9. Ceza Dairesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; katılan mağdure vekilinin 30.06.2016 tarihinde yüzüne karşı verilen karara karşı, yasal süresinden sonra 11.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla, katılan mağdure vekilinin temyiz isteğinin reddi gerektiği belirlenmiştir. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden; suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2014/185 Esas, 2016/55 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği Suç tarihinin eylül 2012 olduğunun kabulü ile mağdurenin on beş yaşından küçük olması sebebiyle sanık hakkında atılı suçlardan cezalandırılması gerektiğine, kabule göre de reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında kaldığına ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece; "Mağdur ... ... ile suça sürüklenen çocuğun 2012 yılı Kasım ayı içerisinde arkadaşları olan ... vasıtasıyla tanışıp arkadaş oldukları, birlikte çıkmaya başladıkları, mağdurenin konuyu annesine bahsettiği, suça sürüklenen çocuk ...'ı eve götürüp annesi ile tanıştırdığı, annesinin Anıl ile arkadaşlık kurmasında herhangi bir sakınca görmediğinden arkadaşlıklarının devam ettiği, mağdurun kendi beyanına göre 2012 yılının Kasım ayı sonuna doğru yine buluşup ... ... Koleji karşısında bulunan parka gittikleri, parkta otururken saat 20:00 sıralarında soyunmadan elbiseli halleri ile suça sürüklenen çocuğun mağdurun göğüslerini, vücudunu ellemeye ve boynundan öpmeye başladığı, eliyle de bacaklarının arasına sokarak vajinasına parmağını soktuğu, daha sonra suça sürüklenen çocuğun mağdureyi evlerinin önüne bıraktığı ve olaydan da kimseye bahsetme dediği, kendisinin de kimseye bahsetmediği; Bu olaylardan 3-4 ay kadar sonra mağdure ile suça sürüklenen çocuğun yeni kız arkadaşı ... ... arasında 14/01/2013 tarihinde hakaret ve tehdit olayları olduğu, bu yüzden İzmir 2.Çocuk Mahk.ne 2013/1004 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, 2013/1327 Kararla ... hakkında mağdure ...'ı tehditten dolayı ceza verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, yine 14/01/2013 tarihinde mağdureye cinsel istismar suçundan ... ... hakkında soruşturma başlatıldığı, evrakın İzmir CBS.nin 2013/512 sırasına kaydedilip, 2013/63220 kararla mağdureye karşı cinsel taciz suçundan mağdurenin şüpheliyi teşhis edememesinden dolayı bu şahıs hakkında takipsizlik kararı verildiği, bu olayların soruşturulması sırasında mağdurenin dava konusu olan dosyamızdaki olaydan da bahsetmesi ve ... ...'nun telefondaki suça sürüklenen çocuğun mağdurenin vajinasına parmağını soktuğu yönündeki kayıtların okulda duyulması üzerine dosyamızdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mağdure suça sürüklenen çocuğun kendisine karşı parkta yukarıda bahsedildiği şekilde zorla öpüp göğüslerini elleyip, eliyle de cinsel organına sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğunu ileri sürmüş ise de, mağdure ile suça sürüklenen çocuğun duygusal anlamda arkadaş oldukları, eylemlerin herkese açık büyük bir parkta gerçekleştiği, uzun süre şikayetçi olmadığı, suça sürüklenen çocuğun yeni kız arkadaşı olan ... ile aralarındaki husumet ve daha sonra ...'nin telefonuna kaydettiği sözlerin duyulması üzerine şikayette bulunduğu, suça sürüklenen çocuğun tüm aşamalardaki savunmalarında zor kullanmadığını, rızayla parkta öpüştüklerini savunması karşısında iddianame ve yukarıda anlatımı yapılan eylemlerin mağdurenin rızası ile gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Mağdure 20/11/1997 d.lu olup bizzat kendi beyanı göz önüne alındığında parkta gerçekleşen cinsel istismar eyleminin 2012 yılı Kasım ayı sonlarına doğru olduğu, bu ayın sonlarına doğru deyiminin ayın yirmisinden sonra olması gerektiği, kaldı ki, suç tarihinin tam olarak da bu anlamda belirlenemediği, dolayısıyla şüpheden sanık yararlanır genel ilkesi göz önüne alınarak mağdurenin suç tarihi itibariyle 15 yaşını doldurduğunun kabulü gerekmiştir. Yukarıda anlatımı yapıldığı üzere 15 yaşını doldurmuş mağdurenin kendi rızası ile parka gidip suça sürüklenen çocukla parkta oturduğu anlaşılmakla TCK.109 maddede tanımlanan kişiyi hürriyeitnden yoksun kılma suçunun bu durumda yasal unsurları oluşmayacağından atılı bu suçtan beraatine; Yine 15 yaşından büyük mağdureye karşı rıza ile öpüşme, göğüslerini elleme ve parmağını vajinasına sokma şeklinde gerçekleşen cinsel istismarın da TCK. 103 maddesinde tanımlanan suç tiplerine uymadığı gibi TCK.104/1 maddesinde tanımlanan cinsel ilişki niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla atılı bu suçtan da suçun unsurları oluşmadığından beraatine; Her ne kadar suça sürüklenen çocuk hakkında yaşadıklarını kimseye anlatmaması için zaman zaman mağdura "bu olayı anlatırsan seni öldürür rezil ederim" diyerek tehdit ettiğinden bahisle tehdit suçundan cezalandırılması için de kamu davası açılmış ise de, bu eylemle ilgili olarak da soyut iddia dışında dosyada hiçbir delil bulunmadığından suça sürüklenen çocuğun atılı bu suçtan da delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verilerek aşağıda belirtilen şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Katılan vekilinin 30.03.2016 tarihinde yüzüne karşı verilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 11.04.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu anlaşılmakla, katılan mağdure vekilinin temyiz isteğinin, reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2014/185 Esas, 2016/55 Karar kararına yönelik katılan mağdure vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2014/185 Esas, 2016/55 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2023 tarihinde karar verildi.

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap