11. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi onama, Kısmi bozma, Kısmi ret Sanık ... ve katılan vekilinin temyizi yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Cumhuriyet savcısının temyizinin ise süresinden sonra olduğu yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mut 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2012/741 Esas, 2015/1022 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanık ... hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 203, 43, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 2.Sanık ... hakkında mühür bozma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ...'in temyiz isteği, suç işleme kastının olmadığına, suç tarihlerinde iş yerinin ruhsatının bulunduğuna ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına, 2. Katılan vekilinin temyiz isteği, atılı suçu işlediği sabit olan sanık ... hakkında eksik incelemeyle beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, 3. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanık ... hakkında mühür bozma suçlarından değişik tarihlerde iddianameler düzenlenmesi nedeniyle hukuki kesinti oluştuğu, iddianame tarihlerinden sonra işlenen suçların ayrı suç oluşturduğu gözetilmeden zincirleme tek suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle kararın bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ...'e ait kum, çakıl eleme ve kırma tesisinin ruhsatının olmaması nedeniyle İl Özel İdaresi tarafından değişik tarihlerde mühürlendiği, suç tarihlerinde yapılan kontrollerde mührün sanıklar tarafından bozularak faaliyete devam edildiğinin tespit edildiği gerekçesiyle sanıklar hakkında mühür bozma suçundan kamu davaları açılmıştır. 2. Sanıklar atılı suçu kabul etmemişlerdir. 3. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sanıkların savunmaları, tanık beyanları, mühürleme ve mühür bozma tutanakları birlikte değerlendirilerek, sanık ...'nin atılı suçu işlediğine dair soyut iddiadan başka her türlü şüpheden uzak mahkûmiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle beraatına, sanık ...'in ise zincirleme mühür bozma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden 18.11.2015 tarihli hükme yönelik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesinde belirlenen bir aylık yasal süreden sonra 24.12.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden a) Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, sanığın atılı suçu kabul etmemesi, diğer sanık ...'nın yanında çoban olarak çalışması ve mühür bozma tutanaklarında imzasının bulunmaması nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir. b) Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. C. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Sanığın Temyizi Yönünden 1. Sanığın mühür bozma eylemleri ile ilgili olarak, 08.10.2012, 02.11.2012 tarihli eylemleri için 27.11.2012 tarihli iddianame ile, 21.11.2012 tarihli eylemi için 27.11.2012 tarihli iddianame ile, 23.11.2012 tarihli eylemi için 04.12.2012 tarihli iddianame ile, 25.04.2013 ve 07.05.2013 tarihli eylemleri için 20.05.2013 tarihli iddianame ile ve 30.07.2013 tarihli eylemi için de 20.11.2013 tarihli iddianame ile kamu davaları açılmış ve aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan kamu davalarının birleştirilmesine karar verilmiştir. Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi, işlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması ve bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde fail hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Ancak 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde yer alan ve failin fiileri arasındaki sübjektif bağı ifade eden "bir suç işleme kararının" bulunmaması veya fiillerin yenilenen kast ile işlenmesi ya da fiiller arasında iddianame düzenlenmesi nedeniyle hukuki kesinti meydana gelmesi hâlinde ise, fail hakkında zincirleme suç hükümleri değil, gerçek içtima kuralları uygulanacaktır. Bu açıklamalar karşısında; sanığın 08.10.2012, 02.11.2012, 21.11.2012 ve 23.11.2012 tarihli eylemleri için zincirleme mühür bozma, 25.04.2013 ve 07.05.2013 tarihli eylemleri için zincirleme mühür bozma ve 30.07.2013 tarihli eylem için mühür bozma suçundan ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden zincirleme tek mühür bozma suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini, 2. Sanığa isnat edilen mühür bozma suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Cumhuriyet Savcısının Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, Mut 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2012/741 Esas, 2015/1022 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, Mut 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2012/741 Esas, 2015/1022 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Sanığın Temyizi Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle, Mut 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2015 tarihli ve 2012/741 Esas, 2015/1022 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının DİKKATE ALINMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın