Danıştay 4. Daire Başkanlığı
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/513 E. , 2023/2707 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Büro Makineleri Ticaret Limited Şirketinin ödenmeyen amme borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … gün ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emirlerinin dayanağını oluşturan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinden … tarih … sayılı ödeme emrinin posta, …, …, …, … tarih/sayılı ödeme emirlerinin ise e-tebliğat yolu ile tebliğ olunduğu, asıl borçlu şirket adına tanzim ve tebliğ olunan anılan ödeme emirlerine karşı süresinde dava açılmadığı, şirket hakkında yapılan malvarlığı sorgulamasının olumsuz sonuçlandığı, ödeme emri içeriği borçlar için tarh ve tahsil zamanaşımının söz konusu olmadığı, davacının asıl borçlu şirkette 25/01/2008 ila 25/01/2017 tarihleri arasında kanuni temsilci olarak görev aldığı, dava konusu ödeme emri içeriğinde ki amme alacaklarının ise davacının kanuni temsilci olarak görevli bulunduğu dönemleri içerdiği, amme alacağının tahsili için öncelikli olarak asıl borçlu şirkete gidildiği, amme alacaklarının asıl borçlu şirketten tahsil edilememesi ve tahsil edilemeyeceğinin de davalı idarece somut bir şekilde ortaya konulduğu, asıl borçlu …Büro Makineleri Ticaret Limited Şirketinin 2009 ila 2016 yıllarına ait bir kısım amme borçlarının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; dava konusu … sayılı ödeme emrine ilişkin olarak; dönemleri 2016/1-12, 4-6, 1-3, vadeleri 01/04/2017 ve 30/04/2017 olan amme alacaklarının, beyan ile tahahkuk ettiği halde ödenmeyen kurumlar vergisi, damga vergisi, gecikme zammıdan oluştuğu, davacının ise kanuni temsilcilik görevinden 12/05/2016 tarihinde ayrıldığı görülmekte olup, davacının amme alacaklarının vadesinde kanuni temsilci olmadığı, dolayısıyla vergilerin ödenmesinden sorumlu olmadığı, dava konusu … sayılı ödeme emirlerine ilişkin olarak ise; ödeme emirleri içeriği vergi ve cezaların, asıl amme borçlusu şirket adına … ve … tarafından 6736 sayılı Kanunun 2. ve 3. maddesi kapsamında yapılandırıldığı, davacının şirketteki temsil yetkisinin sona erdiği ve temsil yetkisi sona erdikten sonra şirketi borç altına sokacak hukuki bir işlem de yapmadığı, … ve …'ın şirket adına işlem yaparak şirketin borcunu yapılandırıp taksitlendiriği, dolayısıyla şirketi borç altına sokan işlemi yapan … ve …'ın ödemesi gerektiğinden, bu borçtan dolayı davacının sorumluluğu bulunmadığından davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü ve Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı;
62.maddesinde ise borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde, "tahsil edilemeyen amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; "tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcilere başvurulabilmesi için öncelikle şirket adına kesinleştirilmesi ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun şirketin malvarlığından kısmen ya da tamamen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin ortaya konulması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, asıl amme borçlusu … Büro Makinalari Ticaret Limited Şirketi tarafından kanuni temsilci olarak şirket ortaklarından … ile dışarıdan … ve davacı …’in atandığı bu üç kişiden herhangi ikisinin imzası ile şirketin temsil edilebileceğine dair 26/12/2007 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının 25/01/2008 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildiği, davacı … ile … ve …’ın şirket müdürlüklerinin sona ermesine, şirket müdürü olarak …’ın atanarak şirketi temsil yetkisi verilmesine dair 12/05/2016 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının ise 25/01/2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandığı, şirket borçlarının 6736 sayılı Kanunun 2. ve 3. maddesi kapsamında 22/11/2016 ve 25/11/2016 tarihlerinde … ile … tarafından imzalanan dilekçelerle yapılandırıldığı, 6736 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında yapılandırmaya konu edilen vergi ve cezalara karşı açılan davalarda … ve … Vergi Mahkemelerince 29/11/2016 ve 30/11/2016 tarihli kararlarla feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararların şirket adresine tebliğ edildiği ve temyiz edilmeyerek kesinleştiği, sonrasında asıl amme borçlusu şirket tarafından yapılandırılan borçların ödenmemesi üzerine yapılandırmanın 20/06/2017 tarihinde iptal edildiği, şirkete düzenlenen ödeme emirlerinin ise 06/10/2015 tarihinde posta yoluyla, 28/05/2017, 12/07/2017 ve 27/09/2017 tarihlerinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda amme borcunun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle kanuni temsilcinin sorumluluğu kapsamında amme alacaklarının davacıdan tahsili için dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, davacının ödeme emri içeriği borçların dönemi itibariyle şirketin kanuni temsilcisi olduğu, kanuni temsilci olan üç kişiden herhangi ikisinin imzası ile şirketin temsil edilebileceği, dolayısıyla … ile …'ın imzası ile yapılandırılan borçtan davacının da sorumlu olduğunun kabulünün gerekeceği, kaldı ki şirketin ihbarnamelere karşı açmış olduğu davalarda verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararlarının şirkete tebliğ edildiği ve şirketin bu duruma itirazının görülmediği, yine şirkete düzenlenen ödeme emirlerinin yapılandırma sonrasında şirkete e-tebliğ edildiği görüldüğünden, ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilip kesinleştirilmediği, borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususları da dikkate alınarak incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekeceğinden, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 18/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY :
Asıl amme borçlusu … Büro Makinalari Ticaret Limited Şirketi'nin kanuni temsilcileri olan …, … ve …’ın şirket müdürlüklerinin sona ermesine ve şirket müdürü olarak …’ın atanarak şirketi temsil yetkisi verilmesine dair 12/05/2016 tarihli şirket ortaklar kurulu kararının ise 25/01/2017 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlandığı, şirket borçlarının 6736 sayılı Kanunun 2. ve 3. maddesi kapsamında 22/11/2016 ve 25/11/2016 tarihlerinde … ile … tarafından imzalanan dilekçelerle yapılandırıldığı, bu durumda yetkisiz temsilciler tarafından imzalanan yapılandırma dilekçesinin hukuken yok hükmünde olduğu, bu husus gözetilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.