Aramaya Dön

Danıştay 4. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2020/655
Karar No
K. 2023/2889
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Vergi Hukuku

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2020/655 E.  ,  2023/2889 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

DÖRDÜNCÜ DAİRE

Esas No: 2020/655
Karar No: 2023/2889
TEMYİZ EDEN (DAVALI): …Vergi Dairesi Başkanlığı…

(…Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI): …

İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, ortağı olduğu … İnşaat Taahhüt Müşavirlik Hizmetleri San. Ve Tic. Ltd. Şti.' nin vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen …, …, … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden; ödeme emirlerinin asıl amme borçlusu şirkete henüz tebliğ edilmediği, incelenen uyuşmazlıkta asıl amme borçlusu nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleştirilmek suretiyle tahsil imkanı kalmayan bir amme alacağının varlığından bahsetmenin mümkün olmamasından dolayı dava konusu ödeme emrinin söz konusu ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı ile dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı yönünden; davacının 18/02/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketteki mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, söz konusu tarihe kadar tahakkuk etmiş vergi borçlarından sorumlu tutulması kanun gereği olmakla birlikte, 15/03/2014, 16/05/2014 ve 10/06/2014 tarihlerinde tahakkuk ettirilen alacaklar nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ve hukuka uygun tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

Davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen …, …, … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısımları yönünden ileri sürülen iddialar bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın bu kısımlarının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir Davalı idarenin, dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen ... sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı bakımından; 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un 29/07/1998 tarihli ve 23417 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik- 35. maddesinde yer alan "Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar" hükmü, 06/06/2008 tarihli ve 26898 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3. maddesi ile değiştirilerek mezkûr maddeye, "limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları" ibareleri ve "Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. 'Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." fıkraları eklenmiştir.

Yine 5766 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde, "Bu Kanunla 6183 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve eklenen hükümler, hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları hakkında da uygulanır" hükmü ile, belirtilen değişiklikler ve getirilen yeni hükümlerin, yürürlük tarihinden sonra doğacak amme alacakları için uygulanacağı gibi kanunun yürürlülük tarihinden önce doğmuş olup, halen ödenmemiş amme alacakları için de uygulanacağı sonucu ortaya çıkmaktadır.

Ancak 5766 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/04/2011 tarih ve E.2009/39, K.2011/68 sayılı kararı ile 5766 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin iptaline karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararına göre, 5766 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanunda yapılan ve vergi borcundan sorumlu tutulan şahıslar hakkında önceden varolmayan bir takım yeni sorumluluk yolları ve yeni sorumluluk kriterleri getiren değişikliklerin, henüz tahsil edilmeyen amme alacakları için de geriye yürütülerek söz konusu alacakların tahsiline ilişkin olarak yapılacak işlemlere uygulanması hukuka aykırılık oluşturacaktır. Bu durumda, uyuşmazlığın, davacının sorumlu tutulduğu kamu alacağının ait olduğu yılda yürürlükte bulunan 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un -29/07/1998 yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanunun 21. maddesi ile değişik- 35. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil olanağı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları ifade edilmiştir.

Bu düzenlemenin değerlendirilmesinden, şirket ortaklığı sona ermiş olsa da, ödeme emri ile takip edilen kamu alacaklarının doğduğu dönemde şirket ortağı olan kişilerin bu borcun ödenmemesinden sadece ortak olduğu dönemlerle ve hissesi oranıyla sınırlı olarak sorumlu olacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla limited şirketin vergi borcunun öncelikle şirketin malvarlığından tahsiline çalışılması, vergi borcunun şirketten tahsilinin olanaksız olduğunun tespit edilmesi halinde ise, şirket ortağının ilgili olduğu döneme göre sermaye miktarı veya sermaye hissesi gözönünde bulundurularak takip edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, davacının 10/09/2008 tarih ve 7146 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/09/2008 tarihli ortaklar kurulu kararıyla … İnşaat Taahhüt Müşavirlik Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne ortak olduğu, 11/11/2011 tarih ve 662 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 18/02/2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirket ortaklığından ayrıldığı anlaşılmıştır.

Buna göre, dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının davacının ortak sıfatına haiz olduğu döneme ilişkin olması nedeniyle davacının şirket ortaklığından ayrıldığı tarihe kadar sorumluluğunun bulunduğu, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilerek kesinleştirilip kesinleştirilmediği, şirket hakkında usulüne uygun malvarlığı araştırması yapılıp yapılmadığı, malvarlığı araştırması sonucunda tespit edilen malvarlığının borcu karşılamaya yeterli olup olmadığı, borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, ödeme emrinin davacının hissesi oranında düzenlenip düzenlenmediği hususları incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekeceğinden, Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;

1.Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine, 2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen …, …, … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısımlarının ONANMASINA,

3.Anılan Vergi Dava Dairesi kararının dava konusu ödeme emrinin asıl borçlu şirket adına düzenlenen … sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmının BOZULMASINA,

4.Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.