Esas No
E. 2023/2222
Karar No
K. 2023/4130
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

6. Hukuk Dairesi

E. 2023/2222 K. 2023/4130 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2222, K. 2023/4130, T. 07.12.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2222
Karar No
2023/4130
Karar Tarihi
07.12.2023
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

6. Hukuk Dairesi         2023/2222 E.  ,  2023/4130 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/3101 E., 2023/243 K.
DAVA TARİHİ: 04.09.2013
HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/465 E., 2022/182 K.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın 2019/465 Esas sayılı asıl dava dosyasında asıl davada davacılar yönünden kabulüne, 2020/279 Esas sayılı birleşen dava dosyasında birleşen davada davalı yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: ASIL DAVA: I. DAVA

1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 26.11.2009 tarihli anahtar teslim götürü bedel sözleşme ile inşaat yapım işinin üstlenildiğini, iş artışı nedeniyle iki adet ek sözleşme düzenlendiğini, davalı idareden kaynaklanan nedenlerle süre uzatımı verildiği halde fiyat farkının ve bakiye hakediş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili 13.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 6.664,53 TL arttırmıştır. II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının fiyat farkı ve bakiye hakediş bedeli alacağı olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN 2020/279 ESAS SAYILI DAVADA: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 26.11.2009 tarihli sözleşme gereğince 14.10.2011 tarihinde geçici kabul yapıldığını, ihtarlara rağmen eksiklerin giderilmediğini, bu nedenle kesin kabulün de yapılamadığını ileri sürerek, 211.125,00 TL eksik ve kusurlu iş bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; geçici kabul tutanağında itibar tarihinin 13.09.2011 olduğunu, eksiklerin tamamlanması için müvekkiline 09.12.2011 tarihine kadar süre verildiğini, verilen süre içerisinde eksiklerin tamamlandığını ve tutanağın 19.12.2011 tarihinde onaylandığını, sonradan çıkan eksikler ile sözleşme kapsamı dışındaki işlerden müvekkillerinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava bakımından davacı yüklenicilerin bakiye iş bedeli ve fiyat farkı alacağının bulunduğu, birleşen dava bakımından ise, geçici kabul itibar tarihinin 13.09.2011 olduğu, işin süresinde ve eksiksiz olarak yapıldığı, idare tarafından re’sen yapılan kesin hesabın geçersiz olduğu, yüklenicinin re’sen düzenlenen kesin hesap hakediş raporu ve eklerine itiraz ettiği ve bu itirazında da haklı olduğu, kesin kabul eksiklerinin tamamlanması için tesis edilmesi gereken işlemler hukuksuz kaldığından davalının kusurlu olduğu, tespit edilen imalatların giderilmesine yönelik yüklenicinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, 50.000,00 TL'nin dava tarihinden, 6.664,53 TL'nin ıslah tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen dosyada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı-birleşen dosyada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun yerinde inceleme yapılmadan düzenlendiğini, iş artış ve eksilişlerine konu olan imalatların anahtar teslim götürü bedele göre değil, metraj ve fiyat mutabakatlarına göre hazırlandığını, kesin hakediş ve kesin hesabın hazırlanarak yükleniciye gönderildiğini, ancak yüklenicinin süre geçtikten sonra itiraz ettiğini, yüklenicinin hakedişlere itiraz etmediğini, proje kapsamında olan işlerin iş artışı olarak değerlendirilemeyeceğini, teminat süresi içindeki giderlerin davalıya ait olduğunu, ihtarlara rağmen eksik işlerin tamamlanmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında düzenlenen 26/11/2009 tarihli anahtar teslim götürü bedel sözleşmesi ile iş artışına bağlı birincisi 05/11/2010 tarihli, ikincisi ise 12/05/2011 tarihli ek sözleşmeler akdedildiği, işin normal olarak teslim tarihi 19/07/2011 tarihi iken davalı tarafından 58 takvim iş günü daha süre verilmiş olup, teslim süresinin 15/09/2011 tarihi olarak belirlendiği, dosya kapsamına göre idare tarafından süre uzatımı verilmesi nedeniyle ve hakediş sürecinde ihale kapsamında yer almayan işlerden dolayı fiyat farkı talep edebileceği, yapılan incelemeye göre davacının davalı idareden ana sözleşme dışında yaptığı işler ve geçen süre için KDV dahil 56.664,53 TL alacaklı olduğu, kesin hesabın 29/01/2013 tarihi olup, 13/03/2017 ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, birleşen dava bakımından, dosyada yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporuna göre geçici kabulün usulüne uygun yapıldığı, geçici kabul kusur ve eksikliklerinin süresinde tam ve eksiksiz olarak tamamlandığı, tespit raporunda hesaplanan 211.125,00 TL tutarındaki imalatın YİGŞ'in 44 ve 45. maddeleri gereğince geçici kabul ile kesin kabul arasında yani teminat süresinde ortaya çıkan eksiklik ve kusurların kesin kabul eksiği olarak değerlendirileceği, bu kusur ve eksiklerin yapımına yönelik yükleniciye resmi tebligat yapılıp ek süre verilmeksizin kesin kabul yapılmış ise yüklenicinin artık bu bedele karşı bir sorumluluğunun kalmayacağı, davalı idare tarafından tek taraflı olarak 29/01/2013 tarihinde kesin kabulün yapıldığı, iş sahibinin ileri sürdüğü eksik ve ayıpları 3. şahsa yaptırdığına ilişkin belge fatura ve benzeri herhangi bir belge dosyaya ibraz etmediği, yükleniciye ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmakla iş sahibinin eksik ve kusurlu işler bedeline ilişkin açtığı alacak davasının reddine dair verilen karar yerinde olduğu gerekçesiyle, davalı-birleşen dosyada davacının asıl ve birleşen dava yönünden yaptığı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen dosyada davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı-birleşen dosyada davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dava bakımından eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri.

3.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.6100 sayılı HMK`nun 166. maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek görülmeleri mümkündür. Ancak birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar.

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanunun 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/465 Esas sayılı dava dosyasında 56.664,53 TL’nin tahsili istendiği, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, temyize konu edilen toplam miktar 56.664,53 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından iş bu davada davalı iş sahibinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

3.Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde belirtilen gerekçelerle temyiz edilmiş ise de, istinaf mahkemesince yapılan ve yukarıda belirtilen değerlendirmeler usul ve yasaya uygun olduğundan davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin birleşen dava dosyası bakımından temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz olunan Kırklareli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/465 Esas sayılı dava dosyası için verilen temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava dosyası bakımından 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı-birleşen davada davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog