Aramaya Dön

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No
E. 2020/2892
Karar No
K. 2022/3526
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/2892 E.  ,  2022/3526 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU

Esas No: 2020/2892
Karar No: 2022/3526
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Kurulu
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2020 tarih ve E:2017/2033, K:2020/1570 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı kararının iptali, yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2020 tarih ve E:2017/2033, K:2020/1570 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Dava konusu …tarih ve …sayılı karara yönelik iptal istemi yönünden; Davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının E: …sayılı dosyasında ceza soruşturmasının devam ettiğinin görüldüğü, ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı"nın incelenmesinden; davacının …ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerektiği, Dava konusu …tarih ve …sayılı karara yönelik iptal istemi yönünden; 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun 33. maddesinin birinci fıkrası ile 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasına yer verilerek; HSK Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, ancak bizzat ya da yasal temsilcileri vasıtasıyla kararın Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren on gün içinde yeniden inceleme talebinde bulunabilecekleri, Olayda, davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin HSK Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararının 25/08/2016 tarih ve 29812 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, anılan karara davacının eşi tarafından itiraz edildiğinin görüldüğü,

Bu kapsamda davacı tarafından, meslekten çıkarma kararına karşı, kararın Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren on gün içinde bizzat davacı veya yasal temsilcisi aracılığıyla yeniden inceleme talebinde bulunulması gerekirken, davacının eşinin yeniden inceleme talebinde bulunması nedeniyle HSK tarafından verilen yeniden inceleme talebinin taraf sıfatının yokluğu nedeniyle incenmeksizin reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :

Davacı tarafından, temyize konu Daire kararında yer alan Danıştay savcısınca yapılan değerlendirmelerin yerinde olmadığı; meslekten çıkarıldığı tarih itibarıyla üyesi olduğu iddia edilen örgütün terör örgütü olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmamasına rağmen dava konusu işlemlerde terör örgütü üyesi olarak belirtilmesinin yargı bağımsızlığına ve masumiyet karinesine aykırı olduğu; ByLock gibi herhangi bir şifreli haberleşme programı kullanmadığı, ByLock verilerinin elde ediliş yöntemi itibarıyla hukuken geçerli delil olmadığı, hukuki delil arz etme özelliği bulunmayan MİT tarafından hazırlanan ByLock verilerinin hiçbir güvenilirliğinin bulunmadığı; itirafçı tanık/sanık ifadelerinin, hukuki değerinin bulunmadığı, cezadan kurtulmak amacıyla özgür irade beyanına dayanmayan ve yasa dışı delil niteliğinde olduğu, söz konusu tanık/sanıkların kendisinin hazır bulunduğu kamuya açık bir duruşmada ifadelerini tekrarlamadığı, ifadelerde suç işlediğine dair herhangi bir iddianın bulunmadığı; Dairenin gerekçesinin temelsiz olduğu, sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini gösteren herhangi bir somut delilin dosyada bulunmadığı, tedbirin ölçülü olmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere uyulmadığı, çekirdek haklara müdahalede bulunulduğu, en temel insan haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

b)Hukuka aykırı karar verilmesi,

c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan hazırlanan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının S.No:…, İ.No:…sayılı iddianamesinin …Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilerek davacının anılan Mahkemenin E:…sayılı dosyasında ceza yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında, iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise, ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren, örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.

Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.

Bu itibarla, ceza yargılamasında terör örgütüne üye olma suçunun ispatını sağlayacak delil niteliğinde bulunmayan fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden farklı değerlendirilebileceğinden, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yapılan yargısal denetime ilişkin bu davada, davacının ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla devam eden ceza davasında verilecek kararın beklenmesinin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Davacının temyiz isteminin reddine,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/02/2020 tarih ve E:2017/2033, K:2020/1570 sayılı kararının ONANMASINA,

3.Kesin olarak, 05/12/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.