6. Hukuk Dairesi
Dava, hisse senedi tespiti ile genel kurul toplantısına çağrı izin talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Mahkemece asıl ve birleşen davada davacıların davalı şirketin hamile yazılı hisselerine sahip olduklarının tespitine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine; şirketin genel kurulunu toplantıya çağrı izni talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davacıların şirketin genel kurulunu toplantıya çağrı izni yönünden verilen karara karşı istinafa başvurmadıkları ve ilk derece mahkemesi bu hususa ilişkin kararının kesin olduğu anlaşılmakla tespit talepleriyle ilgili sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. 6100 sayılı Kanun'un sözü edilen maddesinin gerekçesinde de "...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir..." yönünde açıklamalar yer verilmiştir. Öte yandan bu yararın "hukuki ve meşru", "doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması da gerekir (Hanağası, E.: Davada Menfaat, Ankara 2009, s.135). Hukuki yarar dava şartlarından olup 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesine göre, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup, davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan, olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Hukuki yarar dava şartı olduğundan taraflarca ileri sürülmemiş olsa bile mahkemece re'sen dikkate alınır. Davanın hisse senedi tespiti ile genel kurul toplantısına çağrı izin talebine ilişkin olduğu, mahkemece genel kurul toplantısına çağrı izni verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak davacı ve birleşen dosya davacısının tespit davası açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece HMK 114 ve 115/2 maddeleri gereği tespit talebi yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken karardaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle kamu düzenine aykırılık nedeniyle dairemizce re'sen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, eksikliklerin giderilmesi yargılamayı gerektirmediğinden HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince dairemizce davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair yeniden karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın