8. Ceza Dairesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama-Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yaralama, sanık ... hakkında tehdit ve hakaret suçlarından,Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2014 tarihli iddianame ile de sanık ... ve ... hakkında hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır. 2.Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli kararı ile sanıklar.... ve ... hakkında hakaret suçundan ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığına, sanık ... hakkında tehdit suçundan beraatine, sanık ... ve .... hakkında tehdit suçundan ayrı ayrı 1500TL adli para cezası, sanık ... hakkında yaralama suçundan 2 yıl hapis cezası ve sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği, tehdit ve yaralama suçlarından verilen cezaların usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilk hareketin ...'dan geldiğine, sanığın kendisini koruma duygusuyla hareket ettiğine ilişkindir. 2. Sanık ... müdafinin temyiz isteği, hakaret ve tehdit suçunda eylemi ilk başlatanın ... olduğu, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 3. Katılan vekilinin temyiz isteği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sübuta erdiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, mağdure ile sanık ...'ın gayri resmi bir ilişki yaşayıp ayrıldıkları, olay tarihinde sanık ...'ın mağdurenin evinin yakınlarına geldiği, katılandan araca binmesini istediği, mağdurenin binmek istememesi üzerine rezalet çıkaracağını söyleyince, evinin yakınlarında olmasının verdiği tedirginlikle mağdurenin araca binmek zorunda kaldığı, bir süre gittikten sonra aralarında tartışma çıktığı ve sanık ...'ın mağdureyi basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaraladığı, benzin istasyonuna götürüp yüzünü yıkattığı, ardından ormanlık bir alana götürüp silahını başına dayayarak abdest al seni öldüreceğim dediği, bir süre de burada tuttuktan sonra mağdureyi evine bıraktığı, akabinde olayı duyan katılanın kardeşi sanık ...'ın sanık ...'a tehdit ve hakaret içerikli mesajlar attığı, sanık ...'ın da sanık ...'a hakaret ve tehdit içerikli mesajlarla karşılık verdiği iddiasına ilişkindir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; Katılan ...'in aşamalardaki ifadeleri, bu ifadeler ile uyumlu adli tıp raporu, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde yaralama eyleminin mağdurenin hürriyetini kısıtlama suçunu gerçekleştirme amacına dönük olarak gerçekleştirdiği ve yaralama eyleminin hurriyeti tahdit suçunun unsuru olduğu anlaşıldığından sanığın ayrıca yaralama suçundan cezalandırılamayacağı anlaşıldığından, yaralama suçundan kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanıklar Ramazan ve Erkan hakkında karşılıklı hakaret suçundan kurulan hükümler yönünden; 1. Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 125 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanık ... yönünden 13.05.2014,sanık ... yönünden 14.04.2014 tarihli sorgu tarihleri olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. C. Sanık ... hakkında katılan sanık ...'a yönelik tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden; Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci cümlesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 24.10.2014 tarihli sorgu tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. D. Sanık ... ve Erkan Satılmış hakkında birbirlerine yönelik tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden; Sanık ... yönünden tehdit suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun farklı mağdurlara farklı zamanlarda işlendiği belirlenerek yapılan incelemede; 1.Sanık hakkında seçimlik ceza öngören tehdit suçundan uygulama yapılırken, seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edildiği ve artık bu cezanın tekrar para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeyerek hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında sayılan adli para cezası dışındaki diğer seçenek yaptırımlardan birisine çevrilebileceğinin mümkün olduğuda değerlendirilmeksizin, hapis cezasının para cezasına çevrilmesi suretiyle aynı yasanın 50 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması, 2. Hükümden sonra, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 üncü maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığa isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış olması karşısında; uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Uzlaşmanın sağlanamaması halinde ise; 3. Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... Basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. E. Sanık ... hakkında katılan ...' e yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden; Sanığın, katılanı binmediği takdirde rezalet çıkaracağını söyleyerek zorla aracına bindirdiği ve çıkan tartışma sonucu darp ettiği, ardından aracından indirip yüzünü yıkamasını söyleyip, tekrar aracıyla ormanlık alana doğru götürdüğü ve burada da ''abdest al seni öldüreceğim'' diyerek tehdit ettiği olayda katılan ...'in aşamalardaki ifadeleri, bu ifadeler ile uyumlu adli tıp raporu, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un(5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince mahkumiyeti yerine, beraat kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V.KARAR A.Sanıklar Ramazan ve Erkan hakkında karşılıklı hakaret suçundan kurulan hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, B. Sanık ... hakkında katılan sanık ...'a yönelik tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden; Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.06.2016 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C. Sanık ... ve Erkan Satılmış hakkında birbirlerine yönelik tehdit suçundan kurulan hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenlerle Silivri 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, D. Sanık ... hakkında katılan ...'e yönelik yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde (A) (E) bendlerinde açıklanan nedenlerle Silivri 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde karar verildi.
Tam metni görüntülemek için kayıt olun
Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın