9. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kozan Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.11.2022 tarih ve 2021/362 Esas, 2022/402 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk ...'nin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 ve 63 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 09.06.2023 tarih ve 2023/803 Esas 2023/731 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamındaki delillerden suçun sübut bulduğuna, üst sınırdan ve takdiri indirim uygulanmaksızın cezalandırılma gerektiğine ilişkindir. B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin beyanlarının çelişkili olmasına, mağdurenin şikayetinin olmamasına rağmen ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılmış olmasına ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmış olmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince ''Suça sürüklenen çocuğun sabit görülen 'Cinsel İstismar' suçu yönünden TCK'nın 61. maddesi mucibince temel cezası; mağdurun yaşadığı elem ve ızdırabın ağırlığı, SSÇ'nin eylemleri itibariyle suçun özel görünüş arz etmesi, SSÇ'nin amaç ve saikinin başından beri suça özgülenmiş oluşu, SSÇ'nin suç işlerken ki umursamazlığı ve korkusuzluğu, her ne kadar mağdur olay tarihinde on iki yaşını doldurmuş olsa da mağdurun yaşının küçük oluşu nedeniyle hasıl olan mağduriyetin fazlalığı, SSÇ'nin korkusuzca ve pervasızca haraket ederek kastının yoğunluğunu ortaya koyduğu, mağdurun yaşadığı ahlaki çöküntü, korku ve mutsuzluğunun ağırlığı, işlenen fiillerin haksızlık içeriğinin ve eylemlerinin toplum nezdinde ki fenalığının fazlalığı, SSÇ'nin taşkın, kontrolsüz ve aşırı davranışlar sergilemesi ve ezcümle vahamet arz eden, mağdurun duygu dünyasında infiale yol açabilecek kudrette mezkur elim olaya sebebiyet vermesi, SSÇ'nin eylemlerindeki sakinlik ve serinkanlılık, SSÇ'nin mağdur üzerinde kurmuş olduğu ezici hakimiyet, mağdurun içinde bulunduğu savunmasızlık durumu nedeniyle olayın vahamet arz eder niteliğe kavuşması, SSÇ'nin eyleminin haksızlık içeğinin fazlalılığı ve vahamet arz etmesi, suça konu yerin cami lavabosu olduğu, bu suretle ilçe sakinlerinin ortak kullanımında bulunan bir yer olması dikkate alındığında SSÇ'nin buna rağmen eylemini korkusuzca gerçekleştirmesi bu haliyle eylemin toplumda büyük bir infial uyandırır mahiyette olması, kamu vicdanı, hak, nesafet ve adalet kuralları kül halinde dikkate alınarak TCK'nın 3/1. maddesinde yer alan 'Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur' şeklindeki kanuni düzenleme karşısında dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde SSÇ'nin suç konusu istismar eylemlerinde bu haliyle artırım sebepleri görüldüğünden takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur. Her ne kadar iddianame anlatımında SSÇ'nin cinsel istismar eylemi öncesi ya da anında zorlama iddiası varsa da tüm delillerin değerlendirmesinden SSÇ'nin mağduru cebir ya da tehdit kullanarak cinsel istismar ettiğinin her türlü şüpheden uzak şekilde ortaya konulmadığı gibi dosya arasına alınan whatsapp mesaj kayıtlarının suçun işlenmesinden önce atıldığına dair bir belirlemeye gidilemediği anlaşılmakla SSÇ hakkında TCK'nın 103/4 maddesi tatbik edilmemiştir. Tüm dosya kapsamından her ne kadar suça sürüklenen çocuğun her bir istismar eyleminin ayrı suç oluşturduğu değerlendirilmesi gerektiği ise de; zaman itibariyle somut ve kesin bir tespit yapılmasının mümkün olmaması karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği SSÇ'nin ayrı suç işleme kastı ile hareket ettiğinin tespit edilemediği, suça sürüklenen çocuğun eylemlerini zincirleme olarak gerçekleştirdiği, bu yönüyle suça sürüklenen çocuğun, cinsel ilişkilerin gerçekleştiği 2021 yılı Eylül ayında 15 yaşından küçük ancak 12 yaşından büyük olan mağdureyi, 2020 yılından itibaren gerçekleştirdikleri buluşmalarda yukarıda anlatıldığı şekilde öpmek, özel bölgelerine dokunmak, sonrasında 2021 yılının Eylül ayında ilk defa cinsel organını mağdurenin cinsel organına soktuğu, bu organ sokmak eylemini sonraki tarihlerde üç ayrı defa daha icra ettiği, toplamda dört ayrı defa mağdure ile vajinal yoldan cinsel birliktelik yaşadığı, 2020 yılı Mart ayı ile 2021 yılının Eylül ayının ortalarına kadar ki eylemlerin bir bütün olarak zincirleme şekilde 'Nitelikli Çocuğun Cinsel İstismarı' suçuna vücut verdiği anlaşılmakla SSÇ'ye verilen cezada TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca eylemlerin nicelik anlamda çokluğu gözetilerek takdiren 1/2 oranında artırım yapılmıştır. SSÇ'nin suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda olması nedeniyle TCK'nın 31/3. maddesi gereğince SSÇ'nin cezasında 1/3 oranında indirim yapılmış ancak TCK'nın 31/3-son cümle maddesi gereğince SSÇ'ye verilecek ceza 12 yıldan fazla olamayacağından SSÇ'nin sonuç olarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. SSÇ'ye verilen cezanın geleceği üzerinde yaratacağı olası olumsuz etkiler göz önüne alınarak SSÇ'nin cezasında TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda özetle; Sanığın 12 yaşından küçük kız kardeşi olan mağdureye karşı farklı zamanlarda , cinsel organını ağzına sokmak, göğüslerini, kalçasını okşamak, göğüslerini emmek, cinsel organını yalamak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğu mağdurenin soruşturma aşamasında verdiği ayrıntılı ve istikrarlı beyanı, sanığın kısmi ikrar içeren savunmaları, mağdurenin annesinin ve tanık öğretmenlerin beyanları ile kabul edilmiş, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki kısmi ikrar içeren kısmı hariç savunmaları ile sanığın annesi olması nedeni ile müşteki beyanı, sanığın kardeşi olması nedeni ile de tanık ... ...'in beyanının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak itibar edilmemiştir.'' şeklindeki gerekçeyle suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm açısından kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 09.06.2023 tarih ve 2023/803 Esas, 2023/731 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kozan Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2023 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın