Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/348 E. , 2023/3859 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
2.… Bakanlığı/…
3.… Büyükşehir Belediye Başkanlığı/…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, eski ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda ...tarihli, … sayılı ilçe belediye meclisi kararı ile kabul edilen ve ...tarihli, … sayılı büyükşehir belediye meclisi kararı ile onaylanan 1. Etap 1/1000 ölçekli Üsküdar Boğaziçi Gerigörünüm ve Etkilenme Bölgeleri Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planına yapılan itirazlar üzerine … tarihli, ..., … ve … sayılı ilçe belediye meclisi kararları ile kabul edilen ve … tarihli, … sayılı büyükşehir belediye meclisi kararları ile onaylanan 1. Etap 1/1000 ölçekli Üsküdar Boğaziçi Gerigörünüm ve Etkilenme Bölgeleri Koruma Amaçlı Revizyon Uygulama İmar Planı Değişikliğinin ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında sosyal konut alanında kalan davacının hak iddia ettiği alanın 1/1000 ölçekli uygulama imar planı notunun 1.3 sayılı maddesi uyarınca Üsküdar Belediye Başkanlığı adına bedelsiz devir ve tesciline ilişkin … tarihli, … sayılı belediye encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; bir başka davacı tarafından dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 6. maddesi çerçevesinde doğrudan kendisine satılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlem ile söz konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında eski kayıt maliki (orman sınırları içine alınıp Hazine adına tescili yapılmadan önceki maliki) olan ... Konut Yapı Kooperatifine iadesine ilişkin Bakanlık Olurunun iptali istemiyle açılan davada, anılan işlemlerin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile kaldırılarak, 6292 sayılı Yasanın 7/1-c maddesi ile taşınmazın fiili kullanıcıları karşısında eski maliklere öncelik hakkı tanındığı, olayda da eski malik kanundan kaynaklanan iade hakkını kullanarak idareden talepte bulunduğundan ve idarece bu talep yerinde görüldüğünden tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmazın fiili kullanıcısı olduğu belirtilen davacının 6292 sayılı Yasada belirtilen şartları taşısa dahi doğrudan satış hakkından yararlanamayacağı, dolayısıyla satış talebinin reddi yolunda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu durumda, dava konusu işlemin mülkiyet hakkını ilgilendirmesi nedeniyle tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği, işlemin niteliği gereği malik veya intifa hakkı sahibi olmayanların dava açma hakkının bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta 6292 sayılı Kanun uyarınca taşınmazın kullanıcısı durumda olan davacının mevcut durum itibarıyla satış talebinin reddine ve söz konusu taşınmazların eski kayıt malikine iadesine karar verildiği, davacının dava konusu alanda uygulama imar planı ile taşınmazların kısmen belediye adına bedelsiz devir ve tesciline ilişkin belediye encümeni kararının iptalini istemekte, yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti : İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Taşınmazın yolsuz tescil ile tescil edilmiş tapusuna değer verilerek eski kayıt malikine iadesine karar verildiği, iade işlemine karşı dava açıldığı, bu şekilde kendisinin işgalci durumuna düşürüldüğü, taşınmazın kooperatife iadesine hukuken olanak bulunmadığı, iptali istenilen işlemler ile arasına kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : … Bakanlığının savunması; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. … Büyükşehir Belediye Başkanlığının savunması; 6292 sayılı Kanunun önceki kayıt maliklerine bir öncelik hakkı tanıdığı, bu Kanun uyarınca taşınmazın kullanıcısı durumunda olan davacının satış taleplerinin reddine ve taşınmazın eski kayıt malikine iadesine karar verildiği, davacının yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
Üsküdar Belediye Başkanlığının savunması; davacının tapu kaydının yolsuzluğu ile ilgili iddialarının dava dışı olduğu, dava konusu işlemler ile davalı yanında müdahil olan kooperatifte hak sahibi olan 12.000 kişinin mağduriyetinin giderildiği, 6292 sayılı Kanun ile işgalcilerin yitirdiği menfaatlerinin, sosyal konut alanı içinde yeniden canlandırılarak yasal hale getirilmesinin amaçlandığı, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilirse davacı ve diğer işgalciler için oluşturulan sosyal konut alanı ortadan kalkacağından, işgalcilerin mağduriyetlerine neden olunacağı, kararın onanması gerektiği savulunmuştur. Davalılar yanında müdahilin savunması; savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY : Dosyanın ve Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/03/2023 tarihli, E:2021/2090, K:2023/1359 sayılı kararının birlikte incelenmesinden;
Hekimbaşı ve Çavuşbaşı Orman ve Çiftliğine ait kayıtlara göre uyuşmazlık konusu taşınmazın geldisinin … adına …'e bakıp gözetmesi şartı ile verildiği ve …’in 1331'de ölümü üzerine tescil edildiği, daha sonra tapu kaydı sahiplerinin Osmanlı hanedanına mensup olmaları nedeniyle Maliye Bakanlığı’nın 20/10/1943 tarihli yazıları ile Aralık 1943’te Maliye Hazinesi adına Beykoz tapusuna tescil edildiği, tapu sahibi mirasçıları tarafından tescilin iptali istemiyle açılan davada … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile Hazine adına yapılan tescilin iptaline karar verildiği, bu kararın Yargıtay ... Dairesince onanarak 04/05/1945 tarihinde kesinleşmesi üzerine yeniden tapu sahibi mirasçıları adına Aralık 1945'te … numarada (tapu miktarı belirsiz olarak) tescil edildiği, bundan sonra tapu kaydının … ve … numaralara gittiği ve paylar birleştirilmek suretiyle çiftliğin tümü hakkında tapu kayıtları izale-i şüyu davası ile taksime tabi tutularak … Asliye Hukuk Hakimliğinin … tarihli, K:… sayılı kararı ile 6 parçaya bölündüğü ve hissedarlar adına Beykoz tapusuna Haziran … tarih … ile … numaralara kaydedildiği, diğer taraftan 1937 tarihinde yürürlüğe giren 3116 sayılı Orman Kanunun 5. maddesi uyarınca orman sınırlaması ile görevlendirilen orman tahdit komisyonunca hazırlanan 1940 tarihli tahdit zabıtnamesi ile Hekimbaşı Çiftlik arazisi orman tahdit sınırları içine alınarak haritasının düzenlendiği, çiftlik sahipleri tarafından orman sınırları içine alınması işlemine itiraz edilmesi üzerine … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, K:… sayılı kararı ile Hekimbaşı Çiftliği ormanlarına müdahalenin menine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesinin … tarihli, … sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır. 1940 yılında 3116 sayılı Yasaya göre devletleştirilen ve 6.24 hektar olan Hekimbaşı Çavuşbaşı Ormanlarının tümünün 4785 sayılı Yasanın 1945'te yürürlüğe girmesi ile Hekimbaşı Çiftliği olarak devletleştirildiği, tapuya tescilinin yapılması için tapu idaresine bildirim yapıldığı, tapu idaresince Beykoz tapusuna Mayıs 1947 tarihinde Maliye Hazinesi adına tescil edildiği ve tapuya hududunun haritasında ayrıntılı olarak gösterildiğinin yazıldığı, ancak Hekimbaşı Çiftliği sahipleri adına Aralık 1944 (…) numara ve Aralık 1945 (…) numarada kayıtlı olan tapuların sicillerine "Bu tapuların orman olarak devletleştirilerek Mayıs 1947'de Hazine adına tescil edilmiştir." ibaresinin yazılmaması nedeniyle çiftlik sahiplerinin bundan istifade ederek Sulh Hukuk Mahkemesinde izale-i şüyu davası açtıkları ve taksimini istedikleri tapu kaydının kapsadığı yer orman olarak devletleştirilmemiş gibi, tapu kayıtları yasal bir kayıtmış gibi tapunun taksim edildiği ve adlarına Haziran 1947'de … ve … numaralara tescil edildiği, ancak bu kayıtların düşünceler hanesine “bu kayıtta yazılı orman kısmı 4785 sayılı Yasa ile devlete intikal ederek 3/7/1947 tarihinde tescil edildi” ibaresinin yazıldığı, akabinde ise bu ibare göz önünde bulundurulmadan Mayıs 1947 tarih … ila … numaralı tapu kaydı intikal ettirildiği, bu kayıtlardan … tarih cilt … sahife … sıra no … olan kayıtta şerhler hanesine Beykoz Orman Şefliğinin 5/10/1960 tarihli yazısı ile "tedavül ettirilmemesi" ibaresinin yazıldığı, 1957'de yapılan kadastro ile Hekimbaşı Çiftliğinin Üsküdar sınırları içinde kalan bölümünün ... ada, … parsel sayısı aldığı, birleştirilmiş olan ... ada, … sayılı parselin Asliye Hukuk Mahkemesinin E:… dava dosyasında dava konusu edildiği ancak davanın 10/03/1966 tarihinde müracaata bırakıldığı ve 6 aylık sürede dava yenilenmediğinden 06/10/1966 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek işlemden kaldırılması nedeniyle malik hanesinin açık bırakıldığı, bu karardan sonra taşınmazın bulunduğu bölgede Sular İdaresince isale hattı geçirilerek ... ada, … sayılı parselin, …, …, … sayılı parsellere ifraz edilerek … sayılı parselin İstanbul Belediyesi Sular İdaresi adına tescil edildiği görülmüştür.
Daha sonra, malik hanesi açık bırakılan dava konusu yerlerin kadastro beyannamelerinin tapu idaresine 1960 yılında devredildiği, 1960 yılında Hekimbaşı Çiftliği arazisinin tapulama faaliyetlerine başlandığı ve ... ada … ve … sayılı parsellerin, ... ada, … sayılı parsel olarak birleştirildiği, …. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan E:… sayılı davanın takip edilmemesi üzerine 1966 yılında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden bahisle kadastro müdürlüğü tutanağı yeniden ele alınarak Müdür A.Ü. başkanlığında tapu azası ve iki üyenin düzenledikleri 27/03/1970 tarihli tutanak ile … ve … sayılı parselin ½ oranında … ve … adına tespit edildiği, bu kadastro beyannamesinin malikini belirleme tutanağında, Orman Bölge Şefliğinin 26/03/1970 tarihli tutanağında bu yerin ormanla ilgisi olmadığının belirtilmesi ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması nedeniyle malik hanesinin kapatıldığının yazıldığı ve buna göre 22.06.1970 tarihinde kadastro beyannamesi kesinleştirilerek tapu siciline tescil edildiği, ...'nin çekişmeli taşınmazları, adına tescil yapılan kişilerden satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığı, … sayılı parseli 27.12.1985 tarihinde kendi adına tescil ettirdiği ve 30.12.1985 tarihinde ... Kooperatifine sattığı, … sayılı parselin ise ½ sini 22.09.1976 tarihinde, ½ sini ise 27.01.1983 tarihinde kendi adına tescil ettirdiği, tescil edilen … sayılı parselin tamamını ise 27.01.1983 tarihinde ... San. A.Ş.'ye sattığı, ... ve ... Kooperatifi tarafından 13.09.1982 tarihinde yapılan ilan sonucu … ve … sayılı parsellerin orman sınırları içine alınması işleminin iptali istemiyle açılan davada ... Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı görevsizlik kararı üzerine … Kadastro Mahkemesi’nde E:… Sayısı ile bakılan orman kadastrosu işlemine itiraz davasında Mahkemenin K:… sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların mensup bulunduğu Hekimbaşı Çiftliği özel ormanının, 4785 sayılı Yasa ile devletleştirilmiş olması nedeniyle tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiği, bu bakımdan daha sonra yapılan kadastro tespiti sırasında hukuki değer ifade etmeyen tapu kayıtları uygulanmak suretiyle oluşturulan … ve … sayılı parsellere ilişkin tapu kayıtlarının da herhangi bir hukuki değer ifade etmediğinden tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay ... Hukuk Dairesinin … tarihli, K:… sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. ... ada, … parsel sayılı taşınmazın, 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün 1994/12 sayılı Genelgesi uyarınca …, …, …, …, ... ve … sayılı parsellere ifraz edildiği, 1988 yılında Hazine tarafından şahıslar adına yapılan ... ada, … sayılı parselin tescili işlemine karşı açılan tapu iptali ve tescil davasında ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile dava kısmen kabul edilerek; … sayılı parselin ifrazından oluşan ... ve … sayılı parseller orman iken nitelik kaybı nedeniyle yöntemince orman sınırları dışına çıkarıldığından bu taşınmazlara yönelik şahıslar adına olan tapunun iptali ile taşınmazların hazine adına tesciline; diğer parseller yönünden ise davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay ... Dairesinin … tarih ve … sayılı kararı ile onanarak … tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının kullanıcısı olduğu taşınmaz ... sayılı parselin ifrazından oluşmuş, 6292 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ... Konut Yapı Kooperatifi tarafından anılan Kanunun 7. maddesi uyarınca taşınmazın kendisine iadesi, taşınmazın davacının da aralarında bulunduğu kullanıcıları tarafından ise anılan Kanunun 6. maddesi uyarınca kendilerine satışı talebinde bulunulmuş, 13/12/2013 tarihli Defterdarlık uzmanlarınca hazırlanan raporda ... Konut Yapı Kooperatifi adına yapılan tescilin yolsuz olduğundan bahisle taşınmazın iadeye konu olamayacağı yönünde görüş beyan edilmiş, ancak … tarihli, … sayılı işlem ile Hazineye ait ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında ... Konut Yapı Kooperatifi'ne iadesine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT : Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 8/6/2000 tarih ve 4577 sayılı Kanunla değişik 2. maddesinde belirtildiği üzere, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi amacıyla dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen öznel ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Anayasanın 169. maddesinde, "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz." hükmü yer almaktadır. 6831 sayılı Orman Kanununun 2/B maddesinde: "31/12/1981 tarihinden önce bilim va fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları orman sınırları dışına çıkartılır.
Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır. Uygulama kesinleştikten sonra tapuda kesin tashih ve tescil işlemi yapılır." hükmü yer almıştır.
26.04.2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun "2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde: "İlgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya re'sen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde;
Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir." hükmüne, c bendinde; "Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar." hükmüne, 3. fıkrasında: "Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir." hükmüne, 4. fıkrasında ise: " Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun "Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış" başlıklı 6. maddesinde ise; "(1) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır. (2) 2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra düzenlenecek güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulacak tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilecek kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler de hak sahibi sayılır. (3) Hak sahiplerinden birinci fıkra kapsamında olanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkra kapsamında olanlar ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde idareye başvurarak, bu taşınmazların bedeli karşılığında kendilerine doğrudan satılmasını isteyebilirler." hükmüne yer verilmiştir. 6292 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; tapuda kişiler adına kayıtlıyken Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulan ve açılan tapu iptali ve tescili davaları sonucu Hazine adına tesciline karar verilerek Hazine adına tescil edilen taşınmazların önceki kayıt maliklerine iade edilmesi konusunda bir hak tanındığı, bu haklarını anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ilgili idare olan illerde defterdarlık, ilçelerde ise mal müdürlüklerine başvurmaları halinde kullanabilecekleri, 2 yıl içerisinde idareye başvuruda bulunmayanların bu haklarının anılan süre sonunda sona ereceği, anılan maddede belirtilen şartları taşıyan ve idareye başvuruda bulunan önceki kayıt maliklerine veya bunların kanuni mirasçılarına, taşınmazların, idarenin takdir yetkisi bulunmaksızın iade edileceği, ayrıca Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına tescil edilen taşınmazların, düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenlere taşınmazı satın almaları konusunda bir hak tanındığı, bu haklarını Kanunun 6. maddesinin birinci fıkrası kapsamında olanların bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, ikinci fıkrası kapsamında olanların ise, güncelleme listelerinin tescil edildiği veya kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren sekiz ay içinde (Ancak başvuru süresi önce Kanunun geçici 2 ve 4. maddeleriyle, daha sonra da Kanunun Bakanlar Kuruluna verdiği yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulunun 6/3/2017 tarihli, 2017/9967 sayılı kararnamesiyle 6 ay uzatıldığından bu durum da dikkate alınarak belirlenecek süre içinde) ilgili idare olan illerde defterdarlık, ilçelerde ise mal müdürlüklerine başvurmaları halinde kullanabilecekleri, anılan süre içerisinde idareye başvuruda bulunmayanların bu haklarının anılan süre sonunda sona ereceği, anılan maddede belirtilen şartları taşıyan ve idareye başvuruda bulunan taşınmazların kullanıcılarına veya üzerindeki muhdesatın sahibi kişilerin hak sahibi sayılacağı, tapuda kişiler adına kayıtlı iken Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulan ve tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazların kullanıcılarının, önceki kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin taşınmazların kendilerine iadesini istemeleri hâlinde, kullanıcıların bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Hazineye ait ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında ... Konut Yapı Kooperatifi'ne iadesine ilişkin … tarihli, … sayılı işlemin iptali istemiyle, anılan taşınmazın ifrazı sonucu oluşan parsellerin kullanıcıları olduğu yönünde tapu kaydının beyanlar hanesinde ibare bulunan aralarında davacının da bulunduğu kişiler tarafından açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı; Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/03/2023 tarihli, E:2021/2090, K:2023/1359 sayılı kararı ile, 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca bir taşınmazın iade edilebilecek taşınmazlardan olabilmesi için ilk önce; ilgililer adına tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulmuş bir tapunun olması ve tapunun hukuken geçerli ve usulüne uygun olarak oluşturulması gerektiği, uyuşmazlıkta; taşınmazın 4785 sayılı Yasa ile devletleştirilmesinden sonra tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirdiği, malik hanesinin açık bırakılmasına neden olan davanın takip edilmeyerek müracaatta bırakıldığı ve açılmamış sayılmasına karar verilmesi sonucu malik hanesi boş bırakılan taşınmazların malik hanesinin kapatılması işlemi kadastro müdürlüğünce yapılmış ise de; kadastro müdürlüğünün görevi dışına çıktığı, tapu kayıtlarının malik hanesinin ancak açılacak bir dava ile kapatılması ve ilgilisi adına tescil edilmesi mümkün olduğundan, … ve … sayılı parsellerin yetkisiz kadastro müdürlüğünün başkanlığında kurulan bir ekiple yapılan tescilinin usulsüz ve yolsuz olduğu, bu durumda, bu şekilde tapusu oluşturulan dava konusu taşınmazı satış vaadi sözleşmesiyle satın alarak adına tescil ettiren ...'den taşınmazı satın alan ... Konut Yapı Kooperatifinin, mülkiyet hakkını hiçbir zaman elde edemediği, adına oluşturulan tapu kaydının usulüne uygun olarak oluşturulan ve hukuken geçerli bir kayıt olmadığı, kadastro çalışmaları sonrası 86 ve 88 sayılı parsellerin orman sınırları içine alınması işlemine karşı yapılan itiraz üzerine … Kadastro Mahkemesi'nde açılan davanın ... Konut Yapı Kooperatifi adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu gerekçesiyle reddine yönelik kararın kesinleşmesi ile ... Konut Yapı Kooperatifi adına yapılan tescilin, hukuki bir değeri kalmadığından, 6292 sayılı Yasanın 7. maddesi kapsamında iade edilebilecek taşınmazlar kapsamında bulunmayan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın iade edilmesini uygun gören … tarihli, … sayılı Bakanlık Olurunda hukuka uygunluk, aksi yönde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.
Diğer taraftan, eski ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu oluşan parsellerden … ada, … parsel sayılı taşınmazın kullanıcısı olduğu yolunda tapu kaydının beyanlar hanesinde ibare bulunan bir başka kişi tarafından, 6292 sayılı Kanunun 6. maddesi çerçevesinde taşınmazın tarafına doğrudan satılması yolundaki başvurusunun reddine ilişkin … tarihli, … sayılı işlem ile söz konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında ... Konut Yapı Kooperatifine iadesine ilişkin 11.02.2015 tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada, anılan işlemlerin iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, bu karar Danıştay Sekizinci Dairesinin 05/11/2020 tarihli, E:2018/698, K:2020/4889 sayılı kararı ile bozulmuş, bu bozma kararına uyularak, iptale ilişkin mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararı ile ... Konut Yapı Kooperatifi adına oluşturulan tapu kaydının usulüne uygun olarak oluşturulmuş ve hukuken geçerli bir kayıt olmadığı, ...Konut Yapı Kooperatifi adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğundan, 6292 sayılı Yasanın 7. maddesi kapsamında iade edilebilecek taşınmazlar kapsamında bulunmayan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın iade edilmesini uygun gören … tarihli, … sayılı işlemde ve davacının taşınmazın kendisine satılmasına yönelik talebinin 6292 sayılı Yasanın 6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, iadesinin uygun görüldüğünden bahisle satış talebinin değerlendirilemeyeceğine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bu karar Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/12/2021 tarihli, E:2021/3989, K:2021/6411 sayılı kararı ile temyize konu kararın taşınmazın doğrudan satılması sonucu doğurmadığı, şahıslar tarafından yapılan satış başvurularının, kararın gerekçesi çerçevesinde davalı idarece değerlendirilerek yeniden işlem tesis edilebileceği açıklaması ile onanmıştır. 6292 sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrasının c bendi uyarınca; tapuda kişiler adına kayıtlı iken Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulan ve tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazların kullanıcılarının, önceki kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin taşınmazların kendilerine iadesini istemeleri halinde, kullanıcıların bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamayacağı tabii ise de, yukarıda yer verilen yargı kararları ile uyuşmazlık konusu taşınmazın ... Konut Yapı Kooperatifine iadesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, ...Konut Yapı Kooperatifinin, taşınmazın kendisine iadesi ile ilgili olarak taşınmazı satın alma başvurusunda bulunanlara göre bir önceliğinin bulunmadığı açıktır.
Uyuşmazlıkta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu oluşan parselin tapu kaydının beyanlar hanesine göre davacının 31.12.2011 tarihinden önceki bir zaman diliminden beri anılan taşınmazın kullanıcısı ve üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterildiği, 6292 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca süresi içerisinde anılan taşınmazı satın almak için ilgili idareye başvurduğu ve 2.000 TL başvuru bedelini ödediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Orman Kanununun 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkarılan ve Hazine adına tesciline karar verilen ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan dava konusu taşınmazın kullanıcısı ve üzerindeki muhdesatın sahibi olduğu tapu kaydının beyanlar hanesinde belirtilen ve 6292 sayılı Kanunun 6. maddesinde belirtilen süre içerisinde taşınmazı satın almak üzere ilgili idareye başvuran ve başvuru bedeli ödeyen davacı ile imar planı ve bu planın … sayılı notu uyarınca taşınmazın Üsküdar Belediye Başkanlığı adına bedelsiz devir ve tesciline ilişkin belediye encümeni kararı arasında menfaat bağının, bu haliyle davacının dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, işin esasının incelenmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddine yönelik mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava açarken var olan menfaat ilişkisinin dava devam ederken her aşamada da devamı gerektiğinden, 6292 sayılı Kanunda belirtilen idare tarafından ... ada, ... sayılı parselin ifrazı ile oluşan taşınmazın davacıya iade edilmemesine karar verilmesi halinde menfaat bağının ortadan kalkacağı tabii olduğundan, Mahkeme tarafından davanın devamı sırasında bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 13/04/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.