Esas No
E. 2021/546
Karar No
K. 2023/1999
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/546

KARAR NO: 2023/1999

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 04/11/2020

NUMARASI: 2016/216 Esas - 2020/641 Karar

DAVA: Kar Kaybı Alacağı (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARŞI DAVA: Prim Alacağı (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

BİRLEŞEN İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN

2018/368 ESAS - 2019/1085 KARAR SAYILI DOSYASI

DAVA: Teminatın İadesi -Tazminat (Bayilik Sözleşmesinden kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/12/2023

Asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne ,birleşen davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA:

Davacı vekili,taraflar arasında 01/07/2015 tarihli ve 18 ay süreli bayilik sözleşmesi ve yine aynı tarihli-süreli Otogaz Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre bayiin Bursa-Nilüfer ilçesi, ..., ... parsel sayılı taşınmazda bulunan istasyonda faaliyet gösterdiğini; ayrıca diğer davalı ...'nın da imzaladığı taahhütnameyle bayiin yükümlülüklerini doğmuş veya doğacak her türlü borcu için 200.000-USD'ye kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu; davalının noterden müvekkiline gönderdiği 26/01/2016 tarihli ihtarnameyle her iki sözleşmeyi 28/01/2016 tarihi itibariyle feshedildiğini bildirdiğini, ihtarnamenin 26/01/2016'da tebliğ alındığını; taraflar arasındaki her iki sözleşmenin de "Feshin Sonuçları" başlıklı 24.3 maddesinde, sözleşmenin bayi tarafından haklı bir nedene dayandan feshi halinde bayiin, sözleşme süresi sonuna kadar elde edebileceği kar mahrumiyetini derhal ödeyeceği; "Kâr Kaybı" başlıklı 25. maddesinde bayiin, sözleşmeyi ihlal ettiği takdirde, ...'nin doğmuş veya doğacak menfi-müspet zarar ve ziyanını ayrıca kar mahrumiyetini ...'ne derhal ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini,davalı şirketin sözleşmeleri tek taraflı haksız olarak feshederek başka bir Dağıtıcı ile bayilik sözleşmesi imzaladığını; haksız feshi nedeniyle sözleşme sürelerinin sona ereceği tarihe kadar yani 28/01/2016-01/01/2017 arasındaki dönem için motorin, benzin ve LPG dağıtımından elde edebileceği kardan mahrum kaldığını; müvekkilinin mahrum kaldığı karın, davalı şirketin aylık akaryakıt-lpg alım miktarlarının ortalaması esas alınarak yapılan satış sonucu müvekkilinin elde edeceği aylık TL bazında kârı ile çarpılıp karlılık oranının hesaplanacağını, buna göre talebin her yıl için aylık müvekkilinin karına göre belirleneceğini; ayrıca davaya konu sözleşmelerin öncesinde de taraflar arasında bayilik ilişkisinin bulunduğunu ve davaya konu sözleşmelerin yeniden imzalandığını ileri sürerek,

HMK 107/2'ye taleplerini arttırma hakları saklı kalmak üzere 150.000-TL'nin KDV'si ile birlikte dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalılardan (davalı ... yönünden 200.000-USD ile sınırlı olmak üzere) müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

TALEP ARTTIRIMI:

Davacı vekili 11/09/2018 tarihli dilekçesiyle,bilirkişi raporuna göre sözleşmenin sona erme tarihine kadar yapılan hesaplamaya göre müvekkilinin mahrum kaldığı kar tutarının 338.103,94-TL hesaplandığını,150.000-TL olan taleplerini belirtilen miktara arttırarak, 338.103,94-TL'nin KDV'si ile birlikte dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalılardan (davalı ... 200.000-USD ile sınırlı olmak üzere) müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, yetkili mahkemenin müvekkillerinin yerleşim yeri olan Bursa Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu; otomasyon sistemi ekranlarından görüleceği üzere, davacının sözleşmelere aykırı davranarak müvekkili şirketi birçok kez stok altına düşürerek LPG tedariki yapmadığını, bu nedenle saatlerce LPG satışı yapılamadığını; davacının yöneticileri ..., ... ve ... ile mutabık kalınan fatura ibrazlı benzin dış satış prim taahhüdüne istinaden, altı ay boyunca davacının yöneticilerine prime esas faturaların e-posta yoluyla iletilerek ödeme talebinde bulunulduğunu, söz konusu e-postaların sunulduğunu, bunlara yönetici ...'ın 02/12/2015 tarihli e-postası dışında bir yanıt verilmediğini, müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunun bu yazışmalarla sabit olduğunu; aynı kapsamda motorin prim ödemelerine ilişkin olarak Ocak/2016 dönemi için prim ödemesi yapılmadığı gibi prime esas tutarın da bildirilmediğini; yine yönetici ... ve ... tarafından müvekkiline 28/06/2013'te gönderilen e-postada "Toptancıya vereceğimiz yağ için doğacak zararı (13.000-TL) ay sonu primi ile karşılayacağız." şeklinde beyanda bulunulduğunu, ancak bu ödemenin yapılmadığını; davacının bu tutumunun son altı aylık dönemde sürekli hale geldiğini ve 26/01/2016 tarihli ihtarnameyle sözleşmelerin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini; davacının müvekkilini bir çok defa stok altına düşürüp LPG göndermeyerek, primleri ödemeyerek ve madeni yağ satışı zararını karşılamayarak sözleşmeleri ihlal ettiğinden, talebinin kabul edilemeyeceğini; kaldı ki davacının müvekkiline 400 m mesafede iki adet ve 1,5 km mesafede de bir adet bayiisinin bulunduğunu ve müvekkilinin müşterileri o istasyonları kullanacağından davacının kâr kaybına uğramayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

KARŞI DAVA: Davalı ... Ltd. Şti. vekili karşı dava dilekçesinde, cevap dilekçesinde ifade ettiği gibi altı ay boyunca davacı-karşı davalı dağıtım şirketi yöneticilerine e-posta yoluyla prime esas faturalar iletilmesine rağmen müvekkiline 02/12/2015 tarihli e-posta dışında cevap verilmediğini; müvekkilinin Aralık/2015 döneminde gerçekleştirdiği benzin dış satışının 107.000-lt olup, müvekkiline prim ödemesi yapılmadığını; Ocak 2016 döneminde gerçekleşen dış benzin satışlarına ilişkin miktarın takip eden ayın ilk günlerinde belirlenebildiği için Ocak 2016 döneminde gerçekleşen dış benzin satışları bakımından haklarını saklı tuttuklarını; bunun haricinde motorin alımına istinaden de ayrı bir prim hak edildiğini, bu anlamda dağıtıcının kendinde saklı tuttuğu prim bedelini her ay sonu hesaplayarak bakiyeyi bildirdiğini ve bu doğrultuda bayi tarafından prim faturası kesilerek ödemelerin gerçekleştirildiğini, karşı davalının Ocak/2016 dönemi için motorin prim ödemesi yapmadığı gibi prime esas tutarları da müvekkiline bildirmediğini; yine cevap dilekçelerinde belirtilen davacı-karşı davalı şirket yöneticisinin 28/06/2013 tarihli e-postada ödeneceğini belirttiği madeni yağ satış zararı olan 13.000-TL'nin halen ödenmediğini, işbu karşı davada bu tutarı da talep ettiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 138.000-TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVAYA CEVAP: Kabul anlamına gelmemek üzere, davalı-karşı davacı şirketin belirttiği alacakları var ise neden kendisine dava açılmasını beklediğini, iddia edilen alacakların gerçek olmadığından ispatının da mümkün olmadığını, delil olarak e-postalara dayanılmışsa da söz konusu yazışmaların olup olmadığı veya gerçekliğinin tespitinin gerektiğini belirterek, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

BİRLEŞEN DAVA: Birleşen davada davacı ... Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin Bursa'da yirmi yılı aşkın süreyle davalı ... A.Ş.'nin bayiliğini yaptığını, son olarak müvekkili ile davalı dağıtım şirketi arasında "... Mah. ... Km. No.... Nilüfer/BURSA" adresinde bulunan istasyonla ilgili olarak, 01/07/2015 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ve Otogaz Bayilik Sözleşmesi'nin akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca taleplerine konu, a) ... Bankası Bursa/Niltim Şubesi ... no.lu 200.000-TL bedelli teminat mektubu, b) ... Bursa FSM Bulvarı Şubesi ... no.lu 300.000-TL bedelli teminat mektubu, c) ... Bankası Bursa Ticari Şubesi ... seri no.lu vadesi ve tutarı boş çek ile d) ... Bankası Bursa Ticari Şubesi ... (doğru numara ... olmalı) seri no.lu vadesi ve tutarı boş çekin, cari hesaptan veya kredisiz Doğrudan Borçlandırma Sistemi’nden kaynaklanabilecek borca teminat olmak üzere davalıya teslim edildiğini;

01/07/2015 tarihli bayilik sözleşmesinin sona erme tarihinin 31/12/2016 olarak belirlendiğini ancak davalının sözleşmeye aykırı davranışları ve haksız uygulamaları sebebiyle sözleşmenin devamının katlanılamaz hale geldiğini; bu anlamda asıl davadaki cevap ve karşı davadaki dava dilekçesinde belirttiği şekilde davalının LPG stoğunun bitmesine rağmen tedarik yapmadığını, primleri ödemediğini ve taahhüt edilen yağ zararını karşılamadığını; davalının düzenlediği 06/02/2017 tarihli Mutabakat Mektubu'ndan da görüldüğü üzere müvekkilinin 31/12/2016 tarihi itibariyle davalıdan 261.680,59-TL alacaklı olduğunu; bayilik faaliyeti süresince tüm mal alımlarını peşin (avans) ödemeyle yaptığını, vadeli mal alımı veya kredisiz DBS kullanımının söz konusu olmadığını; ... mah. ... km no:... Nilüfer/Bursa adresindeki istasyon için başka bir dağıtım firmasıyla anlaşılmasına ve defalarca ihtarnamelerle istenilmesine rağmen hem iki teminat mektubunun hem de iki çekin iade edilmediğini; davalının haksız surette 200.000-TL bedelli teminat mektubunu 02/02/2018'de paraya çevirdiğini, bu işlemden sonra davalıya noterden gönderilen ihtarla hem bu bedelin hem de diğer teminat mektubunun ve çeklerin istendiğini ancak davalının cevap vermediğini; belirtildiği gibi müvekkilinin 31/12/2016'dan beri davalıdan alacaklı olduğunu ve bizzat davalı kayıtlarında yıl sonu cari hesap mutabakatlarında da bu durumun açıkça görüldüğünü ileri sürerek, paraya çevrilen 200.000-TL teminat mektubu bedelinin 02/02/2018'den itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, 300.000-TL teminat mektubunun hükümsüzlüğüne ve müvekkiline iadesine, davaya konu her iki boş çekin de iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:

Davalı vekili, müvekkili ile davacı şirket arasında ... mah. ... Km no:... Nilüfer/Bursa adresindeki istasyonu için 04/11/2014'te beş yıl süreli bayilik sözleşmesi ve otogaz bayilik sözleşmesi akdedildiğini; 01/07/2015'te de on sekiz ay süreli istasyonlu bayilik sözleşmesi ve otogaz bayilik sözleşmesinin de Bursa ili Nilüfer ilçesi ... Köyündeki istasyon için imzalandığını, davaya konu teminat mektubu ve çeklerin bu sözleşmelerin 9.2 maddesi kapsamında müvekkiline teslim edildiğini; davacının 01/07/2015 tarihli sözleşmeyi 28/01/2016 itibariyle haksız bir şekilde bir yıl önceden tek taraflı olarak sonlandırdığını; diğer yani beş yıllık sözleşmenin halen yürürlükte bulunduğunu; teminat mektuplarının ve çeklerin iadesi için gerekli şartların oluşmadığını, zira haksız olarak erken feshedilen sözleşme nedeniyle müvekkilinin kâr mahrumiyetine uğradığını, bunun tahsili için 29/02/2016'da İstanbul 10. ATM'nde dava açıldığını,davacının mutabakata istinaden alacak iddiasının doğru olmadığını, söz konusu metne bakıldığında mutabakatın açıkça mal-hizmet satımından kaynaklanan hesap hareketlerini gösterdiğini, bunun dışında kalan ve dava-icra takibine veya protokole konu borç tutarlarını göstermediğini, belgenin 31/12/2016 tarihi itibariyle düzenlenlendiğinden belli bir dönemi yansıttığını; taraflar arasında devam eden ticari ilişki kapsamında müvekkilinin riskinin halen devam ettiğini, sözleşmenin 8.4 maddesine göre davacının ürünleri nakit veya vadeli alma hakkı bulunduğunu ve 08/02/2018 tarihli ihtarnameyle sözleşmeye aykırılık hususunda uyarıldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;asıl davada; 01/07/2015'te on sekiz ay süreli olarak akdedilen sözleşmenin davalı-karşı davacı şirket tarafından 26/01/2016 tarihli ihtarnameyle 28/01/2016 itibariyle sebep gösterilmeden feshedildiği, davalı-karşı davacının işbu davada fesih sebebi olarak sunduğu davacının yeterli ürün sağlamadığı hususu ispatlanamadığından sözleşmenin feshinin haksız olduğunun kabul edildiği; buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin 24.3 maddesi uyarınca davacı-karşı davalının mahrum kaldığı kârı talep edebileceği, bilirkişi raporunda bu miktarın 338.103,94-TL hesaplandığı, davacının talebini bu miktara yükselttiği, dava devam ederken davacının davalı şirket tarafından kendisine verilen 200.000-TL miktarlı teminat mektubunu 02/02/2018 tarihinde paraya çevirdiği, 338.103,94-TL kar kaybından 200.000-TL nin mahsubuyla davacının 138.103,94-TL kar kaybı alacağı kaldığı, 200.000-TL için de davanın konusuz kaldığı,davalılar dava açılmasına sebebiyet verdiklerinden davacı lehine vekalet ücretinin 338.103,94-TL üzerinden hesaplanması gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 138.103,94-TL'nin dava tarihi olan 29/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi işletilerek davalılardan tahsiline;200.000-TL için dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına; Karşı davada;

16/06/2020 tarihli ek bilirkişi raporuna göre, davalı-karşı davacı şirketin Ağustos 2015 ve Ocak 2016 dönemlerine ilişkin prim ödemelerinin yapılmadığı, karşı davacının 150.570,49-TL primi alacağının hesaplandığı ancak karşı davacının 125.000-TL talebini ıslah etmediği; yine e-posta yazışmalarından madeni yağ satışı sebebiyle davalının 13.000-TL zararının telafi edileceğinin bildirildiği ancak bu miktarın da karşı davacıya ödenmediğinden hüküm altına alınması gerektiği ve karşı davacının faiz de talep etmediği gerekçesiyle, toplam 138.000-TL'nin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine; Birleşen davada; taraflar arasında iki farklı istasyon için iki farklı sözleşme yapıldığı, bunlardan birinin beş yıl süreli 04/11/2014 tarihli devam eden, diğerinin asıl davaya konu on sekiz ay süreli feshedilen 01/07/2015 tarihli sözleşme olduğu, davacının davada dayandığı mutabakat mektubunun da beş yıl süreli sözleşmeye ilişkin bulunduğunun anlaşıldığı, talebe konu 200.000-TL ve 300.000-TL bedelli teminat mektupları ile düzenleme tarihi ve miktarı boş olan her iki çekin de taraflar arasındaki ticari ilişkiler için verildiği, belirli bir istasyon için verilmediği, bu nedenle 5 yıl süreli bayilik ilişkinin devam ettiği, davalı ... tarafından asıl davadaki alacak için 200.000-TL'lik teminat mektubunun nakde çevrildiği, asıl davada belirtilen gerekçelerle 01/07/2015 tarihli sözleşmenin birleşen dava davacısı tarafından haksız feshedildiği benimsendiğinden, teminat mektubunun paraya çevrilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı; devam eden sözleşme ve ticari ilişki dikkate alınarak birleşen dava davacısının diğer talepleri olan 300.000-TL'lik teminat mektubu ile ... ve ... (doğru numara ... olmalı) seri numaralı iki adet çekin iade edilemeyeceği gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

1.Davalılar-karşı davacıve birleşen davada davacı vekili asıl dava açısından; Bursa asliye ticaret mahkemesinin yetkili olmasına rağmen mahkemece yargılamaya devam edilip davanın esası hakkında karar verildiğini; tüm davalar açısından; asıl davada davacı lehine bilirkişiler tarafından yapılan kar mahrumiyeti hesabının hatalı olduğunu, bilirkişinin litre başına düşen kârı tespit etmeden hesaplama yaptığını, zira taraflar arasındaki sözleşmeye göre kârın belli oranlarda paylaşıldığı,davacının bir litre yakıttan 0,00684-TL kar elde ettiğini, 26/01/2016'dan sonra makul olan üç aylık süre gözetildiğinde aslında davacının kar kaybının 17.703,64-TL olduğu; müvekkili şirketin sözleşmeyi feshinin haksız olmadığını; istasyonun bulunduğu yerde davacının üç ayrı bayiinin bulunduğunu, dolayısıyla kârdan mahrum kalmayacağını; dosyaya sunulan mutabakat belgesine göre, müvekkili şirketin davacı-karşı ve birleşen davada davalı şirketten 31/12/2016'dan beri 261.680,59-TL alacaklı olduğunu, bu hususun bilirkişi raporuyla da teyit edildiğini; müvekkilinin cari hesapda alacaklı görünmesine rağmen, 200.000-TL teminat mektubunun asıl dava devam ederken 02/02//2018'de haksız olarak paraya çevrilmesinin, diğer teminat mektubu ile çeklerin iade edilmemesinin davacı şirketin kötüniyetini gösterdiğini; birleşen davadaki talep konusu olan teminat mektupları ve çeklerin, asıl davadaki uyuşmazlığın temelini teşkil eden 01/07/2015 tarihli sözleşme kapsamında verildiğini; sözleşmenin 01/12/2016'da bittiği göz önüne alınmaksızın 2017 yılına ait verilerin kullanılarak hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini; asıl, karşı ve birleşen davalarda müvekkili şirket lehine ve müvekkilleri aleyhine hükmedilen vekalet ücretlerinin hatalı-eksik olduğunu belirterek,asıl ve birleşen davaya ilişkin verilen kararların kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davacı-karşı davalı ve birleşen davada davalı vekili, asıl davada kar mahrumiyeti hesabının yeni bayiliğin ne zaman kurulduğu gözetilerek hesaplanmasının hatalı olduğunu,geri kalan süreye göre asıl davadaki tüm taleplerin kabulü gerektiğini; karşı davada, kabul edilen prim alacağını kabul etmediklerini, prim alacağın her iki tarafın da karşılıklı mutabık kalarak bayi tarafından kesilen faturaya istinaden ödendiğini, davalı-karşı davacının kestiği böyle bir faturası bulunmadığını, bu talebin somut delillerle ispatlanamadığını ve yine karşı davada kabul edilen 13.000-TL'nin müvekkili şirket kayıtlarında bulunmadığından, karşı davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını; tüm davalar açısından, vekalet ücreti miktarlarının hatalı ve eksik hesaplandığını belirterek, asıl davaya ilişkin reddedilen kısımların kaldırılarak tüm taleplerinin kabulüne, karşı davaya ilişkin verilen kararın kaldırılmasına ve vekalet ücretine ilişkin hatalı-eksik kısımların kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Asıl dava, bayilik sözleşmesinin bayi tarafından haksız feshedildiği iddiasına dayalı kâr kaybının davalılardan tahsili; karşı dava, bayilik sözleşmesi kapsamında prim ve madeni yağ zararından kaynaklanan alacağın tahsili; birleşen dava, nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin, davalıya verilen diğer bir teminat mektubunun ve iki adet boş çekin iadesi istemine ilişkindir. Asıl davada davalılar vekili Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu yetki itirazlarının reddinin doğru olmadığını, kararı veren mahkemenin yetkili olmadığını ileri sürmüş iseler de davaya konu sözleşmelerde İstanbul Mahkemeleri yetkili olarak belirlendiğinden, HMK nın17. maddesi davalılar vekilinin mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. 01/07/2015 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi'' "Oto Gaz Bayilik Sözleşmesi" on sekiz ay sürelidir. Davalı bayi, 26/01/2016 tarihli ihtarnameyle sebep belirtmeden 28/01/2016 itibariyle sözleşmelerin feshedildiğini davacıya bildirmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sözleşmelere aykırı davranarak müvekkili şirketi birçok kez stok altına düşürdüğünü ve LPG gönderimi yapmadığını, davacının prim ödemelerini yapmadığını ve yağ satış zararını ödemediğini, bu nedenlerle de feshin haklı olduğunu savunmuş ise de ,ihtarnamede bu sebeblere dayanılmadığından daha sonra feshin haklı olduğuna ilişkin sebeblere dayanılmayacağından sözleşmelerin süresinden evvel haksız feshedildiğinin kabulünde isabetsizlik yoktur. Her iki sözleşmenin, "Feshin Sonuçları" başlıklı 24.3 maddesinde, sözleşmenin bayi tarafından haklı bir nedene dayanmadan feshedilmesi halinde bayiin, sözleşme süresinin bitmesine kadar elde edebileceği kârdan mahrumiyet de dahil olmak üzere, ...'nin menfi ve müspet zararını derhal ödeyeceği ve "Kâr Kaybı" başlıklı 25. maddesinde bayiin, sözleşmeyi kısmen ve tamamen ihlal ettiği takdirde, PO'nin doğmuş veya doğacak menfi- müspet zarar ve ziyanını ayrıca kâr mahrumiyetini derhal ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği yazılıdır.

Davalı tarafından sözleşmenin süresinden evvel tek taraflı feshinin haksız olmasına göre davacı kural olarak sözleşme gereği kar mahrumiyeti talep edebilecektir. Bu durumda "fesihten sonraki dönemde kâr mahrumiyeti zararı hesaplanmasında, davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul süre belirlenerek" davacının talep edebileceği miktar bulunmalıdır (Yargıtay 19. HD'nin 2018/450 E., 2019/3558 K., 2016/2825 E.-9158 K., 2015/11965 E.-2016/6931 K. ve 2015/11090 E.-2016/1858 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir). Dosyada mevcut denetime elverişli 30/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının aynı bölgede aynı şartlarla yeni bir bayilik sözleşmesini 3 ay içinde kurabileceği ve bu doğrultuda davacının kar mahrumiyeti alacağı 98.365,86-TL olarak hesaplanmıştır.

Bu kapsamda 98.365,86-TL ve kar kaybı alacağına dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ilave edilerek (19.090,39-TL işlemiş faiz hesaplanmış, hesap tablosuda dosyaya konulmuştur.) konusu kalmayan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin kar kaybı talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken ,davacı dağıtıcı şirketin yeni bayili sözleşmesi imzaladığı 01/12/2016 tarihine kadar bilirkişilerce hesaplanan 338.103,94-TL kar kaybını talep hakkı olduğu kabul edilerek, bu miktardan 200.000-TL tazmin tutarı düşülerek kalan 138.103,94-TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir. Buna ek olarak, dava konusu kâr mahrumiyeti 3065 sayılı KDV Kanunu'nda KDV matrahları arasında yer almadığı için davacının kâr mahrumiyeti talebinin KDV'si birlikte tahsili talebi yerinde değildir (Yargıtay 19. HD'nin 2018/450 E., 2019/3558 K. sayılı ve 28/05/2019 tarihli ilamı). Bu nedenle asıl davada davalılar vekilinin, kâr mahrumiyeti alacağına yönelik istinaf sebebininyerinde görülmüş, sözleşmelerde kârın hesaplanması yöntemi gösterilmediğinden bilirkişiler tarafından uygulamadan hareketle yapılan kâr hesabının doğru olduğu sonucuna varıldığından davalılar vekilinin kar kaybı hesaplama yöntemine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Karşı Davada: Karşı davacı bayi Ocak 2016 döneminde gerçekleşen dış benzin satışları bakımından prim haklarını saklı tuttuklarını belirterek, toplam 125.000-TL prim ve ödeneceği taahhüt edilen 13.000-TL yağ satış zararı talebinde bulunmuştur. Karşı davalı vekili ise, davacı-karşı davalı bayiin prim faturası göndermesi gerekirken göndermediğini belirterek prim alacağı talebinin reddini istemiştir. Mahkemece,16/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda, karşı davalıya prim ödemesi yapılmayan Ağustos 2015 ve Ocak 2016 dönemi için 0,1136376 litre/prim katsayısıyla karşı davacı lehine toplam 150.570,49-TL prim alacağı hesaplanmıştır. Diğer aylara ilişkin prim faturalarının her iki tarafın da defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alındığında, karşı davalının prim alacağı talep edebileceği kabul edilmelidir. Fakat karşı davacı dava dilekçesinde, Ocak 2016 dönemi için prim alacağı hakkını saklı tutmuş yani işbu davada talep etmemiştir. Bu nedenle mahkemece Ağustos 2015 dönemi için kabul kararı verilmesi isabetli ise de, Ocak 2016 dönemi için prim alacağına hükmedilmesi HMK nın 26/1 maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesine aykırıdır. Karşı davacının Ağustos 2015 döneminde prime esas satışı olan 511.822- litrenin, bilirkişilerin tespit ettiği 0,1136376 katsayısıyla çarpılması sonucunda 58.162,22-TL prim alacağını talep edebileceği sonucuna varıldığından karşı davalı vekilinin bu miktar için prim alacağı bakımından ileri sürdüğü istinaf sebebi haksız bulunmuştur. Mahkemece prim alacağı bakımından ağustos 2015 dönemi için kabulü gerekirken, ocak 2016 dönemi için prim alacağının da tahsiline karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Karşı davada tahsiline karar verilen 13.000-TL yağ satış zararı talebi hakkında, davalı saha müdürü tarafından davalıya gönderilen 28/06/2013 tarihli e-postada, yağ için doğacak 13.000-TL zararın ay sonu primi ile ödeneceği belirtilmiş ise de, ödenmediği ve davacı-karşı davalının da ödeme savunması bulunmadığı gözetilerek bu miktara yönelik karşı davalı vekilinin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Asıl davada davalı ...'nın, gerekçeli kararda karşı davacı olarak gösterildiği anlaşılmakla karar başlığı düzeltilmiştir. Birleşen Davada: Davaya konu her iki teminat mektubunun ve iki adet çekin taraflar arasında hem davaya konu hem de davaya konu olmayan diğer bir bayilik için verildiği, diğer bayiiye ilişkin 04/11/2014 tarihli sözleşmelerin beş yıl süreli olduğu ve devam ettiği dolayısıyla birleşen davada davalının sözleşmeler için aldığı teminatlar iade edilemeyecektir. Ancak yukarıda asıl davaya konu açıklamalarda belirtildiği üzere, asıl davada davacının kâr mahrumiyeti alacağı üç aylık makul süre için 98.365,86-TL olarak belirlenmiştir. Birleşen davada teminat mektubu kar kaybı zararı için tazmin edildiğine göre kar kaybı alacağına dava tarihinden tazmin tarihine kadar avans faiz oranı üzerinden faiz hesabı yapılması gerekir. Hesaplanan kar mahrumiyeti miktarına dava tarihi olan 29/02/2016 ile tazmin tarihi olan 02/02/2018 arasında 29/02/2016-31/12/2016 için %10,50 avans faiz oranı üzerinden 8,658,89-TL ve 01/01/2017-02/02/2018 için %9,75 avans faiz oranı üzerinden 10.431,50-TL olmak üzere) toplam 19.090,39-TL işlemiş faiz hesaplanmışdır. Tazmin tutarı 200.000-TL'den kar kaybı alacağı ve faizi (98.365,86-TL+19.090,39-TL=) 117.456,25-TL nin mahsubu neticesinde davacı bayiinin teminat mektubundan (200.000-117.456,25) 82.543,75-TL'sinin, birleşen davada davacıya iadesi gerekmektedir. İki adet teminat mektubundan tazmin edilen dışındaki teminat mektubunun halen devam etmekte olan 2014 yılında imzalanan sözleşmenin teminatı olduğunun kabulünde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı bayii davalıdan alacaklı oldukları iddiasına dayanak olarak dosyaya sunduğu ve davalıdan alacaklı olduklarını gösteren 06/02/2017 tarihli mutabakat belgesinin ... km Nilüfer Bursa adresinde bulunan ve 04/11/2014 tarihli devam eden sözleşmeye konu istasyon bayiiliğine ilişkin olduğu belirlenmekle bu belgenin ilk derece mahkemesince değerlendirilmemesi yerindedir. Birleşen dava dilekçesi ekinde (EK-2) olarak sunulan ve davalıya teminat olarak verilen her iki çekin de fotokopisinin bulunduğu belgede, çeklerden birinin numarasının ... ve diğerinin numarasının ... olduğu, her iki çekin de ... Bankası'nın Bursa Ticari Şubesi çekleri, lehtarın ... A.Ş., keşide edenin davacı ... Ltd. Şti. olduğu ve düzenleme tarihi ile miktarın yazılı olmadığı ve belgenin altında "Yukarıda görüntüleri bulunan ...-... seri numaralı çekler bayinin iki istasyonu için kredisiz ... hesabında kullanılmak maksadıyla elden teslim alınmıştır. Tutar ve tarih kısımları boş keşide edilmiştir. ... (imza) 20.11.2015" metni yazılıdır. İşbu belgede her iki çekin de, hem asıl davaya konu 01/07/2015 tarihli bayilik sözleşmesi hem de dava dışı 04/11/2014 tarihli sözleşme için verildiği anlaşılmaktadır. Her iki çekin de, numarası haricinde aynı olduğu dikkate alındığında hangi numaralı çekin hangi sözleşme için verildiği özel olarak belirtilmediğinden, ayrı ayrı bir çekin 01/07/2015 ve diğer çekin de 04/11/2014 tarihli sözleşme için verildiğinin kabulü gerekir. Asıl davada ihtilaf konusu 01/07/2015 tarihli sözleşmenin fesh edilerek eldeki dava ve teminat mektubu ile davacı dağıtıcının kar kaybına özgülediği alacağı nedeniyle cari borçlarına teminat olarak verdiği boş çeklerden birinin davacı bayiye iadesi gerekir.Ticari ilişki sona erip ,mal satımından bir borç olduğu ileri sürülmediği,asıl davada davalı bayiiden istenebilecek kar kaybı zararı belirlenmiş ve o miktar da 200.000-TL'lik teminat mektubu tazmin edilerek dava devam ederken tahsil edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu çeklerden birinin artık teminat olarak ...'nin uhdesinde kalmasının hukuki sebebi yani teminat vasfı sona ererek ortadan kalkmıştır. Bunun sonucu olarak iki çekten birinin özellikle diğer sözleşme nedeniyle kullanılmış olması ihtimali bulunduğundan, kararın infazı sağlanabilmesi bakımından, davacının talebinin numara gösterilmeden bir çek açısından kabulü ile çeklerden birinin teminat vasfının sona erdiğinin tespitine ve davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne asıl, karşı ve birleşen davada verilen kararların kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından yeniden karar verilerek; asıl davanın kısmen konusuz (faiziyle birlikte tahsil edilmekle) kaldığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,kısmen yerinde olmadığından reddine, karşı ve birleşen davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/11/2020 Tarih 2016/216 Esas 2020/641 Karar sayılı asıl, birleşen ve karşı davaya ilişkin kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1- Asıl davanın kısmen konusu kalmadığından (hesaplanan 98.365,86-TL kar kaybı ve bu miktara dava tarihinden tazmin tarihine kadar işleyen avans faizi ) bir karar verilmesine yer olmadığına, yerinde olmayan fazla istemin reddine, 2- Karşı davanın kısmen kabulüne; 58.162,22-TL prim alacağı ve 13.000-TL zararın tazmini tutarı olmak üzere toplam 71.162,22-TL'nin karşı davalıdan tahsiliyle karşı davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, 3-Birleşen davanın kısmen kabulüne; Tazmin edilen 200.000-TL bedelli teminat mektubu bedelinden davacıya iadesi gereken; 82.543,75-TL'nin 02/02/2018 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,

300.000-TL teminat mektubuna yönelik davanın reddine, Davacı tarafından davalıya verilen ... Bankası Bursa Ticari Şubesinin ... ve ... nolu boş çeklerden herhangi birinin teminat vasfının sona erdiğinin tespitine ve çeklerden herhangi birinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bir çek bakımından fazla istemin reddine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Asıl davada; alınması gereken 269,85-TL karar harcının davacı tarafından yatırılan 2.561,63-TL peşin ve 3.010-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.571,63‬-TL peşin harçdan mahsubu ile fazla olan 5.301,78-TL karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan toplam 299,05‬-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 6.900-TL bilirkişi ücreti ve 553,45-TLtebliğ gideri olmak üzere toplam 7.453,45-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 2.170-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalılar lehine takdir olunan 36.563,32-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine," "Karşı davada; alınması gereken 4.861,09-TL karar harcından peşin yatırılan 2.356,70-TL harcın mahsubu ile kalan 2.504,39‬-TL karşı davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Karşı davacı tarafından yatırılan toplam 2.385,9‬0-TL peşin harcın karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, Karşı davacı tarafından yapılan 1.200-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 620-TL'sinin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Karşı davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, Karşı davalı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin karşı davacıdan alınarak karşı davalıya verilmesine," "Birleşen davada; alınması gereken 5.908,41-TL (5.638,56+269,85-TL) karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 8.538,75-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 2.630,34‬-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yatırılan 5.944,31‬-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.800-TL bilirkişi ücreti, 600-TL talimat bilirkişi ücreti ve 226-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.626-TL yargılama giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 435-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 61.443,88-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harçlarının (Davacı ... A.Ş. 2.417,77-TL, davalılar 2.358,47-TL) istek halinde yatıran tarafa iadesine, Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.21/12/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.