Esas No
E. 2023/2420
Karar No
K. 2023/4109
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

6. Hukuk Dairesi         2023/2420 E.  ,  2023/4109 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/255 E., 2021/216 K.
DAVA TARİHİ: 06.03.2008
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul

Taraflar arasında görülen alacak davasında davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı yüklenici vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilip, geri çevirme kararında belirtilen eksiklikler ikmal edildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi Hasan Keser ile davalı yüklenici arasında akdedilen 04/10/1996 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine ve paylaşıma göre müvekkiline B-3 blok 3 no.lu daire ile 4-B blok 5 no.lu dubleks dairenin isabet ettiğini, sözleşme gereğince inşaatın temel üstü ruhsatının alındığı tarihten itibaren 36 ay içerisinde bitirilerek teslim edilmesi gerekirken teslim edilmediğini, delil tespitine göre daireler süresinde teslim edilmediği gibi eksiklikler ve değer kayıpları olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5 no.lu dubleks daire için 3.500,00 TL değer kaybı, 3.000,00 TL nefaset farkı, 500,00 TL eksik imalat bedeli ve 1.000,00 TL gecikme tazminatı olmak üzere toplam 8.000,00 TL'nin; 3 nolu daire için 2.000,00 TL değer kaybı, 1.000,00 TL nefaset farkı, 500,00 TL eksik imalat bedeli ve 1.000,00 TL gecikme tazminatı olmak üzere toplam 4.500,00 TL'nin temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 11/06/2013 tarihli ıslah ile 2.000,00 TL talep edilen kira tazminatını 88.090,00 TL’ye, 5.000,00 TL talep edilen nefaset farkı ve eksik imalat bedelini 25.662,50 TL’ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, taleplerin hukuki dayanağı olmadığını, sözleşmede dubleks daire yönünden yükümlülüğü bulunmadığını, cezai şart talebinin tespit raporlarında dahi tespit edilmediğini, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı taraftan edimi yerine getirmesini isteyemeyeceğini, tespit dosyası nezdinde itirazlar yapıldığı gibi ihtarnameye de cevaben itirazlar yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16/07/2013 tarihli ve 2009/112 E., 2013/430 K. sayılı kararıyla; davalı kooperatifin zamanında daireleri yaparak davacıya teslim etmediği, dairelerde eksik ve kusurlu işler bulunduğu, ortak alanlardaki eksikliklerin davanın açılmasından sonra yerine getirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının her iki daire için gecikme tazminatı olarak toplam 88.090,00 TL, sözleşmedeki teknik şartnamede belirtilen malzeme ile yerinde kullanılan malzemenin takılı olması nedeni ile nesafet farkı 22.350,00 TL olmak üzere toplam 110.440,00 TL'nin dava tarihinden (ıslah edilen miktar yönünden ıslah edilen tarihten itibaren) itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı yüklenici vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 26.11.2014 tarihli ve 2014/4807 E., 2014/7584 K. sayılı ilamında; davalı yüklenici vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile sözleşme hükmünün gecikme tazminatına ilişkin olduğu, teslimde gecikilen her ay için gecikme tazminatı alacağının muaccel olacağı ve bu tarihten itibaren zaman aşımı süresinin başlayacağı, sözleşmede kararlaştırılan 36 aylık iş süresinin ve mahkemece eklenen 6 aylık yapı ruhsatı alma süresinin gözetileceği, davalının davaya ve ıslaha cevap dilekçesinde zaman aşımı def'i ileri sürdüğü, bağımsız bölümlerin teslim edildiği, sözleşmeye göre teslimi gereken tarih ile kullanılabilir şekilde davacıya teslim edildiği tarih arasında gecikme tazminatı ödemesi gerektiği düşünülerek ve zamanaşımı def’i değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, kabule göre de, gecikme tazminatı hesabında İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/627 esas sayılı dosyasında bir kısım dönemler itibariyle aynı binadaki bağımsız bölümler yönünden farklı rayiç bedel hesapları yapıldığı görülmesine rağmen neden farklı bir sonuca ulaşıldığı izah edilmeksizin ve anılan dosya incelenmeden hesap yapılmasının hatalı olduğu, eksik ve nefaset farkı tazminini gerektiren eksik iş talebinde hangi fiyatlarla hesaplandığı anlaşılamayan bedele itibar edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu, çatıdaki eksik işlerin ortak alan kapsamında kalan dolayısıyla paya göre hesaplanması gereken bir eksik iş olarak dikkate alınması gerektiği, hüküm altına alınan bedelin ne kadarlık kısmına dava, ne kadarına ise ıslah tarihinden itibaren faiz yürütüleceği gösterilmeden ve tarihler yazılmadığı, kabule göre de davacının 16.01.2008 tarihli ihtarı ile oluşan temerrüt tarihi olan 27.01.2008 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, faizin dava ve ıslah tarihinden ve bu tarihler yazılmadan başlatılmasının hatalı olduğu belirtilerek hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.

3.Yargıtay ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 04.10.2017 tarihli ve 2015/5238 E., 2017/2517 K. sayılı ilamı ile davacı vekilinin sair karar düzeltme itirazlarının reddi ile hükme esas alınan bilirkişi raporundan, çatıdaki eksik işlerin ortak alanda mı, yoksa 5 numaralı dubleks daireye ait alanda mı kaldığı anlaşılamadığından, mahkemece, yaptırılacak bilirkişi incelemesinde, çatıdaki eksik işlerin, ortak alanda mı, bağımsız bölümde mi olduğunun açıklatılarak, ortak alanda kaldığının belirlenmesi halinde, paya göre bedelinin hesaplatılması gerekeceği belirtilerek bozma ilamına ilave olarak mahkeme kararının belirtilen nedenle de bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma doğrultusunda yerinde inceleme yetkisi verilerek 15/10/2019 tarihli ek rapor alındığı, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak 24/05/2021 tarihli bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda eksiklikleri bildirilen imalatların ve nefaset farkı gerektiren imalat bedelinin 22.250,00 TL, eksik işler bedelinin 3.312,50 TL, gecikme tazminat bedelinin 76.970,00 TL belirtildiği, geç teslime ilişkin kira bedellerinin 04.04.1997-06.03.2008 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak tespit edildiği, bu tarihten itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresinin 06.03.2013 tarihinde sona erdiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davalının zaman aşımı def'i kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile gecikme tazminatı bedeli 2.000,00 TL ile eksik işler bedeli ile nesafet farkı bedeli 22.250,00 TL ile ortak alanlardaki eksik işler bedeli olan 3.312,50 TL toplamı olan 27.562,50 TL'nin temerrüt tarihi olan 27/01/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı yüklenici vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline kullanılabilir şekilde teslim yapılmadığını, dava ve keşif tarihinde de dairelerin oturulamaz olduğunu, teslim tarihinin 22.01.2009 tarihli keşiften sonrası olduğunu, yüklenicinin inşaata ruhsatsız olarak başlamakla ağır kusurlu olduğundan zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğunu, zaman aşımı başlangıcının eserin teslimine bağlı olduğunu, hem dava tarihi itibariyle hem de ıslah tarihi itibariyle davanın zaman aşımına uğramadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde; zaman aşımına uğrayan bir kısım tutarların da hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, ileri sürülüp de reddedilen her bir talep ve istenen miktarlar üzerinden nispi vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerektiği ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan değer kaybı, eksik ve ayıplı işler bedeli ile gecikme tazminatı istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri, 818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 106-108 nci, 126 ncı maddeleri ile 355 ve devamı (6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 112 nci, 117 nci, 125 nci ve 147 nci maddeleri ile 470 nci maddesi ve devamı)

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.

Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre, usulî kazanılmış hak ilkesi uyarınca ve bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp karar verilmelidir. Yukarıda yer verilen bozma ilamında açıkça sözleşmeye göre teslimi gereken tarih ile kullanılabilir şekilde davacıya teslim edildiği tarih arasında gecikme tazminatı istenebileceği ancak zaman aşımı def’inin de değerlendirilmesi gerektiği, kabule göre de, gecikme tazminatı hesabında diğer arsa hissedarlarının ve bağımsız bölüm maliklerinin yükleniciye karşı açtığı gecikme tazminatı ve alacak istemli İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/627 esas sayılı dosyasında farklı rayiç bedel hesapları yapıldığı anlaşıldığından tazminat hesabında bu dosyanın da gözetilmesi gerektiği, eksik ve ayıplı iş talebinde hükmedilen bedelin hangi fiyatlarla hesaplandığının anlaşılamadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporları alınmışsa da bozma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmadığı gibi hükme esas alınan 24/05/2021 tarihli bilirkişi raporunun bozmaya uygun hazırlanmadığı anlaşılmaktadır.

Zira bozma ilamında sözleşmeye göre teslimi gereken tarih ile kullanılabilir şekilde davacıya teslim edildiği tarih arasında gecikme tazminatı istenebileceği belirtilmiş olup, hükme esas bilirkişi raporunda sözleşme tarihinden (04/10/1996) itibaren 36 aylık iş süresi ve 6 aylık yapı ruhsat süresi eklenerek bulunan 04/04/2000 tarihinin teslimi gereken tarih olduğu belirlenmesine rağmen, gecikme tazminatı hesabına esas rayiç kira bedeli tespit edilirken gözetilmesi gereken İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/627 esas ve 2015/508 karar sayılı dosyasında verilen 08/12/2015 tarihli karar derecattan geçerek kesinleştiği halde işbu davadaki tespitlerin göz önünde bulundurulmadığı, aynı kira dönemleri için farklı tazminat tutarları tespit edildiği gibi bu farklılığın gerekçesinin de ne bilirkişi raporunda ne de gerekçeli kararda gösterilmediği, ayrıca dava konusu bağımsız bölümlerin kullanılabilir şekilde davacıya teslim edildiği tarihin de net şekilde ortaya konulmadığı, dosyaya celp edilen delil tespit dosyalarının, dinlenen tanık beyanının ve dosya kapsamında diğer delillerin değerlendirilip karar yerinde tartışılmaksızın sonuca gidildiği, davalı yüklenicinin bağımsız bölümleri dava öncesinde 2002 yılında teslim ettiğine dair savunması karşısında davacının delil olarak dayandığı Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/23 D. İş ve 2007/257 D. İş sayılı delil tespit raporlarında bağımsız bölümlerde kullanıma engel eksikliklerin bulunduğunun tespit edildiği, huzurdaki dava dosyasında icra edilen 22/01/2009 tarihli keşif akabinde aldırılan 18/05/2009 tarihli bilirkişi raporunda da halen natamam bağımsız bölümler olduğunun belirlendiği, keşifte dinlenen davalı tanığının da ortak alanlarda eksiklik bulunduğunu belirttiği, dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu yapı hakkında 09/09/2008 tarihli encümen kararında idari para cezası ile yıkım kararı verildiği ancak dava sırasında 01/06/2011 tarihli yapı ruhsatının alındığı, yapı kullanma izin belgesine dosya kapsamında rastlanılmadığı, davalının delil tespit talebi üzerine 2008/21 D. İş sayılı dosyada aldırılan tespit ek raporunda dava konusu bağımsız bölümlerin abonelik tesisat bilgilerinin bulunduğu ve davalı tarafça bu kayıtların celbi istendiği halde fiili teslim tarihinin tespitinde önem arz eden abonelik (elektrik, su, doğalgaz, telefon vb.) kayıtlarının getirtilmediği, dava konusu alacak ve tazminat taleplerinin zaman aşımına uğrayıp, uğramadığının yahut ne kadarlık kısmının uğradığının tespiti için, eserin teslim ve muacceliyet tarihlerinin ortaya konulması gerektiği anlaşıldığından hükmün bozma ilamına ve usuli kazanılmış hakka aykırılık içermesi nedeniyle bozulması gerekmiş, bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Kabule göre de; karar tarihinde yürürlükte bulunan 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Tebliğinin 13. maddesinde yer verilen "(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez" düzenlemesi karşısında dava konusunun paraya ilişkin olduğunun, davada talep edilen ve ıslahla artırılan miktarın da usule ilişkin değil esasa ilişkin nedenlerle reddedildiğinin anlaşılması karşısında vekille temsil olunan davalı lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi vekâlet ücreti tayin edilmesi gerekeceğinin gözetilmemesi doğru olmamış, bozma sebebine göre davalı yüklenici vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere , 06/12/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog