İçtihat Pro — Emsal Kararlarla Güçlü Savunma — ictihatpro.com
Devam etmek için kayıt olun
Ücretsiz hakkınızı kullandınız.
Kayıtlı kullanıcılar günde 3 arama yapabilir ve 30 belgeye kadar görüntüleyebilir.
Karar Etiketleri
29.12.2023
REDDİNE
ISTINAFHUKUK
HUKUK
Ceza Hukuku
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
6098 sayılı TBK'nın 20 vd. maddelerinde düzenlenen genel işlem koşullarına ilişkin hükümler tacirler hakkında da geçerli olmakla birlikte, genel işlem koşullarının TTK'nın 18/2. maddesinde düzenlenen her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda, davacının sözleşmeleri basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerektiği bir yana taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin 20.09.2012 tarihinde başladığı, fesih bildirim tarihine kadar davacının sözleşme metnine itiraz etmediği anlaşılmakla sözleşmede davacının zararına olduğu ve davacının asıl iradesini yansıtmadığı ileri sürülen maddelerin genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Sözleşmeyi sona erdirme, kapsamını belirleme serbestisi, sözleşme serbestisi kapsamında olup, sözleşmedeki maddelerin geçersiz olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Taraflar arasındaki sözleşmede davacının işletme için yaptığı masrafların davalı tarafından karşılanacağına ilişkin hüküm bulunmadığı, araç tamir masrafları, kiralık araç gideri, araç trafik poliçesi yenileme masraflarının davacının sorumluluğunda olduğu, kaybolan kargoların sözleşmenin 12. maddesi gereğince davacının sorumluluk alanında kaldığı, sözleşme süresince düzenlenen hakediş raporlarındaki kesintilerin tamir bakım onarım giderleri, hasar tazmini, faizler ve cezalardan oluştuğu ve hakediş raporlarının altında kesintilere ilişkin açıklama dökümleri bulunduğu, bu açıklama dökümlerine ilişkin olarak davacının sözleşme süresince itirazda bulunmadığı, devir tarihinden önce ... Kargo müşterisinin ödeme yapmamasından dolayı oluşan borca ilişkin davalı tarafça kesinti yapıldığı, davalı şirket tarafından yapılan ve hakediş raporlarında belirtilen kesintiler nedeniyle tanzim edilen faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu gözetildiğinde mahkemece alınan 24.09.2019 tarihli yeterli bilirkişi raporu esas alınarak davacının alacak isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükü kaydın aksini iddia edene aittir. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191/2. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Borçlu, bononun başka bir amaçla verildiği yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispatlamalıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2018/2939 Esas, 2019/4786 Karar sayılı 2017/3521 Esas, 2019/1844 Karar sayılı kararları)Takip konusu bononun teminat senedi olduğuna ilişkin iddianın hangi ilişkinin teminatı olduğu, senet üzerine konulmuş bir kayıtla ya da takip dayanağı senedin tanzim ve vade tarihi ile miktarı belirtilmek suretiyle açık atıf yapılan bir sözleşme ile ispatlanması gerekir. (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2015/14658 Esas, 2015/27010 Karar sayılı ilamı) Taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin 39. Maddesinde, ... Kargonun doğabilecek muhtemel alacaklarına karşılık teminat verileceği düzenlenmiş olmakla birlikte takip konusu bonoya açık bir atıf bulunmamaktadır. Davacı ... takibe konu bonoda avalist olup, 6102 sayılı TTK'nın 702/2. maddesi uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Dolayısıyla avalistin, keşideci ile lehtar arasında olan şahsi def'ilere dayanması mümkün değildir. Hal böyle olunca davacı ... lehine aval verdiği keşideci gibi bonodan dolayı sorumludur. Davacılar, bononun 20.09.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin teminatı olduğunu iddia etmektedir. Davalı ise acentenin denetiminde tespit edilen kasa açığı (borcu) ve hem de taraflar arasındaki acentelik sözleşmesine aykırı diğer fiil ve işlemlerinin karşılığı olarak 180.000 TL miktarlı bir adet senet tanzim ve imza olunarak davalı şirkete teslim edildiğini, senedin davacının kasa açığı sayım noksanları, müşteri mutabakatları sonucu çok sayıda fatura kesilerek tahsilat yapıldığı halde tahsil edilmemiş gösterilmesi, sözleşmenin hükümleri gereği acenteye yansıtılması gerekli olan tüm gider kalemleri ve acentenin mevcut hak edişlerinin mahsubu sonucu davacının borcuna karşılık verildiğini, teminat senedi olmadığını savunmaktadır. Davalının anılan ifadelerinin, nakden düzenlenen senedi talil mahiyetinde olmadığı açıktır (Bkz: Yargıtay 19. HD.nin 28/11/2016 tarih ve 3869/15212 sayılı kararı ile 04/07/2017 tarih ve 7760/5554 sayılı kararı). Bir an için, davalının beyanının talil niteliğinde olduğu kabul edilecek olsa dahi, davacı da teminat iddiasında bulunduğundan, olayda çift taraflı talilden söz edilecektir. Çift taraflı talilde ise ispat külfeti yer değiştirmez. Buna göre, somut olayda kambiyo senedine karşı ispat yükü her hâlde davacı borçluya aittir. 6102 sayılı TTK 778 yollamasıyla 680. maddesi gereğince açığa bono düzenlenmesi mümkün olduğundan boş bırakılan yerlerin sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu yolundaki iddianın tanık beyanıyla ispatı mümkün olmayıp, bu iddianın kanuni delillerle (kesin delillerle) ispat edebileceği gözetildiğinde bu yönde kesin delili bulunmayan davacı tarafça bu iddianın ispatlanmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan gerek acentelik sözleşmesinde takibe konu bonoya ilişkin açık bir düzenleme olmaması gerekse bononun üzerinde nakden kaydının olması karşısında davacıların bu bononun teminat senedi olduğunu dava değeri gözetildiğinde HMK'nun 201. Maddesi uyarınca aynı kuvvet ve mahiyetteki yazılı delillerle ispat etmesi gerekir. Davacılar tarafından bu konuda ispata yarar yazılı bir delil sunulmamıştır. Ayrıca iki farklı bono bulunduğu iddiası da davacı tarafından usulüne uygun yazılı delillerle ispatlanmamıştır. Bu nedenle mahkemece menfi tespit talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu
K6102 md.702/2
K2004 md.72/4
TTK md.778
K6098 md.18/2
HMK md.355
HMK md.191/2
HMK md.362
TBK md.20
HMK md.353
HMK md.201
TTK md.18/2
TTK md.702/2
K15212 md.680