8. Hukuk Dairesi
Şikayet eden borçlu İ.. B.. vekili, İcra Mahkemesi'ne başvurusunda; kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan ilama dayalı başlatılan takipte borçlu Belediye'nin TC Z.. Bankası AŞ İzmir Kurumsal Bankacılık Şubesi'nde bulunan cari hesabına haciz konulduğunu, 5393 sayılı Kanun'un 15/son maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na 5999 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 6. maddesi ve 6111 sayılı Yasa'nın Geçici 2.maddesi nedeniyle yapılan haciz işleminin Yasaya aykırı olduğunu açıklayarak, haciz kararının kaldırılmasını istemiştir. HMK'nun 297/2. maddesi hükmü gereğince yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. Somut olayda şikayet dilekçesi içeriğinden ve sonuç kısmından şikayetin konusunun icra dosyasındaki borçlu Belediyenin banka hesabına konulan haczin kaldırılması olduğu açıktır. İcra dosyasının incelenmesinde İcra Müdürlüğü'nün 16.05.2012 tarihli müzekkeresi gereği TC Z.. Bankası İzmir Ticari Şubesi'nde bulunan 37711746-5002 nolu hesaba haciz konulmuş olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece verilen kararda "davanın kabulüne veya reddine" şeklinde bir hüküm kurulmadan "şikayet eden Belediyenin TC Z.. Bankası İzmir Tic. Şubesi'ndeki hesaplarına herhangi bir haciz işlemi uygulanmadığı görülmekle ve Mahkemece 15.05.2012 tarihinde verilen tedbir kararının kaldırılmasına" şeklinde hüküm kurulmuştur. Hüküm bu haliyle açık olmadığı gibi, şüphe ve tereddüt uyandıracak, infazda zorluk çıkaracak şekildedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E., 1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur. Bu durumda Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 297/2. maddesine uygun olarak hüküm tesis edilmesi için kararın bozulması gerekmiştir. Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK. m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 04.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın