8. Hukuk Dairesi
Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu dava konusu 1411 parsel ... taşınmazı davalıların kullandığını ve bedel ödemediklerini belirterek, el atmanın önlenmesini ve 5.000 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, taşınmazın davalılarca 25-30 yıl önce satın alındığını ve malik sıfatı ile kullanıldığını, taşınmaz üzerinde eski evler bulunduğunu ve fiili kullanım durumu oluştuğunu, davacının bu durumu bilerek payını satın aldığını, müvekkillerinden davalı ... ve davalı ...'nin de taşınmazda paydaş malik olduklarını, davacının payını kullanmasına müvekkillerinin engel olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin 26.12.2012 tarihli ve 2011/220 Esas, 2012/328 Karar ... ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2013 tarihli ve 2013/8416 Esas, 2013/10548 Karar ... ilamı ile tüm paydaşları bağlayan bir fiili kullanım biçimi oluşup oluşmadığının saptanması, aksi halde davacının kullandığı ve ya kullanabileceği bir yer bulunup bulunmadığının saptanması, eğer kullanabileceği bir bölüm yok ise paydaş olmayan davalılar bakımından mutlak biçimde, paydaş olan davalılar bakımından da payları oranında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinin kabulü gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde, dava konusu 1411 parsel ... taşınmaz üzerinde tüm paydaşları bağlayan bir fiili kullanım biçiminin oluşmadığı, dava konusu taşınmazın paydaş maliki davalı ...'ün taşınmaz üzerinde kullandığı bir bölüm bulunmadığı, dava konusu taşınmazın paydaş maliki ...'nun ve taşınmaz üzerinde kayıttan ya da mülkiyetten kaynaklanan bir hakları bulunmayan davalılar ... ve ...'in taşınmaz üzerinde kullanmakta oldukları yerlerin 10.12.2014 havale tarihli bilirkişi raporu ile ayrı ayrı belirlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. 1. Davalılardan ...'ün dava konusu taşınmaz üzerinde kullanımı bulunmadığı anlaşıldığına göre, ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. 2. Ayrıca, 10.12.2014 havale tarihli bilirkişi raporu ve tanık beyanları ile davalılar ..., ... ve ...'in davalı taşınmaz üzerinde ayrı ayrı yerleri kullandıkları anlaşılmasına karşın mahkemece davalı taşınmaz üzerinde hangi bölümün hangi tarihten itibaren kim tarafından kullanılmakta olduğunun gereği gibi araştırılarak tek tek belirlenmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın hangi bölümünün hangi davalılarca hangi tarihten itibaren kullanıldığının belirlenmesi, Mahkemece gerekli görüldüğü takdirde mahallinde yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde her bir davalının kullandığı yere yönelik münhasıran el atmanın önlenmesi kararı verilerek buna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın