Esas No
E. 2023/2083
Karar No
K. 2024/93
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/2083

KARAR NO: 2024/93

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/685
KARAR NO: 2023/590
KARAR TARİHİ: 13/07/2023
DAVA: Tazminat
KARAR TARİHİ: 17/01/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili bankanın, davalı .... A.Ş. ile gayrimenkul değerleme hizmetinin sağlanması konusunda 09.04.2010 tarihli sözleşmeyi imza ettiğini iş bu sözleşmeye göre davalı Yetkin müvekkil bankaya anılan mevzuat ve sözleşmede belirtilen şartlarda değerleme hizmeti vermeyi taahhüt ettiğini, davalı Yetkin anılan sözleşme uyarınca vereceği bu hizmetin sözleşme şartlarına uygun olmaması veya ayıplı olması sebebiyle müvekkil bankanın uğradığı zararları sözleşmede belirtilen hükümler çerçevesinde tazmin etmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, diğer davalı ... A.Ş., davalı ... müvekkil banka ile imzalamış olduğu sözleşme çerçevesinde üstlenmiş olduğu iş ve işlemlerin yürütülmesi sırasında müvekkil bankanın uğrayabileceği zararların tazminini teminen mesleki sorumluluk sigortası yaptırmayı kabul beyan ve taahhüt ettiğini, davalı ... AŞ. diğer davalı ...’e yapmış olduğu mesleki sorumluluk sigorta poliçesi hükümlerine göre sözleşmede belirtilen tutar kadar sorumlu olduğunun düzenlendiğini, dava konusu olayda müvekkili bankanın Maltepe şubesi müşterileri ... Limited Şirketi ile ... firmalarına imzaladıkları genel kredi sözleşmeleri kapsamında limit tahsis edildiğini, anılan firmalar tarafından tahsis edilen limitin teminatı olarak gösterilen gayrimenkullere davalı ... Anonim Şirketi tarafından hazırlanan ekspertiz değerleri esas alınarak ve müvekkili banka lehine bu gayrimenkullere ipotek konulduğunu, adı geçen firmalara tahsis edilen limit kapsamında farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda kredi kullandırıldığını, kredilerin ödenmesinin gecikmesi sebebiyle her iki müşterinin hesaplarının kat edilerek kanuni takibe intikal ettirildiğini ve ipoteğin paraya çevrilmesi usulü ile icra takipleri başlatıldığını, takip dosyaları kapsamında düzenlenen kıymet takdiri raporu neticesinde davalı ... Anonim Şirketi'nin hazırladığı değerleme raporlarının yanlış düzenlendiğini, var olmayan daha inşa dahi edilmemiş taşınmazların inşa edilmiş gibi gösterildiğini, teminata daire olarak alınan bu gayrimenkullerin arsa oldukları ve dolayısıyla mevcut değerlerinin çok üzerinde değer biçilmesi ile tahsis edilmemesi gereken kredilerin verilmesine ve bu şekilde müvekkili bankanın zarara uğramasına sebep olduğunu, müvekkili bankanın derhal Kartal .... Noterliği'nin 06/03/2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile her iki davalıya, ihtarname tarihi itibariyle anılan kredi dosyalarına ilişkin müvekkili banka sistemlerinde yer alan borç tutarı olan 503.115,77-TL zararın tazmininin talep edildiğini, davalı ... Anonim Şirketi'nin söz konusu ihtarnameye cevaben Kartal ... Noterliği'nin 05/06/2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, mesleki sigorta poliçesi kapsamında ihtarlarını ... Şirketi'ne ihbar ettiğini ifade ettiğini ve müvekkili bankanın talep ettiği tazminat miktarı hakkında taraflarına ödenecek zarar miktarının tespiti ve tevsiki ile muhtemel rücu işlemlerine esas teşkil etmek üzere yazılı belge örneklerini istediğini, davalı ... Anonim Şirketi'nin ihtarnamede öne sürülen kusur ve ihmal iddialarına itiraz etmediğini, hatta hatanın varlığını da kabul ettiğini, davalı ...Anonim Şirketi'nin talebi üzerine istenilen evrakların 22/06/2012 tarihinde vekillerine teslim edildiğini, ancak her iki davalının da tüm girişimlere rağmen süreci uzatmaya yönelik taleplerini yinelediğini ve dava tarihi itibariyle müvekkili bankanın zararlarının tazmin edilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahkikat sonucu arttırılmak üzere şimdilik 50.000,00-TL'nin avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12/04/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini 722.503,01-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP

Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; davacının, davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını ve harca esas değer olarak 50.000,00-TL gösterdiğini, oysa ki davacı şirketin ihtarname göndererek 503.115,77-TL'nin ödenmesini talep ettiğini açıkça belirttiğini, bu nedenle davacıya eksik harcı tamamlaması için süre verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi için, öncelikle dosya borçluları ve kefilleri aleyhine icra takibi başlatılmış olması ve takibin semeresiz kalması gerektiğini, ancak zararın doğumunun, kredi borçlusuna ve kefillerine yapılacak takibin sonuçsuz kalmasına bağlı olduğunu, takibin semeresiz kaldığı tarihte zararın doğmuş sayılacağını, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine, müvekkilinin hiçbir zaman davacı bankanın iddialarını kabul etmediğini, aksine meydana gelen zarardan müterafik kusuru nedeniyle davacı bankanın sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin yanlış değerleme yapmış olsa dahi, yanlış değerlemenin her zaman zarar meydana getirmeyeceğini, dava konusu olayda zararın meydana gelmesine neden olan olayların tamamıyla davacı bankanın kusurundan kaynaklanmakta olduğunu, bankaların, gayrimenkul teminatı karşılığında kredi kullandırırken, teminata konu gayrimenkulün değerinin yarısı oranında kredi limiti tanımlamakta olduklarını, cebri icra aracılığıyla gayrimenkuller satışa çıkarıldığında genellikle ikinci ihalede ve değerinin yaklaşık yarısı tutarında bir bedelle satılmakta olduğunu, ancak davacı bankanın teminata konu taşınmazın piyasa değerlerinin neredeyse aynı miktarınca kredi kullandırdığını, dava konusu olayda kredi teminatı olarak piyasa değerinin toplamı 260.000,00-TL olan iki ayrı taşınmaza ipotek konulduğunu, ancak davacı bankanın 130.000,00-TL'ye kadar kredi vermesi gerekirken, 356.064,31-TL tutarında teminat tutarının da üzerinde kredi kullandırdığını, davacı tarafın ayrıca teminat almadan ipotekleri fek ettiğini, kredi borçlusunun ödemelerini zamanında yapamadığı açıkça ortaya çıkmışken ipotek fekkinin hiçbir mantıklı izahının olmadığını, zararın meydana gelmesinde kusurun davacı bankaya ait olduğunu, ancak buna rağmen müvekkili şirketin de müterafik kusurlu olduğuna kanaat getirilir ise, sigorta poliçeleri ile genel sigorta şartları ve özel hükümler birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilinin sorumlu olacağı miktarın diğer davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmasının gerekeceğini belirterek, müvekkili şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesi ile; dava konu raporların tarihleri itibariyle davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacının, davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını ve harca esas değer olarak 50.000,00-TL gösterdiğini, oysa ki davacı şirketin ihtarname göndererek 503.115,77-TL'nin ödenmesini talep ettiğini açıkça belirttiğini, kısmi dava olarak müvekkili şirkete davanın yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu 5 adet gayrimenkulün değerinin belirlenmiş olduğunu, araştırmalar kapsamında ilgili tapu müdürlüğü ve belediyedeki resmi belge ve projelerin incelendiğini, 2011/45 sayılı raporda projenin ilgili birimin izin vermemesi nedeniyle resmedilmediğinin belirtildiğini, 2011/144 sayılı raporda ise diğer iki rapordakinin aksine projenin resmedildiğini belirtildiğini ve bir örneğinin dosyaya sunulduğunu, tüm bu veriler ışığında sigortalı şirket yetkililerini yanıltan usulsüzlüğün belediyedeki proje incelenmesi aşamasında yapıldığının tespit edildiğini, her iki çizim arasında farklar bulunduğu ve de 2011/144 sayılı raporun içinde bulunan projenin muhataplarını iğfal etmek amacıyla hazırlandığının tespit edildiğini, ortada sigortalılarının yapmış olduğu mesleki bir hatanın söz konusu olmadığını, söz konusu yanlışlığa organize bir suç örgütünün neden olduğunu, iğfal için mizansene başvurulduğunu ve sahte belgeler kullanıldığını, sigortalısının hasarın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığından, müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kredi dosyalarında müteselsil kefil bulunan gerçek ve tüzel kişilere herhangi bir yasal takip yapılıp yapılmadığının belirtilmediğini, dosyalarda tahsilat olması durumunda sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması için ilgili tahsilatların gerçek zarardan mahsup edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın oluşmasında davacı bankanın da müterafik kusuru bulunmakta olduğunu, davacı bankanın kredi verme aşamasında sadece ipotek verilen teminatları değerlendirmemekte olduğunu, müşterilerin ve de kefillerin kredi notları, ciroları, ileriye dönük iş yapma kapasitelerinin verilen teminatlarla birlikte değerlendirilmekte olduğunu, bunun yanında kredi kullanmak isteyen firmalar hakkında ilgili birimden teknik rapor da temin edilerek kredi konusunda nihai kararın verildiğini, bu aşamada sadece teminat hususundaki bir yanlışlığa atıf yapılarak tüm zararın müvekkili şirketten talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sigortalı ile akdedilen poliçede 30.000,00-TL tutarında muafiyet klozu bulunmakta olduğunu, davacı banka için 3 değerlendirme raporu hazırlandığından 90.000,00-TL tutarın, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hükmedilecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI İLE DAİREMİZ KARARI Dava dosyası öncelikle 50.000,00-TL esas değer üzerinden açılmış, yargılamaya İstanbul 36. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tekli hakimi tarafından ve 2014/145 esas sayılı dosyası üzerinden başlanmış, mahkemenin faaliyetinin sona ermesi neticesinde dosya, mahkememizin 2014/1110 esas sırasına kaydedilmiş, mahkememizin 19/04/2017 tarihli, 2014/1110 esas ve 2017/304 karar sayılı kararı ile; "Fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere(sigorta şirketi davalının sigorta limitleri dahilinde tahsilde tekerrür olmamak şartıyla), 50.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsili..."ne karar verilmiş, verilen kararın davacı vekili ile davalı ... Şirketi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 01/10/2020 tarih ve 2020/16 E., 2020/43 K. sayılı ilamı ile;. "...Davacının müterafik kusuru yönünden hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda yapılan değerlendirmede; bankacılık uygulaması göz önüne alındığında, bir firmaya salt teminat koşulunu karşıladığı için kredi tahsisinin hatalı olduğu, müşterinin kredibilitesinin de araştırılması gerektiği, böyle bir araştırma yapıldığına dair dosyaya yansımış bilgi ve belge bulunmadığı, bankanın kredi tahsis sürecinde genel kabul görmüş ilkeler doğrultusunda haraket ettiği düşünülse bile teminat alımı sürecinde davalı eksper tarafından değerlemesi yapılan gayrimenkuller üzerinde ipotek tesis ederken gayrimenkullerin teminat olma vasfını taşıyıp taşımadığı, satış kabiliyeti ve son kertede aciliyet durumunda edecek satış değeri üzerinden % 25 ila 50 oranında bir marj uygulması gerekirken tüm bunları yapmayarak basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, özen yükümlülüğüne uymadığı bu nedenle oluşan zararda davacı bankaya % 50 oranında kusur atfedilmiş ise de; bu kusur takdirine götüren ve davacının yapması gerekip de yapmadığı veya yapmaması gerekip de yaptığı, kusurunu oluşturan eylemlerinin ne olduğu, her bir eylem için öngörülen kusur oranın ne olduğu ve bunların hangi bankacılık mevzuatı, teamülleri veya davacının iç işleyiş mevzuatının hangisine isabet ettiği raporda açıkça belirtilmeden, soyut 5K kuralından bahsedilerek ve kredi verilen, karşılığında ipotek alınan borçluların hangi durumlarının davacı tarafça dikkate alınmadığına ilişkin raporda bir açıklık ve bir inceleme yapılmadan % 50 kusur takdiri ve bu takdire dayalı mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür. Öte yandan davalı eksperin, değerleme raporlarında gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması ya da değeri etkileyecek bir bilginin verilmemesinden ötürü doğacak zararlar nedeniyle üçüncü şahıslar tarafından kendisine karşı ileri sürülebilecek tazminat taleplerin sonuçlarına karşı davalı ... A.Ş. nezdinde mesleki sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçenin olay başına 250.000,00 TL ile sınırlı olduğu ve hasar başına 30.000,00-TL muafiyet düşüleceği kararlaştırıldığı ve mahkeme kararında bilirkişi raporu göz önüne alınarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak davalı sigorta şirketi yönünden davanın neden kabul edildiğine dair bir açıklama bulunmadığı gibi dosyada bulunan deliller de tartışılarak değerlendirilmemiştir. Diğer bir deyişle sigorta poliçe hükümlerine dayanılarak mı karar verildiği gerekçede belirtilmemiştir. Dolayısıyla sabit olan vakıalarla, bunlardan çıkan sonuç ve hukuki sebeplerin yer almadığı ve kararın denetlenebilir olmadığı görülmektedir. Bu nedenle sigorta şirketi yönünden kararın HMK'nın 297 ve Anayasanın 141. maddesi gereğince gerekçe içermediği açık ve tartışmasızdır....Sonuç olarak; davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6, davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK 355 maddesi gereğince kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, Anayasa'nın 141/3 ve HMK'nın 297/2. maddeleri dikkate alınarak, kusur yönünden belirtilen eksik hususlar doğrultusunda dairemiz kararına uygun şekilde bilirkişiden rapor alınarak yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine iadesine" gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde mahkemece " ...Somut olayda dikkate alınması gerekli hususlarda biri de, davacı bankanın müterafik kusuru, yani, davacı bankanın meydana gelen zararda kendisin de kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise ne oranda olduğudur. Bu kapsamda Mahkememizce bilirkişi heyetinden 04/04/2023 tarihli rapor temin edilmiştir. Söz konusu rapordaki tespitler de dikkate alındığında, davacı bankanın kredi talebini incelemesi ve neticede talep edilen krediyi verip vermeme veya verilebilecek kredi tutarını tespit etmek (veya olası riskleri ortaya koyabilmek) için değerlendirme yapması gerekmekte olup; bu değerlendirme kapsamında davacı bankanın yapması gereken işlemlerin; 1) Hesap durumunun tespitine yönelik gerekli belgelerin alınması (Son üç yıla ait Vergi Levhası, Bilanço ve gelir tablosu kayıtları, Kar/zarar durumu, İşletme sermayesi, Özvarlık durumu, Firma ortakları, (varsa) grup firmalarını tanıtıcı bilgiler, broşürler, faaliyet raporları, kapasite raporları, Şirkete ve ortaklara ait gayrimenkul ve taşıt bilgileri, Ticaret sicil belgesi, İmza sirküleri, Şirket ana sözleşmesi, vs.), 2) Piyasadan bilgi toplanması (istihbarat), (İş konusundaki yeterliliği, İş ahlakı ve karakteri, Taşınır, taşınmaz mal varlığı-ekspertiz raporları-, Diğer bankalarda olan ilişkisi gibi), 3) Kredi değerlerinin hesaplanması, (firmaların düzenleyerek bankaya verdikleri hesap durumuna ait belgelerdeki (bilanço, gelir tablosu, nakit akışı tablosu gibi) sayısal verilerden yararlanılarak hesaplanan ve firmanın hangi tutarda bir krediyi kaldırabileceğine ilişkin rapor), 4) Kredinin açılması için gerekli belgeler düzenlenmesi, alınacak teminat varsa alınması ve bankayla müşteri (varsa kefiller) arasında Genel Kredi Sözleşmesi'nin imzalanması olduğu, davacının davadışı borçlulara kullandırdığı krediler kapsamında; yukarıdaki ilk 3 işlem kapsamındaki (gerekli olan belgelerin temini, istihbarat - mali analiz çalışmaları ve kredi değerlerinin hesaplanması raporunun düzenlenmesi) yükümlülüklerini yerine getirmesine ilişkin belgelerin tamamı dosyaya sunulmadığı, davacı bankanın, davaya konu kredilerin tahsis sürecinde, söz konusu taşınmazlar üzerine, davalı ...A. Ş. tarafından tanzim edilen ekspertiz raporundaki değerleme tutarlarına göre, marj uygulamadan ipotek tesis ettiği, davadışı borçlulara kullandırılan kredi tutarları ile davalı ....A.Ş. tarafından tanzim edilen ekspertiz raporundaki değerleme tutarları karşılaştırıldığında; davadışı borçlu ... firmasına kullandırılan kredinin toplam 307.017,56-TL olduğu; alınan teminat tutarının ise ekspertiz raporunda 600.000,00-TL tespit edildiği, dolayısıyla fiili olarak kullandırılan kredinin, ekspertiz raporunda tespit edilen taşınmazların değerinin yaklaşık % 51'ine tekabül ettiği, davadışı borçlu ... Ltd. Şti.'ne kullandırılan kredinin toplam 600.000,00-TL olduğu; alınan teminat (ipotek) tutarının ise ekspertiz raporunda 1.060.000,00-TL olarak tespit edildiği; dolayısıyla fiili olarak kullandırılan kredinin, ekspertiz raporunda tespit edilen taşınmazların değerinin yaklaşık % 57'ine tekabül ettiği, dolayısıyla, davacı bankanın, davadışı borçlulara tahsis ettiği kredi limitlerinin tamamını kullandırmadığı, davaya konu ekspertiz raporundaki taşınmazların değerinin ortalama/yaklaşık % 55'i oranında fiili kredi kullandırdığı, davacı bankanın, davadışı borçlulara kullandırdığı kredi tutarları (fiilen kullandırılan krediler) itibariyle, bankanın zararının artmasına sebebiyet verici ayrıca bir işleminin olmadığı; ekspertiz raporundaki değerlemenin doğru yapılmış olması ihtimalinde de işbu krediler nedeniyle meydana gelen zararını büyük oranda karşılayabileceği, firmalara kredi limiti tahsis edilmesinin, tahsis edilen limitin tamamının kullandırılacağı anlamına gelmediği, tahsis edilen kredi limitlerini kullandırıp kullandırmamanın bankanın inisiyatifinde olduğu, davacı banka da davadışı borçlulara tahsis edilen kredi limitlerinin tamamını kullandırmadığı, davacı banka tarafından, davadışı borçlular ... Ltd. Şti., ... ve ... aleyhine 25/10/2011 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı Dosyası ile başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde de;

takibe konu taşınmazlar için icra dosyasındaki değerleme raporları ile takdir edilen değerin 135.000,00-TL (her bir arsa payı için 15.000-TL x 9'dan toplam değer) olduğu; satış tutarının ise 58.950-TL olduğu, dolayısıyla 58.950,00-TL tutarındaki satış tutarının, değerleme raporu ile tespit edilen toplam 135.000,00-TL tutarındaki taşınmazların değerinin yaklaşık % 44'üne tekabül ettiği, tekabül ettiği, bu kapsamda, davaya konu ekspertiz raporunun doğru olması halinde, davadışı borçlu ... ye fiili olarak kullandırılan toplam kredinin (307.017,56-TL) ekspertiz raporunda tespit edilen taşınmazların değeri (600.000,00-TL) yaklaşık % 51'i olduğu ve işbu taşınmazların ekspertiz raporu ile tespit edilen değerinin (600.000,00-TL'nin) % 44'üne satılması halinde davacı bankanın zararının % 07 (% 44 satış fiyatı - % 51 kullanılan kredi miktarı = % 7) olacağı, davadışı borçlu .... Ltd. Şti.'ne fiili olarak kullandırılan toplam kredinin (600.000,00-TL) ekspertiz raporunda tespit edilen taşınmazların değerinin (1.060.000,00-TL) yaklaşık % 57'si olduğu ve işbu taşınmazların ekspertiz raporu ile tespit edilen değerinin (1.060.000,00-TL'nin) %e 44'üne satılması halinde davacı bankanın zararının % 13 (% 44 satış fiyatı - % 57 kullanılan kredi miktarı = % 13) olacağı anlaşılmaktadır. Yine, bankacılık uygulamasında gayrimenkuller üzerinde ipotek tesisi ile teminat alınmış olsa dahi, bankacılık usul ve teamüllerinin gerektirdiği diğer uygulamaların da gözetilmesi zarureti karşısında ipotek ile alacağın tamamen güvence altına alındığını göstermediği açık olup, davacı bankanın verdiği kredinin ödenmemesi halinde zararını en aza indirgemek (talep edilen krediyi verip vermeme veya verilebilecek kredi tutarını tespit etmek veya olası riskleri ortaya koyabilmek) için teminat olarak gösterilen gayrimenkullerin ekspertiz tarafından incelenmesi haricinde ayrıca yapması gereken değerlendirmeleri hangi oranda yaptığı tespit dosyadan edilememekle birlikte, davaya konu ekspertiz raporunun doğru olması halinde davacı bankanın zararının davadışı borçlu ... yönünden % 7; davadışı borçlu ... Ltd. Şti. yönünden % 13 olacağından; davaya konu ekspertiz raporunun davacı bankanın zararına neden olacak şekilde hatalı değerlemesinden dolayı oluşan zarardan, davadışı borçlu ... yönünden davacı bankanın kusurunun % 7 ve davalı ... A.Ş.'nin kusurunun ise % 93 olarak kabul edilmesi gerektiği; davadışı borçlu ... Ltd. Şti. yönünden ise davacı bankanın kusurunun % 13 ve davalı ...A.Ş.'nin kusurunun ise % 87 olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Ayrıca davalı sigorta şirketi ile diğer davalı ...A.Ş. Arasında düzenlenen "Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi”nin 1. maddesi kapsamında, davaya konu zarardan davalı sigorta şirketinin poliçede belirtilen teminat limiti kadar sorumluluğu bulunmaktadır. Davalı sigortalı ...A.Ş. tarafından, davacı banka için 3 ayrı ekspertiz raporu düzenlenmişse de “Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi” nin 3. Maddesi kapsamında, "Aynı zarara yol açan birden fazla eylem veya kaçınma"nın tek bir olay olarak kabul edilmesi gerekmektedir; huzurdaki davada da davadışı borçlular 2 ayrı firma olduğundan; tazminat talebine yol açan halin de 2 ayrı olay olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda da her bir borçlu firma yönünden 30.000'er TL muafiyet uygulanması gerekmektedir. Davacı banka ile davalı ... A.Ş. arasında düzenlenen 09/04/2010 tarihli Gayrimenkul Değerleme Raporu Düzenleme Esaslarına İlişkin Sözleşme'nin 17. maddesine göre de, davalı ...A.Ş.', diğer davalı sigorta şirketinin karşılamadığı zararları ödemekle yükümlü olacaktır. Buna göre, davacı bankanın dava dışı iki ayrı firmaya kullandırılan krediler nedeniyle müterafik kusuru, davalı ....A. Ş.'nin kusuru, davalı sigorta şirketinin teminat limitleri ve olay başı muafiyet tutarı ve 09/04/2010 tarihli sözleşmenin 17. Maddesi gereğince davalı ....A. Ş.'nin, diğer davalı sigorta şirketinin karşılamadığı zararları ödemekle yükümlü olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı bankanın talep edebileceği toplam zararın 639.091,92-TL olduğu, bu zararın 352.971,53-TL'sini davalı sigorta şirketinden, kalan 286.120,39-TL'sini davalı ....A. Ş.'den talep edebileceği sonucuna varılmıştır. Davacı tarafın, dava tarihinden önce davalıları temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada bir delil bulunmadığından, tahsiline karar verilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. " gerekçesiyle davanın Kısmen Kabul Kısmen Reddi İle; 639.091,92-TL alacağın 352.971,53-TL'sinin davalı ... A. Ş.'den, 286.120,39-TL'sinin davalı ... A. Ş.'den, dava tarihi olan 09/05/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkil bankanın dava konusu olayda basiretli bir tacir olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, dava dışı şirketler hakkında gerekli piyasa araştırması yaptığını, krediye teminat olarak gösterilen taşınmazlar için davalı gayrimenkul değerleme şirketi tarafından hazırlanan raporlara ve verilen uygunluğa güvenerek dava dışı şirketlere kredi kullandırdığını, somut olayda sözleşmeye aykırı, basiretsiz ve ağır kusurlu hareket eden tarafın davalı ... olduğunu, müvekkil bankaya kusur atfedilmesinin kabul edilmesi mümkün olmadığını, mahkemenin kusur oranının tespitinde kullandığı yöntem soyut, belirsiz ve afaki olduğunu, davalılara Kartal .... Noterliği’nden 06.03.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı değerleme şirketi Yetkin’in tanzim etmiş olduğu raporların yanlış olduğu, mesleki sorumluluk sigortası gereğince diğer davalı ...’nın da müvekkil bankanın zararlarından sorumlu olduğu, ihtarın çekildiği tarih itibariyle (müvekkil banka müşterilerinin risk bakiyesi 474.115,77 TL+ vekalet ücreti 29.000,00 TL=)503.115,77 TL olan müvekkil banka zararının tanzimi ihtarında bulunulduğundan mahkemenin dava tarihinden önce davalıların temerrüde düşürülmediğine ilişkin kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; müvekkil şirket sigortalısının hasarın gerçekleşmesinde hiç bir kusuru bulunmadığını, müvekkil şirket yönünden 30.000,00 TL düşülmek suretiyle tek bir olay bazında hüküm tesis edilmesi gerektiğini, zarar miktarı eksik inceleme ile tespit edildiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... A.Ş vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Raporun muhtelif kısımlarında davacı bankaca yapılacak istihbarat araştırmalarının tamamlanıp tamamlanmadığı ile ilgili herhangi bir bilgi, belge veya raporun dosyada yer almadığı belirtildiğini, kredi kullandırılırken müşterisinin sadece teminat gösterdiği taşınmazın değil, yaptığı işin, çevresinde tanınırlığının ve ödemelerini düzenli yapıp yapmayacağı ile ilgili detay bilgilerin de toparlanması gerektiği hususu raporda da vurgulandığını, buna rağmen davacı bankanın üzerine düşen araştırmaları eksiksiz şekilde yapıp yapmadığı ile ilgili dosyada herhangi bir belge ve rapor bulunmadığı raporla da tespit edilmişken müvekkile hatalı şekilde fahiş düzeyde kusur atfedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer taraftan davacı banka imkanı olduğu halde E Blok 7 numaralı taşınmaz üzerine ipotek koymadığını, dava dilekçesinde 7 numaralı gayrimenkule ipotek koyduğunu belirtse de taşınmaz kayıtlarında ve ipotek belgelerinde 7 numaralı taşınmazda ipotek olmadığını, şayet davacı banka 7 numaralı taşınmaza da ipotek tesis etseydi icra ihalesinde bu taşınmazın arsa payı değerince zararı azalabileceğini, görüldüğü gibi davacı banka tarafından tüm sorumluluk, risk ve zarar tek bir değerleme hizmet sözleşmesiyle müvekkil şirkete yüklenmeye çalıştığını, zararın önlenmesi, azaltılması bakımından hiçbir müspet girişimde bulunmayan bankanın ihmali davranışları hüküm kurulurken göz ardı edildiğini belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, davacı banka ile davalı gayrimenkul değerleme şirketi arasında akdedilen ekspertiz hizmet sözleşmesine istinaden kusurlu hizmet verildiğinden bahisle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davalı gayrimenkul değerleme şirketi, davacı bankanın 25/10/2011 tarihinde, 29.12 2010 tarihli ve 4.000.000,00-TL limitli çerçeve niteliğinde genel kredi sözleşmesi uyarınca dava dışı ... Limited Şirketi ile 20/10/2010 tarihli ve 500.000,00-TL limitli çerçeve niteliğinde genel kredi sözleşmesi uyarınca ... firmasına verdiği krediye teminat oluşturmak üzere ipotek koyduğu taşınmazların gerçek değerinin tespiti için gayrimenkul değerleme raporu düzenlemiş olup, davacı taraf, davalının düzenlediği raporun gerçeğe aykırı olduğunu belirterek uğradığı zararın tazmini için eldeki davayı açmıştır. Taraflar arasında düzenlenen "09/04/2010 tarihli Gayrimenkul Değerleme Raporu Düzenleme Esaslarına İlişkin Sözleşme" de, davacı bankanın ekspertiz hizmeti satın alan, davalı şirketin ekspertiz hizmeti veren olduğu, sözleşmesinin 1. maddesinde; sözleşme konusunun, banka tarafından incelenmesi talep edilen tüm gayrimenkullerin ekspertiz raporlarının hazırlanması işi olduğu, 9 maddesinde; eksper, yanında istihdam ettiği kişiler ve iş yaptığı kurum ve kişilerde dahil olmak üzere ekspertize konu gayrimenkulün hatalı değer ve yer tespiti nedeniyle oluşan bankanın zararını ödemeyi gayrikabili rücu olarak kabul ve taahhüt ettiği, 17. Maddesinde; eksperin bu sözleşme çerçevesinde, üstlenmiş olduğu iş ve işlemlerin yürütülmesi sırasında bankanın doğabilecek zararlarını teminen mesleki sorumluluk sigortası yaptırmayı, işbu sözleşmeden kaynaklanan zararları bankanın, mesleki sorumluluk sigortası kapsamında ilgili sigorta şirketinden talep edebileceğini, eksperin, sigortanın karşılamadığı zararları, bankanın ilk talebinde mahkeme kararına hacet kalmaksızın nakten ve defaten ödeyeceğini taahhüt ettiği görülmüştür. Davalı Eksper'in, değerleme raporlarında gerçeğe aykırı bir değer takdiri yapılması ya da değeri etkileyecek bir bilginin verilmemesinden ötürü doğacak zararlar nedeniyle üçüncü şahıslar tarafından kendisine karşı ileri sürülebilecek tazminat taleplerin sonuçlarına karşı davalı ... A.Ş. nezdinde mesleki sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiği, poliçenin 23/03/2010-23/03/2011 tarihlerini kapsadığı, poliçe teminat bedelinin olay başına 250.000,00 TL limitle sınırlı olmak üzere toplam 2.500.000,00 TL olduğu, hasar başına 30.000,00 TL muafiyet düşüleceği kararlaştırılmıştır. Davacı banka ile ....Ltd.Şti. ile ....LtdŞti, arasında 29.12 2010 tarihinde 4.000.000,00 TL limitli çerçeve niteliğinde genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, taraflar arasında aktedilen genel kredi sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığı, davaya konu gayrimenkuller üzerinde ipotek tesis edildiği, kredilerin zamanında ödenmemesi nedeniyle hesap kat edilerek İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlu hakkında toplam 455.034,81 TL alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, talimat yoluyla Akçakoca İcra Müdürlüğü'nün ... talimat sayılı dosyası kapsamında temin edilen bilirkişi raporu ile taşınmazlara ait toplam değerin 135.000,00-TL olarak tespit edildiği, taşınmazların 58.950,00-TL bedelle satışının yapıldığı, 24/05/2013 tarihinde düzenlenen rehin açığı belgesi ile geriye kalan alacak miktarının 547.264,82-TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı banka ile ... arasında 20.10 2010 tarihinde 500.000,00 TL limitli çerçeve niteliğinde genel kredi söleşmesi düzenlendiği, taraflar arasında aktedilen genel kredi sözleşmesine istinaden krediler kullandırıldığı, davaya konu gayrimenkuller üzerinde ipotek tesis edildiği, kredilerin zamanında ödenmemesi nedeniyle hesap kat edilerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile dava dışı borçlu hakkında toplam 175.238,20 TL alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, talimat yoluyla Akçakoca İcra Müdürlüğü'nün .... talimat sayılı dosyası kapsamında temin edilen bilirkişi raporu ile taşınmazlara ait toplam değerin 141.000,00-TL olarak tespit edildiği, 20/12/2013 tarihinde düzenlenen semersizlik belgesi ile borçlunun bilinen adreslerine yapılan icra işlemlerinin sonuçsuz kaldığı, ilgili yerlere yazılan haciz müzekkerelerinden araç ve gayrimenkul tespit edilemediği ve dosya konusu borçtan dolayı tahsilat sağlanamadığı ve 175.238,19-TL alacak için 20/12/2013 tarihli semeresizlik belgesi düzenlendiği tespit edilmiştir. Davalı ... A.