8. Hukuk Dairesi
8. Hukuk Dairesi 2013/19529 E. , 2014/17381 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/04/2013
NUMARASI : 2012/203-2013/123
Z. . A.. ile N..
A.. ve H.. A.. aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 16.04.2013 gün ve 203/123 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalıların 137 ada 21 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduklarını, bu taşınmazlar üzerinde bodrum kat, giriş katı ve birinci kat olmak üzere üç katlı bir binanın bulunduğunu, bu binanın giriş ve birinci katının davacıya ait olduğunu, esasen, taraflar arasında sulh hukuk mahkemesinin 2012/193 Esasta kayıtlı ortaklığın giderilmesi davası derdest olduğundan o mahkemede verilen süre nedeniyle iş bu davanın açıldığını izah ederek söz konusu binanın giriş ve birinci katının müvekkiline ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 137 ada 21 parsel üzerinde bulunan ve 10.04.2013 havale tarihli inşaat bilirkişi raporunda belirlenen binanın giriş ve birinci katının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalılar vekili tarafından dilekçesinde yazılı nedenlerle temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; 137 ada 21 nolu parsele ilişkin tapu kaydı getirilmiştir. 03.11.2014 tarihindeki intikal ve 24.11.2004 tarihindeki satış işlemleri sonucunda taşınmazın ½ payın S. A. adına, öteki ½ payın ise Z.. A.. adına tescilli olduğu görülmüştür. Eldeki dava, 30.10.2012 tarihinde açılmıştır. Söz konusu taşınmaza ilişkin kadastro beyannamesi onaylı sureti getirilmiştir. 08.08.1967 tarih ve 86 sıra nolu tapu kaydı esas alınarak “bahçeli iki katlı kargir ev” niteliğiyle tam mülkiyet üzere Hasan oğlu S. A. adına 14.10.1985 tarihinde tespit gördüğü ve 20.01.1987 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut inşaat ruhsatnamesinin 27.01.1971 tarihinde S. A. adına düzenlendiği belirlenmiştir. Kadastro beyannamesinin niteliğinde yazılı olan durum ile edinme sebebindeki açıklamalar ve inşaat ruhsatnamesi kapsamı dikkate alındığında söz konusu yapının kayıt maliki Hasan oğlu S. A. tarafından yaptırıldığı ve kadastro öncesi sebeplere dayalı olarak iş bu davanın 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun 31 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 ve Geçici 4. maddesi kapsamlarına göre ve 10 ve 1 yıllık hak düşürücü süreler geçmiş olmakla hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekirken; kabulü isabetsizdir. Hal böyle olunca, açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine karar vermek gerekirken res’en göz önünde tutulacak bu yasal düzenlemeler göz ardı edilerek yazılı şekilde kabul kararı verilmesi isabetli olmamıştır.
Davalılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan mahalli mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.373,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 29.09.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY
Dava; paylı mülkiyete tabi olup, paydaşlar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz (arz) üzerinde bulunan bina niteliğindeki yapının belirli bir bölümünün paydaşlardan davacı tarafından meydana getirilmiş olduğunun tespitine ilişkin; uygulamada "muhtesatın aidiyetinin tespiti" olarak adlandırılan dava niteliğindedir. Davacı gösterdiği delillerle talebine konu ettiği binanın giriş ve birinci katını kendisinin meydana getirdiğini kanıtlayamamıştır. Aksine binanın kesinleşen kadastro tespit işleminde lehine tespit yapılan aynı zamanda tarafların ortak mirasbırakanı olan S. A. tarafından meydana getirildiği anlaşılmaktadır. Davanın sadece bu nedenle reddine karar verilmek üzere, temyiz edilen hüküm bozulmalıdır. 766 sayılı Tapulama Kanunu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunundaki hak düşürücü süre uygulamasının, somut davada uygulama yeri bulunmadığını düşünüyorum.
Sonuç olarak değerli çoğunluğun bozma kararına katılmakla birlikte, bozma gerekçesine katılamıyorum. 29.09.2014