Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/876 E. , 2023/1962 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
1.…
2.…
3.…
4.…
5.…
6.…
7.…
8.…
9.…
2.… Valiliği
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Mardin İli, Kızıltepe İlçesi, ...mevkiinde, ...tarafından gerçekleştirilmesi planlanan, "Rn:… ER:… nolu kalker ocağı ve kırma- eleme tesisi kapasite (üretim miktarı ve alan yönünden) artışı projesi"ne ilişkin … Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürülüğü'nce verilen … tarih ve E-… sayılı "Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; hava emisyon kaynaklı kirlilik açısından olay değerlendirildiğinde, işletmenin faaliyette olduğu ve üretim yapıldığı, tozumaya karşı önlemlerin kısmen alındığı, tesis sahası içinde ağaçlandırma yapılmadığı ve tozumanın kısmen önlendiği, tesis içindeki alanların kirlendiği ve toz oluşumuna sebebiyet verdiği, stok alanlarının kapalı alanlarda bulunmadığı, tesise giden ana yolların asfalt yol olduğu ve tozumaya karşı sulama sisteminin yapılmadığı, kırma-eleme bant konveyörlerinin etrafının kapalı olduğu, tozuma için yeterli önlemlerin alınmadığı, zemin titreşim seviyesinin Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği'nde belirlenen sınır değerlerini aşmadığı, sahada atık su ile ilgili çalışma olmadığı için verilen taahhüdün geçerliliğini koruduğu, atıklar ile ilgili meri mevzuata riayet edileceğinin taahhüt altına alındığı, Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamında hava, emisyon konulu çevre izin belgesinin alındığı, işyeri açma ruhsatının alındığı, sahanın etrafında 1-2 km arasında yerleşim yerinin mevcut olduğu, alanda tarım arazileri ile hayvancılık faaliyetinin bulunmadığı, çevre mühendisliği açısından projenin faaliyete geçileceği hususunda olumlu olduğu kanaatine varıldığı, yapılacak patlatmalar esnasında davacıların sahibi olduğu yapılardan mesafe olarak daha yakın olan noktalardan yapılan titreşim ölçüm değerlerinin uluslararası yönetmeliklerde belirtilen hasar eşik değerinin altında olduğu, bina temeli titreşim hızı (VO) değerlerine bağlı olarak patlatma nedeniyle hasar görebilecek bina türleri sıvalı biriket, kerpiç, yığma, tuğla evler gibi hassas yapılar dikkate alınarak yapılan değerlendirmede Vo hızının 5 mm/sn’nin üzerine çıkmaması gerektiği, Vo hızının hesaplanan kayaç içi titreşim hızının (V değerinin) 1/2 - 1/5'i olarak kabul edildiği, maden sahasına en yakın yerleşim yeri olan 430 m mesafede bulunan Kocalar Mahallesinin baz alındığı, bu bölgedeki titreşim hızı değeri Vo hızının 0,22 mm/sn olduğu, dava konusu konutların maden sahasına olan mesafelerine bağlı olarak kayaç içi titreşim hız değerlerinin 5 mm/s değerinin çok altında olduğu, bu hesaplamalar ışığında daha hassas yapıların da etkilenmediği, patlatma sonucu oluşan titreşimlerin genliği etki mesafesinin 240,56 m olarak hesaplandığı, bu hesaplamada genlik değeri 0,05 mm olarak alındığında yapılarda hasar oluşmadığı, zeminler dikkate alınarak yapıldığı, dava konusu olan yerleşim yerlerinin maden sahasına olan mesafesinin 240,56 m’den fazla olmasından dolayı patlatmalardan kaynaklı titreşim genliği yönünden de dava konusu yerleşim yerlerinin etkilenmediği kanaatine varıldığı, 23 hektarlık alanda çalışma yürütüldüğü, çalışma yapılan alanın meskun mahale olan uzaklığının kuş bakışı olarak 600 m olduğu ve tesis içerisinde kırma-eleme tesisinin kurulu olduğu, 81017 ruhsat numaralı tesiste 10 hektarlık alanda çalışma yürütüldüğü, çalışma yapılan alanın meskun mahale olan uzaklığının kuş bakışı olarak 1545 m olduğu, … ruhsat numaralı 23 hektarlık alanda çalışma yürütüldüğü, çalışma yapılan alanın meskun mahale olan uzaklığının kuş bakışı olarak 600 m olduğu ve … ruhsat numaralı tesisinin içerisinde konkasör makinelerinin kurulu olduğu, proje alanına kurulacak tesisin tarımsal alanları, bitki örtüsü ve türlerini, civarda herhangi bir yeraltı ve yerüstü suları olmadığından etkilemeyeceği, bu projenin ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olmayacağı, arazi üzerinde tarımsal faaliyetin yapılmadığının gözlemlendiği, dava konusu taşınmazın toprak yapısı itibarı ile kahverengi renkte, killi-tınlı toprak yapısına ve işlenebilir derinliğe sahip, kuru tarım arazisi karakterinde olduğu, meyil durumu itibarıyla % 3-5 arasında değişen eğime (teraslama yapılarak eğim düşürülmüş) sahip olduğu, mevcut bitki örtüsü ve çevresindeki parseller göz önüne alınarak değerlendirildiğinde, mera, kışlak, yaylak gibi herhangi bir amaca yönelik kullanma özelliğinin olmadığı, belirli bir proje bütünlüğünü bozar durumunun bulunmadığı, zirai olarak değerlendirildiğinde ekonomik olarak tarım yapılacak arazisi vasfında olmadığı, projenin bulunduğu havzada orman bitki örtüsünün bulunmadığı, arazinin genel yapısı olarak taşlık kayalık olduğunun görüldüğü, su ihtiyacının kaynak suları, yeraltı suları ve kısmen yüzeysel sulardan karşılandığı, ilgili projenin bitki örtüsü tahribatının söz konusu olmadığı, su kaynaklarına zararının olmayacağı, proje alanının işletme prensiplerine bağlı olarak büyütülmesinin çevreye ve doğaya olumsuz etkilerinin olmayacağı, sonuç olarak tesisin yasal olarak çalıştığı, Çevre Kanunu, Maden Kanunu, Orman Kanunu ve Yönetmelikleri çerçevesinde olumsuz bir duruma rastlanılmadığı, tesisin olumlu olarak faaliyet sürdürdüğü yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bilirkişi raporunda yer verilen tespitlerin bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesinden; söz konusu tesisin, toz, gürültü, çevredeki bitki örtüsü ve doğal yaşam açısından ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu, projenin fiziksel ve biyolojik çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacağı yönünde herhangi bir tespit bulunmadığı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi, ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin proje özelinde uygun ve yeterli olduğu anlaşıldığından ve dava konusu projenin bulunduğu bölgenin, yerleşim yerlerine uzak bir sahada yer aldığı, yapılan bilimsel hesaplamalar ışığında, tesisin faaliyetlerine başladığında madene ilişkin patlamalardan yerleşim yerlerinin etkilenmeyeceğinin belirlendiği, davaya konu alanın tarım yapılacak bir arazi vasfında olmadığı da görülmekle davaya konu ÇED gerekli değildir kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, … Bakanlığının ÇED gerekli değildir kararı verme yetkisini … Valiliğine devrettiğine ilişkin bir kararın bulunmadığı, maden ocağının … vadisi ve şelalesini tehlikeye atacağı ve kirleteceği, çok yüksek desibelde patlama sebebiyle köy halkının hayatını insani olmayan şartlarda sürdürmek zorunda kaldığı, projenin … Köyüne 300 m'den yakın mesafeye geleceği, yer altı sularını kirleteceği, patlatmalar sebebiyle gürültü kirliliğinin oluştuğu, patlatmalar ve hafriyat kamyonları sebebiyle onlarca metre yükseklikte tozumanın meydana geldiği, patlatmanın proje tamamlandığında tehlike oluşturacak seviyede köyün yakınına geleceğinin öngörülmediği, patlatma seslerinin köy halkını olumsuz etkileyeceği belirtilerek Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : … Bakanlığı ile … Valiliği tarafından, temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve hukuka uygun olan kararın onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek ve Üye ...'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olayın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varıldığından, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Mardin İli, Kızıltepe İlçesi, ...mevkiinde, ...tarafından gerçekleştirilmesi planlanan, "Rn:… ER:... nolu kalker ocağı ve kırma- eleme tesisi kapasite (üretim miktarı ve alan yönünden) artışı projesi"ne ilişkin … Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürülüğü tarafından … tarih ve … sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 17. maddesi uyarınca … tarih ve E-…sayılı "Çevresel Etki Değerlendirilmesi (ÇED) Gerekli Değildir" kararı verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; "iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar" olarak tanımlanmış, aynı Kanununun 14. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinde; dava dilekçelerinin husumet yönünden inceleneceği, 15/1-c maddesinde ise; davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması durumunda dava dilekçesinin belirlenecek gerçek hasma tebliğ edileceği, aynı Kanunun 14. maddesinin 6. fıkrasında; yukarıda belirtilen usule aykırılığın ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her aşamasında 15. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş, yine aynı Kanunun 49/1-c maddesinde ise; usul hükümlerine uyulmamış olunması, kararın bozulmasını gerektiren sebepler arasında sayılmıştır. 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne, "Faaliyetlerin durdurulması" başlıklı 15. maddesinde, "(1) Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca yayımlanan yönetmeliklere aykırı davrananlara söz konusu aykırı faaliyeti düzeltmek üzere Bakanlıkça ya da 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından bir defaya mahsus olmak üzere esasları yönetmelikle belirlenen ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebilir. (2) Faaliyet; süre verilmemesi halinde derhal, süre verilmesi durumunda, bu süre sonunda aykırılık düzeltilmez ise Bakanlıkça ya da 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulur. Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler süre verilmeksizin durdurulur. (3) Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi yapılmaksızın başlanan faaliyetler Bakanlıkça, proje tanıtım dosyası hazırlanmaksızın başlanan faaliyetler ise mahallin en büyük mülkî amiri tarafından süre verilmeksizin durdurulur. (4) Süre verilmesi ve faaliyetin durdurulması, bu Kanunda öngörülen cezaların uygulanmasına engel teşkil etmez." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 2. maddesinde; Yönetmeliğin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ile Proje Tanıtım Dosyasının hangi tür projeler için isteneceği ve içereceği konuları, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasları, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamına giren projelerin başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası izlenmesi ve denetlenmesini kapsadığı hükmüne, 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararının, seçme eleme kriterlerine tabi projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını ifade edeceği hükmüne, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." hükmüne, 12. maddesinin 9. fıkrasında "Komisyon tarafından, inceleme değerlendirme toplantıları sırasında; a) ÇED Raporu ve eklerinin yeterli ve uygun olup olmadığına, b) Yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılıp dayandırılmadığına, c) Projenin çevreye olabilecek etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenip incelenmediğine, ç) Çevreye olabilecek olumsuz etkilerin giderilmesi için gerekli önlemlerin yer alıp almadığına, d) Halkın katılımı toplantısı ve süreç içerisinde gelen görüş ve önerilere çözüm getirilip getirilmediğine, ilişkin inceleme ve değerlendirmeler yapılır." hükmüne, 17. maddesinde; "(1) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." hükmüne, 19. maddesinde ise; "ÇED Olumlu" kararı ya da "ÇED Gerekli Değildir" kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından nihai ÇED Raporu veya Proje Tanıtım Dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda söz konusu taahhütlere uyulması için projeyle ilgili Bakanlıkça/Valilikçe bir defaya mahsus olmak üzere süre verilebilir. Bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırım durdurulur. Yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararı kaldırılmaz. 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin 5. maddesinde; bu Yönetmeliğe tabi projeler hakkında "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu", "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumsuz", "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararlarını verme yetkisinin Bakanlığa ait olduğu, ancak Bakanlığın gerekli gördüğü durumlarda "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının verilmesi konusundaki yetkisini, sınırlarını belirleyerek Valiliklere devredebileceği düzenlenmiş, bu düzenlemeyle aynı nitelikte olup, önceki Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliklerinde yer verilen düzenlemelere dayanılarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 2008/10 ve 2013/14 sayılı Genelgeler ile Yönetmeliğin Ek II Listesi kapsamında yer alan projelerle ilgili "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı verme yetkisi Valiliklere devredilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden:
Yukarıda yer alan usule ilişkin hükümler birlikte incelendiğinde; dava konusu edilen işlemin, bu işlemi tesis eden idarenin ve bunlara bağlı olarak husumet yöneltilen tarafın açık ve kesin bir şekilde dava dilekçesinde belirtileceği, yargı yerince yapılan inceleme sonucunda ise, davanın konusu esas alınmak suretiyle, davalı tarafın hatalı gösterilmiş olması halinde husumetin düzeltilmesine re'sen karar verileceği ve varsa dava konusu işlemin tesisinde ilgisi olmayan tarafın husumet mevkiinden çıkartılarak davanın doğru hasım belirlenerek görülmesine karar verileceği tabii olup, davaya konu uyuşmazlığın incelenmesi ve sonuçlandırılmasının ancak husumetin doğru olarak tespit edilmesine bağlı olması nedeniyle husumete yönelik eksiklik ya da yanlışlık içeren bir kararın bu yönden usul hükümlerine aykırılık taşıyacağı açıktır.
Dava konusu ÇED gerekli değildir kararının … Valiliği tarafından tesis edildiği, … Bakanlığının dava konusu işlemin tesisi aşamasında herhangi bir ilgisinin bulunmadığı dikkate alındığında, davanın yalnızca "… Valiliği" husumetiyle görülüp karara bağlanması gerekirken, … Valiliğinin yanı … Bakanlığının da husumetiyle verilen İdare Mahkemesi kararında usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır. Esas Yönünden:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; proje sahipleri tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-3 sayılı listesinde yer alan genel format esas alınarak proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin özellikleri dikkate alınarak projenin inşaat ve işletme aşamasında çevresel etkileri ve alınacak önlemleri içeren ve bu önlemlere yönelik taahhütleri içeren çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyasının hazırlanması gerektiği, çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararının, seçme eleme kriterlerine tabi projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olduğu, ÇED Gerekli değildir kararı verilmesi süreci, proje tanıtım dosyası hazırlanmak suretiyle gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin proje alanına, projenin etkileme alanına ve çevreye olası etkileri ile çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırıldığı, proje kapsamında çevreye verilecek olumsuz etkilerin asgari seviyede tutulabilmesi amacıyla alınacak tedbirlere, proje kapsamında yapılacak çalışmalara uyulacak kurallara ve alınacak tedbirlere ilişkin taahhütlerin verildiği, projenin etkilerine dair analiz ve hesaplamaların yer aldığı çalışmaları ifade etmektedir. Proje tanıtım dosyasının değerlendirilerek yeterli olduğunun tespit edilmesi halinde ÇED gerekli değildir kararı verilmekte ve bu kararın akabinde yatırımcı tarafından meri mevzuat doğrultusunda gerekli olan izin, onay ve uygun görüş gibi izinler alındıktan sonra proje inşaatına başlanılmaktadır. ÇED süreci, projeye başlanılmadan önce projenin çevreye tüm etkilerinin detaylı olarak araştırıldığı ve yapılacak çalışmalar ile alınacak tedbirlerin uygunluğunun değerlendirildiği süreçtir. "ÇED Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, proje sahibinin proje kapsamında verdiği taahhütlere uymakla yükümlü olduğu, "ÇED gerekli değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda söz konusu taahhütlere uyulması için projeyle ilgili Bakanlıkça bir defaya mahsus olmak üzere süre verilebileceği, bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırımın durdurulacağı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, dava konusu ÇED gerekli değildir kararının yargısal denetiminde, proje tanıtım dosyası ve eklerinin yeterli ve uygun olup olmadığı, yapılan incelemelerin, hesaplamaların ve değerlendirmelerin yeterli düzeyde veri, bilgi ve belgeye dayandırılıp dayandırılmadığı, projenin çevreye olabilecek etkilerinin kapsamlı bir şekilde incelenip incelenmediği, çevreye olabilecek olumsuz etkilerin giderilmesi için gerekli önlemlerin yer alıp almadığının değerlendirilmesi suretiyle projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması suretiyle ÇED gerekli değildir kararının hukuka uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; bilirkişi raporunda işletmenin faaliyette olduğu belirtilerek mevcut tesise ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı ve sonuç olarak tesisin yasal olarak çalıştığı, Çevre Kanunu, Maden Kanunu, Orman Kanunu ve Yönetmelikleri çerçevesinde olumsuz bir duruma rastlanılmadığı, tesisin olumlu olarak faaliyet sürdürdüğü yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, İdare Mahkemesince anılan bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiği görülmüş olup, dava konusu ÇED gerekli değildir kararının yargısal denetiminin, dayanağı proje tanıtım dosyasının değerlendirilmesi suretiyle projenin, çevreye muhtemel bütün etkilerinin incelenip incelenmediğinin ve alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığının, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması suretiyle yapılmasının gerektiği, tarafların iddia ve savunmalarında iddia ettiği hususlar da dikkate alınarak dava konusu ÇED gerekli değildir kararının dayanağı proje tanıtım dosyasında yer alan hususların ve önlemlerin değerlendirilmesi, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin tespit edilmesi halinde, bunların somut tespit ve teknik verilerle desteklenmesi, alınacak önlemlerin yetersizliğinin somut olarak ortaya konulması gerektiğinden; bu hususlar gözetilmeksizin düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; dava konusu ÇED gerekli değildir kararının yargısal denetiminin, dayanağı proje tanıtım dosyasının değerlendirilmesi suretiyle projenin, çevreye muhtemel bütün etkilerinin incelenip incelenmediğinin ve alınacak önlemlerin yeterli olup olmadığının ve alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olup olmadığının araştırılması suretiyle yapılmasının gerektiği; mevcut tesise ilişkin değerlendirmelerin ÇED taahhüdünün ihlali kapsamına girdiği, dolayısıyla "ÇED gerekli değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından proje tanıtım dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda, ayrıca müeyyide uygulanacağının açık olduğu dikkate alındığında, İdare Mahkemesince, karara esas alınan bilirkişi raporunda proje tanıtım dosyasında yer alan hususların değerlendirilmesinden ziyade mevcut tesise ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı görüldüğünden, bilirkişi raporunda dava konusu ÇED gerekli değildir kararının dayanağı proje tanıtım dosyasında yer alan bilgi ve tedbirlerin yeterli olup olmadığı ve alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerin yapılması, projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin tespit edilmesi halinde, bunların somut tespit ve teknik verilerle desteklenmesi, alınacak önlemlerin yetersizliğinin somut olarak ortaya konulması gerektiğinden; bu hususlar gözetilmeksizin düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmayacağından, belirtilen hususları kapsayacak biçimde projeye yapılan itirazlar da dikkate alınarak yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle düzenlenecek bilirkişi raporunun incelenip değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararında bu yönüyle de hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 23/02/2023 tarihinde usul yönünden oyçokluğuyla, esas yönünden oybirliğiyle karar verildi.