8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2014/363 E. , 2014/18628 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2009/360-2013/689
Bedia Özyurt ve müşterekleri ile Hazine ve N.. Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Nizip 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 28.03.2013 gün ve 360/689 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, müvekkilleri M.. Ö.. ve N.. A..'in kardeş olduklarını, Nizip İlçesi, N.. Köyü ... ada ... parsel sayılı Antepfıstığı vasfındaki bahçenin müştereken sahibi ve zilyedi olduklarını, müvekkillerin bu araziyi 1953 yılında A.. Ö..'tan satın aldıklarını, satın alınma tarihinden bu güne kadar 56 yıldır nizasız ve fasılasız olarak bu araziyi kullandıklarını, kadastro çalışmalarında söz konusu taşınmazın Hacı Veyis adına yazıldığını, bu nedenle taşınmazın müvekkilleri M.. Ö.. mirasçıları ile N.. A.. adına paylı olarak tapuya tescilini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davacıların kanunen bir hakları bulunmadığını, davacıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazı fuzuli olarak işgal ettiklerini, açılan davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı N.. M.. davayı takip etmemiş ve bir cevap da vermemiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapuda kimliği belirlenemeyen Hacı Veyis ismine kayıtlandığı, malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı, yapılan tüm araştırmalara rağmen tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişinin bulunamadığı, davacıların yirmi yılı aşkın süredir dava konusu taşınmazda çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla zilyet oldukları tanık beyanları, ağaçların yaşları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, TMK’nun 713/2. fıkrasında yazılı üç hukuki sebepten biri olan "...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan..." hukuki sebebine dayalı olarak ve tapu kütüğünün bu nedenle hukuki değerini yitirdiği ve harici satın alma iddiasıyla TMK'nun 713/2.maddesine dayalı tapu iptali ve tescile ilişkindir. Mahkemece, dava konusu 102 ada 275 parsel sayılı taşınmazın kayıt maliki Hacı Veyis'in kim olduğu anlaşılamadığından kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davada taraf teşkilinin sağlanmadığı belirlenmiştir. Davacı vekili, tapu malikinin tapu kütüğünden anlaşılamayan kişi olduğunu açıklayarak ve bu hukuki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak, dava kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına yöneltilerek açılır. Mahkemece, Maliye Hazinesi ve Nahırtepe Köyü Muhtarlığı davalı gösterilmek suretiyle yargılama sürdürülmüştür. TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan, birbirinden bağımsız üç ayrı hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalar nitelikleri gereği özel nitelikli davalar olup, kayıt malikine karşı açılması kayıt maliki ölmüş ise belirlenecek mirasçılarına karşı açılarak yürütülmesi gereken davalardandır. TMK'nun 501.maddesi gereği Hazine son mirasçı olarak davada yer alabilir. Köy Tüzel Kişiliğine hiçbir şekilde husumet yöneltilerek davanın yürütülmesi olanağı bulunmamaktadır. Daire ve Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Bu bakımdan davada taraf teşkilinin sağlandığı söylenemez. 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca mahkemece kayıt malikinin, kayıt maliki ölmüş ise mirasçıları belirlenerek adlarına usulüne uygun tebligat yapılması, ya da kayıt maliki veya mirasçıların açık adreslerinin tespit edilememesi nedeniyle ilan yoluyla dava dilekçesinin tebliği yoluna gidilmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 22.2.2012 tarih ve 2011/8-763 Esas, 2012/85 Karar sayılı ilamları gereğince kayıt malikinin tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı olarak açılan davalarda kayıt malikinin açık adresinin tüm araştırmalara rağmen belirlenememesi durumunda 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yöntemine uygun bir biçimde ilan yoluyla tebligatın yapılması zorunludur. Dairenin yerleşmiş uygulaması ve YHGK'nun yerel mahkemeleri bağlayıcı kararları gözardı edilerek ilanen tebliğ yoluna gidilmemesi usule aykırıdır. TMK'nun 501.maddesi uyarınca Hazine son mirasçı sıfatıyla TMK'nun 713/2.maddesine dayalı olarak açılan davalarda davalı durumunda olabilir. Kayıt maliki Mehmet oğlu H.. V..'in ölü veya sağ olduğu bilinmediği gibi mirasçılık belgesi de alınmış değildir. Öyle ise Hazinenin davalı olmasında Devletin hukuki yararı bulunmaktadır. Kaldı ki, dava konusu 102 ada 275 parsel sayılı taşınmaz 02.10.1978 tarihli kadastro çalışmaları sırasında, 15.03.1955 tarih 107 sıra, Kanun Evvel 296 tarih 1 sıra ve Şubat 334 tarih 81 sıra nolu tapu kayıtlarına göre tam pay olarak Mehmet oğlu H..V.. adına tespit edilmiş, tutanakların itirazsız kesinleşmesi üzerine 30.12.1978 tarihinde tam pay olarak Mehmet oğlu H.. V.. adına tapu kaydı oluşmuştur. Dayanak tapu kaydında malik olarak Mehmet oğlu H.. V.. belirtilmektedir. Bu halde, tapuda adı yazılı bulunan tapu malikinin, kadastro tutanağı ve tedavül gören tapu kaydındaki bilgilere göre belli olduğu gibi, bilinmeyen kişilerden olmayıp, tanınan ve bilinen kişi olduğu anlaşılmaktadır. Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (HGK.'nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 E. 194 K. sayılı ilamı) Kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin tapu malikinin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış ya da hayali ismin yazılmış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılmalıdır. Diğer yönden, kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olması, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Kayıt maliki H.. V..'in 102 ada 275 parsel sayılı taşınmaza revizyon gören 15.03.1955 tarih 107 sıra, Kanuni Evvel 296 tarih 1 sıra ve Şubat 334 tarih 81 sıra nolu tapu kayıtlarında açıkça isminin yer aldığı ve kim olduğunun açıkça bilindiği ölü veya sağ olmasının sonuca etkisinin bulunmadığı sonuç itibariyle H.. V..'in maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan kişi olarak nitelendirilmesinin dosya kapsamına uygun düşmeyeceği, bilinen kişi olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmaktadır. Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3.maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK 297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.