Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2015/602 Esas - 2018/168

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

BURSA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2015/602 Esas
KARAR NO: 2018/168
VEKİLİ: Av. ..... - Uluyol Cad. Kanburoğlu Apt. No:32 K.1 D.1 Osmangazi/ BURSA

DAVALILAR : 1-... SİGORTA A.Ş. - ... Plaza Büyükdere Caddesi No:110 Şişli/İstanbul

VEKİLİ: Av.....- Hacı İlyas Mah. 4.Aral Sk. No:3-5 Adalet Apt. K:4 D:16 Osmangazi/ BURSA
: 2-... (TC: ....) - Çanaklı Mah. Güneri Cad. No:41 Kozan/ADANA
3-... (T.C.: .....) -Cumhuriyet Mah. Çetin Sk. No:60 Kozan/ ADANA
VEKİLİ: Av....... - Irmak Cad No:139/A Kozan/ ADANA
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 08/05/2015
KARAR TARİHİ: 08/02/2018
KARAR YAZIM TARİHİ: 01/03/2018

Mahkememize tevzi edilen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA VE SAVUNMA :

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: 28.03.2015 tarihinde eşi/babaları/kardeşleri ...'ın sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken, davalılardan Sigorta Şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalanmış, davalı ...'a ait ve diğer davalı sevk ve idaresindeki aracın çarpışması neticesinde vefat ettiğini, kendisinin ve akrabası ...'in yaralandığını, kazada tüm kusurun davalı tarafa ait araçta olduğunu, murisin eşi ... için 50.000.TL, oğulları ..., ... ve ... için 25.000,'er TL, kardeşi ... için 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen, ... için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak ve davalı sigorta şirketi açısından poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla 1.000. TL maddi (destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi davalıdan dava, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazada davacıların murisinin ağır ve asli kusurlu olduğunu, bu nedenle tazminat yükümllüğü bulunmadığını, gerektiğinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılabileceğini, davalıların hiçbir kusuru olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... Sigorta A.S vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın 216450645/0 nolu 22.05.2015-2016 vadeli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçede sigortalının kusurlu olması hainde ve kusur oranı ile sınırlı olmak kaydıyla kişi başına 290.000. TL azami sakatlanma ve ölüm teminatı bulunduğunu, birden fazla kişinin kazada zarar görmesi halinde garameten paylaşım yapılması gerektiğini, sigortalısının kazada bir kusurunun bulunmadığını, destekten yoksun kalındığının kanıtlanmasının gerektiğini, SGK, Bağkur ve Emekli Sandığından gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerektiğini, ölümden sonra sosyal yaşamdaki değişikliklerin araştırılmasının gerektiğini, aktüer tarafından hesaplama yapılmasını, belirli bir ücret bulunmadığı takdirde hesaplamaların asgari ücret üzerinden yapılmasını, davacılar murisinin müterafik kusurunun nazara alınmasını, dava tarihinden öncesi için faiz istenemeyeceğini, yasal faizin uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER

Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, tarafların beyanı, İnegöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/204 E. Sayılı dosyası, Yenişehir Cumhuriyet Savcılığının 2015/453 Sorgu tutanağı, bilirkişi raporu, ATK raporu, yazılan müzekkere cevapları.

Mahkememizce 03.05.2016 tarihli celsede dosyanın kusur yönünden rapor alınması için ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine karar verilmiş ve ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından dosyaya ibraz edilen 20.10.2016 tarihli adli tıp raporunda " Davalı sürücü ...’ın %15 (yüzde onbeş) oranında kusurlu olduğu, Müteveffa sürücü ...’ın %85 (yüzde seksenbeş) oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.

Mahkememizce 26.01.2017 tarihli celsede aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiş ve bilirkişi ... tarafından dosyaya ibraz edilen 10.02.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda " Davacı ...'ın eşi ... vefatı nedeni ile toplam destek zararlarının, 154.417,75 TL olduğu, Kaza ve rapor tarihi itibariyle yeniden evlenme İhtimalinin %1 olduğu ve bu durumda 152.873,58 TL. destek zararının bulunduğu, Hesaplanan destek zararlarından davalı/sigortalı/sürücü/araç maliki %15 kusuruna isabet eden tutarının 22.931,04 TL olduğu, hesaplanan tutarın davalı Sigorta Şirketi poliçe limitleri dahilinde olduğu, dava ile istenilenin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.000. TL olduğu görüş ve kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır.

Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “ işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden,Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.

Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.

Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.

Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hakimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. ..., “... A. ... ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s.

1180.bu husus kabul edilmektedir.nin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri taleplerin zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışında olduğuna” ilişkin hükümdür. Bu hükümle kanun koyucu; tehlike sorumlusu zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu kapsamından sadece, tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararları çıkarmıştır. Şu haliyle, anılan kişilerin mallarına gelen zararlar dışında kalan ölüm ve yaralanmaya ilişkin cismani zararlar ise sigortacının sorumluluğu kapsamında bırakılmış; böylece tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğu benimsenmiştir. Durum bu olunca, işletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin ölüm veya yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğu kabul edilmelidir. Araç sürücüsünün veya yakınlarının talepleri ise 92.madde kapsamında yer almamakla sigortacının sorumluluğu kapsamında kabul edilmiştir. Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır.

Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).

Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.

Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı).

Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; işletenin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte işleten üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın işletenin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan işletenin zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. İşletenin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir.

Destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olsa idi doğrudan işleten üzerinde doğup ondan mirasçılarına intikal edeceğinden, bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecekti. Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.

Şu hale göre; işleten murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.

Davacıların üçüncü kişi konumunda oldukları hem mahkeme, hem de özel dairenin kabulünde olduğu gibi, işletenin yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da, uyuşmazlık konusu değildir. Davacıların uğradıkları zarara bağlı olarak talep ettikleri hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.

Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıklarına, ölüm nedeniyle doğrudan davacının üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağına; dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine; 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 - 411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar ve HGK'nun 16.01.2013 gün 2012/17-1491 esas 2013/74 karar sayılı ilamları uyarınca)

Somut olaya gelindiğinde, davacılar murisi ve desteği ...' ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile davalı ...' nın sürücüsü olduğu, davalı ...' ın maliki olan, davalı zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... Sigorta olduğu 16 ... plakalı çekici arasında meydana gelen trafik kazasında, davalı sürücü ...' ın idaresindeki araç ile kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması tali kusurlu %15 ve destek ...'ın dur levhasına rağmen kontrolsüzce anayola çıkış yapması sebebiyle asli %85 kusurlu olduğuna yönelik alınan İstanbul Adli Tıp Kurumunun 20/10/2016 tarihli raporuna kanaat edilmiş ve trafik kazası sonucu ölen ...' ın murisi eşi ...' ın uğradığı destek zararının kusur oranları indirimi uygulandıktan sonra 22.931,04 TL, olduğu aktüer bilirkişi raporu ile tespit edilmiş bu raporun hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olduğu anlaşılmakla itibar etmek gerekmiştir.

Davacı tarafından dava dilekçesinde 1.000 TL maddi tazminat talep ettiğinden bu miktar üzerinden davanın kabulune dair karar verilmiştir.

Bu durumda, dava konusu 28/03/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, davalı ...' ın sürücü, davalı ...' ın araç maliki işleten olarak sorumlu olup bu kazada tarafların kusur oranları ve aktüerya bilirkisinin kanaat verici raporu ile davacı ...' için taleple bağlı kalınarak 1.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının kabulu ile bu miktar destekten yoksun kalma tazminatın davalılar ... ile ... yönünden kaza tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.

Davacılar vekilinin manevi tazminat talebi yönünden değerledirildiğinde, bilindiği üzere Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

O halde toplanan delillerden, meydana gelen trafik kazası sonucu murisi ...' ın ölümü ile sonuçlanan olayda, tarafların kusur oranları, olayın meydana geldiği tarih, olayın meydana geliş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihindeki paranın alım gücü, desteğin ölümü nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmende olsa giderilmesi amacıyla, davacı desteğin eşi ... için 8.000 TL, davacı desteğin çocukları ..., ... ve ... için 6.000 er TL, davacı desteğin kardeşi ... için 4.000 TL manevi tazminat' ın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde takdir edilerek manevi tazminat talebinin davalı sürücü ve işleten yönünden kısmen kabulune karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,

1.Davanın kısmen kabul kısmen reddine,

A) Davacının destekten yoksun kalma tazminat talebinin kabulü ile davacı eş ... için 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 28.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden dava tarihi olan 08.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

B)Davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 8.000,00 TL, davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 6.000,00 er TL davacı ... için 4.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 28.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

3.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2117,61TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 481,58 TL'nin mahsubu ile bakiye 1636,03TL nispi karar ve ilam harcının davalı ... Sigorta A.Ş' nin 52,7 TL den sorumlu olmak üzere davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak maliye hazinesine gelir olarak kaydına,

4.Davacı tarafından maddi tazminat yönünden yapılan bilirkişi gideri 562 TL, posta, müzekkere ve tebligat gideri 232,7 TL olmak üzere toplam 794,7 TL yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

5.Destekten yoksun kalma tazminat talebi yönünden, davacının yargılama sırasında kendisinin vekil ile temsil edildiğinden AAÜT 13/2. Maddesine göre 1.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

6.Manevi tazminat talebi yönünden, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğundan ve yargılama sırasında kendisinin vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen davacı ... için 2.180 TL vekalet ücreti, davacı ... için 2.180 TL, davacı ... için 2.180 TL, davacı ... için 2.180 TL, davacı ... için 2.180 TL vekalet ücreti, olmak üzere toplam 10.900, 00TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...' dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

7.Manevi tazminatının reddedilen kısımlar sebebiyle davalılar ... ve ... kendilerini vekil ile temsil edildiğinden A.A.Ü.T' nin 10/2. Maddesine göre belirlenen her bir davacı için 2.180 TL olmak üzere toplam 10.900,00TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak bu davalılara verilmesine,

8.HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/02/2018

Katip 157032

(e-imzalıdır)

Hakim 125958

(e-imzalıdır)

Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır.

Aslının aynı olduğu tasdik olunur.

Katip 157032

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
08.02.2018 REDDİNE YERELHUKUK DIGER Trafik Hukuku 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanunu 2918 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu HMK md.341 K2918 md.91/1 K2918 md.86 HMK md.333