T.C.

İSTANBUL

ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2022/681

KARAR NO: 2024/106
DAVA: TAZMİNAT (Trafik Kazasından Kaynaklanan Munzam Zarar)
DAVA TARİHİ: 29/09/2022
KARAR TARİHİ: 12/02/2024

Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.01.2019 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketinin kanunun emrettiği 8 iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, 10/01/2019 tarihinde temerrüde düştüğünü, müvekkilin haklarını (tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduklarını,

Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı sonucunda 22/10/2021 tarihinde icra kanalı ile değer kaybı zararlarını tahsil edebildiklerini, temerrüt tarihteki alım gücü ile tahsil tarihteki alım gücünün aynı olmadığını, dosyada tahsil edilen avans faizinin müvekkilinin zararını karşılar nitelikte olmadığını, aşkın zararın,

TBK.nun 122/1. maddesinde düzenlendiğini, buna göre; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı gidermekle yükümlüdür". Yargıtay HGK'nın 10.11.1999 gün ve 13-353/929 Sayılı kararında vurgulandığı üzere; Munzam zarar sorumluluğunun kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukuki bir sonucu ve alacaklının zararının faizi aşan bölümü olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2020/967 E. 2021/859 K.sayılı kararında da Anayasa Mahkemesinin ihlâl kararlarının bağlayıcılığı gözönünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği benimsenmiştir, dendiğini, borçlunun, müvekkilinin temerrüt faizini aşan zararını karşılamakla yükümlü olduğunu, kaldı ki burada sigortalısı adına borçlu olan sigorta şirketinin tazminat alacağını ödemeyerek kusuru ile borcun tahsil edilmesini engellediği için müvekkilinin uğradığı munzam zararı da karşılamakla yükümlü olduğunu (Emsal; Yargıtay 11. HD.nin 29.04.2019 tarih ve 2018/1512 E. 2019/3201 K.ile Yargıtay 15. HD.nin 04/03/2019 tarih ve 2018/1494 E. 2019/932 K.) belirterek, müvekkilinin alacağını zamanında tahsil edememesinden kaynaklanan belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00.-TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taleplerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. Maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açılamayacağını, hasar ihbarının akabinde yapılan inceleme sonunda hasar dosyasının ret edildiğini, Uyuşmazlık Hakem Heyeti Kararı ve İtiraz Hakem Heyeti kararının icra takibine konu edildiğini, icra dosyasına ödeme yapıldığını, bu ödeme ile birlikte herhangi bir sorumluluklarının kalmadığını, davacının, faizi aşan zararını, inanılır, kesin ve net bir şekilde ispat etmesi gerektiğini (Emsal; ...

6.Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. ...K.ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 2007/11-668 E. 2007/798 K.ile Yargıtay 17. H.D.'nin 18/03/2013 tarih ve 2012/11411 E. 2013/3535 K.ile Yargıtay HGK.nun 2012/11-418 E. 2012/9874 K.ile yine Yargıtay HGK.nun 2007/11-668 E. 2007/798 K.), salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzlukların munzam zararın kanıtı olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, dava konusu olayın meydana gemesinde herhangi bir kusurunun da bulunmadığını, yargılama süreçleri devam ederken savunma hakkını kullandığını, kararda çıkan miktarı da tazminat sorumlusuna ödediğini, faizden sorumluluklarının da sınırlı olduğunu (Emsal; Yargıtay 17. HD.nin 13.05.2010 tarih ve 2010/231 E. 2010/4544 K.) ticari faize hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi zararların davalının kusuru ile zamanında giderilmemesi nedeniyle, geç ödeme kaynaklı aşkın zararın (munzam zararın) 6098 TBK.nun 122 (Mülga 818 s. BK.nun 105). Maddesine istinaden giderilmesi talebine ilişkin tazminat davasıdır. Taraflar arasında kazanın varlığı, tazminat talebinin tahkimde sonuçlandırılarak tazminat ödemesi yapıldığı hususlarında tartışma bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davacının aşkın zararının bulunup bulunmadığı, var ise bu zararın davalının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı,, munzam zarar koşullarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Yargılama devam ederken;

Dosyanın 13/03/2023 tarihinde yapılan duruşmasına davacı tarafça katılan olmamış, herhangi bir mazeret bildirimine de rastlanmamış olup, davacı vekiline duruşma gününün tebliğ edildiği, yeni duruşma gününden haberdar olduğu tespit edilmiş, duruşmaya mazeret dilekçesi sunan davalı vekilinin de mazeretinin belgeye dayanmadığından reddedilmesi nedeniyle, davayı takip eden taraf bulunmadığından HMK m.150 uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili 23/03/2023 tarihli dilekçe ile yenileme talebinde bulunulmuş, talebi kabul edilerek 18/09/2023 tarihine gün verilmiş, duruşmaya katılarak bu celse tayin edilen 12/02/2024 tarihli duruşma gününden haberdar olmuştur.

Davacı vekili 12/02/2024 tarihli celseye gelmemiş, mazeret de bildirmemiştir. 6100 sayılı HMK.nun 320/4.maddesi gereğince; Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır. Dava basit yargılama usulüne tabidir.

Dosya kapsamında davacı vekili tarafından davanın 1.kez takipsiz bırakıldığı 13/03/2023 tarihinden sonra tekrar ve 2.kez 12/02/2024 tarihinde takipsiz bırakıldığı anlaşıldığından, davanın HMK.nun 320/4.maddesi hükmü gereği açılmamış sayılmasına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK m.331/3 gereği davacı tarafa yüklenmesine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Basit yargılama usulüne tabi dosyanın ve eldeki davanın daha önce işlemden kaldırılmış olması sebebiyle yenilenmesinden sonra ikinci kez takipsiz bırakıldığından HMK 320/4. madde atfı ve HMK 150.madddesi hükmü uyarınca DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,

1.Alınması gereken karar ve ilam harcı 427,60-TL olup, peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL karar ve ilâm harcının DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

2.Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp DAVALIYA VERİLMESİNE,

3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,

4.Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa İADESİNE,

5.Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

Dair, tarafların yokluğunda, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK.

341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı.12/02/2024 KATİP HAKİM

Karar Etiketleri
12.02.2024 KALDIRILMASINA YERELHUKUK DIGER Trafik Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu HMK md.320/4 HMK md.150 K6100 md.320/4 K2918 md.109