira iyi niyetli olarak markayı kullanmaya başlamış olan tacirin, para ve emek sarf ederek bu marka altında yatırımlar yapması, ancak önceki hak sahibinin bu durumdan haberdar olmasına rağmen uzun süre sessiz kaldıktan sonra dava açması "dava hakkının kötüye kullanılması" olarak nitelendirilmelidir. Keza sonraki marka kullanımının bilinmesi veya devam eden tecavüze karşı uzun süre sessiz kalındıktan sonra dava açılması, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilecektir.Tescilli marka sahibi, haklı bir sebep olmaksızın hakkını uzun süre kullanmayarak bundan sonra da kullanmayacağı yönünde bir kanaat oluşturmuşsa artık bu hakkını kullanamaması gerekir. Bu nedenle önceki hak sahibinin, TMK’nin 2. maddesi gereğince belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, markasını daha sonra iyi niyetli olarak tescil ettiren kişiye karşı dava açma hakkını veya devam eden eylemli kullanımını men etme hakkını kaybettiği kabul edilmelidir.Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
HMK md.353/1
K6100 md.1
K6769 md.355
HMK md.355
TTK md.54/2
TBK md.50
HMK md.177/1
HMK md.353
HMK md.181
K6100 md.2
TTK md.56
K6769 md.26/6