Esas No
E. 2012/13183
Karar No
K. 2013/11845
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2012/13183 E.  ,  2013/11845 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ... aleyhine 24/09/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, eczacı olarak faaliyette bulunduğunu, aynı zamanda İstanbul Eczacılar Odası Pendik Kaynarca Bölge Temsilcisi olduğunu, davalının kamu kurum ve kuruluşlarına hakaret ve iftira içerikli yazdığı dilekçeler nedeniyle soruşturma geçirdiğini, soruşturma sonunda isnat ve iftiraların asılsız olduğunun ortaya çıktığını, bu olaylar nedeniyle manevi olarak zarar gördüğünü belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı, davacıya karşı yaptığı görev nedeniyle husumet beslediği ve bu nedenle hakaret ve iftira içeren dilekçeler ile şikayette bulunduğu iddiasının doğru olmadığını, davacı ile arasındaki husumetin, eczanesinin davacı tarafından kapatılması yönünde tehdit etmesi ile oluştuğunu, davacının tehdit nedeniyle yargılandığını, davacıya hakaret ve iftira içeren beyanlarda bulunmadığını belirtmiş, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece şikayet dilekçesinde davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır.

25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.

Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.

Somut olayda; eczacı olan davalının Sağlık Grup Başkanlığına bir kısım eczacı ve hastaneleri haksız uygulamaları nedeniyle şikayet etmesi ve Pendik Sağlık Grup Başkanlığı yetkililerince şikayete konu hususların var olmadığının tespiti üzerine, davalının aynı hususlarda Sağlık Bakanlığına şikayette bulunduğu, davacının şikayet nedeniyle soruşturma geçirdiği, davalının da yine dosyadaki bilgi ve belgelerden şikayet üzerine sürekli denetime maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Söz konusu dilekçelerde davacının kişilik haklarına saldırı sözkonusu olmayıp eczacılar odası bölge temsilcilerinin haksız uygulamaları eleştirilmiştir. Şikayet için yeterli emare bulunması nedeniyle davalının yasal şikayet hakkını kullandığı anlaşıldığından, mahkemece manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku K818 md.49
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog