Danıştay 10. Daire Başkanlığı
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3447 E. , 2023/944 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:
Davacı tarafından, Edirne Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda askerlik hizmetini yaptığı dönemde 14/09/2010 tarihinde komutanı tarafından yaptırılan uzun atlama sırasında sol dizinden yaralanmasında idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek, 1.000,00 TL iş gücü kaybı,1.509,55 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 2.509,55 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, dava konusu olayın askerlik hizmetinin ifası sırasında bu hizmet nedeniyle bulunma zorunluluğu olan yerde davalı idarenin gözetim ve himayesinde bulunduğu süreçte meydana geldiği ve görülmekte olan askerlik hizmetiyle doğrudan doğruya ilgili olduğu göz önüne alındığında hizmetle zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu ve illiyet bağını kesecek başka bir olgunun bulunmadığı değerlendirilerek davalı idarenin kusursuz sorumlu bulunduğu, Mahkemelerince alınan sağlık raporunda belirlenen maluliyet oranları dikkate alınarak davacının çalışma gücü kaybından ve 95 gün işe gidememesinden kaynaklanan maddi zararının hesaplanması için dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, davacının 95 gün çalışamaması nedeniyle 2.588,00 TL kazanç kaybı, %10 daimi maluliyet oranı kabul edildiğinde de 321.194,00 TL çalışma gücü kaybı zararının belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak va davacının miktar artırım talebinde bulunmadığı gözetilerek taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL çalışma gücü kaybı, 1.509,55 TL kazanç kaybı zararı olmak üzere toplam 2.509,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüyle idareye başvuru tarihi olan 02/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, davacının duyduğu üzüntü ve sıkıntı nedeniyle manevi tazminat isteminin 20.000,00 TL'sinin kabulüyle fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen manevi tazminat tutarının idareye başvuru tarihi olan 02/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca meslekte kazanma güç kaybı belirlenmeksizin maddi zararının belirlenmesine yönelik alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, iş bu rapor uyarınca hüküm tesis edilmesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, 2010 yılı olan dava konusu olay ile davacının 2014 tarihinde geçirdiği ameliyatın arasında illiyet bağının olup olmadığının araştırılması gerektiği, olay sonrasında davacının 02/07/2015 tarihine kadar herhangi bir başvurusunun bulunmadığı, dava konusu olayın gerçekleşmesinde idarelerinin kusuru bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davacının, yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, Edirne Seferberlik Bölge Başkanlığı'nda askerlik hizmetini yaptığı dönemde 14/09/2010 tarihinde komutanı tarafından yaptırılan uzun atlama sırasında sol dizinde dönme meydana gelmesi sonucu yaralandığı, 21/12/2010 tarihinde ön çapraz bağ yırtığı tanısıyla Çorlu Asker Hastanesinde geçirdiği ameliyat sonrasında terhis olduğu, takip edin süreçte nükseden sıkıntılar nedeniyle aynı dizinden 09/08/2014 tarihinde yeniden ameliyat olup 95 gün süreyle çalışamadığı, dava konusu olayın yaşanmasında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek, 1.000,00 TL iş gücü kaybı,1.509,55 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 2.509,55 TL maddi tazminat ile 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle (Kapatılan) … İdare Mahkemesi … Daire Başkanlığında açtığı davasının … İdare Mahkemesi … Daire Başkanlığının … tarih ve E:…, K:… sayılı süre ret kararı ile sonuçlanıp, … tarih, E:…, K… sayılı karar düzeltme isteminin reddi kararıyla kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesinin 24/10/2019 tarihli kararıyla kabul edilerek adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yönelik yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür. Bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zarar" başlıklı 54. maddesinde, bedensel zararların; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu; "Belirlenmesi" başlıklı 55. maddesinin 1. fıkrasında, destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararların, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanacağı, kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemeyeceği; zarar veya tazminattan indirilemeyeceği, hesaplanan tazminatın, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağı veya azaltılamayacağı, bu Kanun hükümlerinin, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanacağı hükümlerine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Manevi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) İdare Mahkemesi Kararının, Davacının Maddi Tazminat İsteminin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmının İncelenmesi:
Dava konusu olay neticesinde sol dizinde ön çapraz bağları yırtılmak suretiyle yaralanan davacının çalışma gücünü kısmen kaybetmesinden kaynaklanan zararının ve geçirdiği ameliyat nedeniyle çalışamadığı dönemdeki kazanç kaybı zararının kusursuz sorumluluk (mesleki risk) ilkesi uyarınca tazmini gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Borçlar Kanunu'nun yukarıda aktarılan 54. maddesi hükmünde de görüleceği üzere; kazanç kaybı ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, maddenin ayrı bentlerinde farklı bedensel zarar kalemleri olarak örnekleme yoluyla sayılmıştır. Buna göre, bedensel zarara uğrayan kişiler hem "kazanç kaybı" hem de "çalışma gücü kaybı"na uğrayabilirler. Dava konusu olay nedeniyle davacının maddi zararına yönelik olarak, kazanç kaybı ve iş gücü kaybı (efor) tazminatının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı kazanç kaybı zararı yönünden yapılan inceleme:
Dava konusu olay nedeniyle ... Hastanesi tarafından düzenlenen 11/08/2014 tarihli sağlık kurulu raporuna göre 09/08/2014 tarihinden itibaren 45 gün, 23/09/2014 tarihli sağlık kurulu raporuna göre 23/09/2014 tarihinden itibaren 30 gün, 03/11/2014 tarihli sağlık kurulu raporuna göre 03/11/2014 tarihinden itibaren 20 gün olmak üzere toplam 90 gün istirahatli olan ve bu süreçte çalışamayan davacının bilinen son geliri esas alınmak suretiyle uğradığı kazanç kaybının belirlenmesi gerekmekte olup, sebepsiz zenginleşmeye mahal verilmemesi adına SGK tarafından yapılan iş göremezlik ödeneğinin de yarar olarak düşülmesi gerekmektedir.
2.Dava konusu olay nedeniyle davacının uğradığı güç kaybı (efor) zararı yönünden yapılan inceleme:
Tazminat hukukunda, çağın gereklerine uygun olarak geliştirilen içtihatlarla, kişinin uğramış olduğu kalıcı bedensel sakatlığının sebep olduğu iş gücü kaybının mevcut işini yürütmesine engel olup / olmadığına bakılmaksızın gelirinde ve mal varlığında bir eksilme olmamış olsa dahi günlük faaliyetlerini ve işini eskisine ve emsallerine göre daha fazla efor sarf ederek gerçekleştireceği kabulünden hareketle "güç (efor) kaybı tazminatı" olarak adlandırılan tazminatın ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bedensel kayba uğrayan kişinin günlük yaşamını sürdürebilmesi ve işini yapabilmesi için zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla bir güç (efor) sarf ettiği gerçeğinden hareket edilerek zararı, bir anlamda, bu "fazladan sarf edilen gücün" oluşturduğu esası benimsenmiştir. Bu doğrultuda, idari faaliyetlerin neden ve etkisiyle kamu görevlilerinin veya diğer kişilerin güç (efor) kaybına dayanan maddi zararının idare hukukunun ilke ve kuralları uyarınca idarece tazmin edilmesi gerektiği hususunda bir duraksama bulunmamaktadır. Dava konusu olay neticesinde Kayseri Şehir Hastanesinin … tarih ve … sayılı raporunda eklem hareket kısıtlılığı nedeniyle %10, atrofi nedeniyle %6 vücut fonksiyon kaybına uğradığı belirlenmiştir.
Davacının efor kaybı oranının net olarak belirlenebilmesi için davacının yeniden hastaneye gönderilerek son sağlık durumunu gösteren bir raporun düzenlenmesi, yeniden düzenlenecek olan raporda efor kaybının tespitinde "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"nin esas alınması gerekmektedir.
Ayrıca, hesap bilirkişisi raporunda davacının aylık gelirinin asgari ücrete oranlanarak belirlenen tutar üzerinden efor kaybı tazminatı hesaplaması yapıldığı anlaşılmakta olup bu açıdan da raporun hükme esas alınamayacağı sonucuna varılmakta olup, davacının günlük yaşamını ve işini daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan maddi zararının en fazla net asgari ücret tutarı kadar olacağı, Dairemizin içtihatlarıyla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Davacının günlük yaşamını iş gücü kaybı oranında daha fazla güç (efor) sarf ederek sürdüreceği, bu fazladan sarf edilen efordan kaynaklanan aktif dönemdeki, daha açık bir anlatımla zarar tarihinden olay gerçekleşmeseydi yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihe kadar olan dönemdeki maddi zararın (2022 yılına kadar asgari geçim indirimi -AGİ- dahil, 2022 yılından itibaren AGİ hariç) net asgari ücret tutarı kadar olacağı, dolayısıyla aktif dönem efor kaybı tazminatının, net asgari ücrete meslekte kazanma güç kaybı oranı uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca, güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının yasal olarak emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, güç kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (AGİ hariç net asgari ücret tutarına maluliyet oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir. Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmalıdır. Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE, kısmen REDDİNE,
2.Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE,
3.Temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının manevi tazminatın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA, maddi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.