Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/8146 E. , 2023/1909 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
2.… Bakanlığı Özelleştirme İdaresi
DAVANIN KONUSU : Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, … ada, … sayılı parsele ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/04/2021 tarihli, 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda; taşıt yollarının değiştirilmesine ilişkin itirazın kabul edilerek, bu kapsamda taşınmaza ilişkin "Gelişme Konut Alanı (Emsal 1:50 Yençok:10 kat), Özel Sosyal Tesis Alanı (Emsal 1:00 Yençok:5 kat), Park, Genel Otopark Alanı ve Yol" kullanım kararları getirilmesine yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali ve yürütmenin durdurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu parselin 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alan", 75010 sayılı plan kapsamında ise "spor tesisleri ve rekreasyon alanı" kullanımlarında kaldığı, dava konusu plan değişiklikleri ile "gelişme konut alanı" olarak belirlendiği ve yapılaşma koşullarının tanımlandığı, dava konusu alana ilişkin 12/11/2019 tarihli, 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/2034 sayılı dosyasında açılan davada alınan bilirkişi raporu esas alınarak işbu davada dava konusu imar planlarının iptaline karar verilmesini talep ettikleri, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/2024 sayılı dosyasının da benzer nitelikte olduğu, imar planı değişikliğine konu alanın Oran Piknik Alanı olarak tanımlanan ve halen kentliler tarafından kullanımına devam edilen yeşil alan olduğu, yakın çevresindeki Sinpaş Altınoran, Güneypark Ankara, Marina Ankara gibi konut projelerinin bulunduğu alana ilişkin imar planlarının defalarca iptal edilmesine rağmen İmrahor Vadisinin doğal yapısını bozan, vadi tabanının yapılaşmaya açılmasını öngören plan değişikliklerinin gerçekleştirildiği, 3194 sayılı İmar Yasasına eklenen Ek-8 maddesine göre parsel bazında nüfusu ve yapı yoğunluğunu artırıcı imar planı değişikliği yapılamayacağı halde dava konusu işlemin anılan mevzuat hükmüne aykırı olarak gerçekleştirildiği, E:1.50, Yençok:10 kat yapılaşma koşullarının 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planına aykırı ve çevre ile uyumsuz olduğu, yoğun nüfus ve konut kullanımı öngörüsünün bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik gerekçesinin bulunmadığı, dava konusu plan değişikliğinin parça-bütün ilişkisini kurmaması ve hatta planda kurgulanan parça-bütün ilişkisini bozması, kamu yararı amacıyla hazırlanıp onaylanmış bir plan olmaması nedenleriyle, üst ölçekli plan ve ilgili yönetmelik hükümlerine karşı aykırılık teşkil ettiği, parçacı bir yaklaşımla ele alınan dava konusu plan değişikliğinin üst ölçek plana ve planın bütünleyicisi olan “Uygulamaya Yönelik Çerçeve Plan Koşulları” ile plan raporlarına aykırı olduğu, üst ölçek planın amaç maddeleri dava konusu plan değişikliği kararları ile göz ardı edilerek üst ölçekli planın esasının zedelendiği ve bu nedenle dava konusu plan değişikliğinin kent ve kentsel alan bütünlüğünü sağlayan üst ölçek planın aleyhinde gerçekleştirilen bir işlem olduğu, dava konusu planda olası tüm riskleri ele alan bir eşik sentezinin bulunmadığı, dava konusu plan değişikliği ile üst ölçekli planlarda öngörülen açık alan ve nüfus dağılımının dengesini bozacak düzenlemeler yapılmak suretiyle İmrahor Vadisinin doğal yapısının bozulduğu, plan değişikliği ile ifade edilen inşaat alanının mevcut durumda çevre ile uyumsuz olacağı, söz konusu plan değişikliğinin mevcut planın bütünlüğüne ve teknik ve sosyal donatı dengesine, bölgenin ulaşım-dolaşım sistemine olumsuz etkileri olacağı için iptalinin gerektiği, mesnetsiz bir şekilde inşaat ve nüfus yoğunluğu artışına sebep olan söz konusu plan değişikliği bir zorunluluk taşımadığı gibi hiçbir şekilde kamu yararı amacı da taşımadığı, dava konusu plan değişikliğinin bütüncül bir planlama yaklaşımından uzak parçacı olarak ele alındığı, parsel ölçeğinde yapılan plan değişikliklerinin planlama ilkelerine, kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı olduğu, yürürlükteki mevzuatta plan değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini ve bütünlüğünü bozmayacak şekilde yerleşmelerin özelliğine uygun olarak yapılacağı belirtilmiş olup, ihtiyaç analizi içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak ilgili idareye sunulmasının gerekliliğinin vurgulandığı, ancak dava konusu planın anılan kurallara uygun yapılmadığı, emsal ve inşaat alanı değerlerindeki artışın hangi gerekçelerle yapıldığının açıklanmadığı, yoğunluk artışı yapıldığına dair herhangi bir bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik gerekçe belirtilmediği, yeni kullanımların çevresiyle kurduğu ilişkin ve yapı yoğunluğunun irdelenmediği, yakın çevresindeki ulaşım-dolaşım sistemine etkileri, kent bütününe etkisi ve zorunlu alt yapı alanlarının dağılımına etkileri gibi zorunlu teknik çalışma ve değerlendirmelerin yapılmadığı, plan değişikliğine konu parselin bulunduğu bölgenin mevcut trafik yüküne ilave gelecek trafik yükünün hesaplanmadığı, çevre fonksiyonlarla ilişkileri ve doğacak altyapı gereksinimleri için hiçbir değerlendirme yapılmadığı, ileri sürülerek dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davanın süresinde açılmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasında yer alan zorunlu yasal koşulları taşımayan dava dilekçesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 09/04/2021 tarihli ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan imar planı değişikliklerine askı süresinin sonunda Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan itiraz üzerine imar planlarının revize edilmesi sonucunda dava konusu imar planlarının onaylandığı, 3194 sayılı İmar Kanununun Ek-3. maddesi uyarınca, özelleştirme programında bulunan taşınmazlara yönelik her tür ve ölçekteki imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına, onaylama yetkisinin ise Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, bu yetki kapsamında sadece özelleştirme kapsam ve programındaki taşınmazlara yönelik olarak planlama yapılabildiği, planlama alanında %41,46 oranında "konut alanı", %58,54 oranında donatı alanı ayrıldığı ve bu suretle donatı alanının fazlasıyla karşılandığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında eşdeğer alan ayrılması hukuken mümkün olmadığı gibi koşullar nedeniyle fiziken de mümkün olmadığı, dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu;
2.fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı;
4.fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hususu kurala bağlanmıştır. Aynı Yasanın 20/A maddesinde ise Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu ve bu usule tabi işlemler bakımından Yasanın 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na gönderilen … tarihli ve … sayılı yazıda ve Çankaya Belediye Başkanlığı'na gönderilen … tarihli ve … sayılı yazıda, dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin tamamının 3194 sayılı İmar Yasasının 8.maddesi gereğince tespit edilen ilan yerlerinde ilan edilmesi, ilan süresi içinde yapılan itirazların ilan tutanağı ile birlikte taraflarına iletilmesi, ayrıca ilan tutanağı içerisinde söz konusu imar planlarına yönelik açılabilecek davalarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 11.maddesinin uygulanmayacağının ve 20/A maddesinde yer alan "İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür." hükmüne tabi olduğunun belirtilmesi istenilmiştir. Bu doğrultuda yazılan ilan metni nedeniyle davacının dava konusu planların özel dava açma süresine tabi olduğu ve 11. maddesinin uygulanmayacağı yönünde bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin 01/09/2022 - 01/10/2022 tarihleri arasında, Çankaya Belediye Başkanlığı'nca da 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 08/08/2022 - 08/09/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içerisinde planlara itiraz edilmediği görülmektedir.
Dosya kapsamında bulunan bilgi-belgelerin incelenmesinden, davalı idare tarafından büyükşehir ve ilçe belediyesine ayrı yazılar yazılarak dava konusu imar planı değişikliklerinin tamamının (1/25000, 1/5000 ve 1/1000 ölçeğinde) askı ilanının yapılmasına ilişkin ilan metninin gönderdiği; işlem sonucu hakkında büyükşehir belediyesince 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerine ilişkin ilan metninin askı ilanının yapıldığının; ilçe belediyesince de 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin askı ilanının yapıldığının davalı idareye bildirildiği, anlaşılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülmüş olan genel ve özel dava açma sürelerinin uygulanmasında yorumu gereken hususların mahkemeye erişim hakkının dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edilmesine yol açacak şekilde değerlendirilmesinden kaçınmak anayasal ilke ve esaslara olduğu kadar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne de uygun sonuçlar doğuracaktır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin birçok kararında, dava açma süresi ile ilgili olarak mahkemelerin usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerektiği, bu kapsamda mevzuatta öngörülen dava açma süresine ilişkin kuralların hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin dava açma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceği genel bir ilke olarak vurgulanmıştır. (… Köyü Tüzel Kişiliği ve Diğerleri Başvurusu, B.No: 2014/14359, … ve Diğerleri Başvurusu, B.No: 2016/6190, … Başurusu, B. No: 2015/18485)
Belirtilen nedenlerle, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tamamının askı ilanının yapılmasına ilişkin hazırlanan ilan metninin, büyükşehir ve/veya ilçe belediye panosunda ilan edilmesi ve söz konusu ilan tarihlerinin farklı günlerde olması halinde, işlemin bir bütün olarak tamamını içeren ilan metnine ilişkin askı ilanının, büyükşehir veya ilçe belediyesi olduğuna bakılmaksızın hangisi davacı lehine ise ona göre dava açma süresinin belirlenmesi uygun olacaktır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin 01/09/2022 - 01/10/2022 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise 08/08/2022 - 08/09/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içerisinde planlara itiraz edilmediği, 02/11/2022 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı görülmektedir.
Davacının ilçe belediyesi tarafından yapılan askı ilana göre 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesine göre belirlenen 30 günlük (bir ay) dava açma süresini geçirdiği açıktır. Ancak yukarıda izah edildiği üzere dava konusu imar planı değişikliklerinin tamamını içeren ilan metnine göre büyükşehir belediyesi tarafından yapılan askı ilanı bakımından konunun irdelenmesi gerekmektedir. Şöyle ki; büyükşehir belediyesi tarafından yapılan askı ilanın son günü olan 01/10/2022 tarihinin cumartesi gününe denk geldiği görülmektedir.
Davacı tarafından, son askı tarihinin hafta sonuna rastlaması nedeniyle askı süresinin bitiminin, sürenin sonuna isabet eden ilk iş günü olan 03/10/2022 tarihinden itibaren hesaplanmak suretiyle ve 30 günlük dava açma süresi içinde kalacak şekilde 02/11/2022 tarihinde dava açıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim dava dilekçesinde askı tarihi olarak 01/09/2022 - 03/10/2022 tarihlerinin gösterildiği görülmektedir.
Nasıl ki, 2577 sayılı Yasanın 11.maddesi kapsamında askıda itiraz edilmesi olanaklı olan bir planına karşı, son askı tarihinin hafta sonuna rastlaması nedeniyle takip eden ilk iş gününde itiraz edilmesi mümkün olabilecek ise, 11.maddeye göre askıda itirazı mümkün olmayan bir imar planına karşı da askı süresinin son gününün hafta sonuna denk gelmesi halinde takip eden ilk iş gününden itibaren hesaplanan dava açma süresi içinde dava açılabilmelidir.
Bu durumda, büyükşehir belediyesince yapılan ilana göre son askı tarihi hafta sonuna rastlayan dava konusu imar planlarına karşı, son askı tarihini takip eden ilk iş gününden itibaren 30 günlük dava açma süresi içinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından davanın esasının incelenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Mülkiyeti Hazineye ait, "alarm iskan tesisi" olarak Milli Savunma Bakanlığına tahsisli, toplam 58.307 metrekare büyüklüğündeki, Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, … ada, … sayılı parsel, Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış, İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve … sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile 11/02/1986 tarih ve 293 sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan dava konusu alana ilişkin olarak; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "kentsel gelişme alanı" kullanımı; 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "(251-400kişi/ha) yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı", "sosyal altyapı alanı", " park alanı", "genel otopark" ve "taşıt yolu" kullanımları; 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde ise "(emsal 2,00; yençok: serbest) gelişme konut alanı", "anaokulu alanı (emsal 0,50; yençok: 2 kat)", "park alanı", "otopark" ve "yol alanı" kullanımlarının belirlenmesine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan imar planı değişikliği 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanmış olup anılan 12/11/2019 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/2024 sayılı dosyasında TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından; E:2020/2034 sayılı dava dosyasında ise davacı tarafından davalar açılmıştır.
Söz konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, … ada, … sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmış olup, anılan imar planı değişiklikleri ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "eğitim alanı", "sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt.ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:0.50, Yençok:2 kat) anaokulu alanı", "(E:0.50, Yençok:3 kat) sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt. Ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları getirilmiştir. Söz konusu 09/04/2021 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7565 sayılı dosyasında TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından; E:2021/7444 sayılı dava dosyasında ise davacı tarafından davalar açılmıştır.
Anılan imar planı değişikliğine taşıt yolları bakımından yapılan itirazlar üzerine 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yapılmış olup, bu değişiklik ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:1.00, Yençok:5 kat) özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları belirlenmiş olup, anılan imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle davacı tarafından Dairemizin E:2022/8146 sayılı; TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından E:2022/8091 sayılı ve Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından E:2022/7748 sayılı dava dosyalarında davalar açılmıştır. Bakılan dava, 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 40. maddesinin 2. fıkrasında; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış, 125. maddesinin 3. fıkrasında da;
40.maddedeki düzenlemenin devamı niteliğinde, "İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar." hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasasının "Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması" başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde: "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmü yer almaktadır. 3194 sayılı İmar Yasasının "İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi"ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu;
2.fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı;
4.fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının değiştirilmesinin veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hususu kurala bağlanmıştır.
Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden; imar planlarına karşı, 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında yapılacak başvurular için, 3194 sayılı Yasanın 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Buna göre, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Yasanın 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde açılması gerekir. Aynı Yasanın 20/A maddesinde ise Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu ve bu usule tabi işlemler bakımından Yasanın 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür.
09/07/2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Yasanın 3. maddesinin birinci fıkrası yürürlükten kaldırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun hukuki varlığına son verilmiş ise de, aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile aynı Yasaya eklenen Geçici 29. madde ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
Mevcut yasal durum itibariyle Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına göre, Cumhurbaşkanı tarafından bu kapsamda tesis edilen dava konusu imar planlarının onaylanması yolundaki karara karşı açılacak davanın da ivedi usulde görülmesi gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın temel hak ve hürriyetlerin korunması başlıklı 40. maddesinin 2. fıkrasında yer alan hüküm ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline geldiği, maddenin gerekçesinde belirtilmiştir.
İdari işlemden hak ve menfaati etkilenen kişilere, bu işleme karşı başvurulabilecek tüm idari ve yargısal yolların ve merciilerin gösterilmesi mahkemeye erişim hakkının etkin kullanımı ve dolayısıyla hak arama hürriyetinin sağlanması bakımından önem arz etmektedir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 7. maddesinde genel dava açma süresi düzenlenmiş, 11. maddesinde ise dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan üst makam yoksa işlemi tesis eden makamdan istenilmesine izin veren idari başvuru yolu öngörülmüş, söz konusu idari başvurunun ise dava açma süresini durduracağı ve kalan sürede dava açabileceği belirtilmiştir.
Ancak nitelikleri gereği bazı idari işlemlere karşı yasalarla özel dava açma süreleri getirilmiş ve söz konusu 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun dava açma süresini etkilemeyeceği düzenlenmiştir. 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü de bu kapsamda yer almaktadır. Anılan maddede ivedi yargılama usulüne tabi işlemlere karşı dava açma süresinin genel dava açma süresinden farklı olarak 30 (otuz) gün olduğu ve Yasanın 11. maddesinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Dolayısıyla ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerin ilgililere bildirilmesi sırasında, söz konusu işleme karşı 30 gün içinde dava açılması gerektiğinin ve dava açmadan önce 11. madde kapsamında yapılacak başvurunun işlemeye başlayan dava açma süresini etkilemeyeceğinin işlemde açıkça belirtilmesi yukarıda aktarıldığı üzere anayasal bir zorunluluktur.
Bu bağlamda, davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece, ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde, kaç gün içinde dava açılacağını, anılan Yasanın 11. maddesi uyarınca idari merciye başvurulup başvurulamayacağını, başvuruya verilen yanıt ya da zımni ret işlemi üzerine kalan sürede dava açıp açılamayacağını bilmeleri mümkün değildir
Başka bir ifadeyle, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi işlemin iptali istemiyle 30 gün olan özel dava açma süresi içinde dava açılabileceğinin ve anılan usulde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinin uygulanmayacağı hususunun idari işlemde açıklanması durumunda, idari işlemin tebliğ tarihinden itibaren, anılan özel dava açma süresi içerisinde dava açılması gerektiği kabul edilmelidir.
Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 15/03/2022 tarihli ve E:2021/2, K:2022/1 sayılı kararında; “özel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde, dava açma süresinin gösterilmemiş olması durumunda, vergi mahkemelerinde 30, Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği; aynı şekilde genel dava açma süresine tâbi bir idarî işlemde dava açma süresi gösterilmemiş olsa da, 30 ve 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği” hükme bağlanmıştır.
Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olup bu işlemlere karşı 30 gün içerisinde dava açılabileceğinin ve 2577 sayılı Yasanın 11. maddesinin uygulanmayacağının düzenleyici işlem niteliğinde bulunan imar planlarının ilan-askı tutanağında ve her türlü ilan araçlarında Anayasanın 40. maddesi gereğince ilgililere açıkça bildirilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında bulunan, davalı Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na gönderilen … tarihli ve … sayılı yazıda ve Çankaya Belediye Başkanlığı'na gönderilen … tarihli ve … sayılı yazıda; dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin 3194 sayılı İmar Yasasının 8.maddesi gereğince tespit edilen ilan yerlerinde ilan edilmesi, ilan süresi içinde yapılan itirazların ilan tutanağı ile birlikte taraflarına iletilmesi, ayrıca ilan tutanağı içerisinde söz konusu imar planlarına yönelik açılabilecek davalarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 11.maddesinin uygulanmayacağının ve 20/A maddesinde yer alan "İvedi yargılama usulünde dava açma süresi otuz gündür." hükmüne tabi olduğunun belirtilmesi istenilmiştir. Bu doğrultuda anılan yazı ile davacının dava konusu planların özel dava açma süresine tabi olduğu ve 11. maddesinin uygulanmayacağı yönünde bilgi sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin 01/09/2022 - 01/10/2022 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise 08/08/2022 - 08/09/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içerisinde planlara itiraz edilmediği görüldüğünden, 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerine yönelik askı tarihinin son günü olan 01/10/2022 tarihini, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine yönelik olarak ise askı süresinin son günü olan 08/09/2022 tarihini izleyen 30 günlük dava açma süresi içerisinde açılması gerekirken, yasal 30 günlük dava açma süresini geçirerek 02/11/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle,
1.Davanın SÜREAŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Kullanılmayan … -TL yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4.2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.