Aramaya Dön

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

İSTANBUL

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/177 Esas
KARAR NO: 2023/817
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/03/2022
KARAR TARİHİ: 22/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İtalya'dan 4 kaptan ibaret 113 kg. ağırlığında optik ürününü İtalya'da yerleşik ... işletmesi'nden ithal ettiğini, taşıma sürecini davalı yanın üstlendiği, ...'ın 30.09.2021 tarihinde ürünleri ... İtalya'ya teslim ettiğini, 01.10.2021 tarihinde ... online takip sisteminde yalnızca 1 kabın İstanbul'a ulaştığı, diğer 3 kabın Lapzig/Almanya'da kaldığını, bu süreçte davalı ile sürekli irtibat halinde kalındığını, 04.10.2021 tarihinde davalı müşteri hizmetleri yetkilisinin 4 kabın İstanbul'da olduğunu, ATR belgesi'nin müvekkillerinin gümrük yetkilisine teslim edildiğinin belirtildiğini, ilgili ATR Belgesinde 113 kg. yerine 2 kg. olarak hatalı yazıldığı, gümrük işlemlerinin tamamlanamadığı, davalı işletme yetkilileri ile görüşme sonrasında İtalya'dan düzeltme isteneceğinin bildirildiği, bu süreçte ürünlere ilişkin önce kabın kilo bilgisi teyidi alındığı daha sonra ise 1 kabın raflama problemi nedeniyle net kilo bilgisinin geç alındığı gibi şeklinde çelişkili geribildirimlerde bulunduğunu, müvekkil şirketin bu süreçte zarara uğradığı, zararın ürünlerin geç tesliminden meydana geldiğini, bu hususta 06.10.2021 ... yevmiye kayıtlı ihtarnamenin davalı yana iletildiği, davalının da 11.10.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verdiğini, İtalya'dan 2. A.TR belgesinin geldiği, bu belgede de hiçbir kilo bilgisinin yer almadığı, yalnızca adet bilgisinin yazıldığı, A.TR belgesinin teknik nedenlerle reddi halinde de işlem yapılabileceği belirtilerek gümrük müşavirliği firması önerildiği, müvekkilin çalıştığı gümrük Müşavirinin bu şekilde bir işlem yapıldığında cezai durum yaşanabileceğini bildirdiği, bu doğrultuda davalı yandan cezalara ilişkin taahhütname istendiği, müvekkillerinin bu gecikmeler sebebiyle sezon aylarını (Ekim-Kasım) için yüklü ticari kayıpların söz konusu olduğu, 18-21 Kasım 2021 tarihleri arasındaki fuara katılmak için müvekkil işletmenin 12.11.2021 tarihinde gümrükten ürünlerin çekebildiği, kur farkı dikkate alındığında şirketin gecikmeden uğradığı zararın boyutunun büyük olduğu, Arabulucuda anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin uğradığı zarara ilişkin olarak 30.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirket, göndericisi ... ..., alıcısı davacı ... olan gönderinin İtalya'dan Türkiye'ye hava taşımasını eksiksiz, hasarsız ve zamanında gerçekleştirildiğini, sözleşmesini akdeden taraf da gönderici ... firması olduğu, taşıma için süre taahhüdünde bulunulmamış olmasının yanı sıra müvekkili şirketçe taşıma makul sürede ve zamanında gerçekleştirilmiş; en kısa sürede gönderi İstanbul'a varış yapıldığını, gönderi ile uyumsuz düzenlenen ATR nedeniyle davacının ürünleri çekmekten imtina etmesi ve ilgili düzeltmelerin sağlanması için gerekli aksiyonu zamanında almamasının temel uyuşmazlık konusu gecikmenin kaynağı olduğunu, müvekkili şirketin gecikmenin önlenmesi için her türlü önlemi aldığını, davacıya gecikmeye sebep olabilecek durumu ve alınması gereken önlemleri en kısa sürede bildirildiğini, Gümrük müşavirliğinden danışmanlık alarak davacıya izlenecek adımları aktarmış hatta vekalet verilmesi halinde kendi gümrük müşavirliği aracılığıyla işlemleri yürüterek en kısa sürede gecikmeye sebebiyet vermeksizin tamamlanabileceğini ilettiğini, davacının zararın artmasında etkili olarak müvekkilinin çözüm önerisini kabul etmediğinden, gönderilerin teslim yerine varmasına rağmen çekimini yapmakta geciktiğinden/ gecikmeyi kısaltmadığından müvekkil şirketten tazmin talebinde bulunduğunu, ilgili taşıma sürecinin Montreal Konvansiyonu kapsamında gerçekleştirildiği, Md.19 ve uyarınca taşıyıcının gerekli tüm önlemleri aldığı ispatlanırsa gecikmeden kaynaklı zarardan sorumlu olacağı, Md.20 uyarınca ise tazminat talep eden kişinin veya kendisinin haklarını alan kişinin kusuru veya yanlış fili ile oluştuğu kanıtlanırsa taşıyıcının sorumluluktan kurtulacağı, huzurdaki uyuşmazlık 113 kg olan gönderinin ATR belgesinin 2 kg olarak düzenlenmesi ve düzeltme işlemlerinin de alıcıdan kaynaklanan sebeplerle kısa sürede tamamlanamamasından kaynaklandığını, ATR belgesinin düzenlenmesinin ihracatçı sorumluluğunda olduğunu, Bakanlar Kurulu tarafından 2006/10895 sayıyla Türkiye İle Avrupa Topluluğu Arasında Oluşturulan Gümrük Birliğinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar Hakkında Karar (“Karar”) da çıkartılmıştır. Anılan Karar'ın “A.TR Dolaşım Belgelerinin Doldurulması” başlıklı 7. maddesi “İhracatçılar veya gümrük beyannamelerini imzalamakla yetkili kanuni temsilcileri dolaşım belgelerini bu belgenin arka sayfasında yazılı kurallara ve Gümrük Birliği hükümlerine uygun olarak aşağıda belirtilen hususlar çerçevesinde doldurulduğu, davacı tarafından iddia olunan dolaylı zararları, kâr kaybı, gecikmeden doğduğu iddia olunan zararların müvekkil şirket açısından bağlayıcı olmadığı, TBK Md.125 , BK Md.106 uyarınca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5.7.2006 tarih ve 2006/13-499 E. ve 2006/S07 K. Bu hususta emsal teşkil ettiği, somut olayda davacının ifadan vazgeçmediği, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 14.10.2008 tarih ve ... sayılı kararında kâr kaybıyla zarar olmasıyla igili olarak “Kar kaybı kuşkusuz müspet zarar kapsamındadır. Müspet zarar olmasından ötürü de kar kaybı ancak kusursuz olan tarafın temerrüde düşen taraftan sözleşme yürürlükte kaldığı sürece isteyebileceği bir tazminat türüdür ve sözleşmeden kusurlu olarak dönen taraftan da istenebilir” denilmekle kâr kaybının tazmini koşulları açıkça belirtildiği, davacı huzurdaki taşımaya konu gönderilerin ATR belgesinin hatalı olması sebebiyle geç teslim alınmasından dolayı nasıl bir zarara uğradığı, hangi fırsatları kaçırdığı, ne kadar kar kaybı ve zararı olduğunu gösterir hiçbir belge dosyaya sunmadığı, taraflar arasındaki borç ilişkisine dair emsal kararların sunulduğu, açıklanan sebeplerle müvekkilleri işletmenin zararların temel sorumlusu olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

Davanın; hava taşımacılığına konu ürünlerin geç teslimi nedeniyle uğranılan zararlara ilişkin tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu hava taşımacılığına konu ürünlerin geç teslim edilmesi nedeniyle davacının zararının bulunup bulunmadığı, varsa bu zararları için davalıdan talep edebileceği tazminat bulunup bulunmadığı ve miktarının belirlenmesi için dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Lojistik ve Taşıma alanında uzman ...

06/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu olayda İtalya-Türkiye arasında optik ürün ithalatına dayalı satış sözleşmesi uyarınca taşıma süreci işletildiğinin anlaşıldığı, Davalı taşıyıcının bu süreçte AKDİ TAŞIYICI olarak süreci işlettiği, bunun dosya içerisindeki mail yazışmaları ve gönderi takip ekran görüntüleri ile sabit olduğu, söz konusu taşıma sürecinde bir gecikme zararı iddiası olduğunun anlaşıldığı, ancak dosya içerisinde yapılan incelemede, taşıyıcı tarafın ne alıcı ne de İtalya'da yerleşik gönderene belirli bir tarih veya belirli bir süre içerisinde alıcıya ulaştırma taahhüdü olduğuna ilişkin bir veri mevcut olmadığı,« Ayrıcataşıyıcının gerçekleştirdiği uluslararası kargo taşıma sürecinde işletttiği ve belirli bölgelere belirli süreler içerisinde taahhüdü içeren tarifelerden hangisinden faydalanıldığının da gözlenemediği,« Dosya kapsamı ve davacı yanca sunulan takip ekran görüntülerinden dava konusu 113kg. ağırlığındaki ürünlerin 4-5 gün içerisinde İstanbul'a getirildiği,, bu sürenin uluslararası havayolu organizasyonu açısından genel itibariyle kadri maruf kabul edildiği, dava konusu gecikme zarar iddiasının asıl kaynağının ürünlere ilişkin A.TR belgesinin düzenlenmesindeki hataya ilişkin olduğu, söz konusu A.TR belgesinin düzenlenme ödevinin ihracatçı veya yetkilendirdiği kişilerde olduğu, bu hususun MK Md.16 içeriğinde de açık şekilde belirtildiği, davacı iddiasının davalı taşıyıcı işletmenin A.TR belgesini düzenleme hususunda yetkilendirildiğine dayandığı, dosya içeriğine sunulan çeviri “A.TR. Yetkilendirme belgesi” detayları rapor içerisinde tek tek irdelendiğinde taşıyıcının 12.10.2021 tarihinde A.TR düzenlemesi için yetkilendirildiği, bu yetkilendirmeden önce taşımanın gerçekleştirildiği ve yetki yazısı içeriği özetildiğinde A.TR belgesinin tüm sürecin başında davalı haricinde başka bir tarafça hatalı organize edildiğinin anlaşıldığı, aksi yönde bir bulgunun olmadığı, bu süreç içerisinde doğan aksaklıktan taşıyıcı olan tarafın mail yazışmalarından da anlaşıldığı üzere kanaatimizce çözüm arayışında olduğu, bu hususta nihai takdirin sayın mahkemede olduğu, mevcut tabloda; temelde iddia edilen gecikme zararına sebebiyet verenin, başlangıçtaki ATR belgesinin hatalı organizasyonu olduğu, bu ATR'nin taşıyıcı tarafça düzenlendiğini gösteren bir bulgu olmadığı, Zarara iddiasına ilişkin sunulan siparişlerin İtalya'dan ithal edilen ürünler olup olmadığının sabit olmadığı, Zarar iddiasına ilişkin sunulan sipariş formları içeriklerinin, mali olarak ödemelerinin davacı yanca tahsil veya iade edilip edilmediği, zarar olgusunun meydana gelip gelmediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı ve bu hususun uzmanlığımız dışında olduğu, dava konusu olaya ilişkin davacı yanın çeşitli sipariş formları ile zararı ispat amacıyla dosyaya sunduğu, bunların üzerinde Teslim Tarihi bilgisi yer aldığı, ancak davacının müşterilerine verdiği bu taahhüdün taşıyıcıya yansıtıldığı veya buna uygun şekilde teslim süresi-tarihi göz önüne alınarak taşıma organizasyonu-sözleşmesi yapıldığına yönelik bir detay söz konusu olmadığı, dolayısıyla gecikme zararının bu yönüyle davalı yana yansıtılamayacağı yönünde kanaatlerin güçlendiği, nihai takdirin sayın mahkemede olduğu, öte yandan, taşıyıcının 12.10.2021 tarihli yetkilendirmeden sonra düzenlendiği belirtilen A.TR belgesinin dava dilekçesi ekinde Ek-6 olarak sunulduğu ve yalnızca kap bilgisi içerdiği, ağırlık bilgisi içermediği, bu sebeple 29.10.2021 tarihinde ikinci bir yetkilendirme yazısı ile yeni A.TR belgesi organize edildiği, dolayısıyla taşıyıcının kendi yetkilendirmesinden sonra 2. Kez düzenlenen ATR Belgesinin de hata içerdiğinin ve 3. Kez hazırlanması için yetki alındığının anlaşıldığı, bu yönüyle sayın mahkemece, taşıyıcının bir gecikme zararına sebebiyet verdiğine kanaat getirilirse; ancak 12.10.2021 tarihinden (ilk yetkiyi aldıktan) sonraki zararlardan sorumlu tutulabileceği, bu doğrultuda ilgili sipariş formları üzerinden 12.10.2021 tarihi sonrası, zarar miktarı-tutarına ilişkin değerlendirmenin B6 ve B6.I. başlıkları altında yapıldığı, taşıyıcının sınırlı sorumlu tutulabileceği sonucuna varıldığı hususu tespit ve rapor edilmiştir.

Tarafların itiraz ve beyanları doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi 15/06/2023 tarihli ek raporunda; Tarafların itirazlarının tek tek irdelendiği, İzahatı rapor içerisinde yapılan hususlar doğrultusunda, kök rapordaki görüşünde herhangi bir değişiklik olmadığı hususu bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde;

Tarafların iddia ve savunmalarından anlaşıldığı üzere taraflar arasında davacının ithal ettiği optik ürünlerinin davalı tarafından İtalya'da Türkiye'ye taşınması hususunda anlaşma yapıldığı ve davalının akdi taşıyıcı olduğu anlaşılmış, yine taraflar arasında taşımanın gerçekleştiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık, davacının ithal ettiği ürünlerin geç teslim edilmesi nedeniyle uğranılan zararların tahsiline ilişkindir.

Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, A.TR belgesinin dava dışı ihracatçı veya yetkilendirdiği kişi tarafından düzenlenmesi gerekmekte ve davalının temel edimi taşıma ve organizasyonu olup, davacı tarafından ithal edilen ürünler dava dışı ihracatçı şirket tarafından davalıya 30/09/2021 tarihinde verilmiş ve A.TR belgesinin dava dışı ... İtalya tarafından düzenlenmesi için ilk talimat ürünler davalı taşıyıcıya teslim edildikten sonra 12/10/2021 tarihinde alınmış ve hatalı olarak kg bilgisi yazılmamış, akabinde 29/10/2021 tarihinde ikinci kez yetki belgesi alınarak yeni A.TR belgesinin organize edildiği ve ürünlerin gümrük işlemlerinin 12/11/2021 tarihinde gerçekleştiği ve davacının ürünlerini bu tarihte çekebildiği anlaşılmıştır. A.TR belgesinin düzenlenmesi hususunda davalıya ürünlerin teslim edildiği 30/09/2021 tarihinde verilmiş bir yetki bulunmadığından davalının sorumluluğunda olmayan A.TR belgesinin düzenlenmemesi/ hatalı düzenlenmesi ve sonrasında ikinci belge düzenlenmesi nedeniyle yaşanan gecikmeden davalının sorumlu olmayacağı değerlendirilmiş, ayrıca A.TR belgesindeki hataların/eksikliğin giderilmesi üzerine davalının taşıma edimini ortalama 4-5 günlük süre içerisinde gerçekleştirdiği ve bilirkişi raporunda bu sürenin ise uluslararası havayolu organizasyonu açısından genel olarak kadri maruf kabul edildiği değerlendirildiğinden davalının sorumluluğunda olmayan A.TR belgesinin düzenlenmesindeki aksaklık nedeniyle yaşanan gecikme nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zarardan davalının sorumluluğunun bulunmadığı değerlendirildiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

1.Davanın reddine,

2.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85-TL harcın peşin alınan 512,33-TL harçtan mahsubu ile bakiye 242,48-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Yatırılan avanstan artan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana/ vekiline iadesine,

Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/11/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
22.11.2023 REDDİNE YERELHUKUK DIGER Borçlar Hukuku 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu K6325 md.14