9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 12.01.2015 tarihinde yaya olan müvekkiline çarparak ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğini, ... plakalı aracın sigortacısının diğer davalı ... Sigorta A.Ş olduğunu, sigorta şirketine 18.11.2016 tarihinde Trafik Sigortası poliçesi kapsamında maddi tazminat başvurusunda bulunulduğunu ancak cevap verilmediğini ve herhangi bir ödeme de yapılmadığını, davalı sürücünün olay yerinden kaçması sebebiyle trafik kaza tutanağının tutulamadığını, bu olayla ilgili olarak halen Bakırköy 41. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/504 E. Sayılı dosyasında devam eden bir ceza yargılaması söz konusu olduğunu, müvekkilinin, kaza neticesinde hayati tehlike geçirecek biçimde yaralandığını belirterek trafik kazası sonucu meydana gelen bedensel zarar, efor kaybı nedeniyle oluşan zararlar ve manevi zararlara karşılılık olarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla HMK’nın 107. maddesi uyarınca bilirkişi raporundan sonra arttırılmak üzere şimdilik 3.100.00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 20.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: dava dilekçesinde bahsi geçen 12.01.2015 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın müvekkili şirkete 25.04.2014 - 25.04.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 81722500 numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, söz konusu poliçede teminat limitinin kişi başı 290.000 TL olduğunu, tarafların kusur durumlarının gözönünde tutulmasını, tazminatın belirlenmesinin mevzuata uygun yapılmasını, sorumluluklarının poliçe limiti ile sorumlu olduğu ve avans faizi talep edilemeyeceğinden davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili beyanlarında özetle; müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Maddi tazminat talepleri bakımından; davanın kısmen kabulü ile; 2.210,76 TL maddi tazminatın (geçici iş göremezlik maddi zararı) kaza tarihi olan 12/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı sigorta şirketi yönünden sigorta limiti ile sınırlı olmak üzere) davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, Manevi tazminat talepleri bakımından; davanın kısmen kabulü ile; 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaza neticesinde müvekkilinin maluliyeti ile ilgili olarak alınan ATK raporu'nda müvekkilinin sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı belirtildiğini, rapora karşı itirazlarının sunulmasına ve dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu'na sevk edilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece 03/03/2020 tarihli celsede gerekçesiz bir biçimde taleplerinin reddedildiğini, ATK raporuna yaptıkları itirazların değerlendirilmeden karara çıkarıldığını, aktüerya ve doktor bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen ek raporda kök raporda 3.274,59 TL olarak hesaplanan geçici iş göremezlik maddi tazminatı, SGK'ca bildirilen 1.063,83 TL geçici iş göremezlik ödemesi nedeniyle indirilerek 2.210,76 TL olarak hesaplandığını, belirtilen bilirkişi kurulu ek raporuna da itiraz ettiklerini ancak itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, 05/11/2020 tarihli bilirkişi kurulu ek raporuna karşı itiraz dilekçelerinin de müvekkile bağlanmış olan geçici iş göremezlik ödeneğinin rücuya tabi bir ödeme olup olmadığının belirlenmesi, rücuya tabi olduğu kabul edilirse ne kadarının rücuya tabi olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi kurulu, kök raporda tazminatı hesaplarken davalı sürücünün % 40 oranında kusurlu olduğu tespitiyle hesaplanan tazminatın % 40'ı olan meblağın talep edilebileceğini belirtirken ek raporda ise bağlanan geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamının tazminattan indirilmesi yönündeki görüşünün oldukça hatalı ve hakkaniyetle bağdaşmadığını, itiraz konusu bu hususların öncelikle mahkemece incelenerek giderilebilecekken hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, 20.000,00 TL manevi tazminat taleplerinin böyle bir olay için oldukça makul bir talep olmasına rağmen mahkemece kısmen reddedildiğini, davalıların kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkiline izafe edilmiş olan % 40 oranındaki kusur ile geçici iş göremezlik maddi tazminatının bu oran üzerinden tespitinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusurlarının olmadığını, davacı yaya geçidini kullanmak yerine yolu kullanıp kazaya kendi sebebiyet verdiğini, davalı müvekkilinin dava konusu kazada kusurunun bulunmadığını, ihlal edilen trafik kuralının kazaya sebep olduğu göz önüne alındığında müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, 2015 yılında gerçekleşen kaza için davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı oldukça fazla olduğunu, davacının kalıcı bir maluliyeti olmadığı gibi kaza oluşumuna da kendisi sebep olduğunu, davacı yaya geçidini kullanmak yerine yolu kullanmış ve kazaya kendi sebebiyet verdiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 12.01.2015 günü saat 09:00 sıralarında davalı sürücü ...'ın, idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halindeyken kaplamaya girerek karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yaya ...'e çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağı bulunmadığı, Ceza Mahkemesinde keşif yapılarak alınan raporda sürücü tali, yayanın asli kusurlu bulunduğu, ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda sürücünün tali yayanın asli kusurlu olarak belirlendiği görülmüştür. Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda sürücü tali ve %40 oranında, yaya asli ve %60 oranında kusurlu olarak belirlenmiştir. Ceza Mahkemesi ve Mahkemece alınan kusur raporları birbirini doğruladığından ve hükme esas olarak alınan bilirkişi raporu teknik verilere göre hazırlanmış olup dosya kapsamı ile de uyumlu bulunduğundan kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde bulunmamıştır. Maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulundan alınan 22/05/2019 tarihli maluliyet raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının yaranmasının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğu, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, ve geçirdiği kaza nedeniyle 4 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. Davacının maluliyetinin %60'ın altında olması (maluliyetinin bulunmaması) ve kaza tarihine göre uygulanması gereken Maluliyet Tespit İşleri Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet belirlenirken aynı cetvellerin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine ekli cetveller) esas alınması gerektiğinden maluliyetin tespitinde Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uygulanarak davacının muayene edilerek ile dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak düzenlenmiş olmasına göre İlk Derece Mahkemesince ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik tazminatı peşin sermaye değerli ödeme olmadığından tamamının belirlenen tazminattan indirilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu yöne ilişkin davacı istinafının reddi gerekmiştir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarın, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Davacı vekili ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 663,34 TL harçtan peşin alınan (106,55 TL+59,30 TL)=165,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 497,49 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.29/12/2023