9. Hukuk Dairesi

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.03.2019 tarihinde ... Caddesi Esenyurt İstikametinde davalı ...’ın kullanmış olduğu ... plakalı aracın tam kusurlu olarak arkadan çarpması sonucunda meydana gelen zincirleme trafik kazası neticesinde hasar gördüğünü, kazanın oluşumunda müvekkili şirket araç sürücüsünün herhangi bir kusuru bulunmayıp tüm kusurun davalı ...’da olduğunu, müvekkili şirketin kaza neticesinde; kendi Kasko şirketi olan ... Sigorta AŞ.’den 95.990,00 TL hasar onarım bedeli, ... plakalı aracın ZMMS’sinden 8.222,31 TL değer kaybı bedeli aldığını, aracın kazalı haliyle dava dışı ... San. Ve Tic Ltd. Şti.’ye 151.485,15 TL KDV hariç bedel ile satılmış olduğunu, kaza tarihi itibariyle aracın hasarsız eş değerinin uzman kişiler tarafından belirlenmesi ile araçtaki değer kaybının ortaya çıkacağını, HMK'nın 107. maddesine göre fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybının müştereken ve müteselsilen olmak üzere kaza tarihi itibariyle işleyecek olan en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya ödeme yapıldığını ve teminat limitinin tükendiğini ayrıca kusur ve değer kaybı tespiti yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen zararın sigorta şirketince karşılanması gerektiğini, kusur iddiasını kabul etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen zararın sigorta şirketince karşılanması gerektiğini, kusur iddiasını kabul etmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davalı Sigorta Şirketine karşı açmış olduğu 1.000,00 TL talepli maddi tazminat talebinin reddine, Davacının davalılar ... ve ...'a karşı açmış olduğu maddi tazminat talebinin kabulü ile, 76.277,79 TL değer kaybı tazminatının kaza tarihi olan 08/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının aracında meydana gelen değer kaybının, gerçek zarar kalemleri arasında yer almadığını ve ZMSS'nin, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına aldığını, gerçek zarar kalemleri arasında yer alan değer kaybı bedelinin 8.222,31 TL, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından davacıya ödendiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı, karşı araçta meydana gelen gerçek zararı limit dahilinde teminat altına aldığını, dava konusu trafik kazası sonrasında, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının da gerçek zarar kalemleri içerisinde değerlendirilmiş olup, davacıya ödendiğini, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybından davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerekirken, sigorta şirketi yönünden davanın reddedilmesi, davalı müvekkiller aleyhine ise davanın kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 13.04.2020 tarihli kök rapor ve 25.01.2021 tarihli ek rapor arasında hiç bir çelişki olmayıp, kök rapor ve ek rapor tamamen örtüştüğünü, 13.04.2020 tarihli kök raporda ve yine 25.01.2021 tarihli ek raporda, dava konusu araçtaki değer kaybının kaza tarihinde geçerli olan sigorta genel şartlarında belirtilen esasların, aracın kazasız hali, piyasa rayiç değeri, aracın kaza nedeniyle değişen-onarılan-boyanan parçaları ve aracın kilometresi de dikkate alınarak hakkaniyetli bir şekilde hesaplandığını, dosyaya sunulan 13/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda; dosyaya gelen Tramer kayıtlarından dava konusu aracın dava konusu kazadan önce kazaya uğradığının anlaşıldığı, dava konusu kazanın 08/03/2019 tarihinde meydana gelmesi nedeniyle araçtaki değer kaybı hesaplamasının 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmi Gazetede belirtildiği şekilde hesaplanmasının uygun olduğu ve yönetmelikte belirtilen formül uygulanarak değer kaybının 13.619,28 TL olduğunun tespit olunduğunu, 13.04.2020 tarihli kök ve 25.01.2021 tarihli ek raporların hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmalarına, Resmi Gazetede belirtildiği şekilde ve yönetmelikte belirtilen formül uygulanarak hesaplama yapılmasına rağmen, davacı yanın itirazları doğrultusunda dosyanın, hesap için tekrar yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bu kez raporlar arasında hüküm tesisine elverişli olmayacak şekilde, ciddi çelişki ortaya çıktığını, 22.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu araçtaki değer kaybının 84.500,00 TL olabileceği iddia edildiğini, bu muğlak ifadeye dayalı, tamamen sanrıdan ibaret, hiç bir somut ve hukuki dayanağı olmayan fahiş bedelli rapor esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta ... plakalı aracın ZMSS poliçe limitinin 36.000 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından poliçe kapsamında 27/05/2019 tarihinde .. Sigorta A.Ş.'ye 27.777,69 TL ve 10/05/2019 tarihinde davacı şirkete 8.222,31 TL ödeme yapıldığı ve bu suretle poliçe limitinin tükendiği anlaşıldığından mahkemece davalı sigorta bakımından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve bu durumun da bozma kararına uyulmakla meydana gelen usuli müktesep hakkın istisnası olduğu ve uyuşmazlığa dair iptal kararının diğer mahkemelerde derdest olan davalar bakımından da uygulanması gerekecektir (Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. sayılı ve 16.05.2018 tarih, 2017/20-1121 Esas 2018/1104 Karar sayılı kararları). Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 E. ve 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 90 ve 92.maddeleri ile ilgili olarak vermiş olduğu iptal kararının Dairemiz içinde bağlayıcı olduğunun, somut norm denetimi içerdiğinden istinaf aşamasında bulunan ve henüz kesinleşmeyen eldeki uyuşmazlık bakımından da uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bunun sonucu olarak Yeni Genel Şartların " Ek 1. Değer Kaybı Hesaplaması" başlıklı kısımlarında ki tazminatın belirlenmesine ilişkin esaslar artık uygulanmayacaktır. Yargıtay 4. (kapatılan 17.) Hukuk Dairesi içtihatlarına göre değer kaybının belirlenmesi hususunda aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınmaktadır.HMK'nın 267. maddesine göre "Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmü getirilerek birden fazla bilirkişi atanması halinde heyetin tek sayıda olması gerektiği belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, değer kaybının tespiti için 2 kişiden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alındığı, değer kaybına ilişkin değerlendirilme gerekçelerinin yetersiz olduğu, hasara ilişkin fatura kalemlerinin kaza ile uyumu ve gerekliliği ve miktarları yönünden tek tek değerlendirme yapılmadığından raporun mevcut haliyle hükme esas alınması doğru olmamıştır. O halde İlk Derece Mahkemesince yapılması gereken; raporları düzenleyen bilirkişiler dışında HMK'nın 267.maddesine göre oluşturulmuş üç kişilik İTÜ Otomotiv kürsüsünden seçilecek bilirkişi heyetinden dosyada bulunan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderecek ve itirazları karşılayacak şekilde Yargıtay 4. (kapatılan 17.) Hukuk Dairesi içtihatlarına göre değer kaybının belirlenmesi hususunda aracın kaza tarihindeki hasar görmemiş piyasa değeri ile onarılmış haldeki piyasa değeri arasındaki fark kriteri esas alınarak rapor alınarak sonucuna göre usuli kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalılar ... ile ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalar ... ile ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/12/2023

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap