Aramaya Dön

Danıştay 6. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/5092
Karar No
K. 2023/4020
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/5092 E.  ,  2023/4020 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No: 2021/5092
Karar No: 2023/4020
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): … Mirasçıları

1.…2- …

3.… 4- …

5.…6- …

7.… 8- …

VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Kocaeli İli, Gebze İlçesi, … Mahallesi, kök … pafta, … parsel (77.669,607 m2 taşınmazın 245/2400 hissesi) sayılı taşınmazın tapu kaydı iptal edilerek, bu yere karşılık olarak … ada, … parsel (6.485,73 m2) sayılı taşınmazın verilmesine yönelik, Dilovası Organize Sanayi Bölgesi tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca 02/11/2010 tarihinde yapılan parselasyon işlemi neticesinde, iki taşınmaz arasında gerek m2 birim değeri gerekse yüz ölçüm itibariyle zarara uğratıldığından bahisle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 180.000,00-TL maddi tazminatın parselasyon işleminin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacının eksik ve değeri düşük yer tahsisinden ve dolayısıyla tam yargı davasının dayanağı idari işlemden en geç adli yargı mercilerinde 27/02/2015 tarihinde açtığı dava ile haberdar olduğunun kabulü gerektiği, Asliye Hukuk Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararlarının içeriğinde Anayasa'nın 40. maddesinde yer alan düzenlemeye uygun olarak idari yargı yoluna başvurma süresinin gösterilmemiş olması nedeniyle, görevsizlik kararının kesinleşme tarihinden itibaren özel dava açma süresi olan otuz günlük sürenin değil, genel dava açma süresi olan altmış altmış günlük sürenin esas alınması gerektiği, maddi olayda Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 09/12/2019 tarihinde kesinleştiği, bakılan davanın ise 06/08/2020 tarihinde açıldığı, buna göre, görev ret kararı üzerine, anılan görev ret kararına konu davanın devamı niteliğinde ve buna yönelik dava açma süresinin yargısal içtihatlarla ortaya çıkan istisnası durumundaki 60 günlük genel dava açma süresinin de geçirildiği, davalı idareye yapılan 07/07/2020 tarihli başvuruya verilen cevabın ise dava açma süresini 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında yeniden canlandırmayacağı gerekçesiyle süre aşımı nedeniyle davanın esasının incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Taşınmazın bulunduğu alanda davalı idarece 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan 02/11/2010 tarihli parselasyon işlemi ile mezkur hisseli taşınmazın tapu kaydının iptal edildiği ve bu yere karşılık olarak … ada, … parsel (6.485,73 m2) sayılı taşınmazın tam hisse olarak davacıya tahsis edildiği, anılan parselasyon işlemi neticesinde kök parsel ile tahsis edilen parsel arasında gerek m2 birim değeri gerekse yüz ölçüm itibariyle fark bulunduğu ve zarara uğradığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Parselasyon işlemine askı süresinde itirazda bulunulmadığı, davada süre aşımı bulunduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemiyle mevzuata uygun olarak düzenleme ortaklık payı (DOP) kesintisi ve yürürlükteki imar planı uyarınca eşdeğer olabilecek en uygun tahsisin yapıldığı, … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin E:… sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporlarında da herhangi bir zararın meydana gelmediğinin belirtildiği, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 21/11/2021 tarihinde vefat eden davacı … yerine mirasçıları …, …, …, …,…, …, …, … olarak alınarak işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Kocaeli İli, Gebze İlçesi, …Mahallesi, kök … pafta, … parsel (77.669,607 m2 taşınmazın 245/2400 hissesi) sayılı taşınmaz üzerinde Dilovası Organize Sanayi Bölgesi tarafından 02/11/2010 tarihinde parselasyon işlemi yapılmıştır. Bu işlem neticesinde davacının tapu kaydı iptal edilerek bu yere karşılık olarak … ada, … parsel (6.485,73 m2) sayılı taşınmaz verilmiş, davacı tarafından, parselasyon işleminden doğan zararın tazmini amacıyla 27/02/2015 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın görev yönünden reddi kararının …Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak reddedilmesi sonrasında … tarih ve … sayılı dilekçeyle zararın tazmini amacıyla davalı idareye başvuru yapılmıştır. Başvurunun … tarih ve … sayılı yazıyla reddi üzerine, bu iki taşınmaz arasında gerek m2 birim değeri gerekse yüz ölçüm itibariyle zarara uğratıldığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 180.000,00-TL maddi tazminatın parselasyon işleminin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle 06/08/2020 tarihinde dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkında sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." hükmüne, "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin 3. fıkrasında ise, "idari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirimden itibaren başlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava ama süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, bu sürelerin idari uyuşmazlıklarda, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı düzenlenmiştir.

Aynı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. Maddesinde ise, ilgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açılabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresi işlemeyeceği; ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı yargı merciine başvurulmasını belirli bir süreyle sınırlandıran ve idari yargıda hak düşürücü nitelikte olan dava açma süresinin, aynı zamanda Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetiyle de doğrudan ilişkili olması karşısında, anılan temel hak ve hürriyetlerin kullanımını sınırlandırıcı katılıkta yorumlanmaması gerektiği gibi usul hükümlerini etkisiz hale getirecek esneklikte de yorumlanmaması, her bir somut olayın oluşu ve özellikleri gözetilerek konunun ele alınması gerekmektedir.

Diğer taraftan, Anayasa'nın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği düzenlenmiş, aynı şekilde Anayasa'nın 90. maddesinin 5. fıkrasında yapılan değişiklikle iç hukukumuzun bir parçası haline gelen uluslararası sözleşmelerden birisi olan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek Protokolün 1. maddesinde, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı bulunduğu, herhangi bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Dar anlamda mülkiyet hakkının kapsamını taşınır ve taşınmaz malların oluşturduğu söylenebilmekte ise de, terminolojik olarak aynı şekilde ifade edilen bu hakkın anayasa yargısındaki kapsamı daha geniş tutulmuş ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin muhtelif kararlarında benimsenen ilkelere göre, kişilerin mamelekinde mevcut olan, ekonomik değer taşıyan, parayla ölçülebilir ve üzerinde tasarruf edilebilir her türlü değerin mülkiyet hakkının kapsamına girdiği kabul edilmiştir. Bu anlamda, kişilerin sahip olduğu para ve likit varlıklar ile kazançlar da bu hak kapsamında yer aldığından, idarece tesis edilen işlemlere dayalı olarak söz konusu ekonomik değerlerin kaybından doğan uyuşmazlıkların yargısal denetiminde dava açma süresi, mülkiyet hakkı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 10/04/2003 tarihli, E:2002/112, K:2003/33 sayılı ve 17/03/2011 tarihli, E:2009/58, K:2011/52 sayılı kararlarında, mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliğe sahip olduğuna, bu hakkın zamanaşımına uğramamasının hukukun genel ilkelerinden birisi olduğuna vurgu yapılmıştır.

Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birisi olan mülkiyet hakkının zaman ötesi niteliği göz önünde bulundurulduğunda, bu hakkın ihlal edildiğinden bahisle söz konusu ihlalin kaldırılmasına yönelik gerekli işlemlerin yapılması istemiyle ilgililer tarafından 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca her zaman idareye başvurulabileceğinin ve bu başvurunun reddedilmesi halinde aynı Kanun'un 7. maddesinde öngörülen 60 günlük yasal süresi içinde söz konusu işleme karşı dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.

Bu tespit ve açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, davalı idareye yapılan başvurunun özü itibariyle hukuki niteliğinin, süregelen mülkiyet hakkı ihlalinin kaldırılmasına yönelik gerekli işlemlerin yapılması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 27/02/2015 tarihinde adli yargıda açılan davada verilen görev ret kararının 09/12/2019 tarihinde kesinleşmesi ve 08/01/2020 tarihinde davacıya tebliği üzerine 06/08/2020 tarihinde tazminat istemiyle açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, müteveffanın 10. madde kapsamında yaptığı başvurunun süregelen zararın tazmini istemiyle yapılan bir başvuru olduğu, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle 60 günlük yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılan davada süre aşımı bulunmadığından, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın süreaşımı yönünden reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,

2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/04/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.