Ş. tarafından düzenlenen, 03.11.2010 tarih, 19.01.2011 tarih ve 29.03.2011 tarihli ekspertiz raporlarında davacı banka tarafından verilen krediye teminat olarak alınan gayrimenkullerin rayiç değerlerinin tespiti ile ilgili olarak düzenlenmiş bulunan raporlarda, her bir bağımsız bölüm ile ilgili olarak inşaatın yapılmış olduğu varsayımına göre değerleme yapıldığı, hatta bazı dairelerde de fiili gerçekleşme oranı tespit edilerek, dairenin halihazırdaki değeri ile bitirilmesi durumunda daire değerinin ulaşacağı rayiç değer ayrı ayrı yazılmak suretiyle gösterildiği, ekspertiz raporlarında "D" ve "E" Blok inşaatlarında bulunan bağımsız bölümlerin inşaat ruhsatının alınmasından sonra tapuda tesis edilmiş olan kat irtifakı tapularına göre yerinde bağımsız bölüm mevcutmuş gibi değerlendirme yapıldığı ve değer tespit edildiği anlaşılmıştır. Burada üzerinde durulması gereken husus davacının kredi alacağının asıl sorumlusu kredi borçlusu olup, davacı zararının, davalı yönüyle kredi alacağının kredi borçlusundan tahsil olanağının kalmaması halinde doğduğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim bu husus Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25/03/2019 tarih 2019/1325 Esas 2019/3912 Karar sayılı ilamında " davacı banka hatalı ekspertiz raporu nedeniyle uğradığı zararı, davalı eksperden talep edebilmesi için öncelikle teminat olarak alınan ipoteği paraya çevirmesi ve satıştan sonra ödenmeyen bir alacağının kalması halinde bunun için kesin veya geçici rehin açığı belgesi (İİK m.152, 150/f) alınması, ayrıca asıl borçlu hakkında tüm takip yolları tüketilmesine rağmen, tahsil edilemeyen bakiye alacak için aciz vesikası alınması (İİK m.105) zorunludur. Zira ödenmeyen kredi borcunun, rehin paraya çevrilerek veya asıl borçludan tahsili halinde, eldeki davanın konusuz kalacağı açıktır. Bu nedenle, asıl borçlu hakkında aciz vesikası ve rehin açığı belgesi alındıktan sonra eldeki davaya devam edilmesinde davacının hukuki yararının olduğu kabul edilmelidir." şeklinde ifade edilmiştir.Somut olay incelendiğinde; davacı bankanın, dava dışı şirket ve şahsa kredi kullandırdığı, bu kredileri teminat altına almak için taşınmazlar üzerinde ipotek tesis ettirdiği, kredinin kullandırılması aşamasında ipotek verilen taşınmazın değerinin tespitinin yapılması bakımından davalı şirket ile ekspertiz hizmet sözleşmesi imzalandığı, davalı şirketçe taşınmazların değerinin tespit edildiği, davacının kullandırdığı kredilerin kredi borcu sorumluları tarafından ödenmediği, davalının değerleme hizmeti verdiği taşınmazın icra kanalıyla satıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Davacı taraf, işbu davasında değer tespiti hizmeti veren davalı şirketin kredi verilmesi aşamasında, kredinin teminatı olarak üzerinde ipotek tesis ettirilen taşınmazın değerinin, gerçeğin çok üzerinde tespit ettiğini, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürmüştür. Taraflar arasındaki 09/04/210 tarihli Gayrimenkul Değerleme Raporu sözleşmesinin 9. maddesi gereğince davalı şirket, davacı bankanın ekspertize konu gayrimenkulün hatalı değer ve yer tespiti nedeniyle oluşan zararını ödemekle yükümlüdür. Davacının somut olay sebebiyle talep edebileceği zarar miktarı, kredi alacağı bulunması, kredi borçlularından tahsil edilememesi ve alacak miktarını geçmemesi kaydıyla, taşınmazın değerleme tarihindeki gerçek değeri ile davalının belirlediği bedel arasındaki fark kadar olduğunun kabulü gerekmektedir. Dava dışı ....Ltd.Şti.'nin kullanmış olduğu kredilere teminat olmak üzere ipotek tesis edilen ... ili ... ilçesi ... mahallesinde bulunan ... parsel sayılı kat irtifakına ayrılan taşınmaz üzerindeki "D" Blok 11-13-15-16 ve E Blok 10-11-15-16-17 bağımsız bölümler için davalı eksper tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda toplam 1.060.000,00 TL olarak değer tespit edilmiştir. İcra daireleri marifetiyle yapılan kıymet takdiri raporunda D ve E blokların imalatına başlanmadığı, zeminde sadece A, B ve C blokların mevcut olduğu bu nedenle değerlendirmenin sadece arsa payı üzerinden yapılmış olup toplam 135.000,00 TL hesaplandığı aradaki farkın 925.000,00 TL olduğu, dava dışı ...nin kullanmış olduğu krediye teminat olmak üzere ipotek tesis edilen E Blok 8 ve 9 nolu bağımsız bölümler için davalı eksper tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda toplam 260.000,00 TL olarak değer tespit edildiği, icra daireleri marifetiyle yapılan kıymet takdiri aynı şekilde sadece arsa payı üzerinden yapılmış olup toplam 25.000,00 TL olarak hesaplandığı, aradaki farkın 235.000,00 TL olduğu böylece tüm taşınmazların ekspertiz değeri ile kıymet takdir raporu arasındaki farkın 1.160.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Bu bilgiler ışığında davacının zararı 1.160.000,00 TL olarak hesaplanmış ise de zararın tazmini için İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında başlatılan takipte bakiye alacak için dava tarihinden önce düzenlenmiş 547.264,82 TL tutarında rehin açığı belgesi, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında ise dava tarihinden önce düzenlenmiş 175.238,20 TL semeresizlik belgesi düzenlenmiştir. O halde davacının toplam zararı 722.503,02 olduğu görülmüştür.Davacının müterafik kusuru yönünden hükme esas alınan 04/04/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu, gerekçeli denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli görülmekle, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı dosyasından dava dışı borçlu .... Ltd. Şti. yönünden meydana gelen 547.264,82 TL tutarındaki zarardan davacı bankaya atfedilen % 7, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı dosyasından dava dışı borçlu ...

yönünden meydana gelen 175.238,20 TL tutarındaki zarardan davacı bankaya atfedilen %13 oranındaki müterafik kusur oranı dairemizce de uygun bulunmuştur. Tarafların kusur durumuna göre yapılan hesaplamaya göre, davalı değerleme şirketinin, dava dışı borçlu .... Ltd. Şti. yönünden meydana gelen 547.264,82 TL tutarındaki zararın 476.120,39 TL'sinden, dava dışı borçlu ... yönünden meydana gelen 175.238,20 TL tutarındaki zararın ise 162.971,53 TL'sinden davacı banka ili imzalanan 09/04/2010 tarihli sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca sorumlu olduğu ancak sözleşmenin 17. Maddesi uyarınca işbu sözleşmeden kaynaklanan zararları bankanın, mesleki sorumluluk sigortası kapsamında ilgili sigorta şirketinden talep edebileceği, eksperin, sigortanın karşılamadığı zararların davalı değerleme şirketinden talep edilebileceği anlaşılmıştır.Davalı sigorta şirketi ile diğer davalı ...A.Ş. arasında düzenlenen "Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi”nde poliçe teminat bedelinin olay başına 250.000,00 TL limitle sınırlı olmak üzere toplam 2.500.000,00 TL olup hasar başına 30.000,00 TL muafiyet düşüleceği kararlaştırılmıştır. Davalı sigorta vekili, müvekkil şirket yönünden 30.000,00 TL düşülmek suretiyle tek bir olay bazında hüküm tesis edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de “Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi” nin 3. Maddesine göre, aynı zarara yol açan birden fazla eylem veya kaçınma"nın tek bir olay olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Oysa somut olayda davadışı borçlular 2 ayrı firma olduğundan; tazminat talebine yol açan halin de 2 ayrı olay olarak kabul edilerek bu kapsamda da her bir borçlu firma yönünden 30.000'er TL muafiyet uygulanması yerinde görülmüştür. Buna göre davacı banka ili imzalanan 09/04/2010 tarihli sözleşmenin 9. ve 17. maddesi ile davalılar arasında akdedilenMesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi'nin hükümleri uyarınca davacı bankanın talep edebileceği toplam 639.091,92-TL zararın 352.971,53-TL'sini davalı sigorta şirketinden, kalan 286.120,39-TL'sini davalı ....A. Ş.'den tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Temerrüt itirazı yönünden; Mahkemece, dava tarihinden önce davalıları temerrüde düşürdüğüne ilişkin dosyada bir delil bulunmadığından, tahsiline karar verilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili her ne kadar, davalılara Kartal ... Noterliği’nden 06.03.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı değerleme şirketi Yetkin’in tanzim etmiş olduğu raporların yanlış olduğu, mesleki sorumluluk sigortası gereğince diğer davalı Anadolu Sigorta’nın da müvekkil bankanın zararlarından sorumlu olduğu, ihtarın çekildiği tarih itibariyle (müvekkil banka müşterilerinin risk bakiyesi 474.115,77 TL+ vekalet ücreti 29.000,00 TL=)503.115,77 TL olan müvekkil banka zararının tanzimi ihtarında bulunulduğunu iddia etmiş ise de, söz konusu ihtarnamenin çekildiği tarih itibariyle davacının henüz talep edebileceği bir alacağı bulunmamaktadır. Yukarıda emsal Yargıtay kararında ifade edildiği üzere davacı banka hatalı ekspertiz raporu nedeniyle uğradığı zararı, davalı eksperden talep edebilmesi için öncelikle teminat olarak alınan ipoteği paraya çevirmesi ve satıştan sonra ödenmeyen bir alacağının kalması halinde bunun için kesin veya geçici rehin açığı belgesi (İİK m.152, 150/f) alınması, ayrıca asıl borçlu hakkında tüm takip yolları tüketilmesine rağmen, tahsil edilemeyen bakiye alacak için aciz vesikası alınması (İİK m.105) zorunlu olduğundan, 547.264,82-TL'lik zarar yönünden 24/05/2013 tarihinde düzenlenen rehin açığı belgesi, 175.238,19 TL zarar yönünden 20/12/2013 tarihinde düzenlenen semersizlik belgesinden önce çıkartılan ihtarın usulüne uygun olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-HMK' nın 353/1.b.1 Maddesi gereğince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ayrı ayrı hazineye gelirkaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 157,75 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının, davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan 10.915,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.487,40 TL' nin istemi halinde davalı ... A.Ş.'ye iadesine, alınması gereken 427,60 TL istinaf maktu karar harcının, davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 4.886,23 TL harçtan mahsubu ile bakiye 4.458,63 TL' nin istemi halinde davalı ... A.Ş.'ye iadesine,5-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere (harç yönünden) oy çokluğu ile karar verildi.17/01/2024

MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu " belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği , (1) Sayılı Tarife Yargı Harçlarının III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde " (değişik:5235/m.

52.yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E 2021/7367 K sayılı ilamında da ''.... Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nın 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına ''dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.17/01/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